MODA

Keyifli Hayatın Dergisi

Moda Dergi

moda dergi

– Moda, Haber, Röportaj, Kültür Sanat, Alışveriş, Business, Dosya Haber, Lifestyle ve günlük hayatın içinde ne kadar güzellikler varsa Moda Dergi orada.

İç mimarlar "A Day of Design"da buluştu

GÖKÇE ÖZCAN VE MERVE AĞAÇLI, PANORA AVM'DE BULUNAN MAĞAZALARI A DAY OF DESIGN'DA İÇ MİMARLAR VE YAKIN ARKADAŞLARI İÇİN DAVET VERDİ.

Panora AVM'de bulunan "A Day of Design" mağazasında gerçekleşen davete çok sayıda seçkin konuk katıldı. Kokteyl eşliğinde başlayan gecede misafirler Gökçe Özcan ve Merve Ağaçlı ile sohbet etme imkanı buldu. İç Mimar Tolga Gürsoy, davetlilere iç mimari ve dekorasyon üzerine ipuçları verdi.

TRACKS: BATI AVUSTRALYA ÇÖLLERİNDEN İZLER

Robyn Davidson, parçaları bir araya getirmek, sınırları zorlamak, aramak ve bulmak gibi insani pek çok ihtiyacın itici gücüyle kendini zorlu bir yolculuğa sürükler.

Günlerce Avusturya'nın uçsuz bucaksız çöllerinde, köpeği Diggity ve dört deve ile yol alır. Vahşi doğa ile mücade ederken, kutsal toprakların kum sarısı atmosferinde zaman zaman Aborjinlerle karşılaşır. National Geographic'in gönderdiği fotoğrafçı bu yalnız yolculuğa belli duraklarda dahil olduğunda, kendini ıssızlığın ortasında etkileyici bir iletişimin içinde bulur. Alice Springs’ten, Hint Okyanusu'na uzanan 2700 km'lik yolu ve yarım yılı tamamladığında ise Davidson'un hissettiği şey belki kavuşmanın verdiği boşluktur belki de sadece yorgunluk.

Kurmaca olmayan tamamen gerçek bu hikaye 1977'lerde yaşandığında sadece Avustralya'da değil tüm dünyada ses getirmiş. Bu tek kişilik eylemin altında yatan sebepler yalnızca varoluşsal kaygılar değil elbette, o dönemlerde Avustralya'nın kadın düşmanı bir kimliğe sahip olması da dikkate değer. Davidson, aslında babasının tasarladığı bu yolculuğu gerçekleştirerek, Avustralya'da kadını ikinci plana koyan bakış açısına karşı kahramanca bir duruş da sergilemiş.

Davidson'un çöllerde iz sürerken yaşadıklarını anlattığı anı kitabı Tracks'i 80'li yıllarda keşfeden John Curran, yakın zamanlarda bu anıları aynı isimli bir film ile yorumladı. Dünya prömiyerini Venedik'te yaptıktan sonra eleştirmenler tarafından olumlu tepkiler alan Tracks (Çöldeki İzler) İKSV'nin düzenlediği 33. İstanbul Film Festivali'nin Altın Lale Uluslararası Yarışma bölümünde Türkiye'deki takipçileri ile buluştu. 18 Temmuz'da vizyona girecek olan filme getirilen eleştiriler içinde olumlu olanlar; ufukta sonsuzluk çizgisiyle buluşan topraklarda yakalanan fotoğrafik manzaralar ile Robyn Davidson'u oynayan Mia Wasikowska'nın başarısı üzerinde yoğunlaşıyor. Wasikowska'nın mesafeli oyunculuğu, izleyiciyi dışarıda bırakarak, filmi belgesel türüne yaklaştırıyor. Filmin çoğu anında yolcunun yalnızlığını hatırlatan genç oyuncu, seyircinin Davidson ile özdeşleşmesine izin vermeyerek doğru bir nokta yakalıyor. Yönetmen, Mia ile çalışmasının sebeplerini şöyle açıklıyor: "Baştan beri o rolü Mia’nın oynaması gerektiği açıktı. Avustralyalı bir oyuncu olmadan çekmezdim bu filmi. 25 yaşlarında, Mia kadar iyi ve Robyn’in gençliğine benzeyen kaç tane Avustralyalı oyuncu olabilir ki? Doğrusunu isterseniz Robyn’in jenerikte kullanabileceğim fotoğraflarını ararken Mia’ya fazla benzemeyenlerini seçmek zorunda kaldım çünkü insanlar o fotoğrafların Robyn’in değil Mia’nın fotoğrafları olduğunu düşünebilirdi".

Filme her ne kadar ilginç manzaralar ve doğal yaşamda yakalanan özel anlar ile güçlü bir yapı ve anlam kazandırılmaya çalışılsa da genel olarak Robyn'in gerçekliğine sadık kalınmış. Kreatif çalışmalarda ve sanat yönetiminde de bu noktaya dikkat edilerek, samimiyet artırılmış. Marriott Kerr'in ellerinden çıkan kostümlerin ilham kaynağı Robyn'in fotoğrafları.

BAVULUMUZA SPOR EKİPMANLARI VE KIYAFETLERİ EKLİYORUZ

Rutinlerle dolu, yoğun ve stresli bir yılın ardından; biriken tüm enerjiden kurtulup rahatlamamız için doğa bizi çağırıyor. Deniz kenarında güneşlenmek, tatlı yaz rüzgarında kitap okumak çok keyifli olsa da dingin geçen tatiller her zaman deşarj olmak için yeterli değil.

Su kayağı, sörf, dalış gibi su sporları ile eğlenmek; doğada kamp kurmak, zirvelere yürümek, ormanın kucağında yoga yapmak; manzarayı yamaç paraşütü yaparken izlemek, tatilin ritmini ve enerjisini yükseltiyor.

La Ventana'da Kitesurfing

Sörf yapmak istiyorsanız, dalgaların dev boyutlara ulaştığı sonbahar dönemini kaçırdınız. Fakat Kaliforniya'da bulunan La Ventana bölgesinde daha keyifli bir alternatif sizi bekliyor. Kitesurfing için büyük dalgalara ihtiyaç yok.

Bonaire'de Dalış

Venezuela 'nın kuzeyinde bulunan sevimli Bonaire adası, dalış için o kadar elverişli ki ekonomik gelirinin büyük bir kısmını dalış turizmi ile sağlıyor. Mercan kayalıklarıyla çevrili adada, derin sularda olmak çok keyif verecek.

Kaz Dağları'nda Yoga

Hem doğal güzelliklerin hem de yoganın verdiği huzur sizi bütün bir sene idare edecek. Oksijen cenetti olarak tanımlanan Kaz Dağları'ndaki yoga kamplarında, bedenle birlikte ruh da güçleniyor.

Fransa Milli Günü'ne özel renkli davet

FRANSA MİLLİ GÜNÜ, FRANSA BÜYÜKELÇİSİ LAURENT BILI VE EŞİ SABINE BILI'NİN EV SAHİPLİĞİNDE GERÇEKLEŞEN RENKLİ BİR DAVET İLE ANKARA'DA KUTLANDI.

Büyükelçiliğin bahçesinde organize edilen görkemli geceye AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu'nun yanı sıra çok sayıda büyükelçi, yabancı misyon temsilcileri, iş ve sanat dünyasından pek çok isim katıldı. Fransa Büyükelçisi Bili ve Bakan Çavuşoğlu dostluk mesajları içeren konuşmalar yaptı. Bili, resepsiyonda yaptığı konuşmada Türkiye’de demokrasinin her geçen gün biraz daha geliştiğini ve bu süreçte Fransa olarak daima Türkiye’nin yanında yer alacaklarını belirtti. Büyükelçi konuşmasını “Yaşasın Türkiye, yaşasın Fransa, yaşasın Türkiye-Fransa dostluğu” sözleriyle noktaladı.

90'lı yılların asil sarışını

1990'LI YILLARIN DERGİLERİNDE VE REKLAM AFİŞLERİNDE VERDİĞİ ÇARPICI POZLARLA GÜZELLİĞİNDEN SÖZ ETTİREN ŞEBNEM DİNÇGÖR İLE SAMİMİ BİR SOHBET GERÇEKLEŞTİRDİK.

Lise döneminde tesadüfen bir yapımcının dikkatini çekmesi üzerine, şampuan reklamları için poz veren ve hemen ardından katıldığı güzellik yarışmasında aldığı dereceyle ünlenen Şebnem Dinçgör, kendini genç yaşta yabancı bir dünyanın içinde buldu. Mütevazi ailesinin temkinli yaklaşımına karşın, başarıyla sürdürdüğü fotomodellikle birlikte 300'ün üzerinde reklam çekimine imza attı ve 90'lı yılların soğuk güzeli olarak tanındı. Yaptığı evlilikler çok konuşuldu, kimi zaman sosyetenin içinde anıldı. Şimdilerde ise Hollywood'da aktör olan sevgilisi Edoardo Costa ile anılıyor. Bir dönemin reklamlarında ve dergilerinde verdiği pozlarla efsaneleşen Dinçgör, bugün de güzelliğinden ve zarafetinden hiçbir şey kaybetmemiş. Çubuklu Vadi'deki villasında güzel enerjisiyle bizi ağırlayan Şebnem Hanım, hayatına dair yönelttiğimiz her soruya samimiyetle cevap verdi.

Biz sizi güzellik yarışmasında aldığınız dereceden sonra tanıdık. Öncesinden biraz bahseder misiniz?

Birbirine çok bağlı bir aileden geliyorum. Anne tarafım 7 göbek İstanbullu, baba tarafım ise köken olarak Boşnak. Kendimden 8 yaş küçük bir kız kardeşim var. Hayatımda oğlumdan sonra gelen ikinci kişidir. Kardeşim, sırdaşım ve en yakın dostum. Özel Tarhan Koleji'nde okudum. 11 sene bale yaptım sonraki 11 senede de bir folklor ekibi ile yurt dışında dereceler aldıran çalışmalar yaptık. Küçüklüğümden beri gerek yurt dışında gerek yurt içinde seyahatlere çıktım. Çok mutlu bir çocukluk geçirdim. Mutevazi ama iyi yaşayan bir aileydik.

Yarışmaya katılmaya nasıl karar verdiniz?

Lise son sınıfta Vakkorama'da alışveriş yaparken bir yapımcı, şampuan afişi icin benimle gorüşmek istedi. O zamanlar belime kadar çok güzel saçlarım vardı. Afiş yurt dışına gideceği için babam kabul etti. Afişin yayınlandığı sıralarda Türkiye Güzellik Kraliçesi yarışması düzenleniyordu. O zaman ki yarışmayı Bulvar Gazetesi düzenliyordu. Nazlı Ilıcak tesadüfen benim reklam afişimi görüp "Böyle kızlar bulsak" demiş. Benim Türk olduğumu öğrenince de ailemle temasa geçtiler. Babamın tüm karşı çıkışlarına rağmen Nazlı Hanım babamı ikna etmeyi başardı ve Türkiye 2. güzeli seçildim. O yıllarda ilk kez 17 yaşında bir genç kız yarışmada derece alıyordu.

Aileniz ne dedi hayatınızdaki bu ani değişikliklere?

Ailem böyle bir ortama alışık olmadığı için başlarda çekindi. Fakat sonra onlar da alıştı. Ben de meşhur olmaktan ve tanınmaktan çok hoşlanan biri olmadım hiçbir zaman. Ama reklam filmi çekimlerini çok seviyordum doğrusu.

Fotomodellik deneyimi ve reklam filmi çekimleri nasıldı? Hayatınızın değişen yönüne kolay adapte oldunuz mu?

O yılların en ünlü ajansı Başak Gürsoy'da fotomodellik ve mankenlik yaptım. 300'ün üzerinde reklam filmim var, bu neredeyse bir rekor. Bir taraftan sinema ve tv için pek çok teklif de gelmişti ama hiç birini kabul etmedim. Reklam çekimlerini çok seviyordum ve çekimden çekime koşturuyordum. O sırada Norveç'ten teklif geldi. 6 ay boyunca bütün Norveç'i dolaşarak çalıştım. Norveç güzellik yarışmalarında jürilik yaptım. Defilelere katıldım. İstanbul'a dönünce ilk evliliğimi İstanbul'un tanınmış mimarlarından Mustafa Bakırcıoğlu ile yaptım. 2 sene süren evliliğim sona erdikten sonra çalışmaya son sürat devam ettim.

Mehmet Dereli ile nasıl tanıştınız?

Mehmet Beyle zaten arkadaş ortamından tanışıyorduk. Kendisi ile bir akşam dışarıda karşılaştık. Benim kız kardeşim ABD'de Miami'de okuyordu. Ertesi gün ben de gidecektim. Tesadüfen Mehmet Bey de 2 gün sonra orada bulunacakmış. ABD'de görüşmeye başladık ve tam 15 senemiz beraber geçti.

Mehmet Bey ile olan evliliğinizden sonra sosyete içinde anılıyor olmak sizi rahatsız etti mi?

Benim ilk eşim de sosyete olarak tanımlanan bir çevredendi fakat ben Türkiye'de sosyete diye bir kavramın varlığına inanmıyorum. 1-2 aile dışında sosyete yok. Frehunde Verdi gibi birisi sosyetedir. Maddi durumu iyi olan herkese sosyete deniyor ama ailenin kökeni, kültürü, yurt dışındaki tanınırlığı hiç dikkate alınmıyor.

"BEN AŞKSIZ YAŞAYAMAM. AŞKA İNANIRIM. MİDE AĞRISI ÇEKMEK İSTEYENLERE TAVSİYE EDİYORUM"

Edoardo Costa ile olan ilişkiniz çok ses getirdi. Nasıl tanıştınız? Önceden de İtalyan erkeklerini beğeniyor muydunuz?

Edoardo İtalya'da çok tanınan biri. ABD'de aktörlük yapıyor. Bir buçuk yıl önce New York'da bir cafede ortak arkadaşımız aracılığıyla tanıştık. Hep bir İtalyan erkeğini yakından tanımak istemişimdir. İtalyanlar çok sıcak kanlı, esprili ve modern insanlar. Çok şık giyiniyorlar ve de çok yakışıklılar.

ABD'de oyunculuk yapan yakışıklı bir aktörle birlikte olmak nasıl bir duygu? Mesafeler sıkıntı oluyor mu? İki taraflı kıskançlıklar yaşanıyor mu?

Oyuncu olduğunu bilerek bu ilişkiye başladım. O yüzden işini kabullendim. Kendine güvenen bir insan, bu yüzden kıskanç değil, çok rahat. Ama Los Angeles, İstanbul hattı maalesef çok uzak. Her an internet aracılığıyla görüşsek de her hafta buluşmamız mümkün olmuyor. Mesafe tabiki biraz sıkıntı yaratıyor ama biz Brezilya'da ya da İtalya'da bir araya geliyoruz. Kendisi burayı çok seviyor ve her fırsatta geliyor. Oğlumun okulundan dolayı ben onun yanına pek sık gidemiyorum.

Oğlunuz Kerim ne tepki verdi bu ilişkiye?

Oğlum sakin bir çocuk. Dünyadaki her şeyden daha önemli benim için. Onun kendini iyi hissetmesi açısından epey dikkatli davranıyorum. Edoardoyla iyi anlaşıyorlar, ders çalışıyorlar, futbol oynuyorlar.

Peki aşka dair ne düşünüyorsunuz?

Ben aşksız yaşayamam. Aşka inanırım. Mide ağrısı çekmek isteyenlere tavsiye ediyorum. (Gülüyor).

Moda Karma

'Balon Köpek' H&M çantalarında

'Balon Çiçek' tasarımının, yaşayan bir sanatçının eseri için verilen en yüksek fiyata satılmasıyla rekora ulaşan Jeff Koons'un balon temalı eserleri bugünlerde H&M ile daha da popülerleşti.

Koons'un paslamaz çelikten ürettiği, sosis balon formundaki çağdaş eserleri Whitney Museum of American Art'da sergileniyor. Daha önce bu müzedeki 'Jeff Koons: A Retrospective’ sergisine sponsor olan H&M, şimdi de 'Balloon Dog' eserini çantaların üzerine taşıyor. Sınırlı sayıda üretilen çantalar, 17 Temmuz'da internet üzerinden satışta olacak.

Nike: Her şeyini ortaya koy!

Haziran ayı FIFA Dünya Kupası heyecanıyla dolup taştı. Bu heyecana ortak olan taraftarların ve spor severlerin dikkatini çekmeye çalışan markalardan en çok konuşulanı 'The Last Game' reklam filmiyle Nike oldu. Animasyon olarak hazırlanan kısa filmde; kötü bilim adamı donanımlı futbolcu klonlar üreterek Rooney, Ribery, Ronaldo gibi futbolcuları saf dışı bırakıyor. Filmin yaratıcısı Nike olunca, gerçek oyuncuların klonlarla mücadelesi de Nike'dan alınan ilham ve cesaretle mümkün oluyor tabi. Güvenli oynamanın tehlikesine vurgu yapan animasyon 'Her şeyini ortaya koy' diyor.

Burberry'den rüzgarlı fotoğraf çekimi

Artistik boya desenli parçalardan ve geleneksel trençkotlardan oluşan Burberry 2014 sonbahar koleksiyonunun iddialı çekimleri tamamlandı. Burberry'nin kreatif direktörü Christopher Bailey ve fotoğrafçı Mario Testino işbirliğinde tamamlanan çekimlerin konseptine bu yıl da sonbahar rüzgarı hakim. Sade ve enerjik bir atmosferin tercih edildiği konsept için poz veren isimler ise oldukça ünlü. Cara Delevingne, Malaika Firth ve Suki Waterhouse'un ön planda yer aldığı fotoğraflarda genç modellere ağırlık verilmiş.

Henson'un efsane kukla karakterlerine hindiler de ekleniyor

Sesame Street ve The Muppet Show gibi programlarla efasene kukla karakterlere hayat veren Jim Henson'un Jerry Juhl ile birlikte yazdığı 'The Magical Monsters of Turkey Hollow' yeni versiyonlarıyla yakında karşımıza çıkacak. 1990 yılında hayatını kaybeden Henson'un 1968 yılında büyük bir hindi kalabalığı ile Şükran Günü teması üzerinden yazdığı hikaye için çizer Roger Langridge çalışıyor. Ekim ayında çizgi roman formatıyla yayınlanacak olan 'The Magical Monsters of Turkey Hollow' hakkındaki esas heyecanlandırıcı haber, tv programı olarak da kurgulanacak olması. Ne yazık ki televizyon formatı için henüz net bir tarih yok.

Mon Reve'den pozitif takılar

Mon Reve 2014 ilkbahar-yaz koleksiyonundaki doğal taş tasarımları şık oldukları kadar pozitif enerjiye de sahipler. Açık turuncu rengiyle negatif enerjileri yok eden, neşe ve mutluluk veren sitrin; duygusal dengeyi sağlayan ay taşı; kararlılığı ve dengeyi düzenleyen mercan ve tüm çakraların açılmasına yardımcı olan krizopras, Mon Reve tasarımlarında şık aksesuarlara dönüşüyor. Doğanın çarpıcı tonlarını kullanmak isteyenler mercan, mavi kuvars, yeşim gibi dikkat çekiçi taşları; sadelikten yana olanlar ay taşı ve opal gibi rafine modelleri tercih etmeliler.

En iyi film ödülü 'Daire'nin oldu

Ankara'nın 25. yaşını dolduran uluslararası film festivali, 5-15 Haziran tarihlerinde dolu dolu bir festival programı ile gerçekleştirildi. Farklı kategorilerde gösterilen filmlerin yanı sıra FestiLab etkinlikleri ile atölye çalışmalarına, konser ve söyleşilere de yer verildi. Kusursuzlar, Cennetten Kovulmak, Şarkı Söyleyen Kadınlar gibi 10 farklı filmin yarıştığı Ulusal Uzun Film kategorisinde, en iyi film ödülünü Atıl İnanç'ın yönettiği Daire filmi aldı. Ödül törenine katılamayan İnanç, gönderdiği mesajda "Ödülü o güzel çocuğa, Berkin Elvan’a ithaf ediyorum" diyerek, herkesi duygulandırdı.

'Aile Yadigarı' çizgiler

Genç tasarımcılar Merve Peker ve Ali Barış Öndül, bez ayakkabı ve çantaları kendi yarattıkları 'Aile Yadigarı' markasının altında özgün çizimlerle yorumluyor. Çizgi karakterlerden, arabik desenlere, hayvan figürlerinden, özgün portrelere kadar farklı pek çok çizim, el boyamaları ile renkleniyor. Deri yerine organik, koton kumaşları kullanmayı tercih edenler Ali Barış Öndül tasarımlarıyla farklılışan çantalar ile sokak stilini tamamlayabilir. Merve Peker imzasıyla yaratılan bez ayakkabılar ise yaz günleri için hem eğlenceli hem de konforlu görünüyor.

Malefiz'in açısından bakmak gerek

Walt Disney'in yeni yapımı Maleficent, olumlu ve olumsuz eleştirilerle birlikte vizyonda yerini aldı. Uzun yıllardır, görsel efekt uzmanı olarak pek çok filmde etkileyici efektler yaratan Robert Stromberg, Maleficent'de ilk kez yönetmen koltuğuna oturmuş. 'Uyuyan Güzel' masalından uyarlanan film, bu kez olaylara kötülerin tarafından bakıyor. Hikayenin kötü kalpli Malefiz'i ise keskinleştirilmiş karakteristik hatlarıyla Angelina Jolie. Filmde küçük bir de sürpriz var. Prenses Aurora'nın küçüklüğünü Angelina Jolie'nin 5 yaşındaki kızı Vivienne oynuyor.

Frends with Benefits ile havalı ritmler

Müzik, teknoloji ve moda üçgeninde şık üretimler yapan Frends'in kulaklıklarını stil sahibi aksesuarlar olarak tanımlamak yanlış olmaz. Mücevher üretim tekniğiyle, lüks malzemeler kullanılarak tasarlanan kulaklıkların şık duruşu kadar işlevsel özellikleri de dikkat çekici.Kablolar, karışıp dolaşmasın diye dayanıklı bir kumaş ile kaplanmış. Kullanılan deriler leke tutmaz özelliğe sahip ve kadınların fizyolojisine uygun boyutlarda üretim yapılmış. Kıyafet kombinine uygun olarak rustik altın rengi ve piton derisi deseni gibi 6 farklı alternatiften seçim yaparak, müzik dinlemeyi daha havalı hale getirebilirsiniz. Britney Spears, Irina Shayk ve Rita Ora gibi ünlülerin de kullandığı Frends with Benefits kulaklıklar, 369 TL ile 1099 TL arasında değişen fiyatlarla Beymen'de satılıyor.

CLIP-ON ZAMANI

80'li yıllardan ilham alan güneş gözlükleri, clip on detayıyla bu yaz çok maskülen.

Keskin, köşeli ve sivri güneş gözlükleri bu sezon oval devrim yaşadı. Yaz kombinlerinin işlevselliğiyle vazgeçilmez aksesuarı olan gözlükler, sezon koleksiyonlarının sunulduğu moda haftalarında; eğimli köşeleri, yumuşatılmış ve dairesel formları ile çıktı karşımıza. Yuvarlak lensler ılımlı bir çizgiye sahip olsa da farklı materyallerin bir arada kullanıldığı çerçevelerin maskülen ve retro duruşu, tasarımların gücüne güç katıyor. Bu gücü pekiştiren en önemli tasarım unsuru ise çerçevelerin clip-on imajı. Clip-on çerçevelerde, burun üstünde çift kemer ya da kaş hizasına yerleştirilmiş tek bir kemer bulunuyor. Unisex kullanılabilen clip-on, round modellerin yaratıcıları, steampunk akımından ve 1980'lerin flip up modellerinden ilham almış.

Güneşi Yansıt

1980'li yılların hit parçalarından, aynalı güneş gözlükleri, geçtiğimiz yazdan beri tekrar kendini göstermeye başladı. Spectre'nin Latince 'cesaret' anlamına gelen Audacia koleksiyonunda, clip-on çerçeveler ile aynalı camlar bir arada.

Sıfır Beden

35 yıl öncesinin tasarım anlayışıyla, modern çizginin mükemmel birleşimi. Steam punk sadece güneş gözlüklerinde değil, numaralı lenslerde de etkisini gösteriyor. Üstelik Avusturya'nın handmade markası Seeoo'dan gelen bu tasarım, kredi kartı büyüklüğündeki ebatıyla son zamanların en işlevsel ürünlerinden.

Mekanik Çerçeveler

Hi Tek tasarımları, mekanik bilim kurgunun imajında yer alan tüm öğelerden nasibini almış. Dişliler, vidalar, çarklar ve metalik duruş. Bu tasarımlar Steampunk'ın ta kendisi.

YENİ BURCUNUZU BİLİYOR MUSUNUZ?

Astroloji üzerine yapılan araştırmalar, Dünya'nın eksen hareketindeki kaymaların sonucunda burç takviminin değiştiğini ve yeni bir burç olan 'yılancı'nın ortaya çıktığını gösteriyor.

Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü'nün geçtiğimiz günlerde burç takvimi üzerine yaptığı açıklama astrolojiye ilgi duyanlar arasında büyük yankı uyandırdı. Açıklamaya göre, Dünya'nın dönme eksenindeki hareketinin 30 derece batıya kayması sebebiyle burçların kapsadığı tarih aralığı değişiyor ve 12 burca yeni bir burç daha ekleniyor. Yeni takvime göre 29 Kasım-17 Aralık tarihlerinde doğanlar artık 'yılancı' burcundan.

Özellikle sosyal medyada, yıldız falı meraklıları ve astorojiye ilgi duyanlar arasında büyük ilgi uyandıran bu yeni takvimle ilgili Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölüm Başkanı Selim Osman Selam'ın açıklaması ise şöyle; “Bölümümüzün yaptığı yeni bir araştırma yok. Uluslararası Astronomi Birliği’nin çizmiş olduğu takvim geçerli. Bize özgü bir hesap yapmadık. Sadece astrologların direttiği "Her burç Güneş’te bir ay kalır" klişesinin doğru olmadığını vurguladık. Yerin dönme ekseni, 26 bin yıldır dönüyor. Tabiki yıllar geçtikçe, Güneş’in burçlarda kalma süresi de değişiyor. Yerin dönme ekseni hareket ettikçe yeni bir burç "Yılan" burcu ortaya çıktı. Bu zaten 2008 yılında kamuoyuyla paylaşılan bir bilgiydi. Mevcut bilgiyi tekrarladık o kadar.”

Değişen takvime göre yeni burç tarihleri ise şöyle;

Oğlak: 20 Ocak-16 Şubat

Kova: 17 Şubat-11 Mart

Balık: 11 Mart-18 Nisan

Koç: 19 Nisan-13 Mayıs

Boğa: 13 Mayıs-21 Haziran

İkizler: 21 Haziran-20 Temmuz

Yengeç: 20 Temmuz-10 Ağustos

Aslan: 10 Ağustos-16 Eylül

Başak: 16 Eylül-30 Ekim

Terazi: 30 Ekim-23 Kasım

Akrep: 23 Kasım-29 Kasım

Yılancı: 29 Kasım-17 Aralık

Yay:17 Aralık-20 Ocak

HER ZAMANKİ ROTADAN ÇIKTIK

Seyahat programı yapma vakti çoktan geldi. Peki ama biletimiz nereye olacak? 'En uzak tatil en güzel tatildir' mantığıyla, parmağımızı haritada uzaklara koyduk. Avrupa, Asya ve Güney Amerika'dan tarih, kültür ve eğlence dolu alternatifler hazırladık. Çünkü anılarla, paylaşımlarla dönmek, gidilen yeri hissetmek, fotoğraflara bakınca özlemek gerek.

İTALYA - CINQUE TERRE

Cinque Terre, İtalyan Rivierası'nın engebeli koylarına nasıl konumlanabildiği konusunda ziyaretçilerini hayrete düşüren, doğayla bütünleşmiş bir akdeniz güzelliği. La Spezia şehrinin batısında yer alan Cinque Terre bölgesi beş farklı köyden oluşuyor: Monterosso al Mare, Vernazza, Corniglia, Manarola ve Riomaggiore. Cinque Terre İtalyanca'da 5 toprak anlamına geliyor. Uzun yıllardır turist akınına uğrayan bölge, geleneksel Akdeniz yaşam biçimine sıkı sıkıya bağlı olan yerli halk sayesinde korunuyor. Bu beş köyün sadık yerlileri sert yamaçlara teraslama yaparak tarım yapmaya, zeytin, şarap ve sabun üretimiyle geçimlerini sağlamaya devam ediyor. Doğa onlar için o kadar bonkör davranmış ki daha fazlasına ihtiyaçları yok. Lüksten uzak, rengarenk bir avuç Akdeniz evinde yaşıyor, öğlenleri dalgaların sesi eşliğinde fiesta yapıyorlar. Cinque Terre sınırlarındaki beş sevimli yerleşimi köy olarak tanımlamak yanlış olmaz. Turizmin rahatsız edici ilgisine rağmen, köy yaşamı doğallığından hiçbir şey kaybetmemiş. Yıllardır, iki arabanın yan yana sığmasının mümkün olmadığı genişlikte yollar ve zorlu patikalarla köyler arası ulaşım sağlanıyor. Bu sebeple bölgenin yabancısı olanlar, arabalarını dışarıda bırakarak, La Spezia'dan ötesine geçmediklerinde en doğrusunu yapıyorlar. Bölgeye trenle ulaşmak ve Cinque Terre'yi yürüyerek keşfetmek en güzeli. UNESCO Dünya Mirasları listesinde yer alan köyleri ve sahilleri, bir İtalyan gibi olamasa da en azından Akdenizli uyumuyla ziyaret etmek gerekiyor. Yürümek hiç durmadan yürümek Cinque Terre seyahatinde yapılacak en güzel şey. Manolya ve limon ağaçlarının kokusuyla tırmandığınız patikalar, sizi mutlaka yorgunluğunuzu unutturacak manzarlara ulaştırıyor. Akdeniz'in sularına, güneşine ve neşeli insanlarının sesine kendinizi bırakın. Renkli yapıların arasındaki daracık sokaklardan gelen, coşkulu İtalyan aksanı, ziyaretinize neşe katacak.

İSVEÇ – STOCKHOLM

İskandinavya'nın başkenti olarak tabir edilen, kanalların ve denizin buluşma noktasındaki asil adalar şehri: Stockholm. "Kuzeyli insanlar soğuk ve mesafelidir" tabusunun darmaduman olduğu bu şehirde, sürekli olarak gülümseyen ve yardımcı olmaktan kaçınmayan sakin İsveçliler, tarz sahibi kıyafetleriyle sokaklarda dolaşır. Bebek pusetini taşıyan, pembe saçlı bir baba, güvenlikten sorumlu piercingli bir memur ve otobüste metal müzik dinleyen neşeli şöförle karşılaştığınız an, kuzeyin rahatlığı ve individualist bakış açısıyla yüz yüze geldiğiniz andır. Kanalların arasındaki adaların üzerine konumlanan şehir merkezi büyüleyicidir. İş merkezlerinin olduğu caddeler bir anda küçük bir limana çıkabilir ve limandaki klasik teknelerin arasından gözünüze çarpan, siyah bayrak çekilmiş 'korsan gemisi' konseptli bir tekne sizi gülümsetir. Tarihi 1300'lü yıllara dayanan ilk yerleşim yeri Gamla Stan'dan sonra mutlaka görülmesi gereken yer Skansen'dir. Skansen'i sadece açık hava müzesi olarak tanımlamak doğru olmaz, daha çok eski İsveç yaşantısına yapılacak bir yolculuk denilebilir. Djugarden adasında, haritasız dolaşmanın imkansız olduğu bir alan bu müze için ayrılmış. Ekili arazileri, hayvan çiftlikleri, yel değirmenleri, kır evleri ve mütevazi kilisesiyle bu müze geleneksel İsveç hayatının bir özeti. Ziyaretçiler bakıp geçmesin, aynı zamanda 'yaşasın' diye tüm detaylar düşünülmüş. Aralık bahçe kapısından şöyle bir başınızı uzattığınızda, bahçe işleriyle uğraşan geleneksel kıyafetli bir kadın size "Hoşgeldin" der. Ve başlar anlatmaya: "Kocam içeride önemli bir çalışma yapıyor. Tarihi bir kitap yazıyor. Ben de onu rahatsız etmemek için bahçede meyve topluyorum. Dilerseniz girip bakabilirsiniz ama lütfen sessiz olun". Eve girdiğinizde gerçekten de kağıtlara gömülmüş bir adamla karşılaşırsınız. Komşu ev bir mum atölyesidir. Mum yapan bir usta sizi karşılar. Biraz ileride bir okul ve elbette içinde bir öğretmen... Skansen, modern ve güçlü kuzey şehrinden sizi tarihe götüren bir zaman makinesidir.

TAYLAND - PHUKET ADASI

Deniz, kum ve gökyüzünün kusursuz bir geçişle birleştiği, doğadaki en güzel mavi ile yeşilin bir araya geldiği Phuket Adası, arındırıcı bir tatil ortamı sunuyor. Tayland'ın en çok turist ağırlayan bölgesi olan ada, Phuket Town ve Patong olarak iki bölüme ayrılmış. Andaman Denizi'ne kıyısı olan adanın ünlü sahili Patong, klasik tatil anlayışıyla denizin ve güneşin tadını çıkarmak, enerjik ve renkli gece hayatında eğlenip, yeni insanlarla tanışmak için dört dörtlük bir ortama sahip. Ada turlarına katılarak, tekne ile açılmak Phuket Adası'nda yapılacak en güzel şeylerden biri. Mercan kayalıkların olduğu bölgelerde renkli balıklarla birlikte yüzmek, tropikal denizin bir parçası olmak demek. Sahilin gerisinde kalan arka sokaklarda ufak ufak kendini gösteren kültürel doku, tatilcilerde merak uyandırıyor ve güneş banyosunda keyif modundan uzaklaştırmaya yetiyor. Uçsuz bucaksız sahil ve yemyeşil tepeler ne kadar cazibeli olursa olsun, bir süre sonra ilgi çekici Asya kültürü, ziyaretçilerini şehir merkezi Phuket Town'a davet ediyor. Şehir merkezindeki binaların çoğu, Asya motifleriyle süslü. Kaplan ve ejderha hem geleneksel motiflerde hem de restoranların ve eğlence merkezlerinin dekorasyonunda mutlaka yer alıyor. Tayland mutfağı, şehre güzellik katan bir diğer unsur. Her ne kadar baharatlı soslar ve karışık malzemeler, sıcak günler için ağır gelse de Tayland'da Tay mutfağından yemek en lezzetlisi gibi duruyor. Hemen her sokakta satılan tropikal meyvelerin hem görüntüsü hem de tadı çok ilgi çekici. Kültürel keşiften sonra geriye mutlaka yapılması gereken önemli bir şey kalıyor: Safari parklarında filler ve maymunlarla yan yana vakit geçirmek.

ARJANTİN-BUENOS AIRES

İspanya'dan İtalya’ya uzanan Latin rüzgarını her sokağında estiren Buenos Aires, tutkunun şehri olarak bilinir. Tarih boyunca; İspanyol sömürgecilerden, bağımsızlık kazanmaya çalışan İtalyanlar'a, Ermeni ve Gürcüler'den, Amerikalı gezgincilere kadar farklı kültürel kesimleri topraklarında ağırlayan Buenos Aires, Güney Amerika'nın en büyük şehirlerinden biri. Gezilip, görülecek ünlü caddeler ve meydanlar için tek bir rota yetmiyor. Keşfedilmesi gereken caddeleri ve caddelerin açıldığı renkli sokakları, 360 derece yürümek gerek. Bu görkemli şehri çözmek için ilk durak San Telmo bölgesi olabilir. Salaş restoranlar, eskici dükkanları, Arjantin, Uruguay ve Paraguay'a özgü el işleri satan sokak satıcıları ile büyük, etnik bir pazar izlenimi yaratan bölgede Arjantin'e merhaba demek çok keyifli. Arjantin tarihine dair pek çok şeyin hem sokaklarına hem de yerli halkına yansıdığı bu bölgelerin ardından; rivayete göre ismini bir İtalyan'dan alan Palermo Soho, Buenos Aires'in modern yüzünü biraz daha ön plana çıkarıyor. Pasajların içinde keşfedebileceğiniz, özel tasarım objeler satan butiklerin yanı sıra, Arjantin'i tüm dünyaya 'tutkunun ve kırmızının şehri' olarak tanıtan tango şovlarının yapıldığı mini sahneler, Palermo'ya renk katıyor. Buenos Aires'in 47 semtinin en ünlüsü La Boca'yı görmeden olmaz. Riachuelo Nehri'nin, Rio de la Plata'ya açılan ağzında yer alan La Boca, dev prodüksiyonlu film platolarını andıran hayali bir stüdyaya benzer. İtalyan göçmenlerin kurduğu ve yaşadığı bu semtte, yanyana dizilmiş rengarenk evlerin bazıları kullanılsa da bir kısmı sadece güzel bir görüntü yaratmak için konumlandırılmış. Kapısının bile olmayışından bu dekor evleri rahatlıkla diğerlerinden ayırmak mümkün. İspanyolca 'güzel havalar' kelimelerinden ismini alan Buenos Aires'de güzel bir Latin rüzgarına maruz kalmak gerek.

Aşklarını taçlandırdılar

İKİ YIL ÖNCE TANIŞAN HALKLA İLİŞKİLER UZMANI NAZLI KÜTÜK VE DIŞ TİCARET UZMANI SERDAR BULGURLUOĞLU GÖRKEMLİ BİR TÖREN İLE DÜNYA EVİNE GİRDİ.

Altı ay önce Ankara Tenis Klübü'nde nişanlanarak evliliğe ilk adımı atan genç çift, Club Mirador'da aşklarını resmiyete döktü. Çok sayıda seçkin davetlinin katıldığı düğünde, konuklar şıklıklarıyla göz dolduruyordu. Alkışlar eşliğinde nikah masasına geçen Nazlı ve Serdar çifti nikah memurunun sorusuna "Sonsuza kadar evet" cevabını verdikten sonra ilk danslarını gerçekleştirdi. Genç çiftin nikah şahitliğini Önder Sürenkök, İrfan Baydar, Osman Yalçın ve Ayhan Oral yaptı. Gece boyunca doyasıya eğlenen çift, balayı için ilk durak olarak aşıklar şehri Roma'yı seçtiklerini, ardından gemi ile Avrupa turu yapacaklarını dile getirdi.

Rihanna'nın kupa sevinci olay yarattı

Dünyaca ünlü şarkıcı Rihanna, Dünya Kupası'ndaki Almanya - Arjantin finalini tribünden izledi. Ünlü şarkıcının gol sevinci ve Alman futbolcularla verdiği pozlar sosyal medyada büyük ses getirdi.

Almanya – Arjantin milli takımları arasında geçen Dünya Kupası finalini tribünden izleyen yıldızlardan biri de ünlü şarkıcı Rihanna'ydı. Ünlü şarkıcının gol sonrası verdiği tepki, Alman futbolcularla verdiği pozlar ve attığı tweet sosyal medyada gündem oldu. Rihanna gol sonrasında twitter hesabına 'Super F..king Mario' yazdı. Ünlü şarkıcı gol sonrasında tribünde tişörtünü çıkardı.

Kosif ailesine yabancı damat

İşadamı Hasan Kosif ve Meral Kosif'in kızları Hilal Kosif ile Valencia Futbol Kulübü'nün yöneticisi Tarsilo Piles ve Vicen Piles'in oğlu Javier Piles Çırağan Sarayı’nda görkemli bir düğün ile hayatlarını birleştirdi.

2012 yılında Çeşme'de tatildeyken tanışan çiçeği burnunda çift, mutlu birlikteliklerini Şişli Belediyesi Başkanvekili Emir Sarıgül'ün kıydığı nikahla taçlandırdı. Yurtdışından da bir çok sayıda misafirin katılıdığı düğünde Hilal Kosif’in gelinliği ve Javier Piles'in damatlığı Vakko imzası taşıyordu. Hilal Kosif’in nikah şahitliğini kardeşi Hakan Kosif yaparken damat beyin şahitliğini de kardeşleri Veronica Piles ve Carlos Piles birlikte üstlendiler. Her ayrıntının en ince detayına kadar düşünüldüğü kusursuz düğün daveti Vakko Espace tarafından tasarlandı. Yaklaşık 500 seçkin konuğun katıldığı bu mutlu gecede nikah töreni sonrası konuklar genç çiftin heyecanlarını paylaşarak gecenin geç saatlerine kadar eğlendiler. Genç çift balayı için ise Endonezya'yı tercih etti.

STİLİ ÖZGÜR BIRAKMAK / NEŞET GÜNE

Özgürlük tutkusuna hayat veren her şey Neşet Güne'nin yaşam tarzının bir parçası. Dinlediği müzikler, çaldığı enstürmanlar, kullandığı motosikletler ve gittiği seyahatler... Bu tarza sahip olmak için yaptığı tek şey ise sevdiği işi yürütmek ve anı yaşamak.

İç mimari alanında yaptığı çalışmaların yanı sıra tarz sahibi duruşuyla da dikkat çeken Neşet Güne'nin stiline dair detayları yakalamak için hem evine hem de ofisine konuk olduk. Müzikle ilgili yaşanmışlıkları, gittiği konserler, dinlediği sayısızca albüm her köşede çıktı karşımıza. Motosiklet tutkusunu ise dolabından çıkardığı kask koleksiyonu ve deri ceketleriyle anlattı. Sehpalara ve pencere önlerine serpiştirilmiş vintage küçük objeler ile berjer koltukların üzerinde yerini almış örgü kırlentler evin 'yaşayan' ruhuna dair ipuçları veriyordu. Hikayesini sorduğumuz her eşya için en az 9-10 yıllık bir geçmişten bahsedince, sahip olduklarına ne kadar sadık olduğunu anladık. Dekorasyonun mizansenden uzak duruşu ve plansız, çabasız yerleşimi o kadar huzurluydu ki "Evinizin stilini nasıl tanımlıyorsunuz?" diye sormadan edemedik. Aldığımız cevap ise bir iç mimardan alınabilecek en samimi cevap oldu: "Stilsiz, o kadar çok ev yaptım ki bu tatmini onlardan sağladım. Terzi meselesi yani..." Neşet Bey keyif aldığı her şeyi yaşam alanında bulundurmayı tercih etmiş. Bunun için özel bir çaba sarf etmeyince, mekan doğal bir estetiğe kavuşmuş. Araba kullanmayı sevmeyen, işe motosikletle gidip gelen, müzikle iç içe yaşayan ve devamlı seyehat eden biri olarak estetik ve güzel olan her şeyden ilham alıyor. İtalya'nın Bologna kentinde gerçekleşecek olan Ducati Partisi'ne katılacağından bahseden Neşet Güne tatil programını da kendi tarzına göre planlamış. Renkli ve kalabalık hayatının kısa bir bölümüne konuk olduğumuz Neşet Bey'in stilini mümkün olduğunca yansıtmaya çalıştık. Detaylara göz atmak da size kaldı.

Ofisteki çalışma odasının bir duvarı, arasına post-itler konulmuş pek çok mimari, sanat, gezi ve dizayn kitabıyla dolu. Şapka koleksiyonundan bir tanesi de kitapların üstünde yerini almış.

Seyehatlerden geriye kalan küçük objeler ve Bon Jovi, Steve Winwood, U2 konserlerinden alınan plaklar kitaplığa sığmıyor.

Elvis Presley kostümlü bu sosis köpek, Los Angeles hatırası.

Borsalino tarzı ayakkabılar, stilinin güçlü tamamlayıcıları. Londra ve New York gezilerinden bu şık parçalarla dönmüş.

Gezgin kurbağalar, gezmeyi çok seven Neşet Bey'e bir arkadaşından hediye.

"Gitmekten en çok keyif aldığınız yer?" sorusuna hiç düşünmeden "ABD" cevabını veren Neşet Güne'nin Teksas'dan getirdiği bu kovboy, yolculuk sırasında biraz örselenmiş olsa da evin en neşeli obejelerinden.

Evin en çok kullanılan oturma bölümünde bulunan bu posterler 9 yıllık bir geçmişe sahip.

Motosiklet tutku olunca, farklı deri ceketler de dolapta baş köşeyi almış.

Evin bu bölümü sadece müzik yapmak için.

Motor aksesuarlarının en havalısı bu kasklar. Roland Sands tasarımı sarı askeri kask üzerinde kurşun parçaları var.

Neşet Güne ofisine, Steve Mcqueen'in The Great Escape filminde kullandığı Triumph ile gidiyor.

Ev arkadaşı ve çok sevdiği kedisi Mükü yakın zamanlarda vefat etmiş. Ondan hatıra kalan bu fotoğraf ise salonda yerini almış.

Ayakkabı tutkunuza yeni bir adım: Eda Taşpınar koleksiyonu

Stili ile fark yaratan “Eda Taşpınar”ın 2014 yaz modası için hazırladığı özel ayakkabı koleksiyonu, Divarese mağazaları, divarese.com.tr ve Lidyana.com’da moda severler ile buluşuyor.

Güçlü ve kaliteli duruşu, özgün koleksiyonlarıyla, ayakkabı ve çanta sektörüne yön veren Divarese ve Lidyana.com, Eda Taşpınar’ın hazırladığı özel ayakkabı koleksiyonu ile 2014 yaz modasında büyük ses getiriyorlar.

Eda Taşpınar’ın kendine özgü ve iddialı stilini yansıttığı, üretimini ve distribütörlüğünü Ves Deri’nin üstlendiği, sezonunun en trend ayakkabılarının çalışıldığı özel koleksiyonda, gladyatör tarzı dore ve bronz taşlarla süslenmiş sandaletler, yaz modasının trend desenleri ve göz alıcı aksesuarlar ile zenginleştirilmiş modeller, lazer kesim detaylar, renkli yılan baskılı, taba ve yeşil tonlarının uyumuyla tasarlanan safari temalı topuklular, başta Eda Taşpınar’ın stilini takip edenler olmak üzere, tüm ayakkabı severlerin kalbini fethediyor.

Strazburg’da tanıştılar Ankara Palas'da evlendiler

Diplomat Türker Oba ile Ekonomi Bakanlığı’nda uzman yardımcısı olarak görev yapan Özlem Başaran şık bir düğün töreni ile evlendi.

Strazburg’da tanışan çift, 2 ay önce nişanlanarak evliliğe ilk adımı atmıştı. Ankara Palas'ta gerçekleşen düğüne, diplomasi dünyasından çok sayıda davetli katıldı. Düğüne katılamayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa Gül, gelin ve damada karanfillerden oluşan büyük bir çelenk yolladı. Tüm konukların katılımının ardından alkışlar eşliğinde nikah masasına gelen çift, şahitlerin huzurunda mutluluğa "Evet" dedi. Gelinliği ve damatlığı Vakko'dan seçen yeni evli çift, balayı adresi olarak Maldivler'i tercih etti.

Moda Dergi Instagram
Moda Dergi Business
Moda Dergi Haftanın Şıkları
Moda Dergi Kapak
Moda Dergi – Moda, Haber, Röportaj, Kültür Sanat, Alışveriş, Business, Dosya Haber, Lifestyle ve günlük hayatın içinde ne kadar güzellikler varsa Moda Dergi orada.
MODA Dergi Facebook Sayfasini Begen