MODA

Keyifli Hayatın Dergisi

Moda Dergi

moda dergi

– Moda, Haber, Röportaj, Kültür Sanat, Alışveriş, Business, Dosya Haber, Lifestyle ve günlük hayatın içinde ne kadar güzellikler varsa Moda Dergi orada.

Base Life meme kanserine dikkat çekti

"15 EKİM DÜNYA MEME SAĞLIĞI GÜNÜ" KAPSAMINDA BASE LİFE CLUB VE ÖZEL MEDSENTEZ POLİKLİNİĞİ İŞBİRLİĞİ İLE MEME KANSERİ FARKINDALIK SEMİNERİ DÜZENLENDİ.

Spor alanında verdiği hizmetlerle adından söz ettiren Base Life Club yaptığı sosyal sorumluluk projeleriyle de büyük takdir topluyor. Bu kapsamda Base Life Clup yerleşkesinde meme kanserine dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak için Medsentez Polikliniği işbirliği ile bir seminer düzenledi. Seminerde meme kanserinde erken tanının önemi üzerinde duruldu. Alanında uzman bir ekip tarafından yapılan sunumlar, katılımcılar tarafından dikkatle dinlendi. Seminer kokteyl ile son bulurken katılımcılara meme kanserine dikkat çekmek için hediye paketleri takdim edildi.

www.baselifeclub.com

www.medsentez.com

“Tabiattaki dengenin ve uyumun kusursuzluğu bana ilham veriyor”

DEMET SABANCI ÇETİNDOĞAN 'IN HAYAT FELSEFESİ,GENÇ GİRİŞİMCİLERE TAVSİYELERİ, SANATA OLAN İLGİSİ, GELECEĞE DAİR PLANLARI VE DAHASI MODA DERGİYE VERDİĞİ ÇOK ÖZEL RÖPORTAJDA...

ÜNLÜ İŞ KADINI DEMET SABANCI ÇETİNDOĞAN, ANKARA NEXT LEVEL AVM'DE BULUNAN HARVEY NİCHOLS MAĞAZASININ AÇILIŞI İÇİN GELDİĞİ ANKARA'DA MODA'NIN SORULARINI YANITLADI. İŞ HAYATI, SOSYAL YAŞAMI, SANATA OLAN İLGİSİ VE DAHA BİR ÇOK KONU HAKKINDA SORULAR YÖNELTTİĞİMİZ ÇETİNDOĞAN SAMİMİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU. YAŞAM FELSEFESİNİN DENGE ÜZERİNE KURULU OLDUĞUNU SÖYLEYEN ÇETİNDOĞAN, TABİATTAKİ DENGENİN VE UYUMUN KUSURSUZLUĞU BANA İLHAN VERİYOR” DEDİ. Kendinizi nasıl tanımlarsınız. Demet Sabancı Çetindoğan'ın hayat felsefesi nedir? Ben iç huzuruna çok inanırım. Eğer huzurlu isem yaratıcı ve enerjik oluyorum. O sebeple içime sinen işler yapmaya çalışıyorum. Bir anlamda duygularıma hep bir şans veriyorum. Evde de işte de bu böyle. Planlı programlı yaşıyorum ve insanları dinliyorum. Ayrıca hayatımda sosyal projelere hep yer veriyorum. Bu bana iyi geliyor. Çevrem için bir şeyler yaparak rehabilite oluyorum. Böylece kendimi daha mutlu hissediyorum. Ama elbette sinirli olduğum günler de oluyor. Bu hayatın doğal ritmidir, bununla da baş etmeyi öğrenecek kadar deneyimliyim artık. Ailem ve çocuklarım böylesi zamanlarda bana herkesten ve her şeyden daha iyi geliyor. Benim yaşam felsefem denge üzerine kuruludur. İnsanın iç ve dış dünyasında bir denge olması gerektiğine inanırım. Tabiatta kurulu dengenin ve uyumun kusursuzluğu bana ilham veriyor. İş hayatında kadın olmanın avantajları-dezavantajları var mıdır. Genç kadın girişimcilere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz? Ben bu konuya hiç bir zaman kadın ya da erkek olmak diye bakmadım. Hayata ve başarıya hazır olmakla ilgili bir durumdur bu. Başarmak isteyen ve bunun için hazır bir insan için Türkiye fırsat kapısının açık olduğu bir ülke. Hedefi olan ve bu hedefe ulaşmak için çalışacak kadar cesur bir insanın kadın olması önemli değildir. Fakat bundan asıl anlaşılmak istenen şey kadın erkek arasındaki fırsat eşitliği meselesiyse evet bu ülkemizde ne yazık ki gelişmiş ülkelerin gerisinde. Asgari eğitim olanaklarına sahip olmuş tüm kadınları cesurca rekabet etmeye, üretmeye ve başarmaya davet ediyorum. Ayrıca, her zaman için dikkatli olmak elinize geçen fırsatları avantaja çevirmeyi öğrenmek gerek. İşinde ilk olan ve gelişmeye açık olan fikirlere sahip çıkmak,(işte benim en sevdiğim bölüm) İşinizde markalaşmayı önemli ölçüde bir iş kolu haline getirmek. Cesaretli, yenilikçi ve üretken olmak gerek. İş hayatında olması gereken unsurlar aslında hepsi. Ankara kadının modaya bakış açısını nasıl değerlendirirsiniz? Ankara ölçülü bir zerafetin ve doğasına uygun olarak modada uçlardan uzak duran bir şıklığın kenti. Nüfus yapısının bütün özelliklerini anlayabiliyoruz. Bir başkent olduğunu tercihlerinden ayırmak mümkün. Ankara'ya getirmeyi planladığınız başka markalar var mı? Bütün markalarımız için Ankara'yı planlamamızın en üst sırasında tutuyoruz. Yabancıların sayısının fazla olduğu, ortalama gelir seviyesinin makul olduğu bir şehir Ankara... Sosyal sorumluluk projelerine büyük önem verdiğinizi biliyoruz. Başkanlığını yürüttüğünüz Yaratıcı Çocuklar Derneği'nin faaliyetlerinden bahsedebilir misiniz? Yaratıcı Çocuklar Derneği ile alakalı olarak da yetenekli çocuklarımızı dünyada ileri gelen okullarda okumalarını, dünya çapındaki yarışmalara katılmalarını sağlıyoruz. Hemen hemen her gün yeni bir fikir, yeni bir proje... Zaten tüm etkilendiğimiz fikirleri, projeleri bir şekilde hayata geçirdik. Her biri birbirinden kıymetli. Birini söylesem diğerine haksızlık olacak. Öncelikle yaptığımız tüm yarışmalar çok keyifli, düşünsenize karikatür yarışmasında birinci çıkardığımız çocuğumuz dünya karikatür yarışmasında birinci oldu. Bundan güzel bir mutluluk var mı? www.yaraticicocuklardernegi.org sitesini inceleyin lütfen her şeyi orada görebilir takip edebilirsiniz. Eşlerin aynı çatı altında çalışmaları tavsiye edilmez. Bu anlamda zorluklar çekiyor musunuz ya da tavsiye eder misiniz? Biz bunun sihirli dengesini bulmuş bir çiftiz. Bir yanıyla birbirimize çok benziyoruz. Bu yüzden ortak bir enerjiyi paylaşabiliyoruz. İşin güzel tarafı Cengiz Bey'le birbirimizi tamamlayan bir takım yönlerimiz de var. Fakat ne kadar uyumlu olursak olalım yetki ve sorumluluk alanlarımızı iş konusunda birbirinden ayrı tutuyoruz. Çünkü iş, evlilikten anlamaz. İşle ilişkiyi birbirine karıştırmamayı öğreneli çok oldu. O yüzden o benim iş arkadaşımdan çok vizyon ortağımdır. Belki işlerimizi yöntem olarak birbirinden farklı yapıyoruz ama olaylara baktığımız yer birbirine çok benzer. Plastik ve sahne sanatlarına olan ilginizden biraz bahsedebilir misiniz? Sanat sevgisi ve estetik anlayışı olan bir aileden geliyorum. Müze kurma hayaliyle yetiştim. Yurt dışında bulunduğum zamanlarda sergilere, müzelere hep özel zaman ayırdım. Bu bana iyi geliyor. Müze projenizin son durumu nedir. İsmini belirlediniz mi? Müze projemizi inşallah olağanüstü bir aksilik çıkmaz ise 2015 sonuna yetiştirmeye çalışıyoruz. Yoğun ve titiz çalışmalarımız burada da sürüyor. Demsa Grup, köklü bir geçmişe sahip olan Türk sanatını dünü ve bugünü ile sunabilmek amacıyla yakın bir tarihte söz konusu koleksiyonunu Pritzker ödüllü mimar Zaha Hadid'le çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Umarım İstanbul'lu sanatseverlerin de beğeneceği bir yer olur. Sanat koleksiyonunuz nelerden oluşuyor ? Özellikle Türk Resim ve Türk İslam eserleri sanatına ışık tutacağına inandığımız bir proje olacaktır. Başlangıcından günümüze kadar gelen 200'ün üzerinde sanatçı ve 2.000 adetin üzerinde kalıcı resim ve 400 adetlik Osmanlı hat, ferman, hilye-i şerif ve Kuran-ı Kerim koleksiyonu ile hakikatten farklı bir noktada olacağımız kanaatindeyiz. Çok heyecan verici ve güzel bir proje. Türk resim sanatı tarihinin başlangıcı olarak kabul edilen 19. yüzyılın ikinci yarısından günümüze uzanan süreçte oluşturulmuş, dönemleri belirleyen başyapıtlar yer almakta. Yoğun iş temponuzda kendinize yeteri kadar vakit ayırıyor musunuz. Kendinize ayırdığınız zaman diliminde neler yapmayı seversiniz? Kendime zaman ayırmak şeklinde ayrılmış bir boş zamanım yok. Ailem ve çocuklarımla, işimle ve sosyal çevremle geçirdiğim tüm zamanı kaliteli ve faydalı geçirmeye çalışıyorum. Yoğun bir çalışma temponuz var. Ailenizle yeterince zaman geçirebiliyor musunuz? Sevdiğim insanlarla beraber olmak, hele ki bu ailenizse çalışma temposunu hemen organize edebiliyorsunuz. Biz artık çok genç insanlar değiliz. Ailemizle geçirdiğimiz zamanın değeri daha fazla. Gençken iş birinci sırayı alabiliyordu. Ama artık işim her şeyin önünde gelir diyemem. Önemli olan dengedir ve ben aileme yeterince vakit ayırabiliyorum. Gelecekle ilgili planlarınız ve hedeflerinizi bizimle paylaşır mısınız. Gördüğüm kadarıyla her bir proje, ülkenin ekonomik ve kültürel gelişimine katkı sağlayacak hedefler içeriyor. Bu projeler ve hedefler nasıl şekilleniyor? Biz yaptığımız işlerde bir farklılık yaratmak istiyoruz. Örneğin otelciliğe girdik müze otel konseptini geliştirdik. Kordon kanı bankası ile başladığımız ONKİM Türkiye'nin en özel sağlık yatırımı haline dönüştü. Turizm ülkesi olarak Türkiye'de dijital turizm pazarlaması ve turizm yayıncılığı ile sektörün eksik kalan yerlerine yöneldik ama moda ve perakende bizim için çok önemli biliyorsunuz. Şimdi asıl ağırlığımızı buna veriyoruz. Aşağıdaki soruları birer cümleyle cevaplayabilir misiniz? Gardrobunuzun vazgeçilmez parçaları nelerdir? Burada kriterim ortama uygun giyinmektir. Ben de her kadın gibi rahat giyinmek isterim ama her zaman bu mümkün olmuyor. Fonksiyonel bir gardrobum var ve şıklıkla rahatlığı mümkün olduğunca buluşturmaya çalışıyorum. İşin açıkcası biraz da trendleri takip ediyorum. Ama bütün kadınlar gibi çantaları ve ayakkabıları seviyorum. Asla denemen dediğiniz bir giyim stili var mı? Yarasa kollu gömlekler. Son zamanlarda aldığınız ve sizi en çok etkileyen hediyeyi öğrenebilir miyiz? Eşimin hediyesi, nazar boncuklu bir bileklik. Yanınızdan hiç ayırmadığınız bir objeniz var mı? Telefonum, rujum, parfümüm. Ayakkabı, çanta ve saatte vazgeçemediğiniz ya da beğendiğiniz markalar nelerdir? Özellikle Dior ve Chanel' Valentino, Ferre, Roberto Cavalli ve Oscar De La Renta'yı tercih ediyorum. Bir de Micheal Kors, DVF, Zuhair Murad'ı unutmamak lazım. Son dönemlerde beğendiğiniz kitap, film ve müziği öğrenebilir miyiz? Anılarla Özcan Sabancı ''Ben Seni Bırakıp Gider miyim'' Nuri Bilge Ceylan'ın yönettiği ''Kış Uykusu' Hayatımın her döneminde Bach - Violin Concerto No. 2 in E major, BWV 1042 Adagio. Sizi en çok etkileyen şehir neresi? Sanat için Paris, Şehrin ve ticaretin gelişimi açısından Dubai, rahatlık açısından LA, Özgürlük açısından NY.

Çırağan Sarayı'nda görkemli düğün

İpekyol Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ayaydın'ın kızı İpek Ayaydın ile Talat Abdik, Çırağan Sarayı'nda masal gibi bir düğünle hayatlarını birleştirdi.

İpekyol Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ayaydın ve eşi Tunay Ayaydın'ın kızları; İpek Ayaydın ile Astemya İnşaat ve Akaryakıt A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Abdik ve eşi Şeniz Abdik'in oğulları Talat Abdik, Çırağan Sarayı'nda gerçekleştirilen muhteşem bir düğün töreni ile dünya evine girdi. Düğün törenine cemiyet ve iş dünyasından birçok sima katıldı. Nikah merasiminde İpek Ayaydın'ın şahitliğini amcası Aydın Ayaydın, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Ünal Aysal ve Şişli eski Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül yaparken, damat Talat Abdik'in şahitliğini ise Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, Temel Abdik ve Ali Akyüz yaptı. Altı isimin şahitliğinde ve davetlilerin huzurunda hayatlarını birleştiren "evet" cevaplarını veren genç çift, atılan imzaların ardından ilk danslarını gerçekleştirdi. Çiçeği burnunda evliler daha sonra konuklarının masalarını ziyaret ederek tebrikleri kabul etti. Gecede ünlü sanatçı Serdar Ortaç sahne aldı. İpek Hanım'ın gelinliği dünyaca ünlü modacı Zuhair Murad imzası taşıyordu. Çift rüya gibi bir düğünün ardından balayı için Şeyşeller'i tercih etti.

Harvey Nichols'tan cemiyet hayatını buluşturan görkemli açılış

MODA SEKTÖRÜNÜN ÖNDE GELEN MARKALARINDAN HARVEY NICHOLS, NEXT LEVEL AVM'DE AÇTIĞI YENİ MAĞAZASI İÇİN ÖZEL BİR DAVET VERDİ. MARKANIN TÜRKİYE'DEKİ TEMSİL HAKKINI ELİNDE BULUNDURAN DEMET SABANCI ÇETİNDOĞAN BAŞTA OLMAK ÜZERE BİRBİRİNDEN ÖNEMLİ İSİMLERİN KATILDIĞI DAVETTE, 2014/2015 SONBAHAR/KIŞ KOLEKSİYONLARI TANITILDI.

Harvey Nichols'ın Next Level AVM'de açılan yeni mağazası için şık bir davet verildi. Markanın Türkiye'deki temsil hakkına sahip olan Demet Sabancı Çetindoğan'nın ev sahipliğindeki davete Ankara'nın tanınmış isimleri de büyük ilgi gösterdi. Gerçekleşen davette Öner Övez'in kareografisi ile aralarında Tülin Şahin ve Merve Büyüksaraç gibi mankenlerinde bulunduğu bir defile düzenlendi. Defilede dünyaca ünlü markaların 2014/2015 Sonbahar/Kış koleksiyonları tanıtıldı. Sunumu ilgiyle takip eden konuklar, aynı zamanda yeni mağazayı gezmeyi ve alışveriş yapmayı da ihmal etmedi.

Davete katılanlar arasında Türkiye İş Kadınları Derneği (TİKAD) Başkanı Nilüfer Bulut ve kızları Dila-Nida Bulut da vardı. Takı ve aksesuar tasarımcısı Nida Bulut'un "Bu By Nida Bulut" markası ile bu sezon Harvey Nichols Ankara'da satışa sunulucak ürünleri de büyük ilgi gördü.

Görkemli davette Demet Sabancı Çetindoğan, Yürütme Kurulu Başkanı olduğu Yaratıcı Çocuklar Derneği'nin yetenekli öğrencileri adına Tasarımcı İrem Yıldırım ile bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Harvey Nichols Ankara'daki İrem Yıldırım markalı tşörtlerden alan herkes, ülkedeki yetenekli çocuklara katkı sağlayabilir ya da müşteriler sevdikleri kişiler adına bir "Anı Bursu" başlatabilir. Açılış daveti kapsamında çocukları unutmadıklarını gösteren İrem Yıldırım ve Demet Sabancı Çetindoğan, davetlilerden bol bol tebrik aldı.

Geceye CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün, eşi Mine Aygün ile birlikte katıldı. Davetin olduğu gün tüm gazeteler Aygün çiftinin boşanacaklarını iddia etmişti. Tüm bu dedikoduları yalanlar nitelikte davete birlikte katılan Sinan-Mine Aygün çifti oldukça mutlu görünüyordu.

Hülya Topçuoğlu yeni yaşını kutladı

ANKARA SOSYAL YAŞAMININ ÜNLÜ İSİMLERİNDEN HÜLYA TOPÇUOĞLU, ARKADAŞLARININ DÜZENLEDİĞİ SÜRPRİZ DOĞUM GÜNÜ PARTİSİYLE YENİ YAŞINI KUTLADI.

Park Caddesi'ndeki Esposito's adlı mekanda gerçekleşen kutlamaya, Topçuoğlu'nun çok sayıda yakın arkadaşı katıldı. Sürpriz parti karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Hülya Hanım, bu özel gününde kendisini yanlız bırakmayan tüm dostlarına teşekkür etti. Bordo ve gri konseptli partide konuklar partinin tadını doyasıya eğlenerek çıkardı.

Koç Müzesi'ndeki anlamlı davet

TURMEPA DERNEĞİ'NİN ‘20. Yılda Yaza Veda Denize Vefa’ KOKTEYLİ RAHMİ KOÇ VE TEZCAN YARAMANCI'NIN EV SAHİPLİĞİNDE KOÇ MÜZESİNDE GERÇEKLEŞTİ.

TURMEPA'nın kurucusu Rahmi Koç ve TURMEPA Başkanı Tezcan Yaramancı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen davette, denize gönül veren kişi ve kuruluşlara teşekkür etmek amacıyla ‘20. Yılda Yaza Veda Denize Vefa’ kokteyli düzenledi. Gecede bir teşekkür konuşması yapan dernek Başkanı Tezcan Yaramancı, derneklerinin 20. yılını doldurmasının büyük mutluluk ve gurur verici olduğunu söyledi. Gecede deniz kirliliği ile mücadeleye destek veren sponsorlara Rahmi Koç tarafından  plaketleri takdim edildi.

Galatasaray Başkanı Aysal kızını evlendirdi

GALATASARAY BAŞKANI ÜNAL AYSAL VE AHU AYSAL’IN KIZI CEYLA AYSAL İLE SAFFET-MELİKE KIRKLAR ÇİFTİNİN OĞLU MEHMET KIRKLAR, LES OTTOMANS OTEL'DE DÜZENLENEN GÖRKEMLİ BİR DÜĞÜN TÖRENİYLE DÜNYA EVİNE GIRDİ.

Ceyla Aysal ile Mehmet Kırklar, İstanbul Les Ottomans Otel'de gerçekleşen görkemli bir törenle hayatlarını birleştirdi. Cemiyet, sanat ve iş hayatının seçkin isimlerinin katıldığı gecede, davetliler kırmızı halıdan yürüyerek düğünün gerçekleştiği otelin bahçesine geçtiler. Bu özel gecede Ceyla Aysal gelinlik tercihini Vakko'dan yana kullanırken Mehmet Kırklar da Beymen damatlığıyla göz kamaştırıyordu. Dört yıl önce tanışan çiftin şahitliğini Faruk Nafiz Özak, Şenkal Atasagun ve Mustafa Sarıgül üstlendi. Hayatlarını birleştiren imzaları atan genç çift, alkışlar eşliğinde ilk danslarını gerçekleştirdi. Bu esnada gelin Ceyla Hanım’ın annesi Ahu Aysal’ın mutluluk gözyaşları döktüğü görüldü. Nikah törenin ardından gerçekleştirilen havai fişek gösterisi konukları büyüledi. Çiçeği burnunda çift düğünün ardından balayı adresi olarak Avusturalya'yı tercih ettiler.

Genç çiftin İstanbul Les Ottomans Otel'da gerçekleşen düğününe Ankara cemiyet hayatında da isimler katıldı. Ünlü iş kadını Nadire İçkale ile Gözde Çarmıklı Şavkan da bu isimler arasındaydı. Nadire Hanım kendine has giyim tarzıyla yine dikkatleri üzerine çekerken, Gözde Hanım'ın büyüyen karnı da doğumun yakın olduğunun sinyallerini veriyordu.

50. Müzayedeye özel kokteyl

ANKARA'NIN EN BAŞARILI RESİM SERGİLERİNİ GERÇEKLEŞTİREN RC ART GALERİ'NİN SAHİBİ RAHMİ ÇÖĞENDEZ, BİLKENT SANAT SOKAĞI'NDA 50. MÜZAYEDESİ ŞEREFİNE MODA DERGİ ORTAKLIĞIYLA BİR KOKTEYL DÜZENLEDİ.

Bilkent Sanat Sokağı'nda gerçekleşen ihtişamlı davete iş,cemiyet ve sanat dünyasından çok sayıda konuk katıldı. 50. yıl adına çok özel konuklarını davet eden Rahmi Bey katılan tüm konuklarıyla tek tek ilgilendi. 50. resim müzayedesi adına bir pasta kesen Rahmi Bey'in mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Pastanın ardından Bilkent Sanat Sokağı'na geçen konuklar sokakta açılan yeni resim atölyelerini yakından inceledi. Çok sayıda davetlinin katıldığı kokteylde sanat severler muhteşem eserleri inceleme imkanı buldu. Eserler arasında birbirinden değerli ressamların resimleri yer aldı. Kokteylin ardından birbirinden değerleri eserlerin yer aldığı 50.Müzayede gerçekleştirildi. Müzayedeye yoğun ilgi gösteren sanat severler eserlerin sahibi olmak için adeta birbirleriyle yarıştı.

İpek Ayaydın'ın geleneksel kına gecesi göz kamaştırdı

İPEKYOL YÖNETİM KURULU BAŞKANI YALÇIN AYAYDIN VE TUNAY AYAYDIN'IN KIZLARI İPEK AYAYDIN, ADİLE SULTAN SARAYI'NDA DÜĞÜNÜ ÖNCESİ GELENEKSEL BİR KINA GECESİ DÜZENLEDİ.

Adile Sultan Sarayı’nda gerçekleşen kına gecesi Osmanlı temalı dekoru ve ambiyansıyla konukları büyüledi. Türk gelenek ve göreneklerine uygun olarak düzenlenen gecede tüm detayların el işçiliği ile hazırlandığı dikkat çekti. Şerbetçi, kahve köşesi ve Hint kınacısı misafirlerden büyük ilgi gördü. İş dünyasının yanı sıra sosyal yaşamın ünlü simalarının katıldığı gecede İpek Ayaydın, Nur Yerlitaş imzalı ve özel taşlarla süslenmiş kıyafeti ile göz kamaştırdı. Ayaydın’ın kaftanını ise İpekyol Kreatif Direktörü ve aynı zamanda kuzeni olan Hilal Tunç hazırladı. Konukların gelmesinin ardından kına merasimine geçildi. Fatih Ürek ve yakın kız arkadaşları ile beraber kına tahtına gelen İpek Ayaydın duygu dolu anlar yaşadı. Kınanın yakılmasının ardından ise Fatih Ürek sahne aldı ve geceye katılanlara eğlenceli dakikalar yaşattı. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise damat Talat Abdik davul şov eşliğinde kınaya katıldı.

Beymen Kavaklıdere'de moda rüzgarı esti

Beymen Kavaklıdere mağazasında dünyaca ünlü markaların Sonbahar / Kış koleksiyonları şık bir trunk show ile tanıtıldı.Yeni sezon ürünlerin yorumlandığı davette konuklar birbirinden şık koleksiyonları dikkatle inceledi.

Beymen Kavaklıdere mağazasının teras katında gerçekleşen davete, çok sayıda seçkin konuk katıldı. Davetin ev sahipliğini gerçekleştiren markanın Halkla İlişkiler Müdürü Gülden Büyükuçak, katılımcılarla yakından ilgilendi. Vogue Dergi editörleri Didem Dayıcıoğlu ve Zeynep Yapar, yeni sezonda daha çok hangi renklerin tercih edileceğinden bahsetti. Defilede Marni, Valentino, Saint Laurent, Phillip Lim, Céline, Givenchy, Chloé, Balenciaga gibi birçok ünlü markanın koleksiyonları davetlilerin beğenisine sunuldu. Şık mankenler tarafından yapılan defilede 40 ayrı kombin sergilendi. Defilenin ardından konuklar moda editörleriyle konuşarak yeni sezon hakkında bilgiler aldı.

Balayı Adresleri "MALDİVLER"

ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ CANSU ALAOĞLU İLE BASE LİFE CLUP'IN SAHİBİ MEHMET ARDA KAHRAMAN UNUTULMAZ BİR DÜĞÜN İLE DÜNYA EVİNE GİRDİ.

Cansu Alaoğlu ile Mehmet Arda Kahraman, beş yıllık birlikteliklerini şık bir törenle taçlandırdı. Birbirlerini arkadaşları aracılığıyla tanıyan çift, iki yıl önce nişanlanarak evliliğe ilk adımlarını atmıştı. Çitfin Base Life Clup'ın teras katında gerçekleşen düğüne yakın dostları ve iş arkadaşları katıldı. Törende nikah şahitliğini ise Base Life Clup Müdürü Ali Kılıç ile Güral Porselen'in sahibi Sema Güral Sürmeli gerçekleştirdi. Nikahın ardından ilk danslarını gerçekleştiren yeni evlilerin mutlulukları gözlerinden okunuyordu. Çiçeği burnunda çiftin balayı tercihi Maldivler oldu.

"İlk ve son aşkım"

YAĞMUR AYLİN BULDAÇ İLE FİKRET SAYIOĞLU, RÜYA GİBİ BİR DÜĞÜN İLE HAYATLARINI BİRLEŞTİRDİ. ÇOCUKLUK YILLARINDA BAŞLAYAN AŞK, MİRADOR OTEL'DE DÜZENLENEN TÖRENLE EVLİLİĞE DÖNÜŞTÜ.

Technowool Taşyünü Yalıtım Malzemeleri'nin sahibi Ruhi-Gülay Buldaç çiftinin kızı Yağmur Aylin Buldaç ile Müberra Sayıoğlu'nun oğlu Fikret Sayıoğlu, uzun yıllar süren birlikteliklerini Club Mirador'da düzenlenen görkemli bir düğünle taçlandırdı.

Ortaokul yıllarında tanışan ve geçtiğimiz yıl nişanlanan çift, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen'in kıydığı nikahla hayatlarını birleştirdi. İkilinin nikah şahitliğini Beril Öykü Genç ve Muzaffer Sayıoğlu yaptı. Çok sayıda davetlinin katıldığı düğün töreninde şıklık yarışı vardı. İlk danslarını alkışlar eşliğinde gerçekleştiren çift, balayı için Malezya'yı tercih etti.

“Sanat varsa hayat var”

KURUCUSU OLDUĞU EKAV OLUŞUMLARIYLA SANATA ERİŞİMİ KOLAYLAŞTIRMAK ADINA ÇALIŞMALAR YAPAN İNCİ AKSOY, YAŞAM BİÇİMİ HALİNE GETİRDİĞİ TUTKUSUNU ANLATTI

Türkiye'de sanat ve eğitim üzerine projeler yürüten sayılı vakıflardan olan Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı'nın kurucusu İnci Aksoy, sanatı yaşamının her alanına adapte etmiş ve tüm çalışmalarını sanatın gelişimi odağında gerçekleştirmiş bir yönetici. EKAV Sanat Merkezi ve Ekavart Gallery'den sonra şimdi de Ekavart TV ile online bir sanat platformu yaratan İnci Aksoy ile sanat tutkusu, gerçekleştirdiği projeleri ve hayalleri üzerine konuştuk.

Sizi sanat ve eğitim alanında yaptığınız çalışmalarla tanıyoruz. Bilinmeyen yönleriyle İnci Aksoy'u sizden dinleyebilir miyiz?

İnsanın kendini anlatması zor ama kısaca özetlersek; sanatı içselleştirmiş, yaşam biçimi haline getirmiş, sanatın yaygınlaşmasını misyon edinmiş, mottosu 'sanat varsa hayat var' olan, kadınların dünyaya üretmek için geldiğini, üretmeyen kadının tükeneceğini ve mutsuz olacağını düşünen, yaptığı her işi 3. çocuğu gibi gören biriyim. Bir anne çocuğuna nasıl özen gösteriyorsa, onun gelişmesi ve büyümesi için nasıl çabalıyorsa ben de işime aynı özenle yaklaşıyorum. Yıllardır tatillerim bile iş tatili oluyor. Yazları tatil yapmak yerine New York'da sabahtan akşama kadar müze, galeri gezip Sotheby’s Institue of Art'da sanat eğitimleri alıyorum. Sanatla ilgili değişimleri, yenilikleri yakından takip ediyorum. Birikimlerimi hem ekibimle hem de sosyal medyada sanat severlerle paylaşıyorum.

EKAV'ın çalışmalarından biraz bahseder misiniz?

Vakfımız, Eğitim Kültür ve Araştırma Vakfı olarak, 23 Kasım 1991 yılında eğitime, kültüre ve sanata destek vermek amacıyla kuruldu. ’’Sanat geliştirir, sanat iyileştirir, sanat birleştirir’’ sloganı ile 2000 yılında EKAV Sanat Merkezi olarak Zincirlikuyu’da faaliyete başladık. 2008 yılından beri The Ritz Carlton Otel’in altında Ekavart Gallery olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Misyonumuz, sanat yaratısının toplumun her kesimine ulaştırılması, geleceğin genç sanatçılarına sanat eğitimi bursları verilmesidir. 2000 yılından itibaren vakfa bağlı olarak hizmet vermekte olan Ekavart Gallery'de sadece plastik sanatlar değil, video art, dijital art gibi sanatın bütün disiplinlerine yer veriyoruz. Galerimizde Fahrel Nisa Zeyd, Ergin İnan, Süleyman Saim Tekcan, Balkan Naci İslimyeli, Muzaffer Akyol gibi usta sanatçıların yanı sıra, Ardan Özmenoğlu, Genco Gülan, Pınar Yoldaş, Gaye Su Akyol, Fatih Merter, Yalçın Bilgin, Sezin Aksoy gibi genç sanatçılarımızın yapıtlarından oluşan solo ve karma sergiler, Acar Baltaş, Mümin Sekman, Talya Vardar gibi kişisel gelişim uzmanlarıyla yapılan seminerler, imza günleri, müzik dinletileri ve proje sergiler gibi birçok etkinlik düzenleniyor. Galerimizde bağış makbuzu ile çalışıyoruz ve etkinliklerden gelen gelirler, sanat dalında eğitim gören bursiyerlerimize aktarılıyor. Böylelikle sanatseverler ve sanatçılar da geleceğin sanatçılarına destek oluyorlar. <7p>

“Yazları tatil yapmak yerine New York'da sabahtan akşama kadar müze, galeri gezip Sotheby’s Institue of Art'da sanat eğitimleri alıyorum”

Türkiye'de sanata destek veren sınırlı sayıda vakıf var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Sınırlı sayıda olmasına rağmen böyle vakıfların aktif olması memnuniyet verici. Uzun vadede daha da çoğalacağını düşünüyorum. Bu konuda iş adamlarımıza daha çok görev düşüyor. Son 5 seneye bakarsak Koç, Sabancı, Doğuş, Borusan, Eczacıbaşı gibi birçok iş adamı ve kurumlar, sanat mekanları açarak sanatın yaygınlaşmasında önemli rol oynuyor. Zira gelişmiş ülkelerin her biri sanata verdiği önem sayesinde kendi uygarlıklarını yarattı. Sanatçılar bir toplumu ileriye taşıyan yaratıcı öncü kişilerdir. Ülkeler sanatla ve sanatçılarıyla varolur.

Ekavart TV, sanat konusunda online bir köprü yaratarak pek çok insana ulaştı. Bu fikir nasıl oluşmuştu?

Ben hem kendi çocuklarımı hem de gençleri gözleyen biriyim. Yaptığım araştırmalar sonucu farkettim ki ben ve çocuklarım zamanın büyük bir kısmını internet önünde geçiriyoruz. Özellikle gençler, yoğun olarak internet kullanıyorlar. 2007'de yapılan araştırmalar ülkemizdeki 70 milyon nüfusun, 24 milyonunun internet kullandığını ortaya koydu. Bu tespit de bize internetin çok güçlü bir iletişim ağı haline geldiğini gösterdi. Bir yıl boyunca hayalimdeki düşünceyi gerçekleştirmek için çalıştım. 1 Ağustos 2008'de Ekavart TV'yi kurarak ‘’ Sanatla randevunuz var’’ sloganıyla yayın hayatına başladık. Şu anda dünyanın dört bir yanından günde 50 bin ile 75 bin arası ziyaretçi sitemize tıklıyor ve ayda 1 milyon video görüntüleniyor. Bu da sanat adına çok güzel bir gelişme. 1 tıkla toplumun her kesimine sanatı ulaştırdık ve 6 yıldır Türkiye'nin en geniş sanat arşivini oluşturduk. Ülkemizdeki pek çok güzel sanatlar okulunda, derslerde video arşivimizden faydalanılıyor bu da bizi memnun ediyor. Bu yıl 6. yılımızı kutluyoruz, çağdaş sanatın önemli temsilcilerinden sanatçı Ardan Özmenoğlu Ekavart TV logosunu post-it lerle yorumladı. Böylece ilk defa bir logo sanat eserine dönüştürülmüş oldu.

Ekavart TV ile ilgili yeni çalışmalarınız olacak mı?

İleriye dönük pek çok projemiz var. Ekavart TV olarak yeniliklere açığız. 21. yüzyılın sanatı olarak adlandırılan video art, dijital art ve enstalasyon çalışmalarını önemsiyoruz. Televizyonda yeterince kültür-sanat programı olmadığını düşünüyorum. Biz de yeni dönem için bu konu üzerine yoğunlaştık ve bir tv programı üzerinde çalışıyoruz. Sanatı gündeme taşıyarak toplumumuzun sanat eserleriyle tanışmasını sağlamak ve sanat eserleri aracılığıyla yeni bilgi alanlarına doğru açılmak, yaratıcı çalışmalara liderlik yapmak, özellikle gençleri sanata yönlendirip donanımlı bireyler yaratmak arzusundayız.

Monte Carlo'da Megastar rüzgarı

FRANSIZ RİVİERASININ GÖZDESİ MONAKO'NUN MONTE CARLO ŞEHRİNDE HER YIL DÜZENLENEN SPORTING SUMMER FESTIVAL'DE İLK KEZ TÜRKİYE'DEN BİR SANATÇI SAHNE ALDI.

Monte Carlo Sporting Summer Festivali'nin 40. yılında Megastar Tarkan konser verdi. Birçok ünlü ismin heyecanla beklediği Tarkan konserine cemiyet hayatından da büyük katılım oldu. Monte Carlo'daki unutulmaz geceye "Firuze" ile başlayan Megastar; Şımarık, Unutmamalı, Öp, Acımayacak ve Sevdanın Son Vuruşu'nun yer aldığı toplam 20 şarkıyla damgasını vurdu.

Farklı ülkelerden yüzlerce davetlinin olduğu konserde Türkiye'nin cemiyet ve iş dünyasından önemli simalar da vardı. Geceye Neslihan-Yalçın Sabancı, Tuğana-Arzu Savgı, İdil Fırat, Gökhan-Siren Ertan Çarmıklı, Dilek Hanif, Olgun-Berrin Zorlu, Sema Basa, Berrin Okçu ve Seba Güceylioğlu gibi isimler katıldı. Yaklaşık 1,5 saat sahnede kalan ve 20 şarkı seslendiren Megastar, davetlilere unutulmaz bir gece yaşattı.

BARIŞI DÜŞLEYEN RESSAM SAVAŞ SİMİTLİ

İSTANBUL TASVİRLERİ VE KÜBİZME KATTIĞI ÖZNEL YORUM İLE SANAT CAMİASINDA ÜNLENEN SAVAŞ SİMİTLİ İLE SANAT ÜZERİNE ÖZEL BİR SOHBET GERÇEKLEŞTİRDİK

Savaş Simitli uzun yıllar astsubay olarak görev yapmış ve hayallerini gerçekleştirmek için doğru zamanı beklemiş bir ressam. Sahibi olduğu Antigone Sanat Evi ve profesyonel resim hayatıyla bugün, yıllarca düşlediği hayali yaşıyor. İsminin aksine sık sık barıştan söz eden ve güzellikleri ortaya çıkardığı için sanata tutkuyla bağlanan Savaş Bey ile yaşam öyküsü ve resimleri üzerine konuştuk.

Farklı bir yaşam hikâyeniz var. Kısaca sizden dinleyebilir miyiz?

Herkesin hikâyesi kendine göre farklıdır tabi. Ya da kişi kendi yaşamını farklılaştırır. Benimki de böyle sanırım. Çocukluk ve gençlik yıllarım İzmir’de geçti. İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim. Lisede resim dersinden ikmale hatta eskiler iyi bilir Eylül’e kalmış bir sanatçıyım. Liseden sonraki rüzgâr beni aslında hiç aklımın ucundan geçmeyen askerlik mesleğine sürükledi. Meşakkatli olan bu mesleğin zorluklarını resme başlayarak atlatmaya çalıştım. İyi de yapmışım. Mesleğin yanında hiç soluk almadan yaptığım çalışmalar beni ayakta tuttu. Onurlu ve bir o kadar gururlu olan bu mesleği başarılı bir şekilde sanatın sayesinde tamamladığımı düşünüyorum.

Asker olarak görev yaptığınız dönemde, sanatçı kişiliğinizle çelişen duygular ya da durumlar yaşadınız mı?

Tabi yaşadım. Askerlik sert ve katı kuralları olan bir meslek. Sanatçı ruhlu kişilerin bu meslekte dayanması çok zor. Sanatçı, duygu ve düşünce odaklı yaşar. Böyle bir meslek benim yaşam tarzıma tezat olsa da başarılı bir şekilde yaptığımı gördüm. Her askerin sanatçı ruha sahip olması gerektiği kanaatine vardım. Zaten sanatçı ruhlu kişilerden oluşan bir ordu da savaşmamak için elinden geleni yapar. İşte o zaman dünyaya barış gelir. Tabi sanatçı ruhlu kişileri de yetiştirmek eğitimden geçiyor. İnsanların ve toplumların arasındaki savaş durumuna çok gülüyorum. Savaş olduktan sonra yapılan barış görüşmelerine ise daha da gülüyorum. Okuyucuların yanlış anlamasını istemem ama tezim şu; çözüm barıştaysa neden savaşmayı seçiyoruz?

Sahibi olduğunuz sanat evinden biraz bahseder misiniz?

Ben Antigone Sanat Evi’ni 2006 yılında kurdum. Astsubaylıktan emekli olur olmaz hayalimi gerçekleştirmek istedim. Bir insanın hayal kurması kadar güzel bir şey yok. Çünkü hayaller hep saf ve temizdir. Sanatçı için hayal, eserini ortaya çıkarmanın ilk adımıdır. İşte yıllarca yaptığım zor mesleği hep hayallerime, ideallerime ulaşma isteği ile geçirdim. Günü geldiğinde de emekli oldum. Hatta emekliliğim daha onaylanmadan ben sanat evini kurmuştum bile. Sanata ilginin biraz daha fazla olduğunu düşündüğüm Çayyolu bölgesini seçtim. O zamanlar pek galeri ve atölye yoktu. Ama şimdi görüyorum bu bölgede kültür ve sanat aktiviteleri fazlalaştı. Dolayısıyla doğru bir seçim yaptığımı düşünüyorum. Sanat evimizde hobi ve güzel sanatlar fakültelerine hazırlık kursları ile çocuklara yönelik resim kursları veriyoruz. Galeri bölümünde her ay bir sanatçıya sergi açıyoruz. Şiir dinletileri düzenliyoruz. Kısacası sanata dair güzel şeyler yapıyoruz.

Eserlerinizin tarzını nasıl tanımlıyorsunuz?

Resim yapmaya başladığım 1983 yılından bu yana dolu dolu tam 31 yıl geçti. Dedim ya mesleğin ve kırsal kesimlerde görev yapmanın zorluklarını bir yana bırakıyorum, resimle ilgili beni bilgilendirecek kimseyi bulamadım. Yani Amerika’yı yeniden keşfeder gibi çıktım bilinmeyen yollara. Deneme ve yanılma yöntemlerinin en iyi öğrenme biçimi olduğunu gördüm. Ayrıca bunu yaparken hem daha sağlam öğreniyorsunuz hem de kendi resim dilinizi oluşturabiliyorsunuz. Öğrenmek ve başarmak için denemediğim tarz kalmadı. Zaten bir şeyleri öğrendikçe yaptıklarınız size yetmiyor. Dolayısıyla daha fazla araştırma içine giriyorsunuz. Bu da ister istemez sizin karakteriniz olan tarzınızı ortaya çıkarıyor. İşte benim tarzım da böyle ortaya çıktı. Aslında ben buna tarz demiyorum. Ortaya çıkan bir akımı kendimce yorumluyorum.

Resimlerinizde İstanbul sokaklarının ve şehir siluetlerinin tasvirlerine rastlıyoruz. Nelerden ilham alıyorsunuz?

Ben yapı olarak nostaljiyi çok seviyorum. Çünkü yaşanmışlıkların insan üzerindeki etkilerinin çok fazla olduğunu düşünüyorum. Hatta psikologlar bile hastalığın çözümü için hep geriye giderler bilirsiniz. Bu yüzden geçmişi önemsiyorum. İstanbul’u çok severim. Çünkü kültür ve tarih kokuyor. Bu dokuyu korumamız gerekiyor. Oysa, günümüzde betonlaşmaya başlamış bir İstanbul gördükçe çok üzülüyorum. O tarih ve kültür dokusunun çok hızlı kaybolduğuna şahit oluyorum. Bir sanatçı olarak görevim gelecek nesillere bir şeyleri aktarabilmekse elimden geleni yapmak isterim. Bu nedenle İstanbul’un tarih kokan tramvayını, Galata Kulesi'ni ve Galata Köprüsü'nü, Kız Kulesi'ni, eski sokakları ele alıyorum. Hatta bunları biraz daha eskiterek daha da geriye götürmeyi amaçlıyorum. Bunları yaparken, gelecek nesillere yaşadıkları şehrin geçmişi ile ilgili görseller bırakmanın keyfini yaşıyorum.

Türkiye'deki ressamların desteklenmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Üzülerek ifade ediyorum ki gelişen çağ ve teknoloji insanların beyninde sürekli tüketim algısı yarattı. Oysa sanat; özel olarak da resim tüketilebilen değil üretildikçe çoğalan bir yaratımdır. Tüketim, modern insan için vazgeçilmez gibi görünse de sanatın üretim aşamasındaki keyfini vermez. Bu düşünce yapısıyla hareket etmiyoruz, özsel davranış biçimimizi unuttuk ve toplumda sevgi tohumlarını filizlendiremedik. Aslında bu filizleri köklendirecek olan sanatı bir köşede bıraktık. Öğretmen atamalarında bile GSF mezunlarını hep unuttuk. Sanata ne gerek var dedik. Göstermelik olarak bu fakültelere öğrenci alsak da mezun olan bu gençlerimizi sokakta bıraktık. Acı ama gerçek. Şimdi bu gençlerimiz alakasız işlerde çalışmak durumunda kaldılar. İstedikleri ve sevdikleri işi yapamadılar. İşte ben bunlara çözüm bulacak projelerin geliştirilmesini, sanatın her köşede çoğalmasını istiyorum.

Ülkemizde sanatın gelişimine dair eklemek istedikleriniz var mı?

Olmaz mı? Günümüzde uygulanan ve maalesef sürekli değişiklik gösteren eğitim sistemimizin bir an önce rayına oturtulmasını isterim. Bireylerin yetişmesinde sadece bilimin tek başına yeterli olmadığını düşünüyorum. Kültürlü, naif düşünen insanları yetiştirmek için sanatın çok etkili olduğu bir gerçek. Fakat bu gerçeği anlatmakta zorlanıyoruz. Gerçek anlamda ’’sanatçı’’ statüsüne sahip kişileri incelediğinizde insanları seven, kırmak, üzmek istemeyen, barış içinde yaşayan, özgürlüklere değer veren kişiler olduklarını görürsünüz. Yani bu kişilerin tavrı hep duygusaldır. Aslında sanatın dini inançla bütünleşen o kadar çok ortak noktası vardır ki... Bunu bir türlü göremiyoruz ya da görmek istemiyoruz. Kötü düşünen bir sanatçı yoktur ve olamaz da zaten, olsa da ona ’’sanatçı’’ sıfatını vermek yanlış olur. Kısaca; tek isteğim sanata gereken değerin verilmesidir. O zaman ülkemize ve dünyaya gerçek barış, sevgi ve dostluk gelecektir...

Moda Dergi Instagram
Moda Dergi Business
Moda Dergi Haftanın Şıkları
Moda Dergi Kapak
Moda Dergi – Moda, Haber, Röportaj, Kültür Sanat, Alışveriş, Business, Dosya Haber, Lifestyle ve günlük hayatın içinde ne kadar güzellikler varsa Moda Dergi orada.