Keyifli Hayatın Dergisi

90’lı Yılların Asil Sarışını

SHARE
, / 568 0
90’lı Yılların Asil Sarışını
   

1990’LI YILLARIN DERGİLERİNDE VE REKLAM AFİŞLERİNDE VERDİĞİ ÇARPICI POZLARLA GÜZELLİĞİNDEN SÖZ ETTİREN ŞEBNEM DİNÇGÖR İLE SAMİMİ BİR SOHBET GERÇEKLEŞTİRDİK.

Lise döneminde tesadüfen bir yapımcının dikkatini çekmesi üzerine, şampuan reklamları için poz veren ve hemen ardından katıldığı güzellik yarışmasında aldığı dereceyle ünlenen Şebnem Dinçgör, kendini genç yaşta yabancı bir dünyanın içinde buldu. Mütevazi ailesinin temkinli yaklaşımına karşın, başarıyla sürdürdüğü fotomodellikle birlikte 300’ün üzerinde reklam çekimine imza attı ve 90’lı yılların soğuk güzeli olarak tanındı. Yaptığı evlilikler çok konuşuldu, kimi zaman sosyetenin içinde anıldı. Şimdilerde ise Hollywood’da aktör olan sevgilisi Edoardo Costa ile anılıyor. Bir dönemin reklamlarında ve dergilerinde verdiği pozlarla efsaneleşen Dinçgör, bugün de güzelliğinden ve zarafetinden hiçbir şey kaybetmemiş. Çubuklu Vadi’deki villasında güzel enerjisiyle bizi ağırlayan Şebnem Hanım, hayatına dair yönelttiğimiz her soruya samimiyetle cevap verdi.

Biz sizi güzellik yarışmasında aldığınız dereceden sonra tanıdık. Öncesinden biraz bahseder misiniz?

Birbirine çok bağlı bir aileden geliyorum. Anne tarafım 7 göbek İstanbullu, baba tarafım ise köken olarak Boşnak. Kendimden 8 yaş küçük bir kız kardeşim var. Hayatımda oğlumdan sonra gelen ikinci kişidir. Kardeşim, sırdaşım ve en yakın dostum. Özel Tarhan Koleji’nde okudum. 11 sene bale yaptım sonraki 11 senede de bir folklor ekibi ile yurt dışında dereceler aldıran çalışmalar yaptık. Küçüklüğümden beri gerek yurt dışında gerek yurt içinde seyahatlere çıktım. Çok mutlu bir çocukluk geçirdim. Mutevazi ama iyi yaşayan bir aileydik.

 

Yarışmaya katılmaya nasıl karar verdiniz?

Lise son sınıfta Vakkorama’da alışveriş yaparken bir yapımcı, şampuan afişi icin benimle gorüşmek istedi. O zamanlar belime kadar çok güzel saçlarım vardı. Afiş yurt dışına gideceği için babam kabul etti. Afişin yayınlandığı sıralarda Türkiye Güzellik Kraliçesi yarışması düzenleniyordu. O zaman ki yarışmayı Bulvar Gazetesi düzenliyordu. Nazlı Ilıcak tesadüfen benim reklam afişimi görüp “Böyle kızlar bulsak” demiş. Benim Türk olduğumu öğrenince de ailemle temasa geçtiler. Babamın tüm karşı çıkışlarına rağmen Nazlı Hanım babamı ikna etmeyi başardı ve Türkiye 2. güzeli seçildim. O yıllarda ilk kez 17 yaşında bir genç kız yarışmada derece alıyordu.

Aileniz ne dedi hayatınızdaki bu ani değişikliklere?

Ailem böyle bir ortama alışık olmadığı için başlarda çekindi. Fakat sonra onlar da alıştı. Ben de meşhur olmaktan ve tanınmaktan çok hoşlanan biri olmadım hiçbir zaman. Ama reklam filmi çekimlerini çok seviyordum doğrusu.

Fotomodellik deneyimi ve reklam filmi çekimleri nasıldı? Hayatınızın değişen yönüne kolay adapte oldunuz mu?

   

O yılların en ünlü ajansı Başak Gürsoy’da fotomodellik ve mankenlik yaptım. 300’ün üzerinde reklam filmim var, bu neredeyse bir rekor. Bir taraftan sinema ve tv için pek çok teklif de gelmişti ama hiç birini kabul etmedim. Reklam çekimlerini çok seviyordum ve çekimden çekime koşturuyordum. O sırada Norveç’ten teklif geldi. 6 ay boyunca bütün Norveç’i dolaşarak çalıştım. Norveç güzellik yarışmalarında jürilik yaptım. Defilelere katıldım. İstanbul’a dönünce ilk evliliğimi İstanbul’un tanınmış mimarlarından Mustafa Bakırcıoğlu ile yaptım. 2 sene süren evliliğim sona erdikten sonra çalışmaya son sürat devam ettim.

Mehmet Dereli ile nasıl tanıştınız?

Mehmet Beyle zaten arkadaş ortamından tanışıyorduk. Kendisi ile bir akşam dışarıda karşılaştık. Benim kız kardeşim ABD’de Miami’de okuyordu. Ertesi gün ben de gidecektim. Tesadüfen Mehmet Bey de 2 gün sonra orada bulunacakmış. ABD’de görüşmeye başladık ve tam 15 senemiz beraber geçti.

Mehmet Bey ile olan evliliğinizden sonra sosyete içinde anılıyor olmak sizi rahatsız etti mi?

Benim ilk eşim de sosyete olarak tanımlanan bir çevredendi fakat ben Türkiye’de sosyete diye bir kavramın varlığına inanmıyorum. 1-2 aile dışında sosyete yok. Frehunde Verdi gibi birisi sosyetedir. Maddi durumu iyi olan herkese sosyete deniyor ama ailenin kökeni, kültürü, yurt dışındaki tanınırlığı hiç dikkate alınmıyor.

“BEN AŞKSIZ YAŞAYAMAM. AŞKA İNANIRIM. MİDE AĞRISI ÇEKMEK İSTEYENLERE TAVSİYE EDİYORUM”

Edoardo Costa ile olan ilişkiniz çok ses getirdi. Nasıl tanıştınız? Önceden de İtalyan erkeklerini beğeniyor muydunuz?

Edoardo İtalya’da çok tanınan biri. ABD’de aktörlük yapıyor. New York’da bir cafede ortak arkadaşımız aracılığıyla tanıştık. Hep bir İtalyan erkeğini yakından tanımak istemişimdir. İtalyanlar çok sıcak kanlı, esprili ve modern insanlar. Çok şık giyiniyorlar ve de çok yakışıklılar.

ABD’de oyunculuk yapan yakışıklı bir aktörle birlikte olmak nasıl bir duygu? Mesafeler sıkıntı oluyor mu? İki taraflı kıskançlıklar yaşanıyor mu?

Oyuncu olduğunu bilerek bu ilişkiye başladım. O yüzden işini kabullendim. Kendine güvenen bir insan, bu yüzden kıskanç değil, çok rahat. Ama Los Angeles, İstanbul hattı maalesef çok uzak. Her an internet aracılığıyla görüşsek de her hafta buluşmamız mümkün olmuyor. Mesafe tabiki biraz sıkıntı yaratıyor ama biz Brezilya’da ya da İtalya’da bir araya geliyoruz. Kendisi burayı çok seviyor ve her fırsatta geliyor. Oğlumun okulundan dolayı ben onun yanına pek sık gidemiyorum.

Oğlunuz Kerim ne tepki verdi bu ilişkiye?

Oğlum sakin bir çocuk. Dünyadaki her şeyden daha önemli benim için. Onun kendini iyi hissetmesi açısından epey dikkatli davranıyorum. Edoardoyla iyi anlaşıyorlar, ders çalışıyorlar, futbol oynuyorlar.

Peki aşka dair ne düşünüyorsunuz?

Ben aşksız yaşayamam. Aşka inanırım. Mide ağrısı çekmek isteyenlere tavsiye ediyorum. (Gülüyor).

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN