MODA

Keyifli Hayatın Dergisi

Moda Dergi

moda dergi

– Moda, Haber, Röportaj, Kültür Sanat, Alışveriş, Business, Dosya Haber, Lifestyle ve günlük hayatın içinde ne kadar güzellikler varsa Moda Dergi orada.

GARDIROP GURUSU İLE STİL ÜZERİNE

STİL DANIŞMANLIĞINA BAMBAŞKA BİR BOYUT KAZANDIRAN GARDIROP GURUSU HANDE CAN YÜCE, MODA VE ŞIKLIK ÜZERİNE FARKLILIK UYANDIRAN ÇALIŞMA TARZINI MODA DERGİ'YE ANLATTI.

YAYGIN İNTERNET KULLANIMI SAYESİNDE TÜRK KADINLARININ MODAYI YAKINDAN TAKİP ETTİĞİNİ İFADE EDEN YÜCE, ÖZELLİKLE YENİ NESİLİN BU ANLAMDA UMUT VAAD ETTİĞİNİ SÖYLEDİ.

Televizyon dünyasında kostüm hazırlayarak adım attığı moda dünyasına farklı tarzıyla yeni bir boyut kazandırarak 'Gardırop Gurusu' adıyla gündeme gelen Hande Can Yüce, hakkında merak edilenleri MODA Dergi'ye anlattı. Hande Can Yüce (Gardırop Gurusu) kimdir? Uzun zaman TV projelerinde styling ve danışmanlık yaptım. Özellikle kostümün ön planda olduğu büyük TV projelerinde bulundum fakat doğum yaptıktan sonra sabahlara kadar süren set saatlerini kaldıramayınca sektörü bırakma kararı aldım. Evde oturamayan bir karakterim olduğu için oğlum iki yaşına gelince Gardırop Gurusu’nu kurmaya karar verdim. Şuan ise bir çok ünlü isime stil danışmanlığı, markalara tasarım veya danışmanık yapıyorum. İşim gereği yurt dışındaki trendleri ve markaları daha kimse farkına varmadan takip etmem gerektiği için bir nevi trend takipciliği yapıyorum. O markaların özel tasarımlarını daha kimse almadan müşterilerim için sipariş verip trendleri herkesten önce takip etmelerini sağlıyorum. Yani kişiye özel buyerlik yapıyorum. Stil danışmanlığının tanımını sizden dinleyebilir miyiz? Moda, o sezonun trendlerini belirleyen bir terimdir ama o trendi yorumlamanızı sağlayan kişinin kendi stilidir. İşte ben bir danışman olarak burada devreye giriyorum. Stil danışmanı tarzınızı en doğru şekilde yansıtmanızı sağlayan kişidir. Herkesin rengi, vücut tipi birbirinden farklıdır. Stil danışmanı sizin yaşam tarzınız, hayat temponuz, sosyal çevreniz gibi unsurları göz önünde bulundurup sizin herkesten daha şık ve trend olmanızı ve sağlar. Tabiki burada karşılıklı güven çok önemli. Her iki tarafın da tarzı birbirine uyuyorsa çok daha güzel kombinler ortaya çıkıyor. Türk kadınlarının giyim konusunda yaptıkları yanlışlar sizce neler? Türk kadınları artık eskisi gibi değil. İnternet hayatımıza girdiğinden beri moda haftaları, moda çekimleri, trend raporları ve marka çekimlerine ulaşmak artık çok kolay. Bu da vizyonumuzun gelişmesini sağlayan çok önemli bir faktör. Böylelikle hata payı minimuma inmeye başladı ama hala renkli giyinmek, farklı kombinler yapmak ve aksesuar kullanmak konusunda Türk kadınlarının büyük bir eksiği olduğunu görüyorum. Bizim en büyük hatamız herşeyi kopyalama hali içinde olmamız. Ya mağazadaki satış elemanlarının etkisi altında kalıyoruz ya da fotoğrafta gördüğümüz kombinlerin aynısını uyguluyoruz. Biraz daha cesur olup kendi kombinlerini yaratmaya başlasalar çok daha yaratıcı Türk kadınları göreceğimizden hiç kuşkum yok. Yeni nesil bu konuda çok başarılı. Sokak modasını yakından takip edip gerçekten kendi stillerini yansıtan kombinler yapıyorlar ve bunu izlemek çok hoşuma gidiyor. Stil sahibi olabilmek için hangi adımlar atılmalı? Bu durum insanın ruhunda olan bir şey mi? Stil insanın kendi yansıması olduğu için içten geliyor ama trend takipleri ve gözlemleme ile biraz daha geliştirebilecek bir şey olduğunu düşünüyorum. Herkes çok iyi giyinecek diye bir şey yok. Önemli olan en iyi benim düşüncesinden sıyrılıp danışman yardımı almayı kabul etmek. Böylelikle "Ne giymeliyim veya bu bununla güzel oldu mu?" stresinden sıyrılıp gideceğiniz yere daha özgüvenli bir şekilde katılmış oluyorsunuz. Stil sahibi olabilmek için atılacak en büyük adım bu bence. Danışmanlığını yaptığınız bir çok isim var. Danışanlarınızın gardıroplarını hangi esaslara göre tamamlıyorsunuz? Gardırop düzenlemesi öyle göründüğü kadar kolay bir iş değil aslında. Her şey kişinin yaşam tarzıyla başlıyor. Nasıl bir işi var, sosyal statüsü ne, kaç yaşında, çocukları var mı gibi bir çok kritere göre bu düzenleme yapılıyor. Ortak belirlediğimiz tarz sonucunda gardırobu baştan sona düzenliyorum. Eksikleri belirliyorum elde etmek istediğimiz kombinlere göre de dolabı yeniden şekillendiriyorum. Genellikle çalıştığım kişilerin aksesuar kısmında eksikleri oluyor. İlk etapta en çok bunun üzerine yönlendirme yapıyorum daha sonra sıra kıyafet ve onu tamamlayıcı diğer unsurlara geliyor. , Stil Danışmanlığı alanına "Gardırop Detoksu" kavramını siz çıkardınız. Bu anlamda çalışma yaptığınız isimlerle sorunlar yaşıyor musunuz? Ben müşterilerime karşı yaptırımları olan biri değilim aksine bazen ben kıyafetleri vermeye kıyamıyorum. Kadınlar giyimlerine oldukça fazla para harcıyorlar haliyle kıyafetleriyle ciddi bir gönül bağları oluyor. Dolayısıyla o kıyafeti neden giymemesi gerektiğini güzel bir dille anlatmadığınız sürece herhangi bir zorlama veya sert tavır ile o tarzdan sıyrılmasını sağlamazsınız o zaman ortaya inatlaşma çıkıyor çünkü. Benim müşterilerimle daha çok arkadaş vari bir ilişkim var. Müşteri olarak başlayıp daha sonra arkadaşım haline geliyorlar o yüzden gardırop detokslarını çok eğlenerek yapıyoruz.Bana güvenmeye başladıklarından sonra da hiçbir şeye karışmamaya başlıyorlar zaten. Bu ilişkiyi yakalayamayacağım kişilerle de maalesef çalışamıyorum. Sizce bir gardırobun olmazsa olmaz parçaları nelerdir? Her gardırobun olmazsa olmazı kişiye göre farklılık gösterir ama gardırobu sezonluk bir sürü parçalarla doldurmak yerine az ama öz kıyafetlerden oluşturmalarını tavsiye ederim. Klasik ve kaliteli parçalar sizi her zaman daha elegan gösterir. İpek kumaşlar, kaşmirler, güzel kesimli jeanler her gardırobun olmazsa olmazlarından. Dar kesim bir jean üzerine giyeceğiniz düz renklerde kaşmir kazak ve aksesuarlarınız ile her yerde spor şıklığınızı konuşturabilirsiniz. Ama yüksek topuklu stiletto, ipek krem rengi gömlek, kalem etek, beyaz tişört, trenchcoat ve kaşmir manto her tarza sahip kişinin gardırobunda olması gereken demirbaş parçalardır. Aksesuara da yatırım yapmalarını tavsiye ederim çünkü dümdüz veya çok sade bir kıyafeti aksesuarınızla son derece şık hale getirebilirsiniz. Bu sezonun sonbahar-kış trendleri neler olacak? Moda okuyucuları için tüyolar verir misiniz? Moda artık kısır bir döngüye girdiği için sürekli eski dönemleri yeniden yorumluyorlar. İki sezondur gördüğümüz 30'lar etkisi bu kış sezonu itibariyle yerini 60'lara bırakıyor. Moda evleri bu kışa gerçekten meydan okumaya karar vermiş gibi görünüyor. Bolca peluş, kürk, tepeden tırnağa yün takımlar, androjen kesimli kalın parçalar hemen hemen her marka ve mağazada yerini alacak.. Sezonun rengi olan asker yeşili, militer kesimlerle birlikte oldukça populer olacak. Altın renk olarak bu kış gene gardırobumuzda yerini almaya devam edecek ama bu sefer süetlerle karıştıralarak giyilmesinde fayda var. Artık trendler sokak modasından esinlenmeye başladı. Yani daha çok rahatlık ön planda. Daha fashion modeller yerine günlük yaşantımıza rahatlıkla uyum sağlayacak kesimleri göreceğiz. Biker diye tabir ettiğimiz botlar ve diz üstü çorap çizmeler bu kış ayağımızdan çıkmayacak gibi gözüküyor. Bir çok ismi giyim konusunda ayrıcalıklı hissettiriyorsunuz. Peki kendi stilinizi bizim için tanımlar mısınız? Zarafet benim için çok önemli gardırobumum büyük bir kısmı da sade ve zarif kesimlerden tasarlanmış kıyafetlerden oluşuyor. Renklerle oynamayı çok seviyorum dümdüz siyah bir elbiseyi renkli ayakkabı veya çanta kullanarak farklılaştırmak benimle bütünleşti diyebilirim. Aksesuar hep bahsettiğim gibi olmazsa olmazlarımdan. Her kadın gibi benimde ayakkabıya zaafım var. Ayakkabı ve çanta haricinde marka takıntım yok, aksine Zara, H&M gibi herkesin rahatlıkla alışveriş yapabileceği markalarla tasarım ürünleri karıştırmayı, tepeden tırnağa marka giyinmekten çok daha fazla seviyorum. Günlük hayatımda hep spor giyinirim eğer toplantım veya katılmam gereken bir davetim yoksa beni hep jean, tshirt ve spor ayakkabı ile görebilirsiniz. Günlük koşuşturma içinde hem spor hem trend görünmek pek kolay olmasa da bolca aksesuar, güneş gözlüğü ve şal ile görünümüze kamuflaj yapmak hiçte zor olmuyor. Türkiye ve dünyada stilini beğendiğiniz isimler arasında kimler yer alıyor? Barbara Martelo, Olivia Palermo ve Sienna Miller stilini en çok beğendiğim kadınlar. Her zaman olmasa da Mary Kate Olsen'in tarzını da beğeniyorum. Türkiye'de ise Derin Mermerci ve Hande Ataizi benim için ilk sırada geliyorlar. Ezgi Kıramer, Lian Kebudi ve Etel Baler'de tarzlarıyla farkındalık yaratan kişiler arasında.

EBRU ŞALLI İLE ÇOK ÖZEL

Son günlerde gündemden bir an olsun düşmeyen Ebru Şallı, MODA Dergi yılbaşı özel sayısının kapak çekimi için objektif karşısına geçti.

LİSE YILLARINDA MODA VE PODYUM DÜNYASINA 'TÜRKİYE GÜZELİ' SEÇİLEREK HIZLI BİR GİRİŞ YAPAN EBRU ŞALLI, YILLARA MEYDAN OKUYARAK HALA MODA DÜNYASININ SEVİLEN VE ARANAN İSİMLERİNİN BAŞINDA GELİYOR. ŞALLI'NIN SAHİP OLDUĞU TABLOMSU GÜZELLİĞİNİN SIRRINA HAYATA GÜLÜMSEYEREK BAKABİLMESİ VE PİLATESE OLAN TUTKUSU ETKEN OLURKEN İŞ HAYATINDAKİ BAŞARISINI DA PODYUMDA BULDUĞU ENERJİYLE ZİRVEYE TAŞIYOR.

Zamana meydan okuyan güzelliği, hipnotize edici bakışları ve içinizi ısıtan gülümsemesi ile zirvedeki yerini daima koruyan Ebru Şallı, MODA Dergi'ye verdiği samimi röportajla yaşamındaki ayrıntıları, değişimleri ve yeni projelerini anlattı. Şallı, gündemden düşmeyen başarılı müzisyen Sinan Akçıl ile ilgili olarak da "Sinan, benim için son derece önemli ve özel bir insan" açıklamasını yaptı. Ebru Şallı'yı sizden dinleyebilir miyiz? Hareketli, çalışkan, çocuk ve insan seven, anne, yemek yapmayi, evi, gülmeyi, yeni yerler keşfedip yeni kültür ve mutfaklari denemeyi seven, kafasına koyduğunu yapan, kitap okuyan, müzik dinleyen, spor düşkünü ve tabii ki pilates seven ve sevdiren biriyim galiba ... Sinan Akçıl sizi "Kutsal bir kadın" olarak tanımladı. Peki siz onu nasıl tanımlarsınız? Sinan benim için son derece özel bir insan. Çok başarılı bir müzisyen olduğunu düşünüyorum. Hatta müzik için yaratılmış desem abartmış olmam. Aynı zamanda müthiş bir espiri yeteneğine sahip, gülmeyi ve güldürmeyi seven bir yapısı var. Sinan için yeni lezzetler keşfetmeyi seven gurme, aşkın tarifi de diyebilirim. Kameralarla tanışma hikayenizi öğrenebilir miyiz? 1995 yılında henüz lise öğrencisiyken 'Türkiye Güzeli' seçilerek podyum ve moda dünyasına adım attım. Kısa bir süre sonra da televizyonlarda sunucu olarak yer almaya başladım. Bir dönem televizyon dizilerinde rol aldınız. Teklif gelmesi durumunda yeniden dizi ya da filmlerde rol almayı düşünür müsünüz? Dizilerde çok kısa bir dönem oyunculuk yaptım. Çok istekli değildim. Ayrıca oyunculuk için herhangi bir eğitim de almadım. Şu anki planlarım arasında bu tarz projeler yok. Son olarak da IFW'de podyumda yürüdünüz. Mankenlik yapmaya devam edecek misiniz? Son yıllarda Cengiz Abazoğlu'nun bazı defilelerinde yer aldım. Podyum benim için çok büyük bir keyif. Enerjisini seviyorum. O yüzden istediğim zamanlarda podyumda olabilirim. Platesle tanışma hikayenizi öğrenebilir miyiz? 11 yıl önce ilk oğluma hamileyken tanıştım pilatesle. Bedenime, ruhuma çok yakıştığını ve pilates sonrası farkındalığımın arttığını hissettim. Pilatese adeta aşık oldum. Hamilelik pilatesi tabi normaline göre daha kısıtlı olduğu için, bir an önce doğumdan sonra normalini yapmak istedim. Doğum sonrası pilatese başladım. Ama olmayan, bana yetmeyen bir şeyler vardı, daha fazlasını öğrenmek istiyordum. Bunu düşünürken sadece kendim için daha iyi yapmak ve bedenime hakim olmaktı amacım. Ama bu işin içine girince öyle olmadı. Kendimi öyle bir kaptırdım ki stott pilatesin ileri seviye eğitimine kadar ilerleyip ardından hamilelik pilatesi gibi eğitimlere kadar gittim. Sonrasında da Türkiye'de Jimnastik Federasyonu'nun pilates eğitimine de gidip hem yurt dışında hem Türkiye'de geçer akçe bir pilates eğitmeni oldum. Daha sonra DVD projesi geldi ve pilates DVD'si yaptım. Televizyonda ilk kez pilates yaptırıp canlı yayında pilates öğrettim. Herkes evinden pilates yaparak faydalarından yararlanır oldu. 8 DVD yaptım. Hepsi de en çok satanlar listesinden inmedi çok şükür. Ben pilates yapmayı, yaptırmayı, o insanların bedenlerinde ve ruhlarındaki muhtesem değişimleri takip etmeyi çok seviyorum. Pilates yapan kişi her zaman pozitif ve mutludur. Sekizinci ve yeni DVD çalışmam hanımlar tarafından tabi ki çok bekleniyor. DVD'min ismi Ebru Şallı ile '3K' yani kol, karın, kalça... Kür halinde uygulandığında dümdüz bir karın, sımsıkı kollar ve selülitsiz diri kalçalara sahip olmak asla hayal değil. Yakın zamanda yeni bir kitap projeniz var mı? Sekiz pilates DVD'si, beş de kitabım var. Son olarak çok iyi bir pilates kitabı yaptım. Hatta o kitap saysesinde kişi nerede olursa olsun platesini yapabilecek. Şimdi de sırada çocuk yemekleri 2 kitabım var. Çalışmalarına başladım. Ebru Şallı bugünkü formunu neye borçlu. Güzelliğinizin gizli bir formulü ya da sırrı var mı? Gerçekten beslenmeye, gülmeye, pozitif düşünmeye ve tabii ki pilatese borçluyum. Pilatesle kendimi hep güzel ve daha genç hissediyorum. Bana huzur, sağlık ve güzellik veriyor. Daha ne isteyebilirim ki? Sporun hayatınızdaki önemini biliyoruz. Çevrenizdekilerin de spora bakış açısını etkiliyor musunuz? Artık herkes spor yapıyor. Tabii ki çocuklarımı da, yakınlarımı da sürekli spora, pilatese özendiririm. Böyle bir özelliğim yok diyemem. Pars ve Beren'le genellikle nasıl vakit geçirirsiniz? Her şey yaparız esasında; sinema, tiyatro, market, çarşı... Evde de vakit geçiririz. Mutfağa, yemek yapmaya çok meraklılar. Beraber mutfakta vakit geçirmeyi severiz. Birlikte pilates, spor yaparız. Moda ile aranız nasıl, tarzınızı nasıl tanımlarsınız? Küçük yaştan bu yana modanın içinde olmam nedeniyle moda ile aramın iyi olduğunu söyleyebilirim. Ben genelde moda olan her şeyi giymeyi sevmem. Daha çok vücudumu taşıyabilen, bana yakışan kıyafetleri tercih ederim. Türkiye'de moda sektörünün inanılmaz bir ivme kazandığı ortada. Bu durumu başarılı tasarımcı ve modacılardan da görebiliyoruz. Özellikle İstanbul Fashion Week, Türkiye'deki gelişimin en keyifli göstergesi diyebilirim. Spor yaparken kullandığınız parçalarda olmazsa olmazlarınız nedir? Bildiğiniz gibi spor esnasında tercih ettiğim taytlarım çok meşhurdur. Kısa ve uzun ölçülerde çok sayıda taytım var. Bunun yanında pilates için üstlerim ve mesaj içeren tişörtlerim de olmazsa olmazlarım arasındadır. Ayrıca bilekliklerim ve yine mesaj içeren çoraplarım olmadan asla... Aşağıdaki kelimeleri tek cümle ile tanımlayabilir misiniz? Hayal: Olmadan olmaz. Aşk: Bence onsuz yasanmaz. Moda: Etkileyici ve yeni. Huzur: Sıcacık bir fincan yeşil çay. Spor: Pilates. Güzellik: Işıl ışıl, pırıl pırıl bir ışık. Geçmiş: Bazen hatırlanır. Gelecek: Yeni, yepyeni ve heyecanlı. Yemek: Lezzetsizse asla yemem. KÜNYE MEKAN: LE MÉRİDİEN ISTANBUL ETİLER KIYAFETLER: VAKKO AYAKKABILAR: ALBERTO GUARDIANI FOTOĞRAF: CENGİZ DİKBAŞ SAÇ TASARIMI: RED & WHITE İRAN CADDESİ MAKE UP: MUSTAFA REVAN MAKE UP STUDIO MUSTAFA REVAN & MEHMET CAN AĞIM MAKE UP ÜRÜNLERİ: M.A.C COSMETICS

Altın oscarlar sahiplerini buldu

Gecce Mekan Oscarları, Hilton İstanbul Bomonti Hotel’de düzenlenen törende sahiplerini buldu. Her yıl farklı konseptlerle düzenlenen törende dağıtılın ödeller altın kaplama olarak tasarlandı.

Gecce Mekan Oscarları, 500 seçtkin davetlinin katıldığı görkemli bir organizasyonda sahiplerini buldu. Her yıl farklı konseptlerle düzenlenen geleneksel gecenin bu yılki ödülleri altın kaplama olarak tasarlandı. Avrupa’nın en büyük oteli, Hilton İstanbul Bomonti balo salonunda gerçekleşen töreni Özge Ulusoy sundu. Ödül töreninde duygusal anlar yaşanırken, “Babalar ve Başarılı Çocukları” kategorisinde çocukları ödül alan Umut Özkanca, Melda Tuna, Murat ve Suat Kaşıbeyaz ile Ali ve Nuri Develi’nin babaları büyük gurur yaşadı. Ödüllerin verilmesinin ardından Aşkın Arsunan ve orkestrası davetlilere müzik ziyafeti yaşatırken, davetliler geç saatlere kadar eğlencenin tadını çıkardılar.

Kendini özel hisseden hanımların tercihi; Jin Butik

Filistin Caddesi'nde 2010 yılından bu yanahizmet veren Jin Butik, kendini özel hisseden hanımların tercihi olmaya devam ediyor. Tarz ürünleri az sayıda ve çeşitlilikle işletmesinde bir araya getiren Jin Butik'in sahibi Ruşa Ümit, sıradanlıktan ve tek düzelikten uzak moda severleri mağazalarına davet ediyor.

Jin Butik'in kuruluş hikayesini anlatır mısınız? Ben yedi senedir bu sektörün içerisindeyim. Balgat'ta bulunan Çizgi Giyim ile bu işe başladım. Burayı da 2010 senesinde "daha farklı ne yapabiririm" düşüncesiyle açtım. Çünkü Çizgi Giyim biraz daha memur tarzına yönelik bir mağazaydı. Farklı ne gtirebiliriz, ne satabilirizden yola çıktık. Jin Butik ismi de şuradan geliyor; Jin, kadın demek. Güzel kadın, bakımlı kadın, sıradışı kadın nasıl olur diye düşündüm ve böyle bir konsept oluşturdum. Ürünleri seçerkende bu şekilde seçiyorum. Jin Butik olarak dördüncü senemiz bitmek üzere. Derileri özel yaptırıyoruz, ayakkabılar özel, renklerini kendimiz seçiyoruz, tasarımlarını kendimiz belirliyoruz. Kıyafetlerde belli markalarla çalışıyoruz. Sizi diğer butik mağazalarından ayıran özelliğiniz nedir? Bence buradaki ambians çok önemli. Bir mağazaya girdiğin zaman insanlar şunu diyebilmeli; "Bu kıyafet bana uymayabilir ama çok özel ya da diğer bir ürün benim ölçülerime uygun değil fakat burada her şey çok özel". Diğerlerinden en büyük farkımız bu. Biz özel çalışıyoruz, çok fazla ürün çeşitliliğine girmiyoruz. Bir üründen seri seri, adet adet getirmiyoruz. O ürünün bizdeki sayısı en fazla üçtür. Ayrıca ithal gruplarda hazır ürünlerimiz de var. Bunları da koleksiyonlardan itina ile seçiyoruz. Bu itinalı çalışmanın da bizi diğer butiklerden ayırdığını düşünüyorum. Ürün yelpazenizde neler var? Ürün yelpazemizde herşey var. Ayakkabı, çanta, deriler, aksesuar, jean pantolonlar, kumaş pantolonlar, günlük kullanabileceğiniz, gece için seçebileceğiniz kıyafetler, bu gibi aklınıza gelebilecek bir çok ürün çeşidimiz var. Bizim tarzımız gündüz giyindiğiniz bir kıyafeti, gece çok ufak değişiklerle veya eklemelerle çok rahat kullanabileceğiniz bir şekilde. Ürünleri seçerken buna dikkat ediyorum. Müşterilerinizin, aldıkları ürünü kullandıktan sonra onlar üzerindeki etkilerini nasıl gözlemliyorsunuz? Bilinçli müşteri ile çalışmak, bilinçli müşteriye ürün vermek beni daha çok keyiflendiriyor. O da aldığı ürünün farkında olduğu için onu giyindiği zaman "Evet bu, sezonun trendi" diyor. Bilinçli müşteri de sezonun ayakkabısını, çantasını, rengini, modelini bilir ve bunu bu şekilde aldığı için o da ben de daha çok keyif alıyoruz. Buradan ayrıldıkları zaman mutlu oluyorlar ya da geri dönüşümünü kendisi veya başkası tarafından çok güzel yorumlar olarak alıyoruz. Bizim buraya pantalon almak için gelip elbise verdiğimiz müşterilerimiz oluyor. Bizim toplumumuzdaki bir çok insanın sorunu kendilerine neyin yakışacağını bilmiyor olmalarıdır. İlk olarak sezonun trendi değil sana yakışan önemlidir. Sana hangi rengin yakıştığı, hangi kesimin yakıştığı, ne modeli nerede nasıl giyeceğin ve hangi ortam da hangi kıyafeti giyeceğin çok önemli. Bizim toplumumuzdaki en büyük eksiklik bu. Biz kafamızı sürekli bu işe yorduğumuz zaman bir kişiye baktığınızda ona bu olur diye rahatlıkla diyebiliyorsun. Biz burada Ankara'da olamyanı vermeye de çalışıyoruz. Mağazamıza alışveriş yapmasalarda sadece gezmek için gelen çok kişi var. Bu arada biz iç giyime de el attık. kadinicgiyim.com diye bir sayfamız var. Orada da iç giyimle alakalı her şeyi müşterilerimize sunuyoruz. Burada da inşallah başarılı olacağız. Sektörde geleceğe yönelik hedefleriniz neler? Yıllar önce kafamda bir AVM'de mağaza açmak vardı fakat şimdi asla bir AVM'nin içinde yer almak istemiyorum. Benim şuanda tek isteğim İstanbul'da bir yer açmak. İkinci olarakta Ümitköy'de bir mağaza açmak istiyorum. Ümitköy'de biraz çalışmalarımızı yaptık neresi olabilir nereye açabiliriz diye. Yine böyle butik tarzı, kendimizin de üretim yapabileceği bir yer ve aynı zamanda satışa sunabileceğimiz bir mekan düşünüyorum. Sektördeki diğer işletmeler hakkındaki eleştirileriniz neler? Bir alışveriş merkezini gezdiğim zaman, ürünlerin hepsi bir diğerinin aynısı, hiç bir fark yok. İstediğiniz mağazanın koleksiyonunu gezin, bu hangi marka olursa olsun biraz düşük kalitede ya da yüksek kalitede aynı tasarımla başka bir mağazada başka bir marka ile satışa sunulmuş. Bizde de tabiki var, olmaması mümkün değil. Biz bunun dışına çıkmaya çalışıyoruz. Örneğin kalem etekler, kalem elbiseler bu sene her yerde ama önemli olan onun kumaşını, modelini, yakasını, dikişini farklı yakalamak. Biz bunun için çalışıyoruz. Kadınlara kış aylarında uygulayabilecekleri birkaç şıklık tüyosu verebilir misiniz? Bence bu sezon dolaplarında beli yüksek jean pantolon olması gereklerin başında geliyor. İkinci olarak ise kürk bu sezon inanılmaz fazla var. Kürk yakalar da aynı şekilde. Bunlar olmazsa olmazlar. Bir diğeri de yarım botlar. Sezon trendlerinde deri de var fakat deriyi kürk ile kombinlediğiniz zaman çok daha şık ve güzel görünebilirsiniz.

Ünlü Küratör Çöğendez yeni projelerini anlattı

ANKARA'DA SANATIN KALBİNİN ATTIĞI BİLKENT SANAT SOKAĞI'NIN HİKAYESİ, KURULUŞ AMACI VE PROJELERİNİ, SANAT SOKAĞININ KURUCUSU RAHMİ ÇÖĞENDEZ'DEN DİNLEDİK. SANATIN ÖNEMİ, SANAT SEVGİSİ GİBİ KONULARA DEĞİNDİĞİMİZ RÖPORTAJIMIZDA ÇÖĞENDEZ, ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA HAYATA GEÇİRMEYİ PLANLADIĞI ONLINE SATIŞ PROJESİNİ DE ANLATTI.

Ankara'nın en başaralı resim sergilerini gerçekleştiren Rc Art Galeri'nin sahibi Küratör Rahmi Çöğendez, sanat sokağının kuruşun amacını, "Sanatı ve insanları yakınlaştırmak, insanları sanatla buluşmaları için bir alan yaratmak, bir market arabasıyla dolaşırken dahi bir resmi seyredebilmek için insanlara bir ortam hazırlamak istedik. Önümüzdeki günlerde hayata geçirmeyi planladığımız online satış projemizle de daha geniş kitlelere ulaşacağımızı düşünüyorum. Bunun için çok emek ve zaman harcadık" diye açıkladı. Bilkent sanat sokağının kuruluş hikayesini sizden dinleyebilir miyiz? Bilkent Sanat Sokağı kuruluşu, işletmedeki yönetimin beni keşfetmesiyle gerçekleşti. Ankara Sheraton Otel'de sergiler yaparken aynı olayın kendilerinde de yapılıp yapılamayacağını sordular ve böylece projeye başladık. 2007 yıllında "Bir Zamanlar" isimle bir sulu boya projesi ile başlayan proje çok beğenildi. Bu sırada da Bilkent Center AVM'de yenileme çalışması yapılıyordu. O zamanın işletme müdürü bana alt katı gösterdi ve burda neler yapılabilir diyince, "Londra'da çok sevdiğim bir alışveriş merkezinin bir sanat sokağı var, yalnızca resim değil aklınıza gelen tüm sanatlarla ilgili herşey var. Orası çok hoşuma gitmişti Bilkent'in yapısınada çok uygun olur" diye düşünüp bir öneri getirdim ve kabul ettiler. Sanata kurum olarak da çok yakınlar. Sanatı seven bir aile oldukları için 2008 yıllında başladık ve şuanda yaşayan haline getirdik. Kuruluş amacınız neydi? Bilkent Center AVM yönetimi, kurum olarak sanata çok yakınlar. Sanatı seven bir aile oldukları için fikirlerime çok sıcak baktılar. Amacımız; sanatı ve insanları yakınlaştırmak, insanlara sanatla buluşmaları için bir alan yaratmaktı. Bir market arabasıyla dolaşırken dahi bir resmi seyredebilmesi için insanlara ortamlar hazırlamak istedik. Almaları önemli değil, insanların burada gönül gezdirmeye gelmesini istedik . Bugüne kadar 1000'e yakın sanatçı geçti buradan. Ankara'ya yılda üçyüz bine yakın diplomatik giriş çıkış oluyor. Onlarla yakın temas kurmaya çalışıp Türk sanatçısını onlara tanıtmak istedik. Bilkent sanat sokağında verilen hizmetlerden bahser misiniz? Çocuklar için pastel galeriler kurduk. Çocukların boyuna göre sergiler yaptık. Küçük müzadeyeler yapmaya başladık. Pandomim sanatçısı getirdik, canlı müzik yaptırdık. Canlı performanslarımız oldu. Bazı sosyal yaralara parmak bastık. Mesela kadına uygulanan şiddet konusunda yüz tane kadın ressamı aynı anda çalıştırarak bu eserleri müzadeye yolluyla satarak tüm gelirini şiddete uğrayan kadınlara bağışladık. Bu sene yine Soma'yla ilgili bir projemiz oldu. Sosyal sorumluluk projelerine çok önem veriyoruz. Özellikle sanatçılar bu konuda çok duyarlı. Keşke sanatçının topluma duyduğu saygı ve ilgi kadar, toplum da santçıya aynı ilgiyi ve saygıyı gösterse. Uluslar Arası Suluboya Derneği'nin yaptığı kataloğun anasponsoru bizdik. Bu kataloğu 240 sanatçıya dağıttığımız gibi dünyada yaklaşık 100'e yakın müzeye de verdik. Koleksiyoner olmanın ne demek olduğunu, bunun yalnızca bir hobi değil bir prestijde olduğunu, bir eser sahibi olmanın gelecek nesle de bırakılacak güzel bir miras olduğunu anlatmaya çalıştık. "Her duvar bir orjinali hak eder" sloganıyla biz bir yola çıktık, "ufacık da olsa orjinal bir eser alın" dedik. ''Sizin İçin Sanat'' diye bir proje yaptık. Unicef'le iş birliği yaptığımız üç yıllık bir projeydi bu. Eserleri internet ortamında satışa sunduk. Bu projede on bine yakın eser sahiplerini buldu ve insanlar ufacık orjinal eserlerle bir koleksiyon sahibi olmaya çalıştı. Ben burada, emekli yaşlı bir beyefendinin torunu için her ay maşından 50 TL verip eser aldığını biliyorum. Şimdi bu sisteme yakın bir sistemi online olarak daha geniş bir yelpazede yapacağız. İki büyük projemiz daha var. Bir tanesi Bilkent Sanat Festivali. Buna çok güzel bir sanatçı grubuyla başladık ve ilk araştırmamız da "Yapılan sanat festivalleri niye devamlı olmamış. Ankara'da nerede hata yapılmış"ı araştırarak oldu. 2015 Ekim ayında Bilkent Uluslararası Sanat Festivali adı altında bu projeyi gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. En büyük hayalim, eğer uygun bir yer bulabilirsek Bilken'te Bilkent Modern'i de yapmak. Online satış projenizden biraz bahseder misiniz? Bilkent Sanat Sokağı'nın bir özelliği var. Biz sanatçılardan konsinye eser alıp satmıyoruz, eserlerini satın alıyoruz. Böylelikle elimizde çok büyük bir portföy oluştu. Birde şöyle bir özelliğimiz var; bizim rakamlarımız çok reeldir. Piyasada gerçek rakamlarla, gerçek kaliteyi sunan bir firmayız. Bu nedenle daha da yaygınlaştırmak ve sanat sokağına gelemeyenlere de ulaşabilmek için böyle bir online satış sistemi kurmak istedik ve bunu çok profösyonelce yapmak istiyoruz. Ankara'da müzadeyelere ilgi nasıl? Dünyanın neresinde iş yaparsanız yapın sabırlı olmanız lazım. Birinci müzayedemde biraz sakinlik vardı. İkinci, üçüncü müzayedeme kimse gelmedi. Beşincisinde dört beş bayrak verince müzadeyeyi iptal etmeyi düşündüm fakat işime olan saygım buna engel oldu. Yedincisine aynı şevkle başladım, daha sonrasında biyerlerden davet geldi, müşteri sayım fazlalaştı. Bugün 50. müzadeyedede yaklaşık 45 bayrak sayım var. Bu önemli birşey tabiki. 51. müzayedeyi İstanbul'da yapacağım. Türkiye'de sanata olan ilgi maalesef Avrupa'daki gibi değil. Sanat sevgisi küçük yaşlardan mı edilmesi gereken bir alışkanlık? Tabi bir çocuğun odasında bir resim bulundurması belki çocuğun sanat sevgisinin başlaması demek. İlkokularda buna yatkın öğrencilerin keşfedilip galerileri ve bizim tarzımızdaki kuruluşların buna destek vermesi lazım. Mesela, ben biraz büyükten başladım, okulların son sınıf talebeleri arasında resim yarışması yaptık. Kazananın ismine galeri açtık. Geleceğin Picasso'ları, Dali'leri burdan geçecek. Çocuklara gelecek olursak tekrar, Pastel Galeri fikri zaten bir çocuğun babasıyla sergi dolaşırken "babacım bakmaktan boynum ağrıdı" demesiyle çıkan bir projeydi. 5-9 yaş arasındaki çocuklar için 140 cm boyunda standlar yaptırdım. Eserleri onların seyredebileceği seviyeye getirdim ve onların sevecegi şekilde resimler yaptırdım. İsmini Pastel Galeri koyduk. İsim annesi kızımdır. Bu galeri çok sevildi ve anaokullarından randevuyla gelmeye başladılar. Basında da geniş yer aldı. Sergileri gezen çocukların hepsine boya kitabı hediye ettik. "Bir galeri nasıl gezilir, bir galeride sorular ne olmalıdır" gibi küçük küçük öğretilerde bulunduk. Pastel galeriyi gerçek bir küçük galeri boyutunda, kapalı bir alanda yapmayı düsünüyoruz sokağımızda. RÖPORTAJ:NAZ ERSOY

Sadettin Saran'dan görkemli davet

Saran Holding tarafından Türk Cumhuriyetleri’nde yayın yapmak üzere kurulan Stansport’un yayın hayatına başlaması, düzenlenen şık bir davetle kutlandı.

Saran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran'ın ev sahipliğinde gerçekleşen kutlama İstanbul Four Seasons Hotel’de gerçekleşti. Geceye sosyal yaşamın bir çok tanıdık siması katıldı. Gecede yaptığı konuşmada Stansport ile 20 yıllık bir hayali gerçekleştirdiğini anlatan Sadettin Saran, “80’li yılların sonunda, Türkiye henüz özel televizyonlarla tanışmamışken dünyanın en büyük spor kanalı ESPN’nin kapısından girerken kurduğum bir hayalin gerçeğe dönüşmesine tanık oluyorsunuz. Sınırları Türkiye’yi aşan, sporun her dalını ekrana getiren, dünyanın tüm liglerini izleyebileceğiniz bir kanal düşlemiştim, Stansport bu hayalin bir ürünüdür” dedi. Gecede, Saran Holding çatısı altında kurulan spor kanalı Stansport, ilk yayınlarını 2014 FIFA Dünya Kupası, UEFA Şampiyonlar Ligi, 2014 Wimbledon Şampiyonası, Atletizm Diamond Lig gibi önemli spor olayları ile gerçekleştirdi. Gecede Stansport hakkında bilgiler davetlilerle paylaşıldı ve ‘Futbol Sihirbazı’ lakaplı Sean Garnier davetlilere büyüleyici bir şov yaptı.

'TİKAD benim üçüncü çocuğum'

Türkiye İş Kadınları Derneği Başkanı Nilüfer Bulut, kızları Nida ve Dila ile birlikte İstanbul Harbiye'deki ofisinde objektiflerimizin karşısına geçti. Kendilerine yönelttiğimiz soruları içtenlikle cevap veren üç isim, hayat felsefelerini, planlarını, tutkularını, hayallerini bizimle paylaştı.

Türkiye'nin yakından tanıdığı ünlü iş kadını Nilüfer Bulut, şuan başkanlığını yürüttüğü Türkiye İş Kadınları Derneği'nin de kurucusu. Kendisini iş hayatında yalnız hissetmesi nin, TİKAD'ı kuruluşundaki en büyük etmen olduğunu dile getiren Bulut, derneğine olan tutkusunu "TİKAD'da benim üçüncü çocuğum" sözleriyle gözler önüne seriyor. Nilüfer Bulut kendini nasıl tanımlar? Benim en çok zorlandığım sorulardan birtanesi bu. Çünkü kendini anlatabilen bir insan değilim. Kısaca bahsetmek gerekirse iş kadınıyım, iki çocuk annesiyim. İş hayatıma üniversite'den sonra finans sektörüyle başladım. Daha sonra evlendim. Nida olduktan sonra iş hayatıma hiç ara vermeyi düşünmedim. Fakat Nida çok yaramaz, çok hareketli ve gece uykusu olmayan bir çocuktu. Ücretsiz iznimi kullandım ve Nida sekiz aylık olduktan sonra işime döndüm fakat yürütemedim.Çünkü finans sektörü saati belli olmayan çok yorucu bir sektör. Karar verdim ve annelik-ev hanımlığına bir dönüş oldu. Biliyorsunuzki Türkiye İş Kadınları Derneği'nin (TİKAD) başkanıyım ve bu izinler konusunda da süt izninin nekadar olması gerektiğiyle yakından ilgilendim. İş kadınlarının iş hayatını bırakmaması için bu tür izinlerin dengede tutulması gerekiyor. Çünkü geçmişte bunları yaşadım ve gördüm. Zorlu ve yorucu koşullarda çalışan iş kadınalara önerileriniz neler? İş hayatında insan kimliğinin ön planda olması gerektiğine inanıyorum ve kadın- erkek kimliğinin ayrıştırılmasını değil insan kimliği ile yaklaşmaları gerektiğini düşünüyorum. Bazı kadın dernekleri tarafından eleştiriliyorum ama pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğini düşünmüyorum. Bu düşüncemi de iş hayatında gözlemlediğim olaylara dayanarak söylüyorum. "Ben kadınım, bana biraz daha kolaylık gösterilsin" denildiğinde kadının geride kaldığını gözlemledim. O nedenle kadınların da erkekler kadar başarılı olabilmeleri için o mücadeleci ruha kendilerini inandırmaları ve bunu göze almarı gerekir. Pes ettikleri anda iş hayatında sosyal ve siyasi hayatta kadını ön planda tutma imkanınız yok. TİKAD'ın kuruluş hikayesini anlatır mısınız? Bir iş kadını olarak kendimi iş hayatında yalnız hissetmem TİKAD'ın kuruluşundaki en büyük etmendi. Erkeklerin iş dünyasındaki başarısını gözlemlediğimde, sivil toplum kuruluşlarında kaynaşarak, ekip ruhuyla, birlik içerisinde yol aldıklarını gördüm. Biz üç beş kadındık ve hiç sesimiz çıkmıyordu. Bu nedenle bir karar aldım ve bizimde örgütlenmemiz gerektiğini düşündüm. TİKAD derneği başkanı olarak dalında başarılı 13 iş kadını belirlerdim ve daha sonra düşüncemi onlarla paylaştım. Onlar da bu projeye inandılar ve birlikte yola çıktık. Derneğimiz bugün 2,5 – 3 milyar dolar ciroyu yöneten, uluslararası alanda ve Türkiye'de gerçekten etkin bir sivil toplum kuruluşu haline geldi. TİKAD benim üçüncü çocuğum diyebilirim. Sosyal sorumluluk projelerine büyük önem veriyorsunuz. Son dönem çalışmalarınızdan bahsedermisiniz ? TİKAD'ın esas amacı iş kadınlarını daha güçlü kılmak. Aynı zamanda da dünya sorunlarına, insan sorunlarına ve ekonomik gelişmelere de katkı sunmak. Sosyal sorumluluk kapsamında birçok yardım kampanyası yaptık. Bunların en başında eğitim geliyor. Çünkü herşeyin başlangıcı ve bitişi eğitimden geçiyor Aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı'yla yürüttüğümüz okulları iyileştirme kampanyamız var. Şimdi de devletimizin kucak actığı mülteciler var. Geçtiğimiz ay Urfa Suruç'a gittim. Evet okuyoruz , sosyal meyadan takip ediyoruz ama orada yazılanların ne kadar doğru olduğunu bilmediğimden gidip kendim görmek istedim. Gerçekten orada bir insanlık dramı yaşanıyor. Evet devlet orada ama bir noktaya kadar yetişebilir. Buranın en büyük mağdurları da kadınlar ve çocuklar. Ordaki insanları gördüğümde, inanın şurada yediğim lokma bile boğazıma diziliyor. Okadar zor yani. Kelimeler yetersiz kalıyor. Şimdi onunla ilgili bir kampanya başlatıyoruz. Oradaki çocukların eğitimi, kadınların sağlığı bizim için çok daha önemli. İnsanlara yiyicek, içiçek gidiyor ama yardım kapanyalarında kaynakları doğru kullanmak da çok önemli. Bu kaynakları organize eden barış platformları oluşturulacak ve bunun içinde TİKAD ve üyeleri de yer alacak. Bu kadar yoğun iş temposu içerisinde kızlarınız Nida ve Dilaya nasıl vakit ayırıyorsunuz? Benim önceliğim tabiki de çocuklarım. Zamanı doğru kullandığınız takdirde çocuklarınıza da, çevrenize de zaman ayırabilirsiniz. Ben çocuklarımla ilgilendiğim gibi annemle, ailemle de ilgileniyorum. Zamanı verimli kullandığımda bir sıkıntı yaşamıyorum. Biraz kontrolcü bir yapım var. Anne olarak onların herşeyi ile yakından ilgileniyorum. Modayı takip ediyormusunuz? Kaliteyi seven biriyim o nedenle modayı yakından takip ediyorum. Ama körü körüne modaya da bağlı değilim. Aldığım kıyafetleri bir süzgeçten geçiriyorum. Kıyafetlerimin modelini bile değiştirebiliyorum. Kendime has bir tarz yaratabiliyorum. Kıyafet olsun, dekorasyon olsun kendime yakışanı tercih ediyorum. Onu taşıyabilmek ve bütünleşebilmek önemli olan. Nida Bulut'un tasarımlarında katkınız varmı? Nida'nın tasarımlarında katkım yok. Nida, Koç Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu. Nida'nın tasarımlarına çok katkım yok. Sadece iş hayatında girişimci bir iş kadını olarak önerilerim oluyor. İş, çocuklar derken kendinizede vakit ayırabiliyor musunuz? Ben çalışmayı ve okumayı çok seven bir insanım. Her bulduğum fırsatta okurum. Bu çocukluğumdan beri böyle. Gazeteden kese kağıtları vardırya, ben onları açıp okurdum, o denli... Her an, her zaman okuyorum, merak ediyorum. Üretmek beni en çok dinlendiren şey. Yeni projeler üretip hayata geçirince işte ozaman dinleniyorum. Kızlarınızın kıyafetlerinde sizin etkiniz oluyor mu ? Evet tabiki benim onayımı alıyorlar. Bir şeye hayır dediğimde ise değiştiriyorlar. NİDA BULUT Kendinizden kısaca bahseder misiniz? Annemin dediği gibi ben küçükken yaramazdım. Aslında benim sakin bir yapım var. Ama tabi zaman zaman da istediğim birşeyi elde etmek için arada bir hırslanırım. İşimde de asla birşeyi yarına bırakmam. Gece 12 bile olsa 1'e kadarda olsa bir şekilde bitirip tamamlıyorum. Kafama koyduğumu yaparım. Öyle bir yapım var. Sabırsızımdır biraz. Koç Üniversitesi Tarih Bölümü mezunuyum. Onun dışında bir takı markası oluşturdum. Normal hayatımda sakin biriyim. Bazen eğlenceli olduğumu da söylerler. Bazı yönlerimi de anneme benzetirler. Tasarımcı yanınızı nasıl keşfettiniz? Küçüklüğümden bu yana modaya ve kıyafetlere çok düşkünüm ki zaten her kadın düşkündür. Ama bende o taraf biraz daha fazla ağır basıyor. Okuldayken de hep modayla ilgileniyordum. Mesela sanat tarihi alanında da birçok ders aldım, orada da tarihi takılarla ilgili çok güzel hikayeler öğrendim. Padişahların takılara olan merakı, o sanatı icra etmeleri, bunlar benim çok ilgimi çekti. Saraylarda bulunan heykeller, mimaride kullanılan figürler, odalarda kullanılan mobilyalar benim çok ilgimi çekti. Sonrasında öğrendim ki ben içimdeki tasarım duygusunu hep bastırmışım. Onun öncesinde akademisyenliğe, televizyonculuğa merak sarmıştım. Programcılık yaptım. Daha sonrasında düşünmek için kendime üç ay gibi bir süre ayırdım.Kendim birşeyler yapmak istedim ve o üç ay içinde de aklımda hep bastırdığım duygu ortaya çıktı. Ve tasarımlarımı yaparken tarih bilgilerimi de kullanarak, antika diye tabir ettiğimiz ürünleri günümüze uyarlayarak daha modern bir parça takı yapabilirim dedim. Bunları düşünürken biraz da kendime güvendim ve bu şekilde başladı takı tasarımı serüvenim. 90 parçalık takı kolesiyonunuz "bu by Nida Bulut" geçen haftalarda tanıtıldı. Tasarımlarınızı oluştururken esinlendiğiniz konu ve figürler nelerden oluşuyor? Mod bileklikleri ben çok seviyorum. Onların ortaya çıkış noktası ise şöyle oldu; son dönemlerde kişisel gelişim çok yagınlaştı. Ben de insanlar o gün hangi modda iseler bu bileklikleri kolunda taşısınlar diye böle bir yola başvurdum. Mesela birinde strong yazıyo, bugün güçlüyüm, birinde happy yazıyor, bugün mutluyum gibi. Yeni koleksiyonumda çok farklı bileklikler var. Modları yükseltecek kelimeler olacak. Peki takı meraklıları ürünlerinize nerelerden ulaşabilirler? İstanbul'da yer alan mağazamızdan sipariş verebilirler. Ayrıca Ankaralılar, Nex Level AVM'de bulunan Harvey Nicholas mağazasından temin edebilirler. İleriye yönelik hayalleriniz ve hedefleriniz nelerdir? Açıkçası Türkiye ile sınırlı kalmak istemiyorum. Yurt dışına çıktığım zaman Türk modacıları, takı tasarımcılarımızı görünce çok gururlanıyorum. Bende ileride onlar gibi olmak istiyorum. Dünya çapında bir marka yaratmak istiyorum. Kendi ülkemi temsil eden bir tasarımcı olmak en büyük hayalim. Sporla aranız nasıl? Aslında sporun herkesin hayatında olması gerektiğini düşünüyorum. Tabi iş temposunun yoğunluğundan dolayı ben o düzeni uygulayamıyorum. Başlıyorum diyelim bir kaç ay gidiyor. Daha sonra yaz tatili giriyor, seyahatler başlıyor, iş başlıyor, sonra ara veriyorum. Spor salonlarını sevmiyorum. Açıkçası bana rahat gelmiyor. Ya özel hocayla yürüyüşe çıkıyorum ya da yüzüyorum. Kendizi içinde rahat hissettiğiniz stili öğrenebilir miyiz? Ben eğer birşeyi beğendiysem alıyorum. Ayakkabıdan örnek verecek olursam, ayakkabı ayağımı sıksa bile eğer beğendiysem onu giyerim. Kıyafette de bilakis öyle. Bir insanın nasıl giyindiği, bakımı, dışardaki insanların beğenisi için değil kendine olan saygısından dolayı diye düşünüyorum. Beğendiğim stili ise sadelik diye özetleyebilirim. Çok renkli, karışık stilleri sevmiyorum. Yeni sezonda tek renkler, koyu renkler moda. Dilek Hanif'i tasarımlarını da çok beğeniyorum. İçlerinde osmanlı işlemeleri tarzı olduğu için daha yakın hissediyorum kendime. Chanel, Prada ve Valentino da takip ettiğim markalar. DİLA BULUT Sizi tanıyabilir miyiz? İnsanın hayatı boyunca kendisine sorması gereken bir soru, çok kolay verilebilicek bir cevap değil. Aslında her geçengün yeni bir kişiliğimizi tanıyoruz. Sakin ,dingin bir insanımdır. Sormayı soruşturmayı, okumayı seven yürümeyi seven bir yapım var. Sizin de Nida Hanım gibi tasarıma ilginiz var mı? Annemin zevklerine güvendiğim gibi ablamın da zevklerine güveniyorum. Genelde beni bir insan olarak etkileyen şey fikir oluyor ve Nida da ürünlerinde fikri somut olan bir parçaya, takıya yansıtıyor. Benim için sadece görsellik okadarda önemli değil. Öyle bir yapıya sahip değilim. Benim için görselin arkasında yatan fikir çok önemli. Bunu da Nida'nın ürünlerinde görmek mümkün. Bence bu fikir, ürünleri alan kişilere de yansıyo. Ürünlerin de ışıltılı, enerjik bir yapısı var. Hukuk okuduğunuzu biliyoruz. İş hayatınıza bu yönde mi devam edeceksiniz? Küçüklüğümden beri edebiyat ve felsefeye ilgiliyim. Mesela ÖSS'ye çalışmaktansa genelde kitap okumayı severdim. Üniversitede felsefe-sosyoloji okumak istedim. Annem daha sonra hukuk oku, sonrasında istediğini yaparsın dedi. Bende annemi kırmayıp bu bölüme yöneldim. Hukuk okuyunca aslında hukuk hakkında çok şey bilmediğimi fark ettim. Hukuk okumayı sadece avukatlık olarak gördüğüm için istemiyordum ama şuan 4. sınıftayım ve ben şunu anladım. Bu bölüm bana sosyolojiyi, felsefeyi hukuksal olarak analiz etme imkanı sağladı. Onun için pek de pişmalık değil aksine mutluluk duyuyorum. Bundan sorraki hayatımda bölümümün etkisini ve faydasını göreceğimi düşünüyorum. Okulda akadamisyen olarak kalabilirim, yazmaya, okumaya, izlemeye merakım var. Sizin modayla aranız nasıl? Ben Nida kadar modayı çok takip etmiyorum. İnsan kendine yakışan, kalbini yansıtabileceği kıyafetler giymeli bence. Zeynep Tosun'u çok beğeniyorum. Çünkü insanın kişiliğini, karekterini çok başarılı bir şekilde yansıttığını düşünüyorum. Kıyafetlerden çok çabuk sıkılıyorum. Vazgeçilmez bir parçam yok. Bir kıyafeti en fazlı üç kere giydikten sonra sıkılıyorum.

MODERN, EVCİMEN, ŞIK VE GÜZEL - ELİF GÖNLÜM

İSTANBUL CEMİYET HAYATININ ÜNLÜ İSİMLERİNDEN ELİF GÖNLÜM, MODA DERGİ İKİNCİ YIL ÖZEL SAYISI'NA KAPAK RÖPORTAJIYLA KONUK OLDU.

EVLİLİĞİNDEN SOSYAL YAŞAMINA, MODAYA OLAN İLGİSİNDEN SPORA BAKIŞ AÇISINA DETAYLI SORULAR YÖNELTTİĞİMİZ GÖNLÜM, SAMİMİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU. RÖPORTAJIMIZDA SPORCU EŞİ OLMANIN ZORLUKLARINDAN DA BAHSEDEN ELİF HANIM, MUTLU EVLİLİĞİN SIRRINI "SEVGİ BAĞI KURMAK" OLARAK AÇIKLADI.

Türkiye Milli Basketbol Takımı Kaptanı Kerem Gönlüm'ün zarif eşi Elif Gönlüm, İkinci Yıl Özel Sayımızın özel konuğu oldu. Ünlü Modacı Raşit Bağzıbağlı'nın yeni koleksiyonundan seçtiğimiz parçalarla Fotoğraf Sanatçısı Cengiz Dikbaş'a poz veren Gönlüm, birbirinden çarpıcı karelere imza attı.

Elif Gönlüm'ü sizden dinleyebilirmiyiz?

Elif Gönlüm hayat enerjisi çok yüksek bir kişi. Hayatı çok severim. Çocuklarımı çok seviyorum, çocuklarımla birlikte olmaktan çok keyif alıyorum. Aile birliğine çok önem veririm. Çocuklarımla geçirdiğim zamanı hiçbir şeye değişmem. Bunun dışında sanatsal bir tarafım var. Hem sanatı seviyorum hem de sanatçıları seviyorum. Kendimle başbaşa kaldığımda icra ettiğim bir takım yazılarım, şiirlerim var. Hem özgür hem duygusal bir insanım. Modayı da giyinmeyi de severim. Modayla alakalı etkinlikleri de beğenerek takip ederim.

Kerem Bey ile tanışma hikayenizi anlatır mısınız?

Bizim uzun zamana dayanan bir geçmişimiz var. On yıllık evliliğimiz, öncesinde de beş yıllık bir arkadaşlık dönemimiz var. Biz birbirimizi daha önce tanımıyorduk. Yani bir arkadaş ortamında falan tanışmadık. Kerem beni ilk olarak havalimanında görmüş. İlk görüşte benden etkilenmiş. Tabi bana ulaşabilmek için ortak bir arkadaş arayışına girmiş. Bulduğu ilk ortak arkadaşımızdan da telefonu numaramı almış. Tabi ben bundan biraz rahatsız oldum. İlk başlarda görüşmek istemedim ama sonrasında güzel bir iletişim kurduk. Tanımaya değer olarak düşündüm. İlk buluşmamız bir yemekle başladı. O zaman 18 yaşındaydım, üniversiteye hazırlanıyordum. Ciddi bir ilişkiye, aşka hazır değildim. Eğitim hayatımla ilgili hedeflerim vardı. Kerem'in sporcu oluşu beni etkiledi. Acaba bu ilişki olur mu, olmaz mı, sporcu oluşu ilişkimizi etkiler mi, soruları kafamı kurcalıyordu. Birde o dönemde boyunun uzun olması da farklı ve marjinal gelmişti. Kendisini tanıdıkça tüm ön yargılarımı yıktım. Kerem beni ilk gördüğünde arkadaşına 'Evleneceğim kız bu' demiş. Ve dediği de oldu, evlendik. Şu anda mutlu bir evliliğimiz var.

Elif Gönlüm nasıl bir anne nasıl bir eştir?

Çok özverili bir insanım. İletişim konusunda çocuklarla çocuk gibi eğlenirim. Çocuklarım benimle zaman geçirmeye bayılır. Onlara taklitler yaparım. Aslına bakarsanız Kerem çocuklarla benden daha çok oynar. Ben de daha çok dışarıda ilgilenirim. Onları okuldan alır, aktivitelere götürürüm. Kerem deplasmanda oluyor, geldiğinde de vaktinin tamamını çocuklarla geçiriyor. Kerem genellikle vaktinin çoğunu dışarıda geçirdiği için evde kalmayı çok seviyor. Çocuklar babalarıyla bir olup bazı eşyaları basket potasına, evi de basketbol sahasına çevirirler. Ben daha çok banyoları, yemek saatleri, uyku saatlerini takip ederim. Keremcan'ı her sabah ben öperek uyandırır, okula hazırlarım. Hamile olduğumda bile saat yedi olur olmaz kalkar, oğlumu hazırlardım. Seyahatlerime denk gelirse yerimi annem alıyor. Keremcan da bundan keyif alıyor.

İstanbul'da nasıl zaman geçiriyorsunuz?

Ben doğma büyüme İstanbullu'yum. Tüm eğitim hayatım burada geçti. İstanbul, benim için çok özel bir şehir. Burada yaşanmışlıklarım olduğu için bana özel ve güzel geliyor. Rutin bir hayatımız var, eşimiz dostumuzla zaman geçiriyoruz. Yine aynı şekilde ailelerimiz burada. İstanbul tabi ki çok kalabalık ve yorucu bir şehir. İzmir ve Ankara'yla karşılaştırdığımızda oralar biraz daha rahat. Oralara gittiğimde de çok keyif alıyorum ama ben İstanbul olmadan yapamam heralde.

Bir sporcu eşi olarak sporun hayatınızdaki yeri nedir, ilgilendiğiniz bir spor dalı var mı?

Kerem'in sporcu olması beni çok mutlu ediyor. Bir an önce sezon başlasın da maçlara gidelim diyorum. Spor zaten çok güzel bir şey. Sporcu insandan da zarar gelmez, çünkü enerjisini doğru yere kanalize etmiştir. Erkek çocuklarının bir spor dalıyla veya sporla uğraşmaları çok daha doğru. Ailelerin çocuklarını yetenekli olduğu bir alana yönlendirmeleri gerekir. Keremcan'ı beyin sporu olan santrança da yönlendirdim. Babamın satranç eğitmeni olması nedeniyle, bu spor bizde aileden gelir. Hatta erkek kardeşimin ve kuzenlerimin bu alanda ödülleri var. Ben daha Keremcan üç yaşındayken bu durumu onada kanalize ettim. Mesela Keremcan basket oynadı, aikidoya gitti, yüzdü ama hepsini bir andan yapamıyor. Her sene duruma göre istediği bir alana gönderiyorum. Belki de böylelikle yetenekli olduğu alanı bulacağız. Benim yaptığım sporlara gelince, ben pek takım sporu yapabilen biri değilim. Yani bakmayın fiziğimin sporcu gibi durduğuna. Sadece bireysel sporlar yapıyorum; kış sporları, sörf, yüzme gibi.

Kerem Bey'le mutlu ve örnek bir birlikteliğiniz olduğunu düşünüyoruz. Bunun püf noktaları sizce nedir?

Aslında ilişkilerde ekstra birşey yapmak durumunda değilsiniz. Eğer karşınızdaki kişiyle bir sevgi bağınız varsa o kişiyle uzlaşabiliyorsunuz. Eğer o bağınız sağlamsa, olumlu ve olumsuz her durumda ilişkiniz ayakta kalıyor. O kuvvet, o aşk, o sevgi olduktan sonra kaç sene de geçse de o bağ sizi sapasağlam ayakta tutuyor. Elbette o aşk çocuğunuz olmadan önceki gibi tutkulu olmuyor. Bir aile oluyorsunuz. Onun ağırlığı olmaya başlıyor ve daha farklı bir boyuta geçiyorsunuz. Kerem mesela; çok sakin bir karakterdedir, uyumludur, hoş görülüdür. Uzun vadeli evliliklerde kişinin karakteri de önemli. Sevginin beraberinde hoşgörü, saygı gibi birçok şeyin önemi var. Mesela benim eşim o konuda bana hep güvenir ve hoşgörülüdür. Bu nedenle ben o sınırı hep bilirim ve evimi de asla ihmal etmem. Kerem'in uzun deplasmanları oluyor. Bu dönemlerde birbirimizi çok özlüyoruz. Hatta bazen espirisini yapıyoruz; 'Basketbolu bırakınca ne olacak? 15 senedir alıştık. Ben dayanamam hergün evde olmana" diye.

Modaya bakış açınızı öğrenebilir miyiz ?

Alışveriş yaparken sezonun parçalarını belirlerim. Ne kullanacağıma ve neleri sevdiğime karar veririm. Gördüğümü almak gibi bir alışveriş tarzım yok. Almak istediğim şeyi belirler, gider alırım. Çünkü tarzımı ve aldığım şeyi daha sonra neyle kullanacağımı biliyorum. Bunun yanında çok klasikçiyimdir. Moderni ve klasiği harmanlamaktan çok mutlu olan biriyim. Modayı da çok seviyorum, çünkü; yaşam enerjisi olan biriyim. Bu enerjimi de alışveriş yaparak, modayı takip ederek sağlıyorum. Gardrobuma güzel parçalar katmayı seviyorum. Bana yakışan şeylerde enerji bulmak hoşuma gidiyor. Bir şeyi taşıdığınız zaman, dışarıya yansıttığınız şey; içinizdeki enerji oluyor. Hazır giyimde olduğu gibi giyinirim, kesinlikle değiştirmem.

Önümüzdeki günlerde gerçekleştirmeyi planladığınız bir projeniz ya da hayalini kurduğunuz bir çalışma var mı?

Nefes terapisiyle ilgili eğitimler aldım. Doğru nefes aldığında hayatına kattığın doğru şeyleri öğrendim. Birkaç seyahatim var, o seyahatlerden sonra bu alanda çeşitli çalışmalarım olacak. Arkadaşlarıma, dostlarıma, çevreme, faydalanmasını istediğim insanlara bilgiler verdim. Farklı ülkelerde de yapacağız bu programları. Nefes terapisi, özellikle günümüzde çok önemli. Çünkü; insanlık farklı yerlere gidiyor ve kimse özünü yaşayamıyor. Onun için bu konuda yardımcı ve faydalı olmak istiyorum.

Son dünya kupasındaki heyecanınız sosyal medyaya da yansıdı. Eşinizin Türkiye Milli Basketbol Takımı'nı kaptan olarak temsil etmesi nasıl bir duygu?

Kerem kulüp takımalarında da kaptanlık yaptı. Onlar da gurur vericiydi ama Milli Takım'da kaptan olması daha büyük bir gurur benim için. Branşında gelebileceği son noktaydı bu. Çocuklarımızın da babalarını sahada görmesi oldukça gurur verici ve güzel bir duygu.

Doğal bir güzelliğiniz var. Güzellik sırlarınız ya da düzenli yaptırdığınız güzellik uygulamalarınız var mı?

Normalde de doğalım aslında, botoks dahil hiç bir estetik operasyon geçirmedim. Düzenli cilt bakımı yapıyorum, cildimi temiz tutuyorum, spor yapıyorum ve doğru besleniyorum. Asitli içecek ve alkolden uzak dururum. O yüzden yaşımı yaşıyorum.

Sanatla aranız nasıldır. İlgilendiğiniz bir sanat dalı var mı?

Caz konserlerini hiç kaçırmam. Resme çok meraklıyım ama yapamıyorum. Sanat sergilerini takip ederim. Özellikle resim sergilerini incelemekten büyük keyif alıyorum. Kendimle başbaşa kadığımda icra ettiğim bir takım yazılarım, şiirlerim var.

Son olarak, MODA Dergi hakkındaki duygu ve düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

MODA Dergi olarak yaklaşımınız, kapak çekimi için beni ikna edişiniz son derece önemliydi benim için. Çekimler hakikaten tam istediğim şekildeydi. Bundan dolayı da Moda Dergi'nin iyi bir ekiple çalıştığına inanıyorum. Güzel işler yapıyosunuz. Belirli seviyere gelmiş kişilerle röportajlar yaptığınızı görüyorum. Umarım ikinci yılınızdan sonra daha büyük başarılara imza atarsınız. Başarılarınızdan dolayı hepinizi kutluyorum.

Kavaklıdere Vakko'dan şık davet

ANKARA KAVAKLIDERE'DE YER ALAN VAKKO MAĞAZASI, UĞURKAN EREZ'İN SUNUMUYLA MUHTEŞEM BİR DEFİLEYE EV SAHİPLİĞİ YAPTI.

2014 sonbahar/ kış koleksiyonunu Ankaralılara sunan Vakko, keyifli bir davete ev sahipliği yaptı. Mağaza Müdürü Olcay Baysal'ın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe çok sayıda seçkin isim katıldı. Uğurkan Erez'in renkli sunumuyla gerçekleşen defilede birbirinden şık mankenler boy gösterdi. Erez'in sunumunu yaptığı defile modaseverler tarafından büyük beğeni topladı. Defile sonrası konuklar, Vakko'nun bahçesinde sohbet edip ardından alışveriş yaptılar.

Altın Portakal Ödülleri sahiplerini buldu

51. ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ ÖDÜL VE KAPANIŞ TÖRENİ RENKLİ GÖRÜNTÜLERE SAHNE OLDU. SİNEMA DÜNYASININ ÜNLÜ İSİMLERİ, ANTALYA EXPO CENTER'DAKİ ÖDÜL TÖRENİNE KIRMIZI HALIDAN GEÇEREK GELDİ. ULUSAL UZUN METRAJ, ULUSLARARASI UZUN METRAJ VE KISA FİLM ALANINDA ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU.

Bu yıl 51'incisi düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında dağıtılan ödüller sahiplerini buldu. Geceye katılan dünyaca ünlü aksiyon yıldızı Jean Claude Van Damme'a özel ilgi vardı. Gecede 'En iyi film' ödülünü, Kutuğ Ataman'ın 'Kuzu' adlı filmi aldı. Aynı filmde canlandırdığı 'Medine' karakteriyle Nesrin Cavadzade ise 'En İyi Kadın Oyuncu' ödülünün sahibi oldu. Gerçekleşen festivalde, Hollywood aktörü ve yönetmen Jean Claude Van Damme'a Altın Portakal Ödülü takdim edildi. Kuzu, Annemin Şarkısı, Oflu Hocayı Aramak ve İtiraz'ım var filmleri birçok dalda ödüle layık görüldü. Ayrıca törenin açılışında Altın Portakal'da ödül alan ilk film olan Susuz Yaz'da rol alan Hülya Koçyiğit'e 51. yıl afişi hediye edildi. Gece, ünlü sinema sanatçılarının konuşmaları ve renkli görüntüler ile son buldu. 51. Altın Portakal Ödülleri En İyi Film: Kuzu En İyi Yönetmen: Onur Ünlü (İtirazım Var) Jüri Özel Ödülü: Oflu Hocayı Aramak, Sivas En İyi İlk Film: Annemin Şarkısı En İyi Senaryo: Onur Ünlü (İtirazım Var) En İyi Müzik: Başar Ünder (Annemin Şarkısı) En İyi Kadın Oyuncu: Nesrin Cavadzade (Kuzu) En İyi Erkek Oyuncu: Serkan Keskin (İtirazım Var), Feyyaz Duman (Annemin Şarkısı) En İyi Görüntü Yönetmeni: Vedat Özdemir (Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku) En İyi Sanat Yönetmeni: Osman Özcan (Neden Tarkovski Olamıyorum) En İyi Kurgu: Yorgos Mavropsaridis (Sivas) En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Nursel Köse (Kuzu) En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Aziz Çapkurt (Annemin Şarkısı) Behlül Dal Özel Yetenek Ödülü: Doğan İzci (Sivas), Mert Taştan ve Sıla Lara Cantürk (Kuzu), Avni Tolunay Özel Ödülü: Oflu Hocayı Aramak FİLM-YÖN Ödülü: Ömer Uğur (Guruldayan Kalpler) SİYAD Ödülü: Kuzu Halk Ödülü: İyi Biri Uluslararası Yarışma En İyi Film: Test (Rusya) SİYAD Ödülü: Mahkeme (Hindistan) Halk Ödülü: Beyaz Tanrı (Macaristan)

Serena Guardiani "Ankara, modacılara ilham olabilir"

Dünyaca ünlü İtalyan modacı Alberto Guardiani'nın kızı Serena Guardiani, Ankara'ya yaptığı ziyaret sırasında MODA Dergi'ye konuk oldu. Guardiani, dergimize yaptığı özel açıklamarında Ankara'yı büyülü ve kozmopolit olarak tanımlayarak, şehrin moda sektörü için de ilham kaynağı olabileceğini dile getirdi.

Tasarımları ve sıra dışı modelleri ile ayakkabıda dünya markası haline gelen Alberto Guardiani, Türkiye'deki ilk mağazasını Next Level AVM'de Nevra Tuncer'in öncülüğünde açmıştı. Tuncer'in davetlisi olarak Ankara'ya gelen Alberto Guardiani'nın kızı Serena Guardiani, renkli bir röportajla MODA sayfalarına konuk oldu. Guardiani, tasarımlarının doğuş hikayelerini ve Ankara izlenimlerini bizimle paylaştı. Serena Guardiani'yi kendi açıklamalarından tanıyabilir miyiz? Ben Serena ve Alberto Guardiani’nin en küçük kızıyım. Babamla birlikte şirketin her sezon koleksiyonunun yapıldığı tasarım ofisinde çalışıyorum. 25 yaşındayım ve Marangoni Üniversitesi'nin Moda İşletme Yönetimi bölümünden mezun olduktan sonra, moda ürün yönetimi üzerine yüksek lisansa kabul edildim. Londra Roger Viver’de perakende sektöründe ilk işime başladım ve sonra İtalya’daki Diesel’de aksesuar ürün koordinasyon destekçisi oldum. Alberto Guardiani'nin kızı olmak nasıl bir duygu? Babamla çalışmak benim için eşsiz bir deneyim. Ondan üst düzey ayakkabı sanatını ve yaratıcılığı öğrendim. Böyle bir aileye sahip olmak çok onur verici ama aynı zamanda çok büyük sorumluluklar gerektiriyor. Gerçek şu ki; babamın Alberto Guardiani olması beni korkutmadı. Tam aksine bu beni her gün biraz daha öğrenmeye sevk etti ve yaptığım işlerde bana coşku verdi. Marka'nın dizaynırısınız, markayı ön plana çıkarmak için nerelerden nasıl ilham alıyorsunuz? Çok fazla ilham kaynağım vardır. Onları bir araya getirmek ve ortaya neler çıkabileceğini görmek hoşuma gidiyor. Seyahat etmeyi ve farklı kültürden insanlarla tanışmayı seviyorum. Onları sokakta keşfetmeye ve tarzları açısından yaptıkları seçimleri anlamaya çalışıyorum. Diğer taraftan sanat ve mimari her zaman paha biçilemez bir ilham kaynağıdır. Aynı zamanda bana ürün bilgisini, geçmişi unutmadan yenilik yaratmayı ve farklılık yaratan küçük detayların önemini öğreten babamla doğrudan çalışmayı seviyorum. Koleksiyonlarınızın tarzının belirlenmesinde babanızın etkisi var mı? Koleksiyon yaratıcılığı prensibi babamın kesin fikirlerinden doğuyor. Dürüst olmak gerekirse babam, fikirlerimi ifade etmem konusunda beni özgür bırakıyor. Moda departman takımı ile karşı karşıya gelmem doğal bir sonuç ama babam çevresinde yeni, genç insanların olmasını, onların fikirlerini almayı ve yeni trendler hakkında onları dinlemeyi seviyor. Çalışmalarınızda yeni ve farklı alanlara yönelmeye karşı bakış açınızı anlatır mısınız? İyi bir iş yaratmanın temeli, yeni stiller araştırma ve yenilik oluşturma konusuna dayanıyor. Aynı zamanda tamamen deneysel işler yapan ve gelişmekte olan tasarımcıların incelenmesine ve genellikle moda alanına empoze edilebilen sıkı yöntemlere bağlı değildir. Türkiye'deki kadınların ayakkabı seçimlerini gözlemleye bildiniz mi? Ben Türk kadınlarını çok sevdim. Onlar her zaman ön plandalar. Stil ve moda konusuna eğilimli ve çok özenliler. Bu özenli yaklaşım çoğu zaman benim işim için bir ilham kaynağıdır. Ankara'yı nasıl buldunuz, şehrin yapısı sizce ilham çağrıştırır mı? Ankara güzel bir şehir. Büyülü ve kozmopolit. Bu da moda ile mimari için bir ilham kaynağıdır. Şehrin bu özelliği en üst düzey lüks markalara seçenekler sunar. Türk yemekleri konusunda görüşleriniz nelerdir, beğendiğiniz bir Türk yemeği var mı? Türk yemeklerini genel olarak seviyorum, ama Türk Kebabı favorim.

Base Life meme kanserine dikkat çekti

"15 EKİM DÜNYA MEME SAĞLIĞI GÜNÜ" KAPSAMINDA BASE LİFE CLUB VE ÖZEL MEDSENTEZ POLİKLİNİĞİ İŞBİRLİĞİ İLE MEME KANSERİ FARKINDALIK SEMİNERİ DÜZENLENDİ.

Spor alanında verdiği hizmetlerle adından söz ettiren Base Life Club yaptığı sosyal sorumluluk projeleriyle de büyük takdir topluyor. Bu kapsamda Base Life Clup yerleşkesinde meme kanserine dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak için Medsentez Polikliniği işbirliği ile bir seminer düzenledi. Seminerde meme kanserinde erken tanının önemi üzerinde duruldu. Alanında uzman bir ekip tarafından yapılan sunumlar, katılımcılar tarafından dikkatle dinlendi. Seminer kokteyl ile son bulurken katılımcılara meme kanserine dikkat çekmek için hediye paketleri takdim edildi.

www.baselifeclub.com

www.medsentez.com

“Tabiattaki dengenin ve uyumun kusursuzluğu bana ilham veriyor”

DEMET SABANCI ÇETİNDOĞAN 'IN HAYAT FELSEFESİ,GENÇ GİRİŞİMCİLERE TAVSİYELERİ, SANATA OLAN İLGİSİ, GELECEĞE DAİR PLANLARI VE DAHASI MODA DERGİYE VERDİĞİ ÇOK ÖZEL RÖPORTAJDA...

ÜNLÜ İŞ KADINI DEMET SABANCI ÇETİNDOĞAN, ANKARA NEXT LEVEL AVM'DE BULUNAN HARVEY NİCHOLS MAĞAZASININ AÇILIŞI İÇİN GELDİĞİ ANKARA'DA MODA'NIN SORULARINI YANITLADI. İŞ HAYATI, SOSYAL YAŞAMI, SANATA OLAN İLGİSİ VE DAHA BİR ÇOK KONU HAKKINDA SORULAR YÖNELTTİĞİMİZ ÇETİNDOĞAN SAMİMİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU. YAŞAM FELSEFESİNİN DENGE ÜZERİNE KURULU OLDUĞUNU SÖYLEYEN ÇETİNDOĞAN, TABİATTAKİ DENGENİN VE UYUMUN KUSURSUZLUĞU BANA İLHAN VERİYOR” DEDİ. Kendinizi nasıl tanımlarsınız. Demet Sabancı Çetindoğan'ın hayat felsefesi nedir? Ben iç huzuruna çok inanırım. Eğer huzurlu isem yaratıcı ve enerjik oluyorum. O sebeple içime sinen işler yapmaya çalışıyorum. Bir anlamda duygularıma hep bir şans veriyorum. Evde de işte de bu böyle. Planlı programlı yaşıyorum ve insanları dinliyorum. Ayrıca hayatımda sosyal projelere hep yer veriyorum. Bu bana iyi geliyor. Çevrem için bir şeyler yaparak rehabilite oluyorum. Böylece kendimi daha mutlu hissediyorum. Ama elbette sinirli olduğum günler de oluyor. Bu hayatın doğal ritmidir, bununla da baş etmeyi öğrenecek kadar deneyimliyim artık. Ailem ve çocuklarım böylesi zamanlarda bana herkesten ve her şeyden daha iyi geliyor. Benim yaşam felsefem denge üzerine kuruludur. İnsanın iç ve dış dünyasında bir denge olması gerektiğine inanırım. Tabiatta kurulu dengenin ve uyumun kusursuzluğu bana ilham veriyor. İş hayatında kadın olmanın avantajları-dezavantajları var mıdır. Genç kadın girişimcilere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz? Ben bu konuya hiç bir zaman kadın ya da erkek olmak diye bakmadım. Hayata ve başarıya hazır olmakla ilgili bir durumdur bu. Başarmak isteyen ve bunun için hazır bir insan için Türkiye fırsat kapısının açık olduğu bir ülke. Hedefi olan ve bu hedefe ulaşmak için çalışacak kadar cesur bir insanın kadın olması önemli değildir. Fakat bundan asıl anlaşılmak istenen şey kadın erkek arasındaki fırsat eşitliği meselesiyse evet bu ülkemizde ne yazık ki gelişmiş ülkelerin gerisinde. Asgari eğitim olanaklarına sahip olmuş tüm kadınları cesurca rekabet etmeye, üretmeye ve başarmaya davet ediyorum. Ayrıca, her zaman için dikkatli olmak elinize geçen fırsatları avantaja çevirmeyi öğrenmek gerek. İşinde ilk olan ve gelişmeye açık olan fikirlere sahip çıkmak,(işte benim en sevdiğim bölüm) İşinizde markalaşmayı önemli ölçüde bir iş kolu haline getirmek. Cesaretli, yenilikçi ve üretken olmak gerek. İş hayatında olması gereken unsurlar aslında hepsi. Ankara kadının modaya bakış açısını nasıl değerlendirirsiniz? Ankara ölçülü bir zerafetin ve doğasına uygun olarak modada uçlardan uzak duran bir şıklığın kenti. Nüfus yapısının bütün özelliklerini anlayabiliyoruz. Bir başkent olduğunu tercihlerinden ayırmak mümkün. Ankara'ya getirmeyi planladığınız başka markalar var mı? Bütün markalarımız için Ankara'yı planlamamızın en üst sırasında tutuyoruz. Yabancıların sayısının fazla olduğu, ortalama gelir seviyesinin makul olduğu bir şehir Ankara... Sosyal sorumluluk projelerine büyük önem verdiğinizi biliyoruz. Başkanlığını yürüttüğünüz Yaratıcı Çocuklar Derneği'nin faaliyetlerinden bahsedebilir misiniz? Yaratıcı Çocuklar Derneği ile alakalı olarak da yetenekli çocuklarımızı dünyada ileri gelen okullarda okumalarını, dünya çapındaki yarışmalara katılmalarını sağlıyoruz. Hemen hemen her gün yeni bir fikir, yeni bir proje... Zaten tüm etkilendiğimiz fikirleri, projeleri bir şekilde hayata geçirdik. Her biri birbirinden kıymetli. Birini söylesem diğerine haksızlık olacak. Öncelikle yaptığımız tüm yarışmalar çok keyifli, düşünsenize karikatür yarışmasında birinci çıkardığımız çocuğumuz dünya karikatür yarışmasında birinci oldu. Bundan güzel bir mutluluk var mı? www.yaraticicocuklardernegi.org sitesini inceleyin lütfen her şeyi orada görebilir takip edebilirsiniz. Eşlerin aynı çatı altında çalışmaları tavsiye edilmez. Bu anlamda zorluklar çekiyor musunuz ya da tavsiye eder misiniz? Biz bunun sihirli dengesini bulmuş bir çiftiz. Bir yanıyla birbirimize çok benziyoruz. Bu yüzden ortak bir enerjiyi paylaşabiliyoruz. İşin güzel tarafı Cengiz Bey'le birbirimizi tamamlayan bir takım yönlerimiz de var. Fakat ne kadar uyumlu olursak olalım yetki ve sorumluluk alanlarımızı iş konusunda birbirinden ayrı tutuyoruz. Çünkü iş, evlilikten anlamaz. İşle ilişkiyi birbirine karıştırmamayı öğreneli çok oldu. O yüzden o benim iş arkadaşımdan çok vizyon ortağımdır. Belki işlerimizi yöntem olarak birbirinden farklı yapıyoruz ama olaylara baktığımız yer birbirine çok benzer. Plastik ve sahne sanatlarına olan ilginizden biraz bahsedebilir misiniz? Sanat sevgisi ve estetik anlayışı olan bir aileden geliyorum. Müze kurma hayaliyle yetiştim. Yurt dışında bulunduğum zamanlarda sergilere, müzelere hep özel zaman ayırdım. Bu bana iyi geliyor. Müze projenizin son durumu nedir. İsmini belirlediniz mi? Müze projemizi inşallah olağanüstü bir aksilik çıkmaz ise 2015 sonuna yetiştirmeye çalışıyoruz. Yoğun ve titiz çalışmalarımız burada da sürüyor. Demsa Grup, köklü bir geçmişe sahip olan Türk sanatını dünü ve bugünü ile sunabilmek amacıyla yakın bir tarihte söz konusu koleksiyonunu Pritzker ödüllü mimar Zaha Hadid'le çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Umarım İstanbul'lu sanatseverlerin de beğeneceği bir yer olur. Sanat koleksiyonunuz nelerden oluşuyor ? Özellikle Türk Resim ve Türk İslam eserleri sanatına ışık tutacağına inandığımız bir proje olacaktır. Başlangıcından günümüze kadar gelen 200'ün üzerinde sanatçı ve 2.000 adetin üzerinde kalıcı resim ve 400 adetlik Osmanlı hat, ferman, hilye-i şerif ve Kuran-ı Kerim koleksiyonu ile hakikatten farklı bir noktada olacağımız kanaatindeyiz. Çok heyecan verici ve güzel bir proje. Türk resim sanatı tarihinin başlangıcı olarak kabul edilen 19. yüzyılın ikinci yarısından günümüze uzanan süreçte oluşturulmuş, dönemleri belirleyen başyapıtlar yer almakta. Yoğun iş temponuzda kendinize yeteri kadar vakit ayırıyor musunuz. Kendinize ayırdığınız zaman diliminde neler yapmayı seversiniz? Kendime zaman ayırmak şeklinde ayrılmış bir boş zamanım yok. Ailem ve çocuklarımla, işimle ve sosyal çevremle geçirdiğim tüm zamanı kaliteli ve faydalı geçirmeye çalışıyorum. Yoğun bir çalışma temponuz var. Ailenizle yeterince zaman geçirebiliyor musunuz? Sevdiğim insanlarla beraber olmak, hele ki bu ailenizse çalışma temposunu hemen organize edebiliyorsunuz. Biz artık çok genç insanlar değiliz. Ailemizle geçirdiğimiz zamanın değeri daha fazla. Gençken iş birinci sırayı alabiliyordu. Ama artık işim her şeyin önünde gelir diyemem. Önemli olan dengedir ve ben aileme yeterince vakit ayırabiliyorum. Gelecekle ilgili planlarınız ve hedeflerinizi bizimle paylaşır mısınız. Gördüğüm kadarıyla her bir proje, ülkenin ekonomik ve kültürel gelişimine katkı sağlayacak hedefler içeriyor. Bu projeler ve hedefler nasıl şekilleniyor? Biz yaptığımız işlerde bir farklılık yaratmak istiyoruz. Örneğin otelciliğe girdik müze otel konseptini geliştirdik. Kordon kanı bankası ile başladığımız ONKİM Türkiye'nin en özel sağlık yatırımı haline dönüştü. Turizm ülkesi olarak Türkiye'de dijital turizm pazarlaması ve turizm yayıncılığı ile sektörün eksik kalan yerlerine yöneldik ama moda ve perakende bizim için çok önemli biliyorsunuz. Şimdi asıl ağırlığımızı buna veriyoruz. Aşağıdaki soruları birer cümleyle cevaplayabilir misiniz? Gardrobunuzun vazgeçilmez parçaları nelerdir? Burada kriterim ortama uygun giyinmektir. Ben de her kadın gibi rahat giyinmek isterim ama her zaman bu mümkün olmuyor. Fonksiyonel bir gardrobum var ve şıklıkla rahatlığı mümkün olduğunca buluşturmaya çalışıyorum. İşin açıkcası biraz da trendleri takip ediyorum. Ama bütün kadınlar gibi çantaları ve ayakkabıları seviyorum. Asla denemen dediğiniz bir giyim stili var mı? Yarasa kollu gömlekler. Son zamanlarda aldığınız ve sizi en çok etkileyen hediyeyi öğrenebilir miyiz? Eşimin hediyesi, nazar boncuklu bir bileklik. Yanınızdan hiç ayırmadığınız bir objeniz var mı? Telefonum, rujum, parfümüm. Ayakkabı, çanta ve saatte vazgeçemediğiniz ya da beğendiğiniz markalar nelerdir? Özellikle Dior ve Chanel' Valentino, Ferre, Roberto Cavalli ve Oscar De La Renta'yı tercih ediyorum. Bir de Micheal Kors, DVF, Zuhair Murad'ı unutmamak lazım. Son dönemlerde beğendiğiniz kitap, film ve müziği öğrenebilir miyiz? Anılarla Özcan Sabancı ''Ben Seni Bırakıp Gider miyim'' Nuri Bilge Ceylan'ın yönettiği ''Kış Uykusu' Hayatımın her döneminde Bach - Violin Concerto No. 2 in E major, BWV 1042 Adagio. Sizi en çok etkileyen şehir neresi? Sanat için Paris, Şehrin ve ticaretin gelişimi açısından Dubai, rahatlık açısından LA, Özgürlük açısından NY.

Harvey Nichols'tan cemiyet hayatını buluşturan görkemli açılış

MODA SEKTÖRÜNÜN ÖNDE GELEN MARKALARINDAN HARVEY NICHOLS, NEXT LEVEL AVM'DE AÇTIĞI YENİ MAĞAZASI İÇİN ÖZEL BİR DAVET VERDİ. MARKANIN TÜRKİYE'DEKİ TEMSİL HAKKINI ELİNDE BULUNDURAN DEMET SABANCI ÇETİNDOĞAN BAŞTA OLMAK ÜZERE BİRBİRİNDEN ÖNEMLİ İSİMLERİN KATILDIĞI DAVETTE, 2014/2015 SONBAHAR/KIŞ KOLEKSİYONLARI TANITILDI.

Harvey Nichols'ın Next Level AVM'de açılan yeni mağazası için şık bir davet verildi. Markanın Türkiye'deki temsil hakkına sahip olan Demet Sabancı Çetindoğan'nın ev sahipliğindeki davete Ankara'nın tanınmış isimleri de büyük ilgi gösterdi. Gerçekleşen davette Öner Övez'in kareografisi ile aralarında Tülin Şahin ve Merve Büyüksaraç gibi mankenlerinde bulunduğu bir defile düzenlendi. Defilede dünyaca ünlü markaların 2014/2015 Sonbahar/Kış koleksiyonları tanıtıldı. Sunumu ilgiyle takip eden konuklar, aynı zamanda yeni mağazayı gezmeyi ve alışveriş yapmayı da ihmal etmedi.

Davete katılanlar arasında Türkiye İş Kadınları Derneği (TİKAD) Başkanı Nilüfer Bulut ve kızları Dila-Nida Bulut da vardı. Takı ve aksesuar tasarımcısı Nida Bulut'un "Bu By Nida Bulut" markası ile bu sezon Harvey Nichols Ankara'da satışa sunulucak ürünleri de büyük ilgi gördü.

Görkemli davette Demet Sabancı Çetindoğan, Yürütme Kurulu Başkanı olduğu Yaratıcı Çocuklar Derneği'nin yetenekli öğrencileri adına Tasarımcı İrem Yıldırım ile bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Harvey Nichols Ankara'daki İrem Yıldırım markalı tşörtlerden alan herkes, ülkedeki yetenekli çocuklara katkı sağlayabilir ya da müşteriler sevdikleri kişiler adına bir "Anı Bursu" başlatabilir. Açılış daveti kapsamında çocukları unutmadıklarını gösteren İrem Yıldırım ve Demet Sabancı Çetindoğan, davetlilerden bol bol tebrik aldı.

Geceye CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün, eşi Mine Aygün ile birlikte katıldı. Davetin olduğu gün tüm gazeteler Aygün çiftinin boşanacaklarını iddia etmişti. Tüm bu dedikoduları yalanlar nitelikte davete birlikte katılan Sinan-Mine Aygün çifti oldukça mutlu görünüyordu.

Hülya Topçuoğlu yeni yaşını kutladı

ANKARA SOSYAL YAŞAMININ ÜNLÜ İSİMLERİNDEN HÜLYA TOPÇUOĞLU, ARKADAŞLARININ DÜZENLEDİĞİ SÜRPRİZ DOĞUM GÜNÜ PARTİSİYLE YENİ YAŞINI KUTLADI.

Park Caddesi'ndeki Esposito's adlı mekanda gerçekleşen kutlamaya, Topçuoğlu'nun çok sayıda yakın arkadaşı katıldı. Sürpriz parti karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Hülya Hanım, bu özel gününde kendisini yanlız bırakmayan tüm dostlarına teşekkür etti. Bordo ve gri konseptli partide konuklar partinin tadını doyasıya eğlenerek çıkardı.

Moda Dergi Instagram
Moda Dergi Business
Moda Dergi Haftanın Şıkları
Moda Dergi Kapak
Moda Dergi – Moda, Haber, Röportaj, Kültür Sanat, Alışveriş, Business, Dosya Haber, Lifestyle ve günlük hayatın içinde ne kadar güzellikler varsa Moda Dergi orada.