Keyifli Hayatın Dergisi

ATTILA MARCEL

SHARE
, / 224 0
   

Fransız sinemasında absürd bir hikaye

Hazırlayan: Buket Kıcıman

Anne ve babasını iki yaşında kaybettikten sonra iki teyzesi tarafından büyütülen Paul, 30 yaşına gelmiş bir yetişkin olsa da çocuk kalmayı tercih etmiş bir müzisyendir. Çocukluğundan beri tek kelime konuşmayan ve teyzelerinin mükemmeliyetçi yaşam tarzına ayak uydurmaya çalışan Paul, komşuları Madam Proust ile tanışarak kendini tuhaf, pastoral bir atmosferin içinde bulur. Proust’un, anne ve babasının nerede olduğunu bildiğini söylemesiyle Paul’ün dünyası tamamen değişecek ve yeşerecektir.

Sylvain Chomet’in son filmi Attila Marcel, 30 yaşlarında, suskun ve hüzünlü bir adamı merkeze alıyor. Bu adamın ilişkili olduğu çevrenin birbirinden zıt yaşam tarzları ve bakış açıları ise hikayeye derin bir renklilik kazandırıyor. Fransız aktör Guillaume Gouix, Paul’ü bir karakterden çok tip olarak yorumlamış. Yönetmenin önceki filmlerinde karşılaştığımız, kalıpları olan absürd karakterleri hatırlarsak, burada da aynı üslupla filmi işlediği ortada. Belli bir rutinin sınırları içinde yaşayan, duygusallığını robotik hareketlerle örten ve yaptığı müzikten bile keyif almayan Paul; Paul’ü büyüten mükemmeliyetçi ve kontrolcü, Fransız aristokrasisinin temsili iki teyze ve Paul’ün yaşamına aniden dahil olarak bilinmeyen geçmişine doğru bir kapı aralayan Madam Proust… Yalnızca ana karakterler değil yan karakterler ve hatta Madam Proust’un ‘küçük ayı’ olarak tanımladığı köpeği bile bir karikatürden çıkıp bu senaryoya konuk olmuş gibi. Paul’ün hüzünlü hikayesini gülümseten detaylarla birleştiren Chomet, naif bir Fransız filmi sunuyor bize. Merak duygusunu güçlendiren, etkileyici müzikler ise bu naifliği iddialı hale getiriyor. Romantik Fransız filmlerinin görüntü yönetmeni Antoine Roch’un ustalığı ve Olivier Bériot’un başarılı kostüm tasarımlarıyla film teknik açıdan oldukça güçlendirilmiş. Bu ay vizyona giren Attila Marcel’i ziyaret etmek, Paul’ün hüzünlü hikayesini tebessümle izlemek gerek.

   

Chomet’in geçtiğimiz yıllarda yönettiği ‘Les Triplettes de Belleville’ ve ‘The Illusionist’ animasyonlarındaki keyifli görsellik, bu filmde gerçek mekanlarda gerçek insanlarla çiziliyor. Ortak olan şey ise yönetmenin vazgeçmediği absürd stil.

Filmin en ilginç mekanı, Madam Proust’un enteresan bitkiler yetiştirdiği ve Uzak Doğu’ya özgü aksesuarlarla süslediği evi. Bu özgün kadının pastroral yaşam biçimi, ilham alınası bir tarza sahip.

Madam Proust’un doğayı kucaklayan yaşam tarzından esinlenerek, sizin için seçimler yaptık.

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN