MODA – Keyifli Hayatın Dergisi

Moda Dergi

moda dergi

– Moda, Haber, Röportaj, Kültür Sanat, Alışveriş, Business, Dosya Haber, Lifestyle ve günlük hayatın içinde ne kadar güzellikler varsa Moda Dergi orada.

BOĞAZ'A KARŞI TENİS PARTİSİ

DÜNYACA ÜNLÜ TENİSÇİLERİ AĞIRLAYAN TEB BNP PARIBAS İSTANBUL CUP'IN AÇILIŞ PARTİSİ, FOUR SEASONS HOTEL ISTANBUL'DA YAPILDI. İŞ VE CEMİYET HAYATINDAN ÜNLÜ İSİMLERİN KATILIMIYLA BAŞLAYAN PARTİDE, AJDA PEKKAN SAHNE ALDI.

Yıldız oyuncuların katılımıyla gerçekleşen TEB BNP Paribas İstanbul Cup'ın açılış partisi, Four Seasons Hotel Istanbul’da gerçekleşti. İstanbul Valisi Vasip Şahin ve Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Cengiz Durmuş'un konuşmalarıyla başlayan geceye, cemiyet hayatından ve sanat dünyasından ünlü isimler akın etti. Açılış partisinde Ajda Pekkan ve Enbe Orkestrası, müthiş sahne performanslarıyla tenis severlerden büyük övgü aldı.

REYHAN HACIOSMANOĞLU: “İNSANLARI MUTLU ETMEK SEVDAMIZI GÜÇLENDİRİR”

1964 yılında doğan Reyhan Hacıosmanoğlu, 93 yılında Ankara’da unlu mamuller ve ekmek imalatı olarak kurulan Liva’nın ikinci kuşak sahibi. Reyhan Bey, babası Cumali Hacıosmanoğlu’ndan devraldığı emaneti yoğurdu, mayaladı, dinlendirdi, pişirdi ve Bahçelievler LivaBistro ve Liva İncek ile birlikte girdiği yolda Liva Green ve Liva Flat şubelerini de ekleyerek pastanecilik sektöründe marka olmayı başardı.

22 yıldır Ankaralılara en iyi hizmeti sunan, araştırmalarıyla sektöre, yenilik arayışıyla değişime yön veren marka sahibi Reyhan Hacıosmanoğlu, bir aile şirketi geleneğiyle bayrağı, oğlu Mert Hacıosmanoğlu’na devrediyor. Reyhan Bey ile sektörü ve Liva’nın başarısının sırrını konuştuk… Reyhan Hacıosmanoğlu Unlu mamullerle başlayan ve her yıl daha da başarılı bir ivme sergileyen Liva’nın sırrını öğrenebilir miyiz? Yenilikçi tarzımız; kimseye 'sadece bir müşteri' gözüyle bakmayışımız, kalitemizi her yıl artırmamız ve samimiyetimiz... Aile sıcaklığını misafirlerimize hissettirebilmemiz, Liva’yı bir marka statüsüne çıkarmamızın en önemli sebeplerinden. Ankaralılar bu markayı benimsedi ve bağrına bastı. Biz de buna layık olmaya çalışıyoruz. İş prensibiniz nedir, en çok neye önem verirsiniz? Ankara’da pastanecilik konseptini biz yönlendiriyoruz. Çok araştırırım, yurt dışında ya da yurt içinde nereye gidersem gideyim yapılan hizmetleri ayrıntılı bir şekilde gözlemlerim. Daha iyi nelerin yapılabileceğini düşünürüm, ben bilmiyorsam bilen birini mutlaka bulur ondan öğrenirim. Yeni bir yatırım yapılacaksa şayet yapılanma süreci için 5 sene öncesinden çalışmalarımıza başlarız. Bu süreçte çok araştırır, düşünür, kafa patlatırım. Çünkü keşif süreci zorlu bir süreçtir; var olan alışkanlığı değiştirmenin ötesinde o alışkanlığın üzerine farklı olarak ne ekleyebileceğimizi düşünüp insanların beklentilerini karşılayabilecek standartları sağlamaya çalışıyoruz. Liva’nın anlamı “Karadeniz dağlarındaki karı eriten ılık rüzgar”. Karadenizli olmak sizi işsel anlamda da besliyor sanırım… Elbette. Karadeniz insanı misafiri sever, sunmaya düşkün olur. Karadeniz’de aşk, sevda vardır, insanları mutlu etmek sevdamızı güçlendirir. Liva’nın farkı, işini aşkla yapan kişilerin bir araya gelmesindedir. Liva; bizim evimiz, ailemizdir. Ben, eşim ve çocuklarım; bir de işini severek yapan işletmecilerimiz, çalışanlarımız, hepimiz bu ailenin parçasıyız. Yeniliğe giden yolda ilham kaynağınız nedir? Bu konuda çocuklarımdan destek alıyorum, çünkü artık yeni trendleri gençler belirliyor. Kızım Bahçelievler semtinde yer alan kısa süre önce Kızılay’da da açılan Mocaco Cafe’nin sorumluluğunu üstleniyor. Oğlum Mert ise benimle birlikte sektörü tanıdı, gördü ve bundan sonra Liva markası ona emanet, ben onun danışmanlığını yapacağım. Zaten sıklıkla toplantılar yapıyoruz, kendi içimizdeki tatlı rekabet bile başarımızın sırrını oluşturan önemli bir etken. İş hayatında başarılı bir yönetici nasıl olunur? Çalışmak, dürüstlük ve her daim yeniliğe açık olmak... Değişen dünyaya ayak uydurmanın tek yolu, değişimi izleyip günümüz koşullarına uyum sağlayabilecek şartlar için daha çok çalışmak. 4 şubemiz var ve bu dört şubenin çalışanlarıyla ilgilenmek zorundayız, yeniliklere ayak uydurmalıyız, bir de müşterilerimizi en iyi şekilde ağırlayıp mutlu bir şekilde buradan ayrılmasını sağlamak durumundayız. Biz, işimizi ailemiz olarak gördüğümüz için her bir çalışanımızla doğru diyalog kurmamız gerekiyor. İş hayatında başarılı bir yönetici olmak tüm bunları kontrol altında tutmakla mümkün. Bir gününüz nasıl geçer, belli bir çalışma prensibiniz var mıdır? Standart bir çalışma prensibim yoktur. İş dışında sosyal yaşantımın da olduğunu söyleyemem. Biz zaten sosyal bir iş yapıyoruz, insanlarla iç içeyiz. Gün içinde çok da programlı değilimdir. Hangi saatte hangi şubeye gideceğimi kimse bilmez. Kapıdan çıkarken nereye gideceğime, hangi şubeyi ziyaret edeceğime karar veririm. Çalışanlarınızı seçerken nelere dikkat edersiniz? Ben nasıl işimi ciddiye alıyorsam, sahipleniyorsam, aynı prensiple burayı temsil edebilecek kişiyi seçmeye gayret ederim. Meslekten birilerinin olması, örneğin Turizm ve Otelcilik mezunu öğrencilerinin bulunması benim için önemli. Birilerinin onlara gereken önemi ve değeri vermesi gerekiyor. Burada işini severek yapacak insanlar olmalı her zaman. Gençlerin istihdamı da önemli. Bu nedenle genç olmasına dikkat ediyoruz, çünkü gençler daha dikkatli ve eğitilmeye müsait bir yapıya sahipler. Çocuklarınıza neler öğütlüyorsunuz? Önce kendi mutlulukları için çalışsınlar, başarı zaten arkasından gelecektir. Yenilikleri, dünya trendlerini iyi takip etmelerini öğütlüyorum. Ben babama çekmişim, babam Cumali Hacıosmanoğlu şu an 83 yaşında hala çalışır, işine önem verir, araştırmalar yapar. Vakti zamanında onun bana söylediklerini şimdi ben de çocuklarıma aktarıyorum. Hedefiniz...(?) Ankaralılar bizi bağrına bastı artık, hedefimiz her ne olursa olsun kalitemizden ödün vermeden markamızı daha çok kişiye ulaştırabilmek. İlerleyen zamanlarda bunun için yatırımlarımız olacak. MERT HACIOSMANOĞLU: “YENİ KONSEPTLER YOLDA” Reyhan Bey’in çalışma disiplinini kendine örnek alan Liva’nın genç yüzü Mert Hacıosmanoğlu’ndan ‘Liva’nın yeni vizyonu hakkında bilgi aldık. MERT HACIOSMANOĞLU Babanızla diyaloğunuz nasıldı, işe ne zaman dahil olmaya karar verdiniz? Ben zaten hep işin içinde yer aldım, çocukluğum Liva’da geçti. Babamla baba-oğul ilişkisinden öte iki ortak gibiydik, onunla birlikte işin her anında yer almak, çalışma hayatına geçişte bana büyük bir avantaj sağladı. Babam sabırla bana bütün bildiklerini aktardı. Genç yaşta bir işletmeci olmanın avantajları ve dezavantajları neler? Genç yaşta Liva gibi önemli bir markayı yönetiyor olmanın elbette ki zorlukları var. Her şeyden önce oturmuş bir markayı yönettiğiniz için üzerinizdeki sorumluluklar çok fazla. Hem var olan kaliteyi ve başarıyı sürdürmek, hem de Liva markasına değer katacak yeniliklere imza atmak zorundasınız. Ancak gençliğimin verdiği heyecan ve merak, sürekli yeni bir şeyler üretmemi sağlıyor. Büyüklerimin tecrübeleri ve bilgi birikimleriyle de bu heyecan birleşince ortaya gerçekten şahane işler çıkıyor. Bu konuda babamın vizyonerliği benim en büyük şansım oldu. Çünkü her zaman fikirlerime değer verdi ve bu da Liva'nın yeni ve dinamik projelerle marka değerine katkı sağladı. Sizden Via Green Liva’nın yeni konsepti ‘Liva Gurme’ hakkında bilgi alabilir miyiz? Bir kere 7/24 açık olan tek şubemiz. Bunun yanı sıra yediğiniz şeyin en özelini sizlere sunmaya çalışıyoruz, her müşterimize aynı özeni gösteriyoruz. Peynirlerimiz Balıkesir’den özel olarak geliyor. Pastırma Kayseri’den geliyor. Kahvaltıda yediğiniz, tadını beğendiğiniz herhangi bir ürünü de buradan satın alabiliyorsunuz. İlla kahvaltı yapmanıza da gerek yok, beğendiğiniz bir ürünün paketini alıp evinizde kendi kahvaltı sofranızda da yiyebiliyorsunuz. Menülerimiz bile konsepte uygun olarak oldukça kapsamlı bir şekilde hazırlandı. Hedefimiz bu zengin çeşitliliği bilmeyen ve keşfetmeye hazır insanlara ulaştırabilmek. Dürüstlüğe önem veren yapımızla açık mutfak özelliğini getirdiğimiz, mutfakta bile her şeyin detaylı bir biçimde düşünüldüğü, her an müşterilerimizin mutfak kısmımıza inebilecekleri şekilde dizayn edilen yepyeni bir Liva burası. 2016 hedefleriniz arasında diğer şubeleriniz için yeni konseptler var mı? Şu an için İncek şubemizde yeni konsept çalışmalarımız sürüyor. Mart ayına doğru yeni konseptimizle misafirlerimizi ağırlayacağız. Şu an için çok fazla detay vermek istemiyorum ama Ankaralılar şunu bilsinler ki büyük ilginin olduğu İncek şubemiz yeni konseptiyle yine çok konuşulacak. Bahçeli'de bulunan Bistro şubemizde mevcut konseptimizde hizmetimiz devam ediyor. Ancak menülerimizde ve ürün çeşitliliğimizde ufak dokunuşlar yapacağız. Liva Flat ise zaten yeni bir konsept ve Via Green Liva ile yakın. Ancak genele baktığımızda 2016'da Liva şubelerindeki en büyük değişim sadece sunduğumuz lezzetlerle değil, düzenleyeceğimiz çeşitli etkinliklerle de misafirlerimizi mutlu etmemiz olacak. Örneğin yeni yıl itibariyle Liva İncek ve Bistro şubelerimizde 'dilek ağacı' etkinliği başlattık. Her ay şubelerimizdeki dilek ağacına Liva'dan dileklerini yazıp asan 3 kişinin dileğini gerçekleştireceğiz. Bu bir tatlı da olabilir, pastacılık kursu da olabilir. Tamamen yazan kişinin isteğine bağlı.

BÜŞRA EKİNCİ 2016 MAYO VE BİKİNİ TRENDLERİNİ YORUMLADI

Kış tatillerini sevmediğimi dile getirerek yazıma başlamak istiyorum. İnsanlar kayak yaparken beni şömine önünde bir şeyler içerken görebilirsiniz. Yazın ise sahilde bir şezlong üzerinde unutup gidin beni. Sesimi çıkarmam.

Yaz kapıda! Sahiller kucak açmış bizleri bekliyor. Her mağazada sayısız mayo ve bikini görmemiz mümkün. Peki bu mayo ve bikinileri giymeye cesaretimiz var mı? Ne durumdayız? Öyle direk mayo bikini trendleri diyemeyeceğim kusura bakmayın. Önce bu konu üzerine bir şeyler söylemek istiyorum  Düzenli olarak spor yapabilen insanlara hayranım. Çok ciddiyim! Ayakta alkışlarım, o derece. Hele bir de bu insanlar çalışan insanlarsa ellerim su toplayana kadar alkışlayabilirim. Bir kere eşimle yürüyüşe çıkalım dedik. Evden çıktık, maksimum 50 adım attık. Sağda fast food satan yeri görünce anında kalbim, beynim ve ayaklarım oraya gitti. Allah’tan bu durum kiloma fazla yansımıyor. Böyle bir insan olduğum için de doğal olarak düzenli spor yapabilenlere saygım sonsuz oluyor. Kışın ye! Sonra yaz aylarına 1 kala ‘’Pardon? Şok diyetiniz var mı?’’ Kışın kalın kıyafetler giyerek fazlalıklarımızı saklayabiliyorduk. Ne güzel günlerdi değil mi? Eminim son bir ayda Google’da en çok aranan şey ‘’hızlı kilo verme, şok diyet, bir haftada 10 kilo verdiren diyet’’ cümleleri olmuştur. Hızlı kilo verebilirsiniz, tamam bu kabul. Ama bu tarz bir diyette vücudunuzu şoka sokmuş olacaksınız. Ve en acısı (çevremde de gördüğüm) verdiğiniz kiloları fazlasıyla hemen almanız olacak. Bayanlar içindeki bir diğer muamma da şu; 1- Bikinimi alayım nasılsa içine sıkış tepiş sığarım.(emin olmamakla birlikte söylerler) 2- İdeal kiloma kavuşayım öyle bikini alayım.(yine emin olmamakla birlikte söylenir) Arkadaşlar, arkadaşlar (Ulusa sesleniş  )! Herkes incecik, manken gibi olacak diye bir durum yok! Böyle bir yazılı kanun kural yok! Olay şu; hepimiz vücudumuzdaki kusurların farkında olarak mayo-bikini tercihimizi yaparsak ortada hiçbir sıkıntı kalmayacak aslında. Kısacası hepimiz güzeliz, hepimiz çiçek... Şimdi gelelim vücudumuza göre mayo ve bikini seçimindeki küçük hilelere… Daha sonra sizlere 2016 mayo ve bikinilerde neler trend onları fısıldayacağım. BÜYÜK GÖĞÜSLÜ BAYANLAR Üst parça tek renk olup, toparlayıcı özellikte olan sıkı kumaş tercih edilmeli. Göğüs kısmında desen, drape kullanılmamış üstler tercih edilmeli. Kalın ipli bikini üstü tercih edilmeli. Alt parçanın desenli, çizgili olması dikkati göğüsten uzaklaştıracaktır. KÜÇÜK GÖĞÜSLÜ BAYANLAR Göğüs kısmı drapeli,püsküllü mayo ve bikiniler tercih edilmeli. Canlı, hareketli renkler kullanılabilinir. Destekli push up üstler kullanarak göğüsleri daha dolgun gösterebiliriz. Atletik kesim, spor bikini ve mayolardan uzak durmak gerekir. BASENLİ BAYANLAR Geniş kemerli bikini altları tercih edilmeli. Göğüs kısmını hareketli seçmeli. Alt parçayı tek renk tercih etmeli. Basenlerden dikkati dağıtmak için bacakların üst kısmını örten etekli modellere de yönelebilirsiniz. GÖBEK FAZLALIĞI OLAN BAYANLAR Üçgen bikinilerden uzak durmalı. Tek renk mayoları tercih etmeli. Koyu renkten yana olmak doğru bir seçim olacaktır. Desenli giymek isteniyorsa büyük değil küçük desenlere yönelmeliyiz. DENGESİZ VÜCUT YAPISI OLAN BAYANLAR Vücudu ikiye böleceğinden bikini tercih etmemeli. Tek parça ve dikine derin kupları olan mayolar giyilmeli. Görüldüğü üzere bikini ve mayolarda seçtiğimiz renk ve desenler ile vücudumuzu daha hoş bir görüntüye ulaştırabiliyoruz. Mayokini kelimesini yazıda arayanlar için sadece tek bir cümle kuracağım; mayokini giymek istiyorsak ciddi anlamda fit olmamız gerekir, nokta. PEKİ, 2016’DA EN TREND MAYO VE BİKİNİ MODELLERİ NELER? Bu yaz plajlarda en çok göreceğimiz modeller; Örgü bikini ve mayolar. (Örgü çılgınlığı kıyafetlere de yansıyacak.) Halter kesim bikiniler Çiçek desenli mayo ve bikiniler Kot görünümlü mayo ve bikiniler Göğüs dekoltesinde çapraz iplerin olduğu mayo ve bikiniler (Bu yıl dekoltede çapraz ipler elbiseler ve badilerde de çok trend.) Metalik renklerdeki bikini ve mayolar (Yine bu ara kendimizi uzay çağında hissetmemize neden olan bu trendi başta ayakkabılar olmak üzere her yerde görüyoruz.) Yüksek bel bikiniler Leopar desenli mayolar Son olarak yaz aylarında güneş koruyucularımızı sürmeyi ve vücudumuzu bol bol nemlendirmeyi unutmayalım! Herkese mutlu tatiller! BÜŞRA EKİNCİ YİĞİT

GAZETECİ HAŞİM KILIÇ FOTOĞRAFLARINI SERGİLEDİ

HÜRRİYET GAZETESİ ANKARA BÜROSU MUHABİRLERİNDEN HAŞİM KILIÇ, ‘TERS IŞIK’ KONULU FOTOĞRAF SERGİSİNİ KÖKSAL EĞİTİM VAKFI (KEV) SANAT GALERİSİ’NDE AÇTI. ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ YARARINA DÜZENLENEN SERGİDE KILIÇ’IN CAM ÜZERİNE DİJİTAL BASKI 18 FOTOĞRAFI YER ALIYOR.

Daha önce ‘Bir Dünya’, ‘Aynadaki Adam’ ve ‘Yol’ isimli fotoğraf sergilerine imza atan Hürriyet Gazetesi Ankara büro muhabirlerinden Haşim Kılıç, ‘Ters Işık’ konulu kişisel fotoğraf sergisini KEV Sanat Galerisi’nde açtı. Köksal Eğitim Vakfı işbirliği ile üniversite öğrencileri yararına düzenlenen serginin açılışına çok sayıda seçkin davetli katıldı. Gecenin ev sahipliğini Köksal Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Köksal Yaykıran yaptı. Yaykıran, açılış konuşmasında “Köksal Eğitim Vakfı olarak hedefimiz, vakfımızı geliştirerek, her sene bir önceki yıldan daha fazla ihtiyaç sahibi üniversite öğrencisine burs imkanı tanıyabilmek” diye konuştu. Zeynep Köksal Yaykıran, katkılarından dolayı Haşim Kılıç’a teşekkür plaketi verdi.

TEKTAŞ MÜCEVHER'DEN RENKLİ TANITIM

Tektaş Mücevher ve Saatçilik, Türkiye distribütörü olduğu mücevher ve saat sektöründe İsviçre’nin önde gelen Chopard, Audemars Piguet ve Patek Philippe markalarının 2016 koleksiyonlarını Ankara Cermodern Müzesi’nde özel bir davetle tanıttı.

Tektaş Mücevher ve Saatçilik Yönetim Kurulu Başkanı Shelly Ovadia’nın evsahipliğinde gerçekleşen gece, İran yeni akım sinemasının öncüsü olarak kabul edilen sanatçı Abbas Kiarostami’nin fotoğraf ve video sergisinin gezilmesiyle başladı. Serginin ardından misafirler şık bir yemek eşliğinde, yeni koleksiyonları yakından inceleme fırsatı buldular. Özel davetlilerin katılımıyla gerçekleşen gecede Chopard, Audemars Piguet ve Patek Phillipe’in yeni koleksiyonları davetlilerin beğenisini topladı.

VURAL GÖKÇAYLI TASARIMLARI ÖĞRENCİLER İÇİN SERGİLENDİ

FRANSA'NIN TÜRKİYE BÜYÜK ELÇİSİ CHARLES FRIES VE EŞİ HELENE FRIES' İN EV SAHİPLİĞİNDE, İNÖNÜ VAKFI VE ANADOLU ÇAĞDAŞ EĞİTİM VAKFI İŞ BİRLİĞİ İLE BURSLU ÖĞRENCİLER YARARINA DEFİLE DÜZENLENDİ.

Fransa Büyükelçiliği'nde gerçekleşen defilede İstanbullu ünlü modacı Vural Gökçaylı'nın ilkbahar-yaz tasarımları sergilendi. Davete iş, cemiyet ve sanat dünyasından bir çok ünlü isim katıldı. Büyük beğeni toplayan defilenin ardından davet, elçiliğin bahçesinde gerçekleşen kokteyl ile devam etti.

BEYMEN'DEN ŞIK DAVET

DÜNYACA ÜNLÜ MARKALARIN BULUŞMASI NOKTASI BEYMEN, ANKARA KAVAKLIDERE MAĞAZASINDA 2016 İLKBAHAR/YAZ KOLEKSİYONLARININ ÖNE ÇIKAN TASARIMLARINI ÖZEL BİR DAVETLE TANITTI.

Yaz aylarına adım attığımız şu günlerde ünlü markaların ilkbahar/yaz koleksiyonları görücüye çıkmaya başladı. Ünlü markaları bünyesinde bir araya getiren Beymen de yeni sezon ürünlerini tanıtmak için Kavaklıdere mağazasında bir etkinlik düzenledi. Davette Beymen'in özel markaları Academia ve Beymen Colletction'ın yanı sıra dünya modasına yön veren Marni, Valentino, Etro, Stella Mccartney ve Barbara Bui gibi markaların tasarımları tanıtıldı. Modeller eşliğinde gerçekleştirilen sezon sunumuna, moda takipçileri ve cemiyet hayatının önemli isimleri yoğun ilgi gösterdi.

ÇUKURCUMA'DA MODA

TASARIMLARIYLA ADINDAN SÖZ ETTİREN ŞEBNEM ÇAPA, 'CHEZ-BO' MARKASININ YENİ KOLEKSİYONUNU BEYOĞLU ÇUKURCUMA’DAKİ BUTİĞİNDE TANITTI.

Şebnem Çapa'nın her yıl düzenlenen koleksiyon tanıtımına bu yıl da sosyetenin ünlü hanımları büyük ilgi gösterdi. Bu yıl koleksiyona Ceylan Çapa’nın tasarımlarıyla Chez-Bo çocuk koleksiyonu da eklendi. Annesi Şebnem Çapa ile birlikte davete ev sahipliği yapan Ceylan Çapa'nın tasarımları çok beğenildi. Öğle saatlerinde başlayan tanıtım davetinde, etnik kumaşlardan hazırlanan kıyafetler izleyenlerden tam not aldı. Geleneksel olarak her sene Hindistan’a giderek özel çiçek desenli rengarenk kumaşlarla koleksiyon hazırlayan Şebnem Çapa, koleksiyonuna ceket ürünlerini de ekleyerek ürün yelpazesini genişletti.

CEMİYET DÜNYASI, GOAL! SERGİSİ’NDE BULUŞTU

Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde futbol severlerin büyük ilgi gösterdiği GOAL! Sergisi, ünlü isimleri bir araya getirdi. Sanat, cemiyet ve spor dünyasından pek çok ismin katıldığı etkinlik sırasında görüşlerini dile getiren katılımcılar, ilk defa bu kadar geniş kapsamlı bir futbol sergisi gezme fırsatı yakaladıklarını dile getirdiler.

Moskova’dan sonraki ikinci durağı olan İstanbul’da, futbola gönül verenlere tarih dolu bir gün yaşatan GOAL! Sergisi, önemli isimlerini ağırladı. Ayşe Hatun Önal, Cansel Kut, Işıl Reçber, Gül Gölge Saygı, Feryal Gülman, Burcu Karabacak gibi cemiyet dünyasından birçok ünlü ismin katıldığı etkinlikte, GOAL! Sergisi’nin katılımcılar tarafından en çok beğenilen bölümü ise dünyanın tüm bölgelerinden formaların ve dünya futbol tarihindeki en eski topun yer alması oldu. GOAL! Sergisi’nde yer alan eşsiz objelerle ilgili bilgi alan ünlü isimler, etkinlik sonrasında da toplu bir hatıra fotoğrafı çektirdiler.

MODA DÜNYASINA MÜHENDİS DOKUNUŞU

ZEY COUTURE markasının yaratıcısı Zeynep Öztürk'ün bir bilgisayar mühendisi olduğunu biliyor muydunuz? O hayatın sürekliği yöne değil hayallerinin istikametine yelken açan bir isim ve şimdilerde şık tasarımlarıyla moda dünyasında hızlı adımlarla ilerliyor.

“Şimdi değilse ne zaman?” cümlesini hayat mottosu haline getiren ve buradan aldığı cesaretle uzun yıllar eğitimini aldığı ve icra ettiği bilgisayar mühendisliğini bırakarak moda dünyasına adım atan Zeynep Öztürk, renkli hikayesiyle Nisan sayımıza konuk oldu. En büyük amaçlarının; müşterilerinin hayallerindeki tasarımları gerçeğe dönüştürmek olduğunu söyleyen Öztürk, tasarımlarındaki ilham kaynağının ise “hayatın ta kendisi” olarak açıklıyor. Gelinlik, abiye ve basic gibi bir çok ürünün hazır giyiminin ve özel dikiminin yapıldığı Zey Couture mağazasında, modern dokunuşlarla yeniden yorumlanan kaftan tasarımları büyük ilgi görüyor. Amacımız müşterilerimizin hayallerindeki tasarımları gerçeğe dönüştürmek. Benim ilham kaynağım hayatın ta kendisi! Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? 1988 Ankara doğumluyum. Bilgisayar mühendisiyim. Yaklaşık bir buçuk yıldır ZEY COUTURE’ün tasarımlarını yapmaktayım. Anlayacağınız artık tasarım yapan bir mühendisim ve bundan oldukça keyif aldığımı söyleyebilirim. Her ne kadar bu sektörde yeni olsam da tasarım yapmak benim kendimde keşfettiğim yeni bir icat ya da buluş değil. Daha 5 yaşında kıyafetlerimin şekillerini değiştirip, yaptığım şeyleri giymek için ısrarlarım çoktu. Bu hikayeleri sanırım en güzel annem anlatabilir (gülüyor) Zey Couture'nin kuruluş hikayesini bizimle paylaşır mısınız? “Şimdi değilse ne zaman?” her zaman benim mottom olmuştur. Bu soruyu kendime oldukça sık sormaya başlamıştım. Radikal bir kararla çalıştığım firmadan istifa ettim ve ertesi gün hazırlıklara başladım. Amacım hayallerimi hayata geçirmekti. Ankara’da olmayan bir şeyi yapmak istiyordum. KAFTANLAR... Kaftanlar bu kadar hızlı karar vermemdeki en büyük sebeptir diyebilirim. Şu an Ankara’da modern kaftan denince akla gelen ilk firmayız. Geri dönüşler muhteşem. Herkes tasarımlara övgüler yağdırırken, benim gözümden bakabilen herkese buradan asıl ben teşekkür etmek isterim. ZEYNEP OZTURK ZEY COUTURE olarak ne gibi hizmetler veriyorsunuz? ZEY COUTURE; aslında kaftandan tutunda abiyeye, günlük giyimden, Hint işi elbiselere, gelinliğe kadar geniş bir ürün yelpazesine sahip. Bunun yanında askıdan satın alabileceğiniz ürünlerle birlikte, özel dikim yapma şansını müşterilerimize verebilmekteyiz. Çok eski kültürümüz olan kaftanların günümüz çizgileriyle modernize edilmiş halini Zey Couture’de görücüye çıkıyoruz. Üstelik müşterilerimize kiralama ayrıcalığı sunuyoruz. Günümüz kına gecelerinin yeni trendi Hint elbiselerini satın alma ve kiralama şansınız her zaman mevcut. Özellikle houte couture gelinlikler çalışmak tercihim olsa da, mağazamızda deneyip karar vermenize yardımcı olacak ve satın alabileceğiniz oldukça fazla gelinlik modellerine de sahibiz. Kaftan, gelinlik, abiye ve basic gibi bir çok ürünü bünyenizde bulunduruyorsunuz. Bu ürünlerde kişi özel dikim yapıyor musunuz? Tabii ki... ZEY COUTURE bünyesinde biz özel dikimi daha fazla ön planda tutuyoruz. Amacımız müşterilerimizin hayallerindeki tasarımları gerçeğe dönüştürmek. Özellikle gelinlik, abiye ve günlük giyimde kimi zaman onların hayallerini ortaya koyuyor, kimi zaman küçük dokunuşlarla tasarımlara yeni bir kişilik kazandırıyor, kimi zamansa onlar için sıfırdan yeni tasarımlar yaratıyoruz. Tasarımlarınızı hazırlarken nelerden ilham alıyorsunuz? Bir şeyler yaratırken sanırım olması gereken en önemli şey farkındalık. Çevrenizdeki objelerin birbirlerini etkilemesinden tutunda, zaman içinde akıp giden ahengi yakalamak, bunlardan uyumlar çıkarmak, yaratmak bile bir tasarımcının en büyük ilhamı. Bir tasarımcı hayatında olup biten her şeyden etkilenebilir, ilham kaynağı yaratabilir. Aslında neye nasıl baktığınızla ilgili bir durum. Bu yüzden algınız ne kadar açıksa sizde o kadar çok ilham kaynağı yaratabilirsiniz. Benim ilham kaynağım hayatın ta kendisi! Bu yazın trend modelleri neler? Maskulen tarz bu sene biraz geride kalacak. Bu ilkbahar-yaz koleksiyonlarında pembe parçalar, çiçek desenler, şifonlar tüm zarafetini ortaya koyacak; üstelik fırfır gibi belirgin detaylar yeniden ön planda olacak. Moda akışına yön veren tasarımcılar bu baharın tamamen feminen olmasını istiyor gibi. Gelin adaylarına tavsiyeleriniz varsa öğrenebilir miyiz? Gelin adaylarına tavsiye, “anın tadını çıkarın!”. Hepimiz aslında düğün organizasyonuna kitlenmişken hazırlık evresinde geçirdiğimiz vaktin kıymetini bilemiyoruz. Hemen çabucak bitsin istiyoruz. Halbuki hazırlık evresini ne kadar güzel geçirirseniz aslında geriye dönüp baktığınızda o zamanları o kadar güzel hatırlıyorsunuz. Sektördeki hedefiniz neler? Bir annenin bebeği için hedefleri ve beklentileri nelerse aslında benim burası için hedeflerim ve beklentilerim aynı. Ekip olarak biz Zey Couture’ün en iyi yerlere gelmesini, büyümesini ve çok büyük başarılara imza atmasını istiyoruz, bunun için öncelikli olarak beklentileri karşılamayı hedefliyoruz ve sonrasında elimizden en iyisi ne geliyorsa onu yapıyoruz ve yapacağız.

KIBRIS'TA YILIN DÜĞÜNÜ

Beklenilen nikak Kıbrıs'ta gerçekleşti. Tuğana Savgı - Doruk Kaya çifti rüya gibi törenle hayatlarını birleştirdi. Kaya Ailesi'nin Kıbrıs’taki oteli Kaya Artemis’te gerçekleşen törene siyaset, iş, sanat ve cemiyet hayatının ünlü isimleri katıldı.

Kaya Holding Onursal Başkanı Burhanettin Kaya'nın oğulu Doruk Kaya, işadamı Ergun Savgı kızı Tuğana Savgı ile hayatını birleştirdi. Kaya Ailesi'nin Kıbrıs’taki oteli Kaya Artemis’te gerçekleşen törene siyaset, iş, sanat ve cemiyet hayatının ünlü isimleri katıldı. Davette Savgı ve Kaya Aileleri misafirleri ile yakından ilgilendiler. Tuğana - Doruk Kaya Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün kıydığı nikahta gelin ve damadın şahitliklerini Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker, Milletvekili Belma Satır, Kemal Çolakoğlu ve Noyan Çolakoğlu üstlendi. Ebru Gündeş’in sahne aldığı düğün, gecenin ilerleyen saatlerinde DJ performans ile devam etti.

LEZZET TUTKUNLARININ YENİ ADRESİ

Yemeğe olan ilgisini Chef Akademi ve Italian Culinary Institue'de aldığı eğitimler ile taçlandırarak Chef in The Kitchen markasını yaratan Berker Varlık ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Gurme lezzetleri kadar şık mimarisiyle de dikkat çeken Chef in The Kitchen'ı mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Çocukluğundan beri yemeğe ilgisi olan ve bu alanda aldığı eğitimlerin ardından hayalini gerçekleştirme şansını yakalayan Berker Varlık'tan Chef in the Kitchen'ın hikayesini dinledik. Büyük titizlikle hazırlanan gurme lezzetleri ile kısa sürede Ankara'nın en çok tercih edilen restoranlarından biri haline gelen restoran, şık mimarisiyle de dikkat çekiyor. chef in the kitchen berker varlık Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? 1985 Ankara doğumluyum. Başkent Üniversitesi İstatistik Bölümü'nü bitirdikten sonra Amerika'da eğitim hayatımı tamamladım. Yemeğe olan ilgimden dolayı eğitimime Chef Akademi ve Italian Culinary Institue'de devam ettim. Yemek sektöründe öğrenim hiç bir zaman bitmiyor. Araştırma ve tadım bu meslekteki en temel kural. Sektöre giriş hikayenizi öğrenebilir miyiz? Yemek sektöründe yer alıyor olmamın hikayesi çocukluk zamanlarıma kadar uzanıyor. Annemin hamarat ellerinden çıkan leziz yemekler hep ilgimi çekmiştir. Yaşım ilerledikçe de ufak ufak reçete denemelerim başlayıp beni günümüze kadar sürükledi. Elimin lezzetine güvendiğimden ötürü kendi işletmemi açma kararı aldım. İyi ki de bu kararı vermişim. Bugün siparişi masasına giden her misafirimin tabağı gitmeden son kontrolü yapar ve yüz ifadesine dikkat ederim. Mutlularsa hak ettiğimiz yere geldiğimizin işaretidir. chef in the kitchen berker varlık Chef in the Kitchen markasının ortaya çıkışı nasıl oldu? Markanın isminden de anlaşıldığı üzere "şef mutfakta" düşüncesini tüketiciye benimsetmek istedik. Markanın logosundaki kedi ise bizzat kendi kedim. Damak lezzeti olan bir kediyle yaşamak bu güzel markanın logosu olmayı hak ediyor. Chef in the Kitchen olarak verdiğiniz hizmetlerden bahseder misiniz? Chef in the Kitchen ekibi olarak slow food ve "şefim ne önerir" akımının öncülerinden olmak istiyoruz. Mutfağımızın şefliğini şahsım ve yeteneğini, el lezzetini kanıtlamış Yargıtay'ın mutfak şefi İdris Güler ile en titiz şekilde yapmaktayız. Menümüzü birlikte istişare ederek oluşturduk. Başlangıç için seçtiğimiz İtalya, Meksika, Amerika, Osmanlı ve Türk mutfağının seçmelerini menümüzde misafirlerimiz bulabilir. Menümüzdeki her kalemde iddialıyız ve bu kalemlerdeki şef dokunuşları lezzetimizin ispatı olmakta. Mutfaktan çıkan her ürünü katkısız ve doğal olarak kendimiz yapmaktayız. Yemeklerimizi, ürünlerimize zarar vermemek için kısık ateşte pişiriyoruz. chef in the kitchen berker varlık Chef in the Kitchen'ın standart restoranlardan farkını nedir? Piyasadaki diğer işletmelerden farkımız mutfakta sadece profesyonel şeflerin ve işinde iddialı bir servis personelimizin bulunmasıdır. Butik restoranımızda değerli misafirlerimize değişik sunumlarımızla lezzetimizi kanıtlamak tek arzumuz. Chef in the Kitchen markasıyla ilgili ileriye dönük hedef ve projelerinizden bahseder misiniz? İlk hedefimiz misafir memnuniyeti elbette. Müşterilerimize kendi evindeymiş hissiyatını aşılamak istiyoruz. Restoranımızdan mutlu ayrılmaları için ekipçe bu konuya yoğunlaşıyoruz. Daha sonrasında markamızın sektörde adı geçen bir restoran olması için elimizden ne geliyorsa yapıcağız. Ekibimi ve menümü geliştirmek, yeni lezzetleri ve sunumları müşterilerimle paylaşmak istiyorum. Bunun için planladığım bir yurt dışı turum hali hazırda beklemekte. Adres: Profesör Ahmet Taner Kışlalı caddesi. 2902. sokak no:10 Sarnıç Park AVM Çayyolu Tel: 0532 154 0142 info@chefinthekitchen.com / www.chefinthekitchen.com

“HAYALLERLE SINIRLI BİR İŞ YAPIYORUZ”

Ankara’nın yıldızı yükselen kuruluşlardan La Voj’un kurucusu ve sahibi Jülide Zeynep Aydın ile bir araya geldik. La Voj bünyesinde verdikleri hizmetleri sorduğumuz Aydın, “Hizmetlerimizi bir liste ile sınırlamak ne yazık ki çok zor. Çünkü hayallerle sınırlı bir iş yapıyoruz.” diye konuştu.

La Voj Organizasyon firmasının kurucusu Zeynep Aydın'ı daha yakından tanıyabilmek için Nehehatun Caddesi'ndeki merkezlerinde bir araya geldik. La Voj ile hayalleri gerçeğe dönüştürdüklerini söyleyen Aydın, organizasyon firması seçiminde nelere dikkat edilmesi gerektiğini de bizimle paylaştı. Öncelikle sizi yeni tanıyacak MODA okurları için kendinizden bahseder misiniz? 1978 Ankara doğumluyum. İlk ve ortaokul eğitimimi Ankara’da tamamladıktan sonra 2000 yılında ODTÜ Maden Mühendisliği Bölümü'nden lisans derecesi ile mezun oldum. Daha sonra ABD - Chicago’da Illinois Üniversitesi'nden işletme konusunda MBA derecesi aldım. lavoj LaVoj markasıyla sektöre giriş hikayeniz nasıl oldu? Türkiye’ye döndükten sonra 2005 yılından itibaren bir tanesi mühendislik danışmanlığı konusunda hizmet veren muhtelif şirketler kurup Ankara, İzmir ve İstanbul’da hizmet sektöründe faaliyet gösterdim. Ankara’ya döndükten sonra 2015 yılının başında La Voj’u kurarak hep hayallerimi süsleyen hediye tasarımı ve organizasyon işine girdim. La Voj ismi gerçekten çok merak uyandırmakta. Bu ismi seçerken karakteristik olmasına ve bizi yansıtmasına önem verdim. La Voj; Esperanto dilinde yol demek ve benimle çok örtüşen bir isim. Ortaokul yıllarımdan beri kendi yolumu çizmekte ve o doğrultuda hareket etmeye özen göstermekteyim. La Voj isminin de markalaşıp benim istediğim ve çizdiğim yolda büyüyerek hak ettiği yeri bulacağına çok fazla inanıyorum. Yurt dışında katıldığım sektör fuarlarında marka ismimizin ilgi görmesi ve beğenilmesi beni ayrıca çok mutlu ediyor. Verdiğiniz hizmetleri kısaca tarif edebilir misiniz? La Voj, öncelikle organizasyonlara tedarikçilik yapmak amacıyla kurulmuştu. Sonrasında oluşan talep karşısında nişan, düğün, doğum günü kutlamaları, iş toplantıları, butik ev davetleri gibi muhtelif organizasyonlar düzenlemeye başladı. Canlı/yapay çiçek tasarımları, profesyonel fotoğraf hizmetleri, hediyelikler ve değişik grafik tasarımları da yine kendi bünyemizde çözümlediğimiz hizmetlerdendir. Sunduğumuz hizmetlerin arasına en severek yaptığımız unsurları da dahil ettik. Yeme/içme alışkanlıkları konusunda çok cesur bir kişiliğim olduğu için, örneğin, muhtelif davetler için menü oluşturma seçeneğini ilave ettik. Bir diğer unsur ise çocukluğumdan beri çok ilgili olduğum müzik konusu. Organizasyonlarda baştan sona çalınacak müziklerin seçimini yapıyoruz. Çok geniş ve çeşitli bir müzik koleksiyonu sahibiyim. Bu konudaki tüm bilgi ve birikimimi de severek bu iş için kullanıyorum. lavoj La Voj markasıyla sektöre getirdiğiniz yeniliklerden bahseder misiniz? Organizasyon öncesinde başlayan ve sonuna kadar devam eden danışmanlık hizmetinin ilk uygulayıcıları arasındayız. Verdiğimiz hizmetlerin pek çoğunu kendi bünyemizde tedarik ediyor olmamız hem kalite hem de müşteri memnuniyeti açısından bize sektörde büyük avantaj sağlıyor. Ayrıca organizasyon sahipleri bizden organizasyonun parçası olabilecek herhangi bir hizmeti de münferit olarak tedarik edebilirler. A’dan Z’ye organizasyon koçluğu yaptığınızı biliyoruz. Bu aşamada gelin ve damat adayları için sunduğunuz hizmetleri detaylandırır mısınız? Aslında düğün organizasyonları, tüm organizasyon türlerinin içinde en detaylı olanı sayılır. Çiftlerimizin hayalini dinleyerek başlıyoruz işe. Düğünün konseptini oluşturup gerekli tedarik adımlarını birlikte izliyoruz. Arzu edilirse gelin ve damat için styling yapıyoruz; hatta anne babalar, nedimeler ve en yakın arkadaşlar için bile. Hizmetlerimizi bir liste ile sınırlamak ne yazık ki çok zor. Çünkü hayallerle sınırlı bir iş yapıyoruz. lavoj Ankara’da kaliteyi yakalamak ve bunu sürdürmek oldukça zor. Bu zorlu basamakları çıkarken uyguladığınız prensiplerinizden bahseder misiniz? Doğduğum şehir olan Ankara’nın her zaman çok iyi şeyleri hak ettiği düşüncesiyle çıktım bu yola. Her şeyin önünde gelen prensibimiz müşteri odaklı hizmet veriyor olmamız. Organizanizasyon sahibini iyi dinliyor ve anlamaya çalışıyoruz. Aklındaki resmi ortaya koymaya gayret ediyoruz. Bunun haricinde kaliteden ödün vermiyoruz. Gerek kendi bünyemizdeki hizmetlerde gerekse dışarıdan tedarik ettiğimiz hizmetlerde sektöründeki başarılı isimlerle çalışıyoruz. Ve en önemli kriterimiz bütçeye sadık çalışıyor olmamız. Kalite/fiyat dengesi müşterilerimizin memnuniyeti ve sürekliliği için çok değerli bir kriter bizim için. La Voj markasını yukarılara çıkarmak için plan ve hedefleriniz nelerdir? La Voj için planımız çok ve hedefimiz büyük. Sektöründe en iddialı organizasyonları düzenleyen ve dileyen herkesi hayaline ulaştıran bir marka olmayı hedefliyoruz. Bu bağlamda, Nisan ayı içinde La Voj’un desteğiyle farklı bir marka adı altında Ankara’yla tanışacak olan bir tedarik kolumuz faaliyete girecek. Bunun müjdesini ilk olarak sizin vasıtanızla buradan sevgili Moda okurlarına duyurmuş olalım. lavoj Organizasyon günümüzde eskiye nazaran oldukça önem verilen bir noktada. Bu nedenle her organizasyon firması belli hizmetler veriyor ama sizce bu seçim yapılırken nelere dikkat edilmeli? Bence her işte olduğu gibi frekans çok önemli. Güven duymaksa esas. Hayallerinizi paylaşabileceğiniz kadar samimi görebildiğiniz ve size bu yolda ışık tutabileceğine inandığınız bir ekiple yola çıkmanın çok fark yaratacağını düşünüyorum. Bugüne kadar yaptığınız ve en çok beğendiğiniz organizasyon var mı? Nasıl bir organizasyon düzenlemiştiniz? En ilginçlerinden biri, bir evlilik teklifi organizasyonuydu. Senaryosunu damat adayıyla birlikte yazdığımız , masal kahramanları temalı bir organizasyondu. lavoj Okurlarımıza son olarak neler söylemek istersiniz? Biz işimizi ve bu iş kapsamında sunduğumuz hizmetleri değerli müşterilerimize sunabilmek için oluşturduğumuz La Voj markasını çok seviyor ve onu yakın bir gelecekte yeni alt ve üst markalarla geliştirip büyütmeyi hedefliyoruz. Temel amacımız, müşterinin memnun olacağı ve gönül rahatlığıyla satın alacağı ürünleri, ister küçük bir hediye isterse de büyük bir organizasyonun düzenlenmesi olsun, hoş bir sunumla ve makul bir kâr payıyla müşterinin beğenisine sunabilmektir.

FARKLI KÜLTÜRLER, ÖZGÜN TASARIMLAR & TABOURET INTERIOR DESIGN

Sevgili Moda okuyucuları, Yaşam alanlarımızı farklı detaylarla kendimize özgü kılmak, bize bu mekanları huzurlu ve güzel anılarla doldurma fırsatı veriyor. Özellikle dünyanın farklı bölgelerinde, farklı kültürlere sahip insanlar ile tanışmak, onlara yeni yaşam alanları oluşturmak ve bu kültürleri öğrenmek bizlere ayrı bir zevk veriyor. Bu sebeple bizim de yeni yaşam alanları yaratırken asıl amacımız, farklı tarz ve kültürlerdeki kullanıcıların kendilerini ait hissedebilecekleri alanlar yaratmaya çalışmaktır. İşte bu sayıda sizlerle, faklı yaklaşımlar ile tasarladığımız, Tataristan’ın başkenti Kazan şehrinde bulunan bir otel projesi ile ilgili fotoğraf ve detayları paylaşmayı istedik.
anıl güngör, lale çınar öskiper TABURET
Tataristan’ın Kazan şehrinde bulunan klasik tarzda tasarlamış olduğumuz Otelin giriş alanında kullanıcıları ilk olarak karşılayan Art Deco’ya ait formları kullanarak tasarladığımız altın varak detaylı asansör ve iki kollu merdiven olmaktadır. Duvarlarda ise toprak tonlarında İtalyan sıva kullanmayı tercih ettik. Tavandan sarkan kristal avizeler ile mekanın yüksekliği vurgulanırken zeminde kullandığımız açık renk mermeri banko tasarımımızda da devam ettirdik ve klasik form ile bütünleştirerek güçlü bir karşılama yaratmaya çalıştık. TABURET Otel koridoru tasarımımızda duvarlarda kumaş kaplama paneller üzerinde altın rengi desen ve çizgisel formları seçmiş olduğumuz şık bir dresuar ve aplikler ile bütünleştirerek giriş katta yakalanan ihtişamlı görüntüyü burada da devam ettirdik. TABURET Kral dairesini tasarlarken amacımız müşteriler için lüks ama rahat bir ortam yaratmaktı. Misafirlerin, kısa süre de olsa hoş vakitler geçireceği bu alanda aynı zamanda ev konforunu da bulabilmelerini amaçladık. Kullanıcının tüm ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak tasarladığımız odada otelin genelinde kullanmayı tercih ettiğimiz renk olan altın rengi profil kullanarak, oluşturduğumuz bölücü ile yemek alanını tanımladık. TABURET Otelimizin restoran bölümünde, otel genel konsepti klasik tarzı duvarlarda yaptığımız ahşap kaplama ve tavan tasarımı ile devam ettirdik. Bu klasik yapının içinde, seçmiş olduğumuz mobilyalar ve tavan aydınlatması ile daha modern bir tarz izledik. İş dünyasını yoğun bir gündemin beklediği nisan ayının sizler için güzel geçmesini diliyoruz. Fikir almak istediğiniz konularda bize e-mail veya telefon yoluyla ulaşabilirsiniz. TASARIM: TABOURET INTERIOR DESIGN ANIL GÜNGÖR LALE ÇINAR ÖSKİPER www.tabourettasarim.com www.facebook.com/TabouretDesign info@tabourettasarim.com T:+90 (533) 458 02 38 T:+90 (312) 436 14 40

TEK BAŞINA BAŞARILI BİR KADIN O

Her daim başarılı, her daim dizileri, tiyatro oyunları ve kitabı ile adından çok sık söz ettiren sevgili Nilgün Belgün ile içten, samimi bir röportaj gerçekleştirdim sizler için bu ay. Belgün'ü hep sahici ve lafını hiç esirgemeyen biri olarak tanıdım ve her zaman da ayakta alkışladığım çok değerli bir sanatçı oldu benim için. Bu röportajımda da bu içtenliği ve samimiyetini bir kez daha görmüş oldum. Belgün, hayata bakış açısı ve dik duruşu ile kadınlara da rol model olmayı hep başardı.

Nilgün Belgün ile sanata ve sanat hayatına dair uzun uzun sohbet ettik. Tiyatronun hayatında apayrı bir yeri olan ünlü sanatçı “Tiyatro bir aşktır, ben her şeyden vazgeçerim ama tiyatrodan asla vazgeçemem” diye konuştu. “Aşk ve Komedi” oyununuz ile tüm Türkiye'yi geziyorsunuz ve oyun 200'den fazla sahnelendi. Bu kadar yoğun bir ilgiyi bekliyor muydunuz? Bu kadar yoğun ilgi beklemiyordum açıkçası. Neden derseniz; bu tek kişilik bir gösteri, tam bir oyun da değil, stand-up asla değil, içinde tiplemeler yaptığım, hayatımı anlattığım bir devirden yani annem ve babamın evliliğinden bugüne kadar anlattığım bir İstanbul Büyükada ve sanatçı olarak anılarım var bu oyunda. Açıkçası bir kadın olarak tek başına bunun bu kadar ilgi göreceğini düşünemedim. Genelde tek kişilik gösterileri erkekler yapıyor ama ben bu gösterimle bir ilki yaşıyorum. Çok açık söyleyeyim bu benim yaptığım kadın meddah... Bunu kim fark ediyor, kim fark etmiyor bilmiyorum ama ben ne yaptığımı çok iyi biliyorum. Önemli olan da bu. Kapalı gişe oynuyorum, her yerde çok ilgi, sevgi görüyorum. Yani gözüm açık gitmeyecek... nilgün belgün Türkiye'de kadın sanatçı olmak başlı başına bir iş değil mi ? Zaten kadın olmak bizim ülkemizde çok zor, sanatçı olmak zor, oyuncu olmak zor, bunların hepsi zor. Tek başına ayakta kalabilmek zor, bütün bunların içerisinde ben hep şunu düşündüm; acaba talep alabilecek miyim? Acaba beğenilecek mi? Bu sorularımın hepsinin cevabının çok samimi ve sahici olmaktan geçtiğini çok iyi anladım. Sahnede çok sahici ve samimi olursanız bu sevgiyi alıyorsunuz. Mesela; Cem Yılmaz'da bu var, sahnede çok samimi. Derdinizi samimi anlatırsanız karşı taraf sizi anlıyor ama sahtekarlıklar, oyunlar yaparsanız sizi kabul etmiyor, bu kadar basit. Bu oyunda yaşanmışlıklar, aşklar ve bir kadın hayatı var. Bu hayat biraz farklı mı diğer insanlardan? Bütün zorluklara karşı dimdik duran bir kadın hayatı bu oyunda var. Ben paşa babamdan buralara gelmedim, normal bir ailenin üyesiyim ama tek başıma ayaklarımın üstünde durdum, çalıştım didindiğim ve buralara tek başıma geldim. Bu arada iki kız çocuğu büyüttüm, onun için bu oyunda bir mesajım da var beni izleyen seyircilerime: Bir kadın şayet isterse ayaklarının üstünde durabilir” Aslında hayat mücadelesi biraz zordur... Cesaretli olursanız ve mücadele ederseniz üstesinden gelebiliyorsunuz. Bir kadın olarak kimseye muhtaç olmamak adına meslek sahibi olmak, kendine güvenmek, sonrasında da kendini sevmek gerekir. nilgün belgün “Aşk ve Komedi” aslında pek bir arada gitmez. Hayata bakış açısı ya da rahatlık mı bu ikiliyi götürüyor? Bu ikiliyi götürmek bir bakış açısıdır aslında. Hayata biraz da nasıl baktığınızla alakalı, hayat hep gülmek değil, hayat hep ağlamak da değil. Bunu kendiniz de yönlendirebilirsiniz. Kader diye bir şey de var ama kaderi de biraz yönlendirmek insanın kişiliğiyle ilgilidir. Ben mutluluğa yatkın bir karakterim, bunun için bütün olumsuzluklardan en azından olumlu pay çıkarmasam da tecrübe çıkarırım. Yani her yaşadığım olumsuzluk bana tecrübeyi öğretir. Yılların tiyatro oyuncusu olarak çok meşakkatli yollardan geçtiniz, tabi bu yollardan geçerken duvarlar da çıktı karşınıza. Siz bunları hep aştınız. Şimdiki oyunculuklara baktığımız zaman sanki bu zorluklar pek karşılarına çıkmıyor. Günümüzde oyunculuk daha mı kolay? Dizilerde daha rahat çalışma şartları var. Çok uzun yıllar dizi oyunculuğu yaptım fakat tiyatronun şartları her zaman bellidir ve dünyanın her yerinde de tiyatronun şartları çok güllük gülistanlık değildir. Tiyatro bir aşktır, ben her şeyden vazgeçerim ama tiyatrodan asla vazgeçemem. Günün birinde o benden vazgeçebilir onu bilemem ama ben isteyerek her şeyden vazgeçebilirim. Onun için bu sahnede lüks, rahatlık aranmaz, burada ne olanaklar var ise onların içinden alarak halkla buluşma ve paylaşımdır ortaya çıkan sonuç. Sanata bakış açısı geçmişle kıyaslarsanız neler değişti? Sanata bakış geçmişte daha farklıydı günümüzde daha farklı. İnsanlar geçim derdinden maalesef sinema, tiyatroya pek fazla zaman ayıramıyor ancak bir yanda da sinema ve tiyatro bir kültürdür ve küçüklükten aşılamak gerekiyor çocuklara. Mesela benim tiyatrocu olamama sebep de annemdir. Ve kitabınız Hayat Sen Benimsin... Ben bu kitabı aldığımda inanılmaz mutlu oldum ve iki günde bitirdim. Siz bu kitapta neler anlatmak istediniz? Bir hayat, bir söyleşi kitabı bu. Bizler gelip gidiyoruz, bu bağlamda sanatçının geride bir şey bırakması lazım fikri ile oluşturdum bu kitabı.Tiyatro oyuncularının sinema, dizi oyuncuları gibi kalıcılığı yok. Bizim yaptığımız iş suya yazı yazmak gibi olduğu için bu kitabı benden sonra gelen genç neslin de beni daha iyi tanıması için yazdım. Bir tiyatro oyuncusu Nilgün Belgün nasıl bir kadındı, neler yapardı, nerelerden geçti... Ayrıca her sanatçının bir kitabı mutlaka olmalı diye düşünüyorum. Bunun dışından yeni bir kitap gündeminizde mi ? Yeni bir kitap evet gündemde ama neler yazacağım konusunda çok netleştiremediğim bir takım şeyler var. Sanırım kadına yönelik bir şeyler olacak gibi gözüküyor, günümüzde çok üzücü olan kadına şiddet, kadına taciz ve kadın cinayetlerine yönelik bir kitap yazmayı düşünüyorum. Sizce sinema mı dizi mi? Sinemada istediğim gibi bir rol oynayamadım bugüne kadar. Yani beni hep tiyatrocu olarak düşündüler, ben hep tiyatro yaptım ve tiyatrodan hiç vazgeçmedim. Sinemayla da aramda bir kopukluk oldu. Bu benim seçimim değil ama öyle bir rol gelir ki bayıla bayıla oynarım, çünkü ben bir tiyatrocuyum. Son olarak sizi sevenler için neler söylemek istersiniz? Sanatı ihmal etmeyin, sanat hayatın çirkinliklerini örter. Bir resim sergisine, tiyatro oyununa, sinema filmine gidin. Tabi ki televizyonda seyredin ama kişiliğinizi geliştirmek istiyorsanız tiyatroyu ihmal etmeyin derim. Sevgiler.... Röportaj: Sertaç Darcan Twitter: @sertacdarcan Instagram: Sertac___

Moda Dergi Instagram
Moda Dergi Business
Moda Dergi Haftanın Şıkları
Moda Dergi Kapak
Moda Dergi – Moda, Haber, Röportaj, Kültür Sanat, Alışveriş, Business, Dosya Haber, Lifestyle ve günlük hayatın içinde ne kadar güzellikler varsa Moda Dergi orada.