MODA

Keyifli Hayatın Dergisi

Moda Dergi

moda dergi

– Moda, Haber, Röportaj, Kültür Sanat, Alışveriş, Business, Dosya Haber, Lifestyle ve günlük hayatın içinde ne kadar güzellikler varsa Moda Dergi orada.

ÇAĞLA ŞİKEL'LE ÇOK ÖZEL

Şubat sayımızda çok özel röportajlar, keyifle okuyacağınız dosyalar ve gündemin dikkat çeken haberlerine yer verdik.
ÇAĞLA ŞİKEL Elinizden düşüremeyeceğiniz bu renkli sayının kapağında ise Çağla Şikel'i konuk etti. Duruşuyla, bakışıyla, gülüşüyle her zaman etrafına güven veren ve pozitif enerji yansıtan Şikel'e yeni yılla birlikte hayatında nelerin değiştiğini sorduk. Uzun bir sürenin ardından verdiği röportajda hayatına dair ipuçları edindiğimiz Şikel, kendini tamamen çocuklarına adamış. Tüm planlarını onları düşünerek yaptığını söyleyen ünlü isim kendini, “Ayakları üzerinde duran, çalışan, güçlü bir anne” olarak tanımlıyor. Bu tanıma katılmamak elbette mümkün değil. Bu keyifli röportajın tüm detayları sayfalarımızı çevirdikçe karşınıza çıkacak. Kış aylarının en gözde kayak merkezlerinden Kartalkaya'ya bu kış da ilgi büyüktü. İş, sanat ve cemiyet hayatının ünlü isimleri kış sporlarının keyfini burada çıkardı. Pistlerde hünerlerini sergileyen tatilciler en doğal halleriyle sayfalarımızda yerini aldı. Şubat sayımızda karşınıza birbirinden özel röportajlar çıkacak. Ünlü yazar Kürşat Başar ve modacı Gizem İçöz de bunların başında geliyor. Merak edilen yönlerini ve geleceğe dair planlarını dinlediğimiz ünlü isimlerin röportajlarını keyifle okuyacaksınız. Ayın en dikkat çeken organizasyonu hiç kuşkusuz "Oscar'ın habercisi" olarak değerlendirilen Altın Küre Ödül Töreni oldu. Kaliforniya'nın Beverly Hills şehrinde düzenlenen törende yıldızlar boy gösterdi. Biz de bu görkemli geceyi tüm detaylarıyla sayfalarımıza taşıdık. Emre KARACA

Ankara'nın en eğlenceli merkezi Roll House

Roll House eğlence merkezinin yaratıcısı Sinem Aydın ile eğlence dolu bir röportaj gerçekleştirdik. Tepe Prime, Eryaman, Bilkent Center, Armada ve Podium AVM'de 7'den 70'e tüm eğlence tutkunlarını buluşturan merkezi Aydın'dan dinledik.

Yaş aralığı olmaksızın tüm eğlence tutkunların Ankara'daki vazgeçilmez adresi Roll House'u sahibi Sinem Aydın'dan dinledik. Onlarca eğlence aktivitesini bünyesinde bulunduran merkezler, yeme içme alanında da oldukça iddialı. 1998 yılında “Çok çalıştık artık eğlenin’’ sloganı ile sektöre adım atan Aydın, tüm Ankaralıları Roll House'de eğlenmeye davet ediyor. Sinem Aydın kimdir, kısaca kendinizden bahseder misiniz? 1980, Ankara doğumluyum. Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım bölümü mezunuyum. 2004 yılından beri de aile şirketimiz olan Sevsel A.Ş’de görev yapmaktayım. Başkentte bowlingi ilk tanıştıran markasınız. Hizmet ve kalite politikalarınızdan bahseder misiniz? 1998 yılında “Çok çalıştık artık eğlenin’’ sloganı ile sizlere “merhaba” dedik. Ulusal ve uluslararası birçok övgü ve ödüle layık görüldük. Büyümemizdeki en büyük etken siz dostlarımız oldu. Hiçbir zaman müşteri kelimesi kullanmadık, misafirimiz” dedik. En büyük kalitemiz güler yüzümüz oldu. roll house Salonlarınızda 7’den 70'e herkesin eğlenebileceği aktiviteleriniz var. Son yılların macera oyunu Laser Point hakkında bilgi verebilir misiniz? Armada Rollhouse şubemizde iki katlı yağmur orman temalı özel bir alanımız var. Vahşi hayvan maketleri, sis efektleri ile size ve arkadaşlarınıza ait özel bir alan. 30 dakika boyunca adrenalin, macera hepsini bir arada yaşıyorsunuz. Şehrin stresinden biraz olsun uzaklaşabilmek için herkese tavsiye ediyorum. Laser Point'in Paintball’dan farkı sadece yelek giyerek oynanabilmesi. Bu yüzden iş çıkışı stres atmak için eğlenceli oluyor. Ben ve arkadaşlarım haftada bir kez mutlaka yarışıyoruz. Çocuklar için Armada şubenizde özel bir top havuzunuz var? Bir anne olarak burası hakkında annelerimize nasıl bir tavsiyeniz olur? Aslında top havuzu deyip geçmemeliyiz. Biz ufak misafirlerimiz için özel bir yaşam alanı yarattık. Dilerlerse kaydıraktan kayıp top havuzunda oynayabilirler, dilerlerse resim yapabilirler, isterlerse palmiye ağacında sallanabilirler. Biz annelerin en büyük tedirginliği her zaman güvenliktir. Armada Rollhouse’da ebeveynlerimiz çocuklarını bıraktıkları zaman onlara ipad veriyoruz. DownTown Food Club restoranımızda yemeklerini tüketirken, kahvelerini yudumlarken çocuklarını seyredebiliyorlar. Çocuk gelişimi mezunu ablaları tüm oyunları esnasında onlara eşlik ediyorlar. Sensörlü kapılarımız bulunduğu için çocuklarımız dışarı ebeveynleri almaya gelmediği sürece çıkamıyorlar. ROLL (5) DownTown Food Club menülerinizde NFİT diyet menü bulunmakta. Bu işbirliğinden bizlere bahseder misiniz? Diyetisyen Merve Tığlı ile özel bir çalışma yaptık. Menümüzde bulunan bazı kalemleri diyet yapan misafirlerimize uygun olarak sunmak istedik. Kalori hesaplarını yaparak ayrı özel bir menü oluşturduk. Diyet yapmak sadece salata yemekten ibaret değil diyerek özel, tek bir sayfa menü oluşturduk. Markalarınız için franchise veriyor musunuz? Franchise vermek için güçlü bir alt yapı olması gerektiğine inanıyoruz. Uzun yıllar boyunca her şeyi sisteme dahil edebildiğimiz bir yapı üzerinde çalışıp, teknolojiye de çok yatırım yaptık. Artık her markamız için franchise vermeye hazırız.

Drexel Shoes İle Adımlar Daha Konforlu, Daha Havalı!

Bugüne kadar tanıdığınız tüm ayakkabı trendlerini bir kenara bırakıp, Drexel Shoes ile konforlu bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz?

Bir ayakkabıdan beklentiniz rahat olması ve şık görünmesi olabilir. Yahut moda trendlerini takıp eden bir tasarım ile uzun ömürlü adımlar... Kaliteyi rahatlıkla buluşturan Drexel ile tanışmaya hazır olun. Spor, deri, keten ve daha birçok modelde kaliteye ve ergonomiye önem veren Drexel ayakkabılar hızlı adımlarla elektronik ticaret hayatına adım atıyor. Sokak modasının nabzını yakalayan yepyeni marka Drexel, alıcılarını Drexel Shoes adıyla online satış noktasında bekliyor. Kaliteden asla ödün vermeyen özgün tasarımlar hem kadın hem de erkek spor, deri, keten ayakkabı tercihleri için birçok alternatif sunuyor. İşte Drexel’i özel kılan 5 neden! 1. Yüksek Kalite: Dünyaca ünlü markalar ile aynı bantlarında üretiliyor ve üstün kalitesi ile %90’nın Türkiye’den Amerika, İngiltere ve İtalya’da satışı gerçekleştiriliyor. Dünyanın dört bir yanından gelen en iyi malzemeler kullanılarak üretiliyor. 2. Özgün Tasarım: Eminiz ki bir Drexel’e sahip olduğunuzda o tasarım sizden başkasında olmayacak. Drexel bir o kadar iddialı. 3. Avantajlı Fiyat: Drexel’in en önemli misyonları arasında yer alan avantajlı fiyata yüksek kalite kulağa oldukça cazip geliyor. 4. Estetik Form: İster sokak modasına uygun tasarımlar isterseniz şıklığınızdan ödün vermeyen casual formları Drexel ayakkabı tasarımlarında bulabilirsiniz. 5. Konforlu ve Ergonomik: Spor ayakkabıdan ilk beklentiniz olan konfor ve ergonomi Drexel’in yumuşacık kalıplarında mevcut. Özel bir gecede giyilecek ayakkabıdan daha önemlidir günlük ayakkabı seçimi. Belki her gün ayağınızda görmekten keyif duyacağınız ayakkabıyı seçerken diğerlerinden çok daha fazla para harcamak sizleri rahatsız etmeyecek. Peki neden aradığınız tüm özelliklere daha avantajlı bir rakam ile sahip olmayasınız? Hem konforlu, hem moda trendlerine uygun bir tasarım hem uzun ömürlü, hem de bu özellikleri kısa sürede deforme etmeyecek üstün kaliteyi avantajlı fiyatla bulabileceğiniz bir marka Drexel. Haydi geç kalmayın, Drexel deneyimini sizde yaşayın. Marka sloganının da dediği gibi Drexel ile daha iyiye adım atın! ;)

Kürşat Başar’ın Farklı Dünyası

Bu ay sizlerle olmaktan büyük mutluluk duyuyorum… Yeni yılda sizlerle buluşurken çok özel bir röportajla bir arada oluyoruz. Yıllardır evlerimize konuk olan, yazıları ile hep ilgimizi çeken, okumaktan hiç vazgeçmediğimiz Kürşat Başar’la geçtiğimiz günlerde bir röportaj yaptım. Yaşamı, yazarlık hayatı, gazeteciliği ve yeni albümü hakkında konuşma fırsatı bulduğumuz Başar, bu keyifli sohbetimizde yeni kitabının da müjdesini verdi.

Ödüllü yazar, gazeteci, programcı ve müzik insanı Kürşat Başar. Gerçekten hepsine nasıl yetişiyorsunuz? Aslında ben hala biraz tembel hissediyorum kendimi, daha çok şeyler yapabilirmişim gibi geliyor. Çünkü çok küçük yaşta başladım gazeteciliğe ve yazarlığa bununla birlikte radyo programcılığı, televizyon programları, bütün bunlar bir arada, dolayısıyla bu yoğunluğa alışmış durumdayım yani. Bana aslında tüm bunlar çok da çalışmışlık gibi gelmiyor artık, hatta bazen iki gece üst üste çalışmasam bile yine tembelleşmişim demeye başlıyorum. KÜRSAT BAŞAR Hayat bir kereye mahsus... Bu kadar dolu dolu yaşamak mutluluk veriyor mu? Veriyor tabi ki. Benim böyle bir şansım var, doğduğumdan beri hep istediğim şeyleri yapıyorum. Bunlara örnek vermek gerekirse; yazmak ve kitaplar çocukluğumun en önemli kısmını oluşturuyordu. Bir de buna ek yaparsak tabi ki müzik... Onun dışında gazetecilik, televizyon programcılığı, bunlar doğal olarak keyifli işler. Artısı da bir sürü yeni insanla tanışmamı sağladılar. Peki çok yönlü olmak sizce ego mu yoksa öz güven yüksekliği mi? İkisi de değil, biraz tesadüf aslında. Dediğim gibi benim çocukluğumdan beri gelen bir durum olduğu için alışkanlık oldu bende. Bir yandan kitapla uğraşırken diğer yandan müzik grubumla provalar yapıyoruz, arada çıkıp televizyona gidip oradaki işimi yapıyorum. Böyle bir hayat... KÜRŞAT BAŞAR, SERTAÇ DARCAN Peki sanat camiasına baktığımızda, zaman zaman ego çıkıyor mu? Evet çıkıyor, bizim yaptığımız işler biraz böyle zaten, o olmazsa da çok da parlak bir şey olmuyor. Sonuçta her sanatçının, müzisyenin, yazarın, ressamın herhangi bir sanatla ilgili mesleği olanların kuvvetli egosu var, kendini ifade etme isteği var. Eğer o istek olmazsa olmuyor. Bu mümkün olduğunca zaman içerisinde geri itmeye çalışılıyor, çünkü ego da çok yukarıda olunca yapmış olduğunuz işin önüne geçer ve bunun olmaması lazım. Biraz müzik konuşalım. Neden caz? Hayatınıza nasıl girdi? Caz müzik hayatımda çok eskiye dayanıyor. Çocukluktan bu yana sanata yatkınlığım var. 16 -17 yaşlarımda doğal olarak rock müziğiyle uğraşıyordum, bir arkadaşımın babasından bir sürü plak gelmişti, müziğe bakışım onları dinlerken değişti diyebilirim; çünkü çok farklı bir müzik türüydü caz. O dönemde sonra ise hep caz dinleyerek ve son sekiz yıl TRT’de caz müzik programı yaparak daha da pekiştirdim kendimi. Sizi tatmin ediyor mu? Beni çok mutlu ediyor ve çok keyif veriyor açıkçası. Tüm bu zaman zarfında gazetecilik, televizyonculuk, yazarlık yaparken hep içimde kalan bir şeydi müzik. Evde kendim çalıyordum, arkadaşlarımla birlikte çalıyordum. Şimdi ise çok iyi müzisyenlerle çalıştığım için çok mutluyum. Ülkemize baktığımız zaman cazı nerede görüyorsunuz ve yeterince değerini bliyor muyuz? Ben ne kadar çok seversem seveyim doğal olarak Türkiye’ye çok yakın bir müzik türü değil caz. Onun için çok geniş kitleler tarafından da dinlenmesini de bekleyemeyiz. Zaman içinde konserler ve festivallerle kitleler arasında dinlenerek yaygınlaşan bir müzik türü. Bu müziği çalabilmeniz için okulunu bitirmek de yetmiyor, cazdan etkilenmeniz lazım. Şimdi yavaş yavaş Türkiye’de festivaller, etkinlikler arttı ve ayrıca Güney’de açılan mekanlarla caza daha fazla ilgi oluştu. KÜRSAT BAŞAR "Başucumda Müzik", "Çok Güldük Ağlamayalım" ve "Yaz" ile okuyucularınıza dokundunuz. Bir kitaba başlarken kendi hayatınızdan mı yola çıkıyorsunuz yoksa kendi çevrenizdeki bir hayattan mı ilham alıyorsunuz? Tabi ki kitaplarımda benim hayatımdan da bölümler az çok var. Yakın çevremdeki insanlar kitaplarıma giriyor ama hiç tanımadığım karakterler de mevcut oluyor. Tamamen sizin hayal gücünüzle ilgili ve irintili aslına bakarsak. Bir kitaba başlarken ne kadar bir zaman süreci oluyor? Bir kitap bittikten sonra yenisine başlamak birkaç yıl sürüyor. Bildiğim kadarıyla da bir aranız oldu ve kitap çıkarmadınız. Bunun bir nedeni var mı ? Başucumda Müzik'ten sonra bir on yıl kadar çıkaramadım. Gerçi bu ara zarfında farklı kitaplar yazdım ama roman olarak on yıl çok uzun bir ara oldu. O arada hem televizyon programı yoğundu hem gazetecilik, köşe yazarlığı çok ağır basmıştı ve farklı projeler derken müzik başladı, müzikle birlikte yoğun bir dönem geçirdim. Sonunda geçen yaz “Yaz” romanım ile tekrar okuyucularımla buluştum. "Yaz" romanınızdan nasıl geri dönüşler aldınız ? Çok güzel yorumlar aldım, okuyucularım yolda, sokakta, caddede soruyorlardı ne zaman çıkıyor yeni kitabınız diye? Aslında bu durumu çok umursamayacağımı düşünüyordum ki sahiden bir baskı da yaratıyormuş, onu da gördüm. Neyse ki televizyon programlarının bitmesiyle birlikte oluşan zaman boşluğunda yoğunlaşarak sonunda Yaz'ı bitirebildim. Önümüzdeki zamanda herhalde yeni bir kitap da geliyor… Programdan bahsettiniz az önce, uzun soluklu çok güzel bir programınız vardı. Sonrasında ekranlara sanki veda ettiniz. Bunun bir nedeni var mı ? Ekranlara veda etmedim aslında, zaman zaman çıkıyorum. Birkaç sezon yapıp ara verip, biraz formatı değiştirip zaman zaman dönüyorum televizyona. Biraz da gelen tekliflerle ilgili bu durum. Belki güzel bir teklif alırsam önümüzdeki zamanlarda tekrar ekranlara dönebilirim. Düşündüğünüz bir format var mı? Sanırım bu sefer biraz daha müzikli bir format olabilir. Çünkü artık müzik benim hayatıma tamamen girmiş olduğu için o imkanda kullanırız herhalde. Son zamanlarda ülkemiz farklı bir algıdan geçiyor sizde takdir ederseniz ve insanlar üzerinde olumsuz bir etkisi söz konusu. Bir sanatçı olarak siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu ve sanat gerçekten bir ilaç mı? İlaç değilse de, insanlar için bence en bunaltıcı, en baskıcı dönemlerde bile bir özgürlük alanı diyebilirim. Belki kendilerine ait bir oda da diyebilirim, aynı zamanda tabi edebiyat için de bunu söyleyebilirim. Bütün dünyadaki birçok şeyi ve yaşanmışlıkları o andaki durumda görmek, o kitaplarda ise bu durumdan nasıl çıkacağımızı görme şansımız oluyor tabi. Yeni Albümle Çok Yakında Geliyorum… Tekrar caza dönersek, “Keşke Burada Olsaydın” albümünüzden nasıl tepkiler aldınız ve siz bu albümü nasıl değerlendiriyorsunuz? Okuyucum açısından şaşırtıcı oldu diyebilirim. Benden kitap beklerlerken albümle çıktım karşılarına. İçinde İlhan Şeşen, Sezen Aksu,Yeşim Salkım, Levent Yüksel ve Yaşar gibi çok değerli isimlerle şarkılar seslendirdim. Keyifli bir albüm oldu. Çok güzel geri dönüşler aldım. Şimdi ikinci albümün hazırlıkları başladı. 10–15 gündür stüdyodayım ve onu bitirmek için uğraşıyorum. Bu albüme farklı sanatçılar eşlik etti. Küçük tüyolar verecek olursam, Candan Erçetin, Ferhat Göçer, Jale, Ayşen ve Soner Olgun gibi isimler var. . Yeni albüm ne zaman dinleyicilerinizle buluşuyor? 2016 Şubat'a yetişeceğini tahmin ediyorum. Çok Değerli bir kaleminiz var. Şunu sormak istiyorum; evet yeni bir albüm çok yakında çıkıyor ama yazarlıktan bakarsak söz yazmayı düşünüyor musunuz? Maalesef ben söz yazamıyorum, o alanda yeteneğim yok. Söz yazarlığı başka bir şey, şiir yazmak gibi bir durum. Bana çok eski yıllarda sorarlardı şiir yönünüz var mı? diye, sizin gibi ve ek olarak şiir kitabı düşünüyor musunuz gibi, ben de hep şunu söylerim, o çok farklı bir tarz… Röportaj: Sertaç Darcan Twitter: @sertacdarcan Instagram: Sertac___

DÜNYA MARKALARINA ÜRETİM YAPAN TASARIMCI GİZEM İÇÖZ

Gizem İçöz modanın içinde doğan bir isim. Aile mesleği tekstili yurt dışında aldığı eğitimler ve edindiği tecrübelerle ileriye taşımayı vizyon edinen İçöz'le tekstil sektörü, moda ve stile dair keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Küçük yaşlarda kendini tekstil sektörünün içinde bulanan, bu alanda aldığı eğitimler ve iş oraklığı yaptığı ünlü modacılar ve markalardan edindiği tecrübelerle sektörü farklı bir bakış açısı getiren Gizem İçöz, işini aşkla yapan bir isim. Gizem İçöz’ü sizden dinleyebilir miyiz? 1981 İstanbul doğumluyum. Notre Dame de Sion Fransız Fransız Lisesi’ni bitirdikten sonra üniversite eğitimimi Fransa’da Universite de Nice Sophia Antipolis’te tamamladım. Daha sonra Londra’da London Collegue of Fashion’da Brand Management okudum. Türkiye’ye döner dönmez dünyaca ünlü markalara üretim yapan aile şirketimizde çalışmaya başladım. GİZEM İÇÖZ Moda yolculuğuna nasıl başladınız? Aslında ben modanın içinde doğdum ve büyüdüm. Aile işimiz tekstil olduğundan küçük yaşlardan itibaren kumaş toplarının içindeydim ve kumaşları keser, kendime elbiseler dikerdim. Eğitim hayatımı tamamladıktan sonrada aile şirketinde çalışmaya başladım ve en alttan en üste tüm bölümlerde çalışıp bugüne geldim. Yani kısaca söylemek gerekirse bu meslekte alaylıyım. İşin mutfağında büyüdüm. Yıllardır Acne, Balenciaga, Escada, Dior vb tüm haute couture markalara üretim yapmış biri olarak kumaştan dikime, kalıptan baskıya her türlü teknik donanıma sahibim.Zaten aynı zamanda çoğumuzun bildiği bazı dünya markalarına da üretimlerini yapmanın yanı sıra tasarımsal anlamda destek vermekteyim. Maalesef şu an ülkemizde ailesinden ya da eşinden finansal desteği olan herkes sözde “tasarımcı” kimliğiyle kendini lanse ediyor ama bu iş bu kadar kolay değildir, emek ister, el becerisi, vizyon ve tecrübe ister. Günümüz teknolojisi hızla ilerliyor ve bu hızda gelişen tekniklere hakim olup onları hayata geçirmek gerekir. GİZEM İÇÖZ Tasarımlarınızın bir hikayesi var mı? Herkesin hayatta bir hikayesi olduğu gibi benim de tasarımlarımın bir hikayesi var. Zaten bir koleksiyon bu hikayenin sonunda kendi bütünlüğüyle doğar. Tasarımcının sezon trendlerini kendi ruhsal bütünlüğüyle harmanlayıp seçtiği kumaşlarla ortaya çıkarmasıyla oluşur. Benim de tasarımlarımda öncelik kumaştan başlar. Bir kumaşa aşık olurum, onu ruhumla bütünleştirir, o kumaşa dokunduğumda hayal ettiğim tasarımı ortaya çıkartırım. Zaten her şeyin başı aşktır, aşık olmadan beslenemem ve yaratamam. Benim koleksiyonlarımda ilham kaynağım hayalimdeki kadınlardır. İkizler burcu bir kadın olarak kendi içimde de birkaç kadın barındırırım ve hepsinin çıkacağı ortamlar farklıdır. Hayal dünyam çok geniş olduğundan bu kadınlar koleksiyonuma yansır.Temelinde özgün, öz güvenli, cesur , üreten Türk kadınının kendini yansıtma şekli vardır. Tasarımlarımda da bu kadınların hikayeleri vardır. Stil sahibi olmanın kodları var mı? Stil sahibi olmanın bence en önemli kodu özgün olmaktır. Her çıkan trendi ve sezonun en popüler, en pahalı markalarını alıp giyerek stil sahibi olunmaz. Maalesef benim çevremde de bu moda kurbanlığına düşen çok insan var. Bu sezon hangi marka popüler, dergilerde görüp kimde ne var gidip alıyorlar. Çünkü kendilerine bu şekilde bir sosyal statü elde etmeye çalışıyorlar. Bütün bunlar öz güven eksikliğinden oluyor ve kendilerini komik duruma düşürüyorlar. Çünkü ikinci önemli kod ise öz güvendir. Öz güvenli kadın, kendini en iyi tanıyan ve kendine neyin yakışacağını bilen kadındır. Çünkü onun bir ruhu vardır ve ruhuna göre giyinir, başkalarına kendini üzerindeki markalarla ispat etmek için değil. Dünyada ve Türkiye’de kimin stilini beğeniyorsunuz? Dünya markalarına üretim yapan biri olarak yurt dışıyla devamlı kontak halinde olduğumdan çok sık Paris’te bulunuyorum. Bu sayede moda dünyasından bir çok ünlü tasarımcı arkadaşım oluyor, yeni stiller keşfetme ve vizyonumu geliştirme fırsatı buluyorum. Örneğin Hermes'in kreatif direktörü arkadaşım Nadege Vanhee’yi çok başarılı buluyorum. Ayrıca Vogue Japon stilisti İtalyan Giovanna Battaglia’nın tarzını çok beğeniyorum. Paris baseli olan, hem çok yakın arkadaşım hem de üretimlerini yaptığım tasarımcı Yazbükey’in çılgın stili de tam bana göre! Türkiye'de ise yine hem arkadaşım hem de mesleğinde çok başarılı iki isim Özge Ulusoy ve Ece Sükan tarzlarında çok başarılılar. Özel dikimde nelere dikkat etmek gerekiyor? İnsanda olduğu gibi giyside de kumaş çok önemlidir. İnsanın kumaşı iyi değilse onu ne kadar düzeltmeye çalışıp, allayıp pullasanız da ondan kaliteli bir duruş alamayacağınız gibi kıyafette de bu geçerlidir. Tabi kumaştan sonra kalıp gelir. Örneğin beyaz basic bir tişört hem çok basit hem de çok zordur. Eğer kalıbı güzelse bu onu diğerlerinden farklı kılar. Diğer dikkat edilmesi gereken husus ise dikiştir. Güzellik ve kalite ayrıntıda gizlidir. Eğer kıyafetin dikişleri kötüyse o elbisenin hiçbir değeri yoktur. Eğer doğru kumaş, doğru kalıp ve doğru dikiş tekniğiyle birleşirse ortaya doğru sonuçlar çıkar. Bu üç öge çok önemlidir ve birbirlerini tamamlarlar. Biri eksik olursa istenen sonuç olmaz.

AYSUN KABA OKURLARI İLE BULUŞUYOR

Ünlü stil danışmanı Aysun Kaba, Moda Dönek Bir Tanrıçadır isimli son kitabı ile 10 Şubat Çarşamba günü, The House Cafe'de okurlarıyla buluşuyor.

Türkiye'nin önde gelen stil danışmanlarından, Akşam Gazetesi yazarı Aysun Kaba, üçüncü kitabı Moda Dönek Bir Tanrıçadır'ın imza gününde The House Cafe'de okurlarıyla buluşacak.

AYSUN KABA

1. YAŞA RENKLİ KUTLAMA

SAK ORGANİZASYON'UN SAHİBİ ALPER KENDİRLİ İLE EŞİ BEGÜM KENDİRLİ, KIZLARI ALİN İÇİN BİLKENT OTEL'DE BİR DOĞUM GÜNÜ PARTİSİ DÜZENLEDİ.
Gerçekleştirdiği görkemli organizasyonlarla adından sıkça söz ettiren Alper Kendirli ile zarif eşi Begüm Hanım, kızları Alin'in birinci yaşını Bilkent Otel'de düzenledikleri rekli bir davetle kutladı. Çiftin davetine cemiyet ve iş dünyasından çok sayıda yakın arkadaşı katıldı.

KIŞIN KEYFİNİ KARTALKAYA'DA ÇIKARDILAR

Kış aylarının en gözde kayak merkezlerinden Kartalkaya'ya bu kış da ilgi büyüktü. İş, sanat ve cemiyet hayatının ünlü isimleri kış sporlarının keyfini burada çıkardı. Ünlü isimleri geceleri ise otellerin renkli programlarıyla geç saatlere dek eğlendi.

SNOWBOARD YAPARAK HÜNERLERİNİ SERGİLEDİ YELDA DEMİRÖREN YELDA DEMİRÖREN Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören’in kızı Yelda Demirören, kış tatilini Kartalkaya'da geçiren isimler arasındaydı. Yakın arkadaşlarıyla birlikte oldukça keyifli zaman geçiren Yelda Demirören, gündüzleri snowboard yaparak karın tadını çıkardı. DÜREN AİLESİ'NİN KAYAK KEYFİ ŞARAN-RAHŞAN-METECAN-METE DÜREN ŞARAN, RAHŞAN, METECAN, METE DÜREN Cemiyet hayatının ünlü isimlerinden Mete - Rahşan Düren çifti Kartalkaya'da objektiflere yansıdılar. Tatile çocukları Şaran ve Metehan ile birlikte gelen Düren çifti, keyifli bir hafta geçirdi. DOSTLARIYLA BİR ARADAYDILAR ALPAY BAŞARAN- GAYA BAŞARAN, EMRE KÜTÜTK, UĞUR TAN ALPAY BAŞARAN- GAYA BAŞARAN, EMRE KÜTÜTK, UĞUR TAN (2) Yaban TV'nin sahibi Gaya Başaran, eşi Alpay Başaran'la Kaya Palazzo'daydı. Çift, ünlülerin diş hekimi Uğur Tan ve Emre Kütük'le beraber vakit geçirdi. OĞLUNA KAYAK YAPMAYI ÖĞRETTİ YAMAN-BURAK KAYA Yaman - Burak Kaya Kaya Holding Yönetim Kurulu Başkanı Burak Kaya, hafta sonunda sahibi olduğu Kartalkaya Kaya Palazzo Otel'deydi. Başarılı iş adamı, altı yaşındaki oğlu Yaman Kaya'ya kayak dersi veridi. Sömestr tatilinde otellerinin %100'lük doluluk oranına ulaştığını söyleyen ünlü iş adamı, tatilcilerin otellerine gösterdiği ilgiden memnun olduklarını ifade etti. SEVGİLİLER KAYAK KEYFİNDE HANDAN NERDİM, ÜMİT ERDİM HANDAN NERDİM, ÜMİT ERDİM Crosfitt'le 25 kilo vererek gündeme gelen başarılı oyuncu Ümit Erdim, sevgilisi Handan Nerdim'le Kaya Palazzo'da kayak keyfi yaptı. Erdim, sevgilisinin kayak takımı giymesine yardımcı oldu. SAKİN ORTAMIN TADINI DOYASIYA ÇIKARIYOR ECE VAHAPOĞLU ECE VAHAPOĞLU Güzel sunucu Ece Vahapoğlu da Kaya Palazzo pistlerindeydi. Vahapoğlu, sakin ortamı ve kaliteli pistleri sebebiyle Kartalkaya'yı tercih ettiğini ifade etti. PINAR ALTUĞ SETLERE DÖNMEK İSTEDİĞİNİ BELİRTTİ PINAR ALTUĞ, YAĞMUR ATACAN Pınar Altuğ - Yağmur Atacan 1 Pınar Altuğ hafta sonu eşi Yağmur Atacan ve kızı Su ile Kartalkaya’da tatil yaptı. Kaya Palazzo Otel’in pistlerinde kayak yapan Altuğ, zaman zaman dostlarıyla da sohbet etti. Gelen dizi teklifleri arasında kendisini cezbedecek bir proje olmadığını ifade eden Pınar Altuğ "Ben de bir an önce setlere dönmeyi istiyorum. Kamera karşısına geçmeyi çok istiyorum. Onun içinde doğru projeyi bekliyorum" dedi Centilmen Eş, Yağmur Atacan Kaya Palazzo pistlerinde snowboard yapan Yağmur Atacan, eşinin kayak takımını bizzat kendisi taktı. ANKARA'LI İSİMLER DE KARTALKAYA'YI TERCİH ETTİ ARZU,GÜVEN KUZU-EFE,ÖZGE BEZCİ ARZU,GÜVEN KUZU-EFE,ÖZGE BEZCİ İnşaat sektörünün önde gelen firmalarından Kuzu Grup Yönetim Kurulu Üyesi ve Siirt Ticaret Odası Başkanı Güven Kuzu, eşi Arzu Hanım’la hafta sonu tatilini Kaya Palazzo Otel’de geçirdi. Çifte, kızları Özge ve Ankara Ticaret Odası Başkanı Salih Bezci’nin oğlu olan damatları Efe Bezci’de eşlik etti. KANKALAR KAYAKTA SERHAT MERT-MURAT CEVAHİR SERHAT MERT-MURAT CEVAHİR Çok yakın arkadaş olan Serhat Mert ile Murat Cevahiroğlu, bu sezon ikinci kez Kaya Palazzo’da kayak yapmaya geldi. Gün boyunca kayak yapan arkadaşlar, kar motoruyla mini safari yapmayı da ihmal etmedi. HEM TATİL HEM İŞ YAPIYOR DORUK KAYA DORUK KAYA (2) Kaya Holding Yönetim Kurulu Üyesi Doruk Kaya, hafta sonunu hem çalışarak hem de tatil yaparak geçirdi. Yakın arkadaşlarıyla Kaya Palazzo Ski & Mountain Resort’te konaklayan Kaya, gün içinde sık sık kayak yaptı. Doruk Kaya yaptığı slalomlarla kayak konusunda ne kadar usta olduğunu göstermeyi de ihmal etmedi.

Depresyon ve diz ağrılarının sebebi kilolarınız olabilir - Dr. İbrahim SAKÇAK

Çağımızın sorunu obezite her geçen gün daha çok insanı etkiler hale geldi. Dünya sağlık örgütünün verilerine göre Amerika Birleşik Devletlerinde her 100 kişiden 31’i obez iken Türkiye’de ise her 100 kişiden 13’ü obezite sorunu yaşamaktadır.

Obezite sadece bir görüntü ve hareket güçlüğü sorunu değil, pek çok yandaş hastalığın eşlik ettiği bir sağlık sorunudur. Bu sorunlardan bazıları diyabet (şeker hastalığı), hipertansiyon, reflü özofajit, diz ve bel ağrılarıdır. Bu yandaş rahatsızlıklara ilaveten göz ardı edilen gerçek ise obezite sorunu yaşayanların yaklaşık % 80’ini ilgilendiren, hayatlarını alt üst eden sosyal uyum sorunu ve depresyondur. IBRAHIM SAKCAK (2) Kendini iyi hissetmeme, olaylara negatif bakma, aşırı uyku, dikkat eksikliği gibi belirtileri olan depresyon, obez kişileri toplumdan uzaklaştırmakta, iş gücü kaybı, moral motivasyon eksikliği gibi sonuçlara neden olmaktadır. Bu sağlık problemlerinin tamamından kurtulmak için öncelikle diyetisyen takibi, spor, akupunktur ve ilaç tedavileri gibi yöntemlere başvurmak uygun olur. Ancak bu yöntemlerle özellikle morbid obez dediğimiz ileri düzeyde obez bireylerde kalıcı olarak kilo verme oranı % 3 olabilmektedir. Böyle durumlarda obezite cerrahisi % 100’e yakın oranlarda ideal kiloya kadar kilo kaybı sağlamakta çok etkili ve başarılı uygulamalardır. Obezite cerrahisi uygulanan ve öncesinde anti depresan kullanan bireylerde yaptığımız araştırmada kilo verdikten sonra öz güven artışı, sosyal başarıda artış ve depresyondan kalıcı olarak kurtuldukları ortaya çıktı. Bu kişiler aslında bir taşla iki kuş vurmuş oldular. Hem kilolarından kurtuldular, hem de depresyondan. Benzer durum diz ağrıları şeklinde kendini ortaya koyan gonartroz ya da halk arasındaki adıyla dizlerde kireçlenme durumu olan ve diz protezi gerektiren hastaların obezite cerrahisi ile kilo verdiklerinde hem aşırı kilolar gitmekte, hem de protez ihtiyaçlarının kalmadığı da bir gerçektir. Günümüzde çok daha düşük riskle kapalı yöntemlerle yapılan bu ameliyatlardan sonra hasta aynı gün ayağa kalkıp yürümekte ve ertesi gün beslenmeye geçmektedir. Bir hafta sonra iş hayatına dönebilen hastalar özellikle ilk ay 15 kilo kadar kilo kaybı yaşamaktadırlar. İşte bu dönemde en belirgin olarak depresyon sorununda gerileme net olarak görülmektedir. Öyle hastalarımız olmaktadır ki avuç dolusu ilaç kullanır halde hastaneye yatıp ameliyat olup giderken ilaçlarını hastanede bırakıp gidebilmektedirler. Bu ameliyatın hazırlık süreci çok uzun değildir. Sadece iki saat gibi bir sürede tüm testler yapılabilmekte, anestezi uzmanı tarafından muayene edilerek anestezi hazırlığı yapılmaktadır. Ek rahatsızlıkları olan hastalarımızı, ilgili branş doktorlarına bu süre içinde muayene ettirerek gerekli tedbirleri alıp ona göre hazırlıklarımızı yapmaktayız. Doç.Dr.İbrahim Sakçak Obezite ve Diyabet Cerrahisi Uzmanı www.ibrahimsakcak.com T: 0 312 286 4464 F/ibrahimsakcak T/ibrahimsakcak I/ibrahimsakcak

Moment Beştepe’de yeni yıla tatlı başlangıç

ANKARA’YI YENİ NESİL OFİS KAVRAMIYLA TANIŞTIRACAK OLAN MOMENT YAPI, YENİ YILA TATLI BİR BAŞLANGIÇ YAPTI. MOMENT YAPI YÖNETİM KURULU BAŞKANI TURGUT UYAR, ANKARA CEMİYET HAYATININ ÖNDE GELEN İSİMLERİYLE ‘BALKABAĞI’ TEMALI BİR BULUŞMADA BİR ARAYA GELDİ.

Soğuk kış günlerini tatlı sohbetler ve paylaşımlarla yumuşatmak amacıyla gerçekleştirilen buluşmanın ‘balkabağı’ temalı olması dikkat çekti. Katılımcılar sadece kendileri için hazırlanan balkabağı menüsünden tatmakla kalmadı, işin uzmanı aşçı ve şeflerden özel tarifler de alabildi. Balkabağı etkinliğinde özel bir orkestra da sahne aldı. Akordiyon ve saksafon sanatçılarının öne çıktığı orkestra, balkabağı menüsünün yarattığı sıcak ortama neşe ve heyecan kattı. Moment Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Uyar, balkabağı etkinliğinde Ankara iş hayatında yeni bir heyecan ve dinamizm katacak olan Moment Beştepe Ofis projesinin ayrıntılarını da katılımcılarla paylaştı ve onların görüş ve önerilerini dinledi.

KÜÇÜK PRENS ANKARA'DA

“Küçük Prens” kitabının 276 dil ve lehçede çevirisi Kentpark Alışveriş Merkezi’nde gerçekleştirilen sergi ile sunuldu. Büyük küçük herkesin severek takip ettiği “Küçük Prens” etkinliği sergi alanında ailelere, etkinlik alanında ise çocuklara unutulmaz bir gün yaşattı.

Küçük Prens’in kitapta anlatılan dünyasının ilginç dekorlar ile alışveriş merkezine taşındığı etkinliğe Ankara’nın seçkin isimleri çocukları ile birlikte katıldı. Yoğun katılımın yaşandığı gecede minikler, küçük prens pelerinleri giyerek keşfedilmemiş gezegene yolculuğa çıktı. Kitapta anlatılan gezegenin ve karakterlerin tanıtıldığı bu yolculuk, Küçük Prens boyamaları ile devam etti. Küçük Prens filminin özel gösterimi ile son bulan etkinlikte aileler kitap kültürünü çocuklarıyla birlikte paylaşma imkanı bulurken yoğun iş temposu sonrası birlikte sinema keyfi yaşamanın da tadını çıkardılar.

NİHAT ÖZDEMİR TAZİYELERİ KABUL ETTİ

LİMAK HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI NİHAT ÖZDEMİR, VEFAT EDEN EŞİ GÜLSEREN ÖZDEMİR'İN TAZİYELERİNİ, ANKARA LİMAK AMBASSADORE HOTEL'DE KABUL ETTİ.

Amerika'da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Gülseren Özdemir'in Kocatepe Camii'nde düzenlenecek cenaze töreni öncesi Özdemir ve İyidil aileleri Limak Ambassadore Hotel'de taziyeleri kabul etti. Siyaset, iş, sanat ve spor camiasından çok sayıda isim Özdemir ve İyidil ailesinin bu hüzünlü gününde yanlarında oldu. Merhum Gülseren Özdemir, düzenlenen cenaze töreninden sonra Karşıyaka Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedildi.

JW MARRIOTT ANKARA'DA TATLI BULUŞMA

JW Marriott Ankara lezzet dolu bir güne ev sahipliği yaptı. Otelin içerisinde bulunan JW Lounge’da düzenlenen, Valrahna ve Calebuat çikolatalarının tanıtıldığı özel davete Ankara’nın tanınmış simaları yoğun ilgi gösterdi.

Valrahna ve Calebuat çikolatalarının tanıtıldığı özel davette konuklar özel lezzetler eşliğinde bol bol sohbet etme imkanı buldu. Açık büfede sergilenen birbirinden özel çikolatalar anlatımlar eşliğinde davetlilere tanıtıldı. İki farklı türde hazırlanan çikolatalar ile ilgili JW Marriott Executive Şefi İsmail Güler: “Açık büfemizde; daha sütlü olarak tanımladığımız %26’lık ve çikolatanın çok daha yoğun kullanıldığı %86’lık ürünleri, Fransız, İtalyan ve Türk tatlarının modernize edilmiş hallerini farklı sunumlar eşliğinde konuklarımız ile paylaşıyoruz” dedi.

SHREK THE MUSICAL'E BÜYÜK İLGİ

Broadway'ın Yeşil Devi, okulların sömestr tatiline girmesiyle birlikte Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde izleyicilerle buluştu. Gösterimi cemiyet hayatından pek çok isim çocuklarıyla birlikte izledi.

Kalbi de en az kendisi kadar dev olan Shrek'in beyaz perden Broadway'a taşınan öyküsü izleyenler tarafından büyük beğeni topladı. Gösteriye, iş, sanat ve cemiyet hayatından çocukları ile birlikte gelen isimler dikkat çekiyordu. Aileleriyle birlikte Shrek'in büyülü dünyasının içine giren minikler, unutamayacaklar bir gün geçirdi.

EPOS 7 DERNEĞİ, “TANRIÇA HEKATE’NİN GİZEMLİ ÖYKÜSÜ” İLE BİR ARAYA GELDİ

Epos 7 Derneği, “Taşların Dili'' isimli programla Anadolu'nun arkeolojik geçmişine ışık tutan MSÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Emre ZEYTİNOĞLU ve Tiyatro Sanatçısı Özgür ÖZGÜLGÜN ile konferans gerçekleştirdi.

Zorlu Center’da gerçekleşen "TANRIÇA HEKATE'nin GİZEMLİ ÖYKÜSÜ" konulu davete cemiyet hayatından ünlü simalar katıldı. Tarihe ve kültüre yaptıkları katkılar ile adından söz ettiren Epos Derneği bu konferans ile kültür sanat bilincinin gelişmesi amacıyla gerçekleştirdiği etkinliklere bir yenisini daha ekledi.

Moda Dergi Instagram
Moda Dergi Business
Moda Dergi Haftanın Şıkları
Moda Dergi Kapak
Moda Dergi – Moda, Haber, Röportaj, Kültür Sanat, Alışveriş, Business, Dosya Haber, Lifestyle ve günlük hayatın içinde ne kadar güzellikler varsa Moda Dergi orada.
Moda Dergi