MODA

Keyifli Hayatın Dergisi

Moda Dergi

moda dergi

– Moda, Haber, Röportaj, Kültür Sanat, Alışveriş, Business, Dosya Haber, Lifestyle ve günlük hayatın içinde ne kadar güzellikler varsa Moda Dergi orada.

Hülya Topçuoğlu yeni yaşını kutladı

ANKARA SOSYAL YAŞAMININ ÜNLÜ İSİMLERİNDEN HÜLYA TOPÇUOĞLU, ARKADAŞLARININ DÜZENLEDİĞİ SÜRPRİZ DOĞUM GÜNÜ PARTİSİYLE YENİ YAŞINI KUTLADI.

Park Caddesi'ndeki Esposito's adlı mekanda gerçekleşen kutlamaya, Topçuoğlu'nun çok sayıda yakın arkadaşı katıldı. Sürpriz parti karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Hülya Hanım, bu özel gününde kendisini yanlız bırakmayan tüm dostlarına teşekkür etti. Bordo ve gri konseptli partide konuklar partinin tadını doyasıya eğlenerek çıkardı.

Koç Müzesi'ndeki anlamlı davet

TURMEPA DERNEĞİ'NİN ‘20. Yılda Yaza Veda Denize Vefa’ KOKTEYLİ RAHMİ KOÇ VE TEZCAN YARAMANCI'NIN EV SAHİPLİĞİNDE KOÇ MÜZESİNDE GERÇEKLEŞTİ.

TURMEPA'nın kurucusu Rahmi Koç ve TURMEPA Başkanı Tezcan Yaramancı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen davette, denize gönül veren kişi ve kuruluşlara teşekkür etmek amacıyla ‘20. Yılda Yaza Veda Denize Vefa’ kokteyli düzenledi. Gecede bir teşekkür konuşması yapan dernek Başkanı Tezcan Yaramancı, derneklerinin 20. yılını doldurmasının büyük mutluluk ve gurur verici olduğunu söyledi. Gecede deniz kirliliği ile mücadeleye destek veren sponsorlara Rahmi Koç tarafından  plaketleri takdim edildi.

Galatasaray Başkanı Aysal kızını evlendirdi

GALATASARAY BAŞKANI ÜNAL AYSAL VE AHU AYSAL’IN KIZI CEYLA AYSAL İLE SAFFET-MELİKE KIRKLAR ÇİFTİNİN OĞLU MEHMET KIRKLAR, LES OTTOMANS OTEL'DE DÜZENLENEN GÖRKEMLİ BİR DÜĞÜN TÖRENİYLE DÜNYA EVİNE GIRDİ.

Ceyla Aysal ile Mehmet Kırklar, İstanbul Les Ottomans Otel'de gerçekleşen görkemli bir törenle hayatlarını birleştirdi. Cemiyet, sanat ve iş hayatının seçkin isimlerinin katıldığı gecede, davetliler kırmızı halıdan yürüyerek düğünün gerçekleştiği otelin bahçesine geçtiler. Bu özel gecede Ceyla Aysal gelinlik tercihini Vakko'dan yana kullanırken Mehmet Kırklar da Beymen damatlığıyla göz kamaştırıyordu. Dört yıl önce tanışan çiftin şahitliğini Faruk Nafiz Özak, Şenkal Atasagun ve Mustafa Sarıgül üstlendi. Hayatlarını birleştiren imzaları atan genç çift, alkışlar eşliğinde ilk danslarını gerçekleştirdi. Bu esnada gelin Ceyla Hanım’ın annesi Ahu Aysal’ın mutluluk gözyaşları döktüğü görüldü. Nikah törenin ardından gerçekleştirilen havai fişek gösterisi konukları büyüledi. Çiçeği burnunda çift düğünün ardından balayı adresi olarak Avusturalya'yı tercih ettiler.

Genç çiftin İstanbul Les Ottomans Otel'da gerçekleşen düğününe Ankara cemiyet hayatında da isimler katıldı. Ünlü iş kadını Nadire İçkale ile Gözde Çarmıklı Şavkan da bu isimler arasındaydı. Nadire Hanım kendine has giyim tarzıyla yine dikkatleri üzerine çekerken, Gözde Hanım'ın büyüyen karnı da doğumun yakın olduğunun sinyallerini veriyordu.

50. Müzayedeye özel kokteyl

ANKARA'NIN EN BAŞARILI RESİM SERGİLERİNİ GERÇEKLEŞTİREN RC ART GALERİ'NİN SAHİBİ RAHMİ ÇÖĞENDEZ, BİLKENT SANAT SOKAĞI'NDA 50. MÜZAYEDESİ ŞEREFİNE MODA DERGİ ORTAKLIĞIYLA BİR KOKTEYL DÜZENLEDİ.

Bilkent Sanat Sokağı'nda gerçekleşen ihtişamlı davete iş,cemiyet ve sanat dünyasından çok sayıda konuk katıldı. 50. yıl adına çok özel konuklarını davet eden Rahmi Bey katılan tüm konuklarıyla tek tek ilgilendi. 50. resim müzayedesi adına bir pasta kesen Rahmi Bey'in mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Pastanın ardından Bilkent Sanat Sokağı'na geçen konuklar sokakta açılan yeni resim atölyelerini yakından inceledi. Çok sayıda davetlinin katıldığı kokteylde sanat severler muhteşem eserleri inceleme imkanı buldu. Eserler arasında birbirinden değerli ressamların resimleri yer aldı. Kokteylin ardından birbirinden değerleri eserlerin yer aldığı 50.Müzayede gerçekleştirildi. Müzayedeye yoğun ilgi gösteren sanat severler eserlerin sahibi olmak için adeta birbirleriyle yarıştı.

İpek Ayaydın'ın geleneksel kına gecesi göz kamaştırdı

İPEKYOL YÖNETİM KURULU BAŞKANI YALÇIN AYAYDIN VE TUNAY AYAYDIN'IN KIZLARI İPEK AYAYDIN, ADİLE SULTAN SARAYI'NDA DÜĞÜNÜ ÖNCESİ GELENEKSEL BİR KINA GECESİ DÜZENLEDİ.

Adile Sultan Sarayı’nda gerçekleşen kına gecesi Osmanlı temalı dekoru ve ambiyansıyla konukları büyüledi. Türk gelenek ve göreneklerine uygun olarak düzenlenen gecede tüm detayların el işçiliği ile hazırlandığı dikkat çekti. Şerbetçi, kahve köşesi ve Hint kınacısı misafirlerden büyük ilgi gördü. İş dünyasının yanı sıra sosyal yaşamın ünlü simalarının katıldığı gecede İpek Ayaydın, Nur Yerlitaş imzalı ve özel taşlarla süslenmiş kıyafeti ile göz kamaştırdı. Ayaydın’ın kaftanını ise İpekyol Kreatif Direktörü ve aynı zamanda kuzeni olan Hilal Tunç hazırladı. Konukların gelmesinin ardından kına merasimine geçildi. Fatih Ürek ve yakın kız arkadaşları ile beraber kına tahtına gelen İpek Ayaydın duygu dolu anlar yaşadı. Kınanın yakılmasının ardından ise Fatih Ürek sahne aldı ve geceye katılanlara eğlenceli dakikalar yaşattı. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise damat Talat Abdik davul şov eşliğinde kınaya katıldı.

Beymen Kavaklıdere'de moda rüzgarı esti

Beymen Kavaklıdere mağazasında dünyaca ünlü markaların Sonbahar / Kış koleksiyonları şık bir trunk show ile tanıtıldı.Yeni sezon ürünlerin yorumlandığı davette konuklar birbirinden şık koleksiyonları dikkatle inceledi.

Beymen Kavaklıdere mağazasının teras katında gerçekleşen davete, çok sayıda seçkin konuk katıldı. Davetin ev sahipliğini gerçekleştiren markanın Halkla İlişkiler Müdürü Gülden Büyükuçak, katılımcılarla yakından ilgilendi. Vogue Dergi editörleri Didem Dayıcıoğlu ve Zeynep Yapar, yeni sezonda daha çok hangi renklerin tercih edileceğinden bahsetti. Defilede Marni, Valentino, Saint Laurent, Phillip Lim, Céline, Givenchy, Chloé, Balenciaga gibi birçok ünlü markanın koleksiyonları davetlilerin beğenisine sunuldu. Şık mankenler tarafından yapılan defilede 40 ayrı kombin sergilendi. Defilenin ardından konuklar moda editörleriyle konuşarak yeni sezon hakkında bilgiler aldı.

Balayı Adresleri "MALDİVLER"

ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ CANSU ALAOĞLU İLE BASE LİFE CLUP'IN SAHİBİ MEHMET ARDA KAHRAMAN UNUTULMAZ BİR DÜĞÜN İLE DÜNYA EVİNE GİRDİ.

Cansu Alaoğlu ile Mehmet Arda Kahraman, beş yıllık birlikteliklerini şık bir törenle taçlandırdı. Birbirlerini arkadaşları aracılığıyla tanıyan çift, iki yıl önce nişanlanarak evliliğe ilk adımlarını atmıştı. Çitfin Base Life Clup'ın teras katında gerçekleşen düğüne yakın dostları ve iş arkadaşları katıldı. Törende nikah şahitliğini ise Base Life Clup Müdürü Ali Kılıç ile Güral Porselen'in sahibi Sema Güral Sürmeli gerçekleştirdi. Nikahın ardından ilk danslarını gerçekleştiren yeni evlilerin mutlulukları gözlerinden okunuyordu. Çiçeği burnunda çiftin balayı tercihi Maldivler oldu.

"İlk ve son aşkım"

YAĞMUR AYLİN BULDAÇ İLE FİKRET SAYIOĞLU, RÜYA GİBİ BİR DÜĞÜN İLE HAYATLARINI BİRLEŞTİRDİ. ÇOCUKLUK YILLARINDA BAŞLAYAN AŞK, MİRADOR OTEL'DE DÜZENLENEN TÖRENLE EVLİLİĞE DÖNÜŞTÜ.

Technowool Taşyünü Yalıtım Malzemeleri'nin sahibi Ruhi-Gülay Buldaç çiftinin kızı Yağmur Aylin Buldaç ile Müberra Sayıoğlu'nun oğlu Fikret Sayıoğlu, uzun yıllar süren birlikteliklerini Club Mirador'da düzenlenen görkemli bir düğünle taçlandırdı.

Ortaokul yıllarında tanışan ve geçtiğimiz yıl nişanlanan çift, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen'in kıydığı nikahla hayatlarını birleştirdi. İkilinin nikah şahitliğini Beril Öykü Genç ve Muzaffer Sayıoğlu yaptı. Çok sayıda davetlinin katıldığı düğün töreninde şıklık yarışı vardı. İlk danslarını alkışlar eşliğinde gerçekleştiren çift, balayı için Malezya'yı tercih etti.

“Sanat varsa hayat var”

KURUCUSU OLDUĞU EKAV OLUŞUMLARIYLA SANATA ERİŞİMİ KOLAYLAŞTIRMAK ADINA ÇALIŞMALAR YAPAN İNCİ AKSOY, YAŞAM BİÇİMİ HALİNE GETİRDİĞİ TUTKUSUNU ANLATTI

Türkiye'de sanat ve eğitim üzerine projeler yürüten sayılı vakıflardan olan Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı'nın kurucusu İnci Aksoy, sanatı yaşamının her alanına adapte etmiş ve tüm çalışmalarını sanatın gelişimi odağında gerçekleştirmiş bir yönetici. EKAV Sanat Merkezi ve Ekavart Gallery'den sonra şimdi de Ekavart TV ile online bir sanat platformu yaratan İnci Aksoy ile sanat tutkusu, gerçekleştirdiği projeleri ve hayalleri üzerine konuştuk.

Sizi sanat ve eğitim alanında yaptığınız çalışmalarla tanıyoruz. Bilinmeyen yönleriyle İnci Aksoy'u sizden dinleyebilir miyiz?

İnsanın kendini anlatması zor ama kısaca özetlersek; sanatı içselleştirmiş, yaşam biçimi haline getirmiş, sanatın yaygınlaşmasını misyon edinmiş, mottosu 'sanat varsa hayat var' olan, kadınların dünyaya üretmek için geldiğini, üretmeyen kadının tükeneceğini ve mutsuz olacağını düşünen, yaptığı her işi 3. çocuğu gibi gören biriyim. Bir anne çocuğuna nasıl özen gösteriyorsa, onun gelişmesi ve büyümesi için nasıl çabalıyorsa ben de işime aynı özenle yaklaşıyorum. Yıllardır tatillerim bile iş tatili oluyor. Yazları tatil yapmak yerine New York'da sabahtan akşama kadar müze, galeri gezip Sotheby’s Institue of Art'da sanat eğitimleri alıyorum. Sanatla ilgili değişimleri, yenilikleri yakından takip ediyorum. Birikimlerimi hem ekibimle hem de sosyal medyada sanat severlerle paylaşıyorum.

EKAV'ın çalışmalarından biraz bahseder misiniz?

Vakfımız, Eğitim Kültür ve Araştırma Vakfı olarak, 23 Kasım 1991 yılında eğitime, kültüre ve sanata destek vermek amacıyla kuruldu. ’’Sanat geliştirir, sanat iyileştirir, sanat birleştirir’’ sloganı ile 2000 yılında EKAV Sanat Merkezi olarak Zincirlikuyu’da faaliyete başladık. 2008 yılından beri The Ritz Carlton Otel’in altında Ekavart Gallery olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Misyonumuz, sanat yaratısının toplumun her kesimine ulaştırılması, geleceğin genç sanatçılarına sanat eğitimi bursları verilmesidir. 2000 yılından itibaren vakfa bağlı olarak hizmet vermekte olan Ekavart Gallery'de sadece plastik sanatlar değil, video art, dijital art gibi sanatın bütün disiplinlerine yer veriyoruz. Galerimizde Fahrel Nisa Zeyd, Ergin İnan, Süleyman Saim Tekcan, Balkan Naci İslimyeli, Muzaffer Akyol gibi usta sanatçıların yanı sıra, Ardan Özmenoğlu, Genco Gülan, Pınar Yoldaş, Gaye Su Akyol, Fatih Merter, Yalçın Bilgin, Sezin Aksoy gibi genç sanatçılarımızın yapıtlarından oluşan solo ve karma sergiler, Acar Baltaş, Mümin Sekman, Talya Vardar gibi kişisel gelişim uzmanlarıyla yapılan seminerler, imza günleri, müzik dinletileri ve proje sergiler gibi birçok etkinlik düzenleniyor. Galerimizde bağış makbuzu ile çalışıyoruz ve etkinliklerden gelen gelirler, sanat dalında eğitim gören bursiyerlerimize aktarılıyor. Böylelikle sanatseverler ve sanatçılar da geleceğin sanatçılarına destek oluyorlar. <7p>

“Yazları tatil yapmak yerine New York'da sabahtan akşama kadar müze, galeri gezip Sotheby’s Institue of Art'da sanat eğitimleri alıyorum”

Türkiye'de sanata destek veren sınırlı sayıda vakıf var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Sınırlı sayıda olmasına rağmen böyle vakıfların aktif olması memnuniyet verici. Uzun vadede daha da çoğalacağını düşünüyorum. Bu konuda iş adamlarımıza daha çok görev düşüyor. Son 5 seneye bakarsak Koç, Sabancı, Doğuş, Borusan, Eczacıbaşı gibi birçok iş adamı ve kurumlar, sanat mekanları açarak sanatın yaygınlaşmasında önemli rol oynuyor. Zira gelişmiş ülkelerin her biri sanata verdiği önem sayesinde kendi uygarlıklarını yarattı. Sanatçılar bir toplumu ileriye taşıyan yaratıcı öncü kişilerdir. Ülkeler sanatla ve sanatçılarıyla varolur.

Ekavart TV, sanat konusunda online bir köprü yaratarak pek çok insana ulaştı. Bu fikir nasıl oluşmuştu?

Ben hem kendi çocuklarımı hem de gençleri gözleyen biriyim. Yaptığım araştırmalar sonucu farkettim ki ben ve çocuklarım zamanın büyük bir kısmını internet önünde geçiriyoruz. Özellikle gençler, yoğun olarak internet kullanıyorlar. 2007'de yapılan araştırmalar ülkemizdeki 70 milyon nüfusun, 24 milyonunun internet kullandığını ortaya koydu. Bu tespit de bize internetin çok güçlü bir iletişim ağı haline geldiğini gösterdi. Bir yıl boyunca hayalimdeki düşünceyi gerçekleştirmek için çalıştım. 1 Ağustos 2008'de Ekavart TV'yi kurarak ‘’ Sanatla randevunuz var’’ sloganıyla yayın hayatına başladık. Şu anda dünyanın dört bir yanından günde 50 bin ile 75 bin arası ziyaretçi sitemize tıklıyor ve ayda 1 milyon video görüntüleniyor. Bu da sanat adına çok güzel bir gelişme. 1 tıkla toplumun her kesimine sanatı ulaştırdık ve 6 yıldır Türkiye'nin en geniş sanat arşivini oluşturduk. Ülkemizdeki pek çok güzel sanatlar okulunda, derslerde video arşivimizden faydalanılıyor bu da bizi memnun ediyor. Bu yıl 6. yılımızı kutluyoruz, çağdaş sanatın önemli temsilcilerinden sanatçı Ardan Özmenoğlu Ekavart TV logosunu post-it lerle yorumladı. Böylece ilk defa bir logo sanat eserine dönüştürülmüş oldu.

Ekavart TV ile ilgili yeni çalışmalarınız olacak mı?

İleriye dönük pek çok projemiz var. Ekavart TV olarak yeniliklere açığız. 21. yüzyılın sanatı olarak adlandırılan video art, dijital art ve enstalasyon çalışmalarını önemsiyoruz. Televizyonda yeterince kültür-sanat programı olmadığını düşünüyorum. Biz de yeni dönem için bu konu üzerine yoğunlaştık ve bir tv programı üzerinde çalışıyoruz. Sanatı gündeme taşıyarak toplumumuzun sanat eserleriyle tanışmasını sağlamak ve sanat eserleri aracılığıyla yeni bilgi alanlarına doğru açılmak, yaratıcı çalışmalara liderlik yapmak, özellikle gençleri sanata yönlendirip donanımlı bireyler yaratmak arzusundayız.

Monte Carlo'da Megastar rüzgarı

FRANSIZ RİVİERASININ GÖZDESİ MONAKO'NUN MONTE CARLO ŞEHRİNDE HER YIL DÜZENLENEN SPORTING SUMMER FESTIVAL'DE İLK KEZ TÜRKİYE'DEN BİR SANATÇI SAHNE ALDI.

Monte Carlo Sporting Summer Festivali'nin 40. yılında Megastar Tarkan konser verdi. Birçok ünlü ismin heyecanla beklediği Tarkan konserine cemiyet hayatından da büyük katılım oldu. Monte Carlo'daki unutulmaz geceye "Firuze" ile başlayan Megastar; Şımarık, Unutmamalı, Öp, Acımayacak ve Sevdanın Son Vuruşu'nun yer aldığı toplam 20 şarkıyla damgasını vurdu.

Farklı ülkelerden yüzlerce davetlinin olduğu konserde Türkiye'nin cemiyet ve iş dünyasından önemli simalar da vardı. Geceye Neslihan-Yalçın Sabancı, Tuğana-Arzu Savgı, İdil Fırat, Gökhan-Siren Ertan Çarmıklı, Dilek Hanif, Olgun-Berrin Zorlu, Sema Basa, Berrin Okçu ve Seba Güceylioğlu gibi isimler katıldı. Yaklaşık 1,5 saat sahnede kalan ve 20 şarkı seslendiren Megastar, davetlilere unutulmaz bir gece yaşattı.

BARIŞI DÜŞLEYEN RESSAM SAVAŞ SİMİTLİ

İSTANBUL TASVİRLERİ VE KÜBİZME KATTIĞI ÖZNEL YORUM İLE SANAT CAMİASINDA ÜNLENEN SAVAŞ SİMİTLİ İLE SANAT ÜZERİNE ÖZEL BİR SOHBET GERÇEKLEŞTİRDİK

Savaş Simitli uzun yıllar astsubay olarak görev yapmış ve hayallerini gerçekleştirmek için doğru zamanı beklemiş bir ressam. Sahibi olduğu Antigone Sanat Evi ve profesyonel resim hayatıyla bugün, yıllarca düşlediği hayali yaşıyor. İsminin aksine sık sık barıştan söz eden ve güzellikleri ortaya çıkardığı için sanata tutkuyla bağlanan Savaş Bey ile yaşam öyküsü ve resimleri üzerine konuştuk.

Farklı bir yaşam hikâyeniz var. Kısaca sizden dinleyebilir miyiz?

Herkesin hikâyesi kendine göre farklıdır tabi. Ya da kişi kendi yaşamını farklılaştırır. Benimki de böyle sanırım. Çocukluk ve gençlik yıllarım İzmir’de geçti. İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim. Lisede resim dersinden ikmale hatta eskiler iyi bilir Eylül’e kalmış bir sanatçıyım. Liseden sonraki rüzgâr beni aslında hiç aklımın ucundan geçmeyen askerlik mesleğine sürükledi. Meşakkatli olan bu mesleğin zorluklarını resme başlayarak atlatmaya çalıştım. İyi de yapmışım. Mesleğin yanında hiç soluk almadan yaptığım çalışmalar beni ayakta tuttu. Onurlu ve bir o kadar gururlu olan bu mesleği başarılı bir şekilde sanatın sayesinde tamamladığımı düşünüyorum.

Asker olarak görev yaptığınız dönemde, sanatçı kişiliğinizle çelişen duygular ya da durumlar yaşadınız mı?

Tabi yaşadım. Askerlik sert ve katı kuralları olan bir meslek. Sanatçı ruhlu kişilerin bu meslekte dayanması çok zor. Sanatçı, duygu ve düşünce odaklı yaşar. Böyle bir meslek benim yaşam tarzıma tezat olsa da başarılı bir şekilde yaptığımı gördüm. Her askerin sanatçı ruha sahip olması gerektiği kanaatine vardım. Zaten sanatçı ruhlu kişilerden oluşan bir ordu da savaşmamak için elinden geleni yapar. İşte o zaman dünyaya barış gelir. Tabi sanatçı ruhlu kişileri de yetiştirmek eğitimden geçiyor. İnsanların ve toplumların arasındaki savaş durumuna çok gülüyorum. Savaş olduktan sonra yapılan barış görüşmelerine ise daha da gülüyorum. Okuyucuların yanlış anlamasını istemem ama tezim şu; çözüm barıştaysa neden savaşmayı seçiyoruz?

Sahibi olduğunuz sanat evinden biraz bahseder misiniz?

Ben Antigone Sanat Evi’ni 2006 yılında kurdum. Astsubaylıktan emekli olur olmaz hayalimi gerçekleştirmek istedim. Bir insanın hayal kurması kadar güzel bir şey yok. Çünkü hayaller hep saf ve temizdir. Sanatçı için hayal, eserini ortaya çıkarmanın ilk adımıdır. İşte yıllarca yaptığım zor mesleği hep hayallerime, ideallerime ulaşma isteği ile geçirdim. Günü geldiğinde de emekli oldum. Hatta emekliliğim daha onaylanmadan ben sanat evini kurmuştum bile. Sanata ilginin biraz daha fazla olduğunu düşündüğüm Çayyolu bölgesini seçtim. O zamanlar pek galeri ve atölye yoktu. Ama şimdi görüyorum bu bölgede kültür ve sanat aktiviteleri fazlalaştı. Dolayısıyla doğru bir seçim yaptığımı düşünüyorum. Sanat evimizde hobi ve güzel sanatlar fakültelerine hazırlık kursları ile çocuklara yönelik resim kursları veriyoruz. Galeri bölümünde her ay bir sanatçıya sergi açıyoruz. Şiir dinletileri düzenliyoruz. Kısacası sanata dair güzel şeyler yapıyoruz.

Eserlerinizin tarzını nasıl tanımlıyorsunuz?

Resim yapmaya başladığım 1983 yılından bu yana dolu dolu tam 31 yıl geçti. Dedim ya mesleğin ve kırsal kesimlerde görev yapmanın zorluklarını bir yana bırakıyorum, resimle ilgili beni bilgilendirecek kimseyi bulamadım. Yani Amerika’yı yeniden keşfeder gibi çıktım bilinmeyen yollara. Deneme ve yanılma yöntemlerinin en iyi öğrenme biçimi olduğunu gördüm. Ayrıca bunu yaparken hem daha sağlam öğreniyorsunuz hem de kendi resim dilinizi oluşturabiliyorsunuz. Öğrenmek ve başarmak için denemediğim tarz kalmadı. Zaten bir şeyleri öğrendikçe yaptıklarınız size yetmiyor. Dolayısıyla daha fazla araştırma içine giriyorsunuz. Bu da ister istemez sizin karakteriniz olan tarzınızı ortaya çıkarıyor. İşte benim tarzım da böyle ortaya çıktı. Aslında ben buna tarz demiyorum. Ortaya çıkan bir akımı kendimce yorumluyorum.

Resimlerinizde İstanbul sokaklarının ve şehir siluetlerinin tasvirlerine rastlıyoruz. Nelerden ilham alıyorsunuz?

Ben yapı olarak nostaljiyi çok seviyorum. Çünkü yaşanmışlıkların insan üzerindeki etkilerinin çok fazla olduğunu düşünüyorum. Hatta psikologlar bile hastalığın çözümü için hep geriye giderler bilirsiniz. Bu yüzden geçmişi önemsiyorum. İstanbul’u çok severim. Çünkü kültür ve tarih kokuyor. Bu dokuyu korumamız gerekiyor. Oysa, günümüzde betonlaşmaya başlamış bir İstanbul gördükçe çok üzülüyorum. O tarih ve kültür dokusunun çok hızlı kaybolduğuna şahit oluyorum. Bir sanatçı olarak görevim gelecek nesillere bir şeyleri aktarabilmekse elimden geleni yapmak isterim. Bu nedenle İstanbul’un tarih kokan tramvayını, Galata Kulesi'ni ve Galata Köprüsü'nü, Kız Kulesi'ni, eski sokakları ele alıyorum. Hatta bunları biraz daha eskiterek daha da geriye götürmeyi amaçlıyorum. Bunları yaparken, gelecek nesillere yaşadıkları şehrin geçmişi ile ilgili görseller bırakmanın keyfini yaşıyorum.

Türkiye'deki ressamların desteklenmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Üzülerek ifade ediyorum ki gelişen çağ ve teknoloji insanların beyninde sürekli tüketim algısı yarattı. Oysa sanat; özel olarak da resim tüketilebilen değil üretildikçe çoğalan bir yaratımdır. Tüketim, modern insan için vazgeçilmez gibi görünse de sanatın üretim aşamasındaki keyfini vermez. Bu düşünce yapısıyla hareket etmiyoruz, özsel davranış biçimimizi unuttuk ve toplumda sevgi tohumlarını filizlendiremedik. Aslında bu filizleri köklendirecek olan sanatı bir köşede bıraktık. Öğretmen atamalarında bile GSF mezunlarını hep unuttuk. Sanata ne gerek var dedik. Göstermelik olarak bu fakültelere öğrenci alsak da mezun olan bu gençlerimizi sokakta bıraktık. Acı ama gerçek. Şimdi bu gençlerimiz alakasız işlerde çalışmak durumunda kaldılar. İstedikleri ve sevdikleri işi yapamadılar. İşte ben bunlara çözüm bulacak projelerin geliştirilmesini, sanatın her köşede çoğalmasını istiyorum.

Ülkemizde sanatın gelişimine dair eklemek istedikleriniz var mı?

Olmaz mı? Günümüzde uygulanan ve maalesef sürekli değişiklik gösteren eğitim sistemimizin bir an önce rayına oturtulmasını isterim. Bireylerin yetişmesinde sadece bilimin tek başına yeterli olmadığını düşünüyorum. Kültürlü, naif düşünen insanları yetiştirmek için sanatın çok etkili olduğu bir gerçek. Fakat bu gerçeği anlatmakta zorlanıyoruz. Gerçek anlamda ’’sanatçı’’ statüsüne sahip kişileri incelediğinizde insanları seven, kırmak, üzmek istemeyen, barış içinde yaşayan, özgürlüklere değer veren kişiler olduklarını görürsünüz. Yani bu kişilerin tavrı hep duygusaldır. Aslında sanatın dini inançla bütünleşen o kadar çok ortak noktası vardır ki... Bunu bir türlü göremiyoruz ya da görmek istemiyoruz. Kötü düşünen bir sanatçı yoktur ve olamaz da zaten, olsa da ona ’’sanatçı’’ sıfatını vermek yanlış olur. Kısaca; tek isteğim sanata gereken değerin verilmesidir. O zaman ülkemize ve dünyaya gerçek barış, sevgi ve dostluk gelecektir...

Alkoçlar'ın kına gecesi

ENGİN ALTAN DÜZYATAN İLE EVLENECEK OLAN NESLİŞAH ALKOÇLAR İÇİN GELENEKSEL BİR KINA GECESİ DÜZENLENDİ

Ender-Gülşah Alkoçlar çiftinin büyük kızları Neslişah Alkoçlar ile oyuncu Engin Altan Düzyatan, düğün öncesi kına gecesi düzenledi. Düğünden bir hafta önce gelin hanım Neslişah Alkoçlar’ın anneannesi usta oyuncu Hülya Koçyiğit ve eşi Selim Soydan’ın Zekeriyaköy’deki villalarında geleneksel bir kına gecesi yapıldı. Akşam saatlerinde, havuz başında kokteyl ile başlayan gecede Gülşah Alkoçlar, konukları kapıda karşıladı. Aslı Küseyrioğlu’nun özel dizaynlarıyla süslenen bahçe, geleneksel Türk kına gecesi atmosferini yansıtıyordu. Çiçeklerle bezenmiş kubbeler ve salıncak koltuklar tüm konukların ilgisini çekti. Kokteylde beyaz kıyafetiyle konuklarıyla ilgilenen Neslişah Hanım İstanbul ve Bursa’dan birçok konuğunun da katılmasıyla ilerleyen saatlerde geleneksel kına kıyafeti olan kaftanını giydi. Davullar, ziller ve mumlarl,a yakın arkadaşları eşliğinde kınanın yakılacağı alana geçen gelin hanım kına yakılırken söylenen türkülerle ağladı. Kına töreninin hemen sonrasında sahneye çıkan zennenin kıvrak danslarıyla eğlenmeye başlayan konuklar, gece boyunca birçok canlı dans performansı sergileyen guruplarla keyifli anlar geçirdiler. Geceye doğru damat Engin Altan Düzyatan da birkaç arkadaşıyla birlikte kına gecesine katıldı.

DOĞAYLA DOST TASARIMLAR

'Doğaya ne kadar az zarar verirsek o kadar iyi' mantığıyla üretilen 'eco-friendly' materyaller, kıyafet ve aksesuar tasarımlarında da karşımıza çıkıyor. Yeni moda, doğanın bir paçası olmak ve geri dönüşebilir tercihler yapmak.

Farklı tasarımcıların ve markaların sunduğu organik, el yapımı ve naturel koleksiyonlar artık her yerde olduğuna göre, gardıroplarımızı doğa dostu olmayan parçalardan arındırma zamanı geldi. Peki nasıl yapacağız? Geri dönüştürülmüş pamuktan bir çanta, bambu ayakkabı ya da ahşap güneş gözlüğü edinerek...

FREEDOM OF ANIMALS FİL KOLYE İLE

Yüzeyi oksitlendirilerek geri dönüştürülmüş bu pirinç kolyeden satın aldığınızda, Afrika'daki fillerin korunması için de küçük bir destek sağlamış oluyorsunuz.

FREEDOM OF ANIMALS ÇANTA İLE

YAPAY DERİ+BİTKİSEL BOYA+ORGANİK PAMUK ASTAR

H&M TUNİK VE KOT İLE

H&M'in Conscious koleksiyonu doğaya saygılı, cilde nefes aldıran tasarımlardan oluşuyor. 100% koton tunik ve geri dönüştürülmüş pamuk ile üretilen denim ile önümüzdeki sezona hazırlanabiliriz.

WE WOOD LARDAN BİRİ İLE

WEWOOD alınan her ürün için bir ağaç dikiyor!

NTW İLE

Avustralya markası olan None The Wiser'ın gözlük tasarımları bu yaz oldukça dikkat çekti. El işçiliğini ön plana çıkaran marka, gözlük çerçevelerinde ağaç yerine sürdürülebilir bir bitki olan bambuyu kullanıyor.

BNG İLE

Doğal taş, pamuklu kumaş ve deri detaylarıyla tasarlanan BNG Design aksesuarları, doğayı stilinizin bir parçası yapıyor.

Yeni yaşa kardeş sürprizi

Ankaragücü'nün eski Başkanı Cemal Aydın'nın kızı Naz Aydın, yeni yaşını kardeşi Gülce Aydın'ın düzenlediği sürpriz bir partiyle kutladı.

Gülce Aydın'ın organize ettiği sürpriz doğumgünü kutlamasına iki kardeşin çok sayıda yakın dostu katıldı. Kardeşinin sürprizi karşısında sevincini gizleyemeyen Naz Hanım, kendisini bu özel gününde yalnız bırakmayan tüm dostlarına teşekkür etti. Maja Restoran'da gerçekleşen kutlama geç saatlere dek sürdü. Keyifli dakikaların yaşandığı gecede, Naz Hanım unutamayacağı bir kutlama yaşadığını dile getirdi.

Gülben Ergen çocuklarını gezdirdi

Gülben Ergen çocukları Güney, Atlas ve Ares ile birlikte Zorlu Center Avm'de bulunan çocuk parkında görüntülendi. Ergen, çocuk parkında uzun süre oğulları ile keyifli zaman geçirdi.

Eğlence sonrası Güney, Atlas ve Ares'e dondurma alan Gülben Ergen daha sonra Avm'den ayrıldı.

Moda Dergi Instagram
Moda Dergi Business
Moda Dergi Haftanın Şıkları
Moda Dergi Kapak
Moda Dergi – Moda, Haber, Röportaj, Kültür Sanat, Alışveriş, Business, Dosya Haber, Lifestyle ve günlük hayatın içinde ne kadar güzellikler varsa Moda Dergi orada.