Keyifli Hayatın Dergisi

AURASINDA FARKLI BİR TILSIM VAR – AKYA GENÇLER

SHARE
, / 366 0
   

Geçtiğimiz ay düzenlediğimiz ankette “Yılın En Şık Kadını” şeçilen Akya Gençler ile çok özel bir kapak çekimi gerçekleştirdik. İstanbul’un büyüleyici restoranlarından Tarabya Big Chefs’te gerçekleştirğimiz bu keyifli röportajı okumaya başlamadan kahvenizi hazırlamanızı tavsiye ediyorum.

akya gençler kapak

Röportaj Esin KORUCU

İstanbul’da hareketli bir gün. Hava parçalı bulutlu. Çekim ekibimizle saat 13:00’te Tarabya Big Chefs’te buluştuk. Gittiğimizde Paramparça dizisinin çekimlerine denk geliyoruz. Bu bizim için hoş bir süpriz oluyor. Hazırlıklara başlayıp Akya Gençler’in gelmesini bekliyoruz. Derken başka bir gezengenden gelmişçesine dikkat çeken güzelliğiyle restoranın girişinde Akya Hanım görünüyor. O an tüm pozitif enerjisi ile hepimizi etkisi altına alıyor. Big Chefs’te muhteşem manzara eşliğinde kahvelerimizi yudumlarken yapacağımız çekimin detaylarını konuşuyoruz. Derken sohbetimize Gamze Cizreli de dahil oluyor. Ancak aynı gün Dubai’ye gideceği için aramızdan çabuk ayrılıyor. Biz de çekim hazırlıkları için start veriyoruz. Hazırlıklar Gamze Cizreli’nin muhteşem ofisinde devam ediyor. Burası aynı zamanda Paramparça dizisinin başrol oyuncusu Erkan Petekkaya’nın dizideki ofisi. Ortam, mekan, manzara ve Akya Hanım’ın enerjisi bir araya gelince ortaya müthiş bir görüntü çıkıyor. Ve hepimiz çok eğleniyoruz. Saatler 14:00’ü gösterirken hazırlıklar tamamlanıyor ve çekime başlıyoruz. Verdiği pozlar, duruşu, sıcak tavırları bugüne kadar binlerce moda çekiminde yer almış fotoğrafçımız Cengiz Dikbaş’ı bile şaşırtıyor. Çekimler devam ederken dizi ekibinin sonraki sahnesi için Gamze Hanım’ın ofisinden çıkıp Saruhan Tan’ın ofisine geçiyoruz. Bu sırada Erkan Petekkaya ile tanışıyoruz. Kendisi bir süre bizi izledikten sonra settine dönüyor. Erkan Bey den çekimlerde yer alacağının sözünü alıyoruz. Yaklaşık bir saat sonra çekimlerimize Erkan Bey de dahil oluyor ve kapak çekimimiz daha da eğlenceli bir hal alıyor. Röportajımızın devamında siz sevgili okuyucularımızı hoş bir sürpriz bekliyor. Akya Hanım’la yaptığımız röportajın ardından ses kayıt cihazını Akya Gençler alıyor ve tamamen doğaçlama, espirileri ve samimiyetiyle bütünleştirdiği sorularını Erkan Petekkaya’ya yöneltiyor. Ve hepimizi bir kez daha kendisine hayran bırakmayı başarıyor. Her ruha kolaylıkla bürünebilen bu özel kadının aurasında farklı bir tılsım var desem abartmış olmam. Akya Gençler; iyi bir dost, her zaman çok zarif ve şık bir kadın, son derece mütevazi, herkesle iyi iletişim kuran, özgüven sahibi, tam manasıyla bir aslan kadını… Moda Dergi okurlarına sizinle yaptığımız bu özel sohbeti aktartarmaktan gurur duyuyorum. Mutluluk ve güzelliklerle dolu uzun bir ömür diliyorum, tabii ki tüm sevdiklerinizle…

Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Tezcanlı, çocuksu, dalgın, neşeli, renkli, çabuk sinirlenen, kimseye kin tutamayan, pratik bir kişiliğe sahip, haksızlığa tahamülsüz, hastalık derecesinde merhametli, sorumluluk sahibi bir yapım var. Aynı zamanda da hiç memnun olmadığım tarafım; kararsızlığımdır.

Çocukluğunuzu sizden dinleyebilir miyiz?

Harika bir aileye sahip olduğumu düşünüyorum. Bunun için kendimi çok şanslı bulurum. Sürekli
şükrederim. Bir ailenin, çocuğun gelişimindeki en önemli etken olduğunu söyleyebilirim. Toplumda
yaratığımız algı, kişisel ilişkilerimiz, hayata karşı duruşumuz bile bana göre nasıl bir
aileden geldiğinizin yansımasıdır. Ben ailemin tek çocuğuyum, hatta anne tarafından hem tek
çocuk hem de tek torunum. Bu sebepten çocukluğum büyük bir sevgi yumağı olarak geçti. Öyle ki
artık kendi çocuğum var ama yine de ailemin bir eli her an üzerimizdedir. Bana hala çocuk
muamelesi yapıyorlar. Benimde bir tarafım sanırım bu ilgiden dolayı hala çocuk kaldı ve hiç
büyümüyor. Çok zeki, maceracı ve vizyon sahibi bir babayla espirili, pozitif, yaşam gustosu yüksek bir annenin elinde yetişmiş huzurlu, sakin ve şanslı bir çocukluğum oldu. Maceracı ve çılgın yönlerimi daha sonra keşfettim. (Gülüyor)

İsminizi bir balık türünden almışsınız. Bir hikayesi var mı?

Adımın anlamının bir balık olduğu doğru. Baba tarafı olarak yedi göbek İzmir Karşıyakalı’yız.
Deniz ile çok iç içe bir çocukluk geçirmiş olan babamın en büyük hobilerinden biri tüple dalış yapmaktır. Çocukluğumda hatırladığım karelerden biri de annem ile babamın Bodrum’da beni evde babaaneme bırakıp dolunayda gece dalışına çıkmalarıdır. Deniz, ailemizde bir tutkudur. Annemin bana hamile olduğu dönemde babam yine bir gün dalış yaparken başının üzerinde dolanan çok büyük beyaz bir balık görüyor. İçindeki avcı ruhuna engel olamayarak bir tanesini zıpkınla vuruyor. Daha sonra Egeli dalgıçlara balığın adını soruyor ve Bodrumlu dalgıçlar balığın adının Akya olduğunu söylüyorlar. Bunun üzerina babam kızı olursa adını Akya koyacağını söylüyor. O günden beri babam bir daha Akya balığı vurmadı.

Eğitim hayatınızı öğrenebilir miyiz?

Bilkent Üniversitesi İngilizce-Fransızca Mütercim Tercümanlık’tan mezun olduktan sonra Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde Fransız Dili üzerine eğitim aldım. Paris’te yaşadığım o dönemler hayatımın en keyifli dönemiydi. Bunun için Paris’in ve Fransız kültürünün hayatımda farklı bir yeri var.

Şu sıralar nasıl bir dönemdesiniz?

Şu sıralar kendimin daha farkında olduğum bir dönemdeyim diyebilirim. Hayattan, dostluklardan, karşımdakinden ve en önemlisi kendimden beklentilerimin kafamda netleştiği, ne istediğimi daha çok bildiğim, daha kararlı olduğum, daha iyi hissetiğim, enerjimi düşüren her şeyden kaçtığım, ruhumu besleyecek şeylere daha çok yöneldiğim bir dönemdeyim. Hatta hafif mistik bir dönemimdeyim.

Ruhunuzu nelerden beslersiniz?

Kitap okumaktan, zaman zaman hayal kurmaktan… Hayallerim sonra gerçek olur. Ben bunun bir enerji olduğunu düşünüyorum. Spor yapmaktan, yürüyüşe çıkmaktan, kayak yapmaktan, seyahat etmekten, dalış yapmaktan ruhumu beslerim ama en çok kitap okumaktan diyebilirim.

Ankara’nın en çok takip edilen kadınlarından birisiniz. Bu nasıl bir duygu?

Ankara’nın beğenilen ve takip edilen bir kadınıysam ne mutlu bana. Bir söz vardır İngilizce’de çok severim “The beauty is always in the eye of the beholder” bu sözün anlamı “eğer beğeniliyorsanız bu size bakan gözlerin güzel görüşüdür”. İyi bakan, güzel yaklaşan daima güzeli ve iyi olanı görür. Ne mutlu ki bana da güzel bakıp iyi yaklaşıyolar. Bende insanlara karşı çok samimi ve sevgi doluyum. Bana iyi yaklaşan herkese on katı sevgiyle yaklaşıyorum. O sevgi de tamamen karşılıklı diye düşünüyorum.

Oğlunuz Demir’e olan büyük düşkünlüğünüzü biliyorum. İleride nasıl bir adam olmasını hayal ediyorsunuz?
Ben her anne gibi çocuğuma çok düşkünüm. Onun mutluluğu benim mutluluğum demek. Koşulsuzca, karşılık beklemeden sevdiğimiz tek şey çocuğumuz. Demir’in doğumuyla bütün hayatım değişti. Bencil yanlarımı törpüledim. Annelik insanı daha vicdanlı, daha olgun, daha hasas ve gerektiğinde daha otoriter yapıyor. Oğlumun ileride mutlu ve başarılı bir adam olmasını çok isterim. Çünkü ne yapmak isterse yapsın ama seçtiği işte, branşta başarıyı yakalayan kişi zaten işini sever ve bu tatmin onu mutlu eder. Başarılı kişi komplekslerinden arınan kişidir bana göre. Dolayısıyla Demir’in başarılı olmasını istiyorum. Yaptığı iş ne ise kendisi seçsin ama başarılı olsun. Ben kendine güvenen, kendi çabasıyla ve zekasıyla bir noktaya gelen herkese hayranlık duyuyorum. Dolayısıyla, bir anne olarak da Demir’in de ellimden geldiği kadar vizyon sahibi, dünya görüşü ve hobileri olan entellektüel bir kişi olarak yetiştirmeye çalışıyorum.

Demir’den önceki Akya Gençler’in bencil yönleri nasıldı?

Tek çocuk olduğum için sevgi yumağıyla büyüdüm. Tek çocuklar kıskanç olurlar. Yapımda haset, kıskançlık yok ama sevdiklerim konusunda biraz posesifim. Demir’e olan sevgimi bölmek istemediğim için ikinci çocuğu bile düşünmedim. Oysaki ne kadar saçma fakat tek çocukluğun vermiş olduğu posesiflik, sevgim bölünmesin düşünceleri, bunlar biraz yerini daha anlayışa, olgunluğa bıraktı, daha vicdanlı oldum. Demir ile birlikte farkındalığım ve özgüvenim arttı. Fiziksel olarak da, kişilik da kendimi daha güzel buluyorum. Yukarıdan biri deseki; Demir mutlu olacak bütün hayatını değiştir. Git ütopik bir yerde yaşa deseler ikinci kez düşünmem. Bu kadar fedakar yaptı beni annelik…

Stil sahibi olmak sizce ne anlama gelmekte? Doğru bir stil nasıl oluşturulur?

Sitil sahibi olmak bana göre sadece modayı takip etmek değil. Yanlızca giyim konusunda modayı takip etmekten çok duruşunuzun ve kişiliğinizin dışarıya yansıması diye düşünüyorum.
Stil, evinizin dekorasyonundan tutun da mutfağınıza, seçtiğiniz çatal bıçak takımına, okuduğunuz kitaba, hatta sevdiğiniz yazarlara, izlediğiniz dizilere kadar çok yönlü bir kavramdır bana göre. Kısacası bence stil kişinin aynasıdır. Herkes kendine göre bir sitil sahibidir. Ama herkes rafine bir zevke sahip olamayabilir. Kendine göre doğru sitili belirlemek adına gerek giyim kuşam seçerken, gerek evim dekorasyonunda profesyonel yardım alınabilir. Bu da son derece normal bir şey. Kimileri de yoğun çalışma tempoları yüzünden alışveriş yapmaya vakit bulamıyorlar. Bundan dolayı bu noktada günümüzde çok yaygın ve revaçta bir meslek olan sitilatörler devreye giriyor.

Stilatörlük yapmaya sıcak bakar mısınız?

Modaya olan ilgimden dolayı kendimi bildim bileli yakın gördüğüm dostlarımın gardıroplarına el atmışlığım vardır. Şunu al, bunu alma, bunu niye aldın, burda böyle bir şey gördüm tam senlik diye yorumlarım olmuştur. Ve yakınlarım gözüme çok güvenirler. Stilatörlük benim için keyifli bir hobi olarak çok hoş bir şey ama profesyonel olarak yapmayı yakın çevremden gelen ısrarcı taleplerden dolayı gelecekteki hedeflerim arasına koydum, düşünüyorum. En büyük hayalim çok izlenen bir dizide oyuncuları giydirmek. Bir de aynı zamanda kişisel stili son derece iddiasız birine adeta bir metamorfoz yaşatmak.

Hayatınızdaki en büyük başarınız sizce nedir?

   

Hayatımdaki en büyük başarım aslında bana göre çok büyük bir söz. Çünkü etrafımda o kadar başarılı olan insan görüyorum ki, örneğin benim çok yakın dostum, ailem diyebileceğim Gamze Cizreli var. O’nun başarılarını gördükten sonra benim burda en büyük başarım demem boyumdan büyük bir söz. Ama kendi yaşantımda, kendi hayatımın içindeki başarılarım dersek, güzel bir eğitim aldığımı düşünüyorum. Çok güzel bir okulu iyi bir dereceyle bittirdiğim için bundan gurur duyuyorum. Daha çok gençken Paris’ten yeni döndüğümde, şimdiki Cumhurbaşkanımızı, Hindistan Cumhurbaşkanı ziyarete geldiğinde bütün basın konferansının çevirisini yaptım. Bu benim için hep hoş bir hatıradır. İsteseydim devam da edebilirdim. Ancak hemen evlendim ve Demir’e hamile kaldım. Biliyorsunuz simultane tercümalıkta buza yazılan bir yazı gibidir. Gerçekten ben çok hızlı düşünebilen biriyim. Matematiğe eğilimim yoktur. Buna rağmen pratik zekam çok yüksektir. Ezberim çok kuvvetlidir. Dil öğrenmeye kabiliyetim vardır. Dolayısıyla simultane yaparken hiç zorlanmadım. Okullun en parlak öğrencilerinden biriydim. Çok güzel iş teklifleri geldi üniversiteden sonra ancak bir tercih yapmam gerekiyordu. Paris’e gitmeyi tercih ettim. Bundan pişmanlık duymadım ama okulum bitince hemen Türkiye’ye dönmek istemiştim. Paris’teki Türk Elçiliği’nden o kadar güzel bir teklif almıştım ki çevirmenlikle ilgili eğer onu değerlendirseydim şimdi bambaşka bir hayatım olacaktı. İş hayatını seven biriyim. Ayrıca bundan üç sene önce iş ortağım Aynaz Özkaşıkçı ile üç günde hiç kimseden yardım almadan kurmuş olduğumuz A2 şirketi benim için gerçekten bir başarıdır.

Aynaz Özkaşıkçı’yı tek kelimeyle nasıl anlatırsınız?

Tek bir cümleyle özetlersem; birbirimizin cümlelerini tamamlayabilecek kadar telapatik bir yakınlığımız oldu artık.

30 yaşından önceki size dönseydiniz kendinize nasıl bir tavsiyede bulunurdunuz?

Kendime önce anne sözü dinle derdim. (Gülüyor) Çünkü o zamanlardaki deli dolu halimizle ailelerimizi çok da dinlemedik. Ne zamanki ben anne oldum, o zaman anne ve baba fikirlerinin ne kadar önemli olduğunu anladım.

Hiç pişman olduğunuz şeyler oldu mu? Keşke öyle yapmasaydım dediğiniz şeyler var mı hayatınızda?

Elbetteki pişman olduğum şeyler var. Bence hayatta hiçbir şeyden pişmanlık duymadım diyen insan bence kendine karşı dürüst davranmıyordur. Pişmanlıklarım oldu ama bunların hepsini bir ders olarak gördüm hayatımda. Hayat devam ettikçe pişmanlıklarda devam edecektir.

Elinizde sihirli bir değnek olsaydı ilk neyi değiştirmek isterdiniz?

Elimde sihirli bir değnek olsaydı ilk olarak dünyadaki yoksulluk ve açlığı yok etmek isterdim. Herkese çok üzülüyorum ama özellikle çocukların kötü şartlarda olmasına dayanamıyorum. Bir de yetimhanelerdeki çocukların hepsini şevkat ve sevgi dolu ailelerin yanına yerleştirmek isterdim.

Yakın gelecekteki Akya Gençler projeleri neler? Yapmak istediğiniz en büyük hayaliniz nedir?

Yakın gelecekteki projelerimiz biraz karmaşık ama hepsi ile ilgili çok ciddi atılımlarımız var. Bir televizyon programı düşünüyoruz. Birkaç yerden gelen teklifler var. Ama bunun da tabii en kalitelisi olmasını istiyoruz. Aynaz ve kendi adıma konuşuyorum çünkü ikimize gelmiş bir teklif bu. Çok seyahat eden insanlar olarak basına da yansıdı bu biliyorsunuz. Ciddi bir macera yaptık. İki anne üç çocuk 5 bin 600 kilometre araba kullanarak Amerika’da Boston’dan çıkıp Miami’ye kadar indik. Bu gerçek bir maceraydı. Hani gidip beş yıldızlı bir otelde kalıp çocukların rahat edebileceği bir yerde bütün tatili geçirmek yerine maceracı ruhlar olduğumuz için çocuklarımızda bunu görsünler istedik. Bu sene de batı kıyısına seyehat yapacağız. Bizim gezilerimizi eğlenceli bir şekilde ekrana yansıtmak istiyorlar. Biz de istiyoruz. Kafamızda böyle bir şey var. Bunun dışında yapmak istediğim şeylerden biri de sitilatörlük zaten. Şu anda yardım verdiğim, ismini açıklamak istemediğim iki kişi var. Beraber çalışmaktan çok memnunuz. Şimdi bunu biraz daha geliştireceğim. Bunun dışında yine modayla ilgili yurtdışından getirmeyi düşündüğümüz iki spor markası var. Şimdilik planlarım bunlar. Demir’i iyi bir bölüme yerleştirmek ve birlikte Amerika’ya taşınmak hayallerim arasında.

Mini Sorular

Burcunuz: Aslan, yükselenim Kova
Fobiniz: Sürüngenler, hamam böcekleri, akrepler
Sizi en çok güldüren şey: Annem, kendim, Peter Sellers
Şu an ışınlanma şansınız olsaydı nerede olmak isterdiniz: Londra veya Paris
Gazeteci olsaydınız kiminle röportaj yapmak isterdiniz: Barack Obama
Ne sorardınız: Beyonce ile ilişkiniz olduğu doğru mu? (Kahkaha atıyor)
Sizinle ilgili bilinmeyen 3 saçma şey: Beğendiğim bir şarkıyı yanımdakileri bayıltana kadar dinlerim. Her pazar D&R giderim. Sıkı takip ettiğim US Weekly ve In Touch Amerikan Magazin dergileri var. Mutlaka alırım. Lisedeyken saçlarım bellime kadardı, tüm saçlarımı kazıttım. Annem havalimanında beni gördüğünde bayılmıştı.
Aşkın Tarifi: Yok öyle bir şey gidin yatın (Kahkaha atıyor) Heyecan, tutku, yanılsama…
Tek bir marka giymek zorunda kalsaydınız ne olurdu: Gündüz Helmut Lang, gece Lanvin
Asla neyi yemezsiniz: Escargot (salyangoz)
Sizin için en önemli üç değer: Dürüstlük, sevecenlik, bilgelik
Yaşamak istediğiniz yer: Paris & İstanbul
Favori kitaplarınız: Wuthering Heights (Emily Bronte), Şakir Paşa Ailesi (Şirin Devrim), L’etrangere (Albert Camus).
Favori filminiz: Legends Of The Fall, Karşı Pencere, Sleepless In Seattle.
Favori diziniz: Ray Donovan
Kaçış rotanız: İstanbul
Demir: Kalbim, nefesim
Bize kendinizi çizer misiniz:


ŞİMDİ SES KAYIT CİHAZI AKYA GENÇLER’DE

Şimdi ses kayıt cihazı Akya Gençler’de
-Mesleği Akya Gençler’e kaptırdık!
-Akya Gençler usta gazeteci edasıyla Erkan Petekkaya ve Saruhan Tan’ı soru yağmuruna tuttu.

Akya Gençler: Çekimlerimiz devam ederken bir anda kapıdan içeri Erkan Petekkaya girdi. Ben kendisini güldürmek için dizideki karakteri olan Cihan Bey ismiyle ona seslendim. Ve çekimimize dahil olup olmayacağını sordum. Erkan Bey, son derece doğal ve içten yaklaştı. Onun set aralarında sohbet imkanımız da oldu. O sırada Emre’ye “Neden röportaj yapmıyoruz?” diye sordum. O da “Akya Hanım siz yapın” diyerek bu eşsiz görevi bana bıraktı. Böylece hayatımdaki ilk röportajımı Türk televizyon dünyasının son dönemlerde en çok izlenen dizisinin jönüyle gerçekleştirmiş oldum.

Akya Gençler: Erkan Bey, çok hayranınız var. Oyunculuğa nasıl başladınız?
Erkan Petekaya: Eskişehirde konservatuar okudum. Sonra Devlet Tiyatrosu’na girdim. 12 sene Devlet Tiyatrosu’nda çalıştım. Sonra istifa ettim ve televizyon yapımlarıyla devam ettim.

A.G.: Türkiye’de beğenilen bir jön olmanız hangi diziyle ortaya çıktı?

E.P.: Beyaz Gelincik’te oldu. Daha önceki dizilerim de hep tutmuş dizilerdi. Aynalı Tahir vardı, Köpek vardı. Köpek, çok önemli bir diziydi. Beyaz Gelincik’le Türkiye’deki bütün kitlelere ulaştım. Bizim sektörde total ve A-B diye iki grup vardır. Ben daha çok total grubunda izleniyordum. Ama Beyaz Gelincik’le beraber A-B de beni izlemeye başladı ve dolayısıyla hem total hem A-B’de izlenmeye başladım. Böyle merdivenleri yavaş yavaş çıktım ama çalışarak oldu herşey.

A.G.: Sizin tercihiniz tiyatro mu, film mi, dizi mi?

E.P.: Hepsinin farklı tatları var. Çilek mi, armut mu, elma mı? Anlatabiliyor muyum? Ama ben erik severim (gülüyor). Ancak doktor da olsan en iyisini, çaycı da olsan iyisini yapman lazim.

A.G.: Ben de size katılıyorum. Ne yapıyorsanız yapın, hayatta yaptığınız şeyin en iyisini yapın. Genelde tiyatro kökenlilerin tiyatroyu tercih ettiğini tahmin ediyorum.

E.P.: Absürt komediyi çok seviyorum.

A.G.: Üniversitedeyken absürt komedi ve absürt tiyatro eserlerinin tercümelerinin varyasyonlarını çok okur ve çevirirdik. Benim de en beğendiğim yazarlardan biri Samuel Beckett’tir.

E.P.: Öyle mi ben de Beckett’i çok severim ama herkes bilmez. Siz nereden biliyorsunuz? Örneğin; Godot’yu Beklemek beğendiğim absürt drama oyunlarındandır.

A.G.: Evet ama Godot bir türlü gelmez öyle değil mi?

E.P.: Sen bunları nereden biliyorsun? Şaşırttın beni. (karşılıklı gülüyorlar)

A.G.: Bunu söylemek zorundayım gerçekten ses tonunuz çok tok ve kişilikli. Müzik camiasına girmeyi de düşünüyor musunuz?

E.P.: Müziği profesyonel düşünmedim. Ama sahne bulduğum zaman atlıyorum söylüyorum. (gülüyor)

A.G.: Baba olmak nasıl bir duygu?

E.P.: Baba olduğum zaman anne babamı anladım. Mesela “Uçaktan inince ara” derlerdi, uçak işte kalkıyorsa inecek diye düşünüyorsun. Ama baba olunca bunu neden sorduklarını işte ozaman anlıyorsun.

A.G.: Aşk evliliği mi yaptınız?

E.P.: Aşk evliliği yaptım. Eşimi ilk gördüğümde aşık oldum. İkinci görüşmemizde de evlenme teklifi ettim. Benimle evlenir misin diye sormadım. Direk benimle evlen dedim. Biraz emir verir gibi olmuştu. (gülüyor)

A.G.: Sizi en çok etkileyen sinema filmleri hangileri?

E.P.: Selvi Boylum Al Yazmalım ve Her Şey Güzel Olacak en beğendiğim filmler.

A.G.: Peki en beğendiğiniz aktörler?

E.P: Uluslararası alanda Al Pacino, John Malkovich, Robert De Niro beğendiğim oyunculardır. Kadınlardan da en çok Meryll Streep ve Glenn Close’u beğenirim.

A.G.: Çekimlerinizin bir kısmını Big Chefs’te gerçekleştiriyorsunuz. Gamze Cizreli ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyim?

E.P.: Gamze Hanım’ı çok başarılı buluyorum. Ayrıca kendisi çok güzel ve karakterli bir insan. O’nu çok seviyorum. Türk kadınlarına örnek olacak bir insan. Buraya onunla ilgili aklınıza gelen tüm güzel şeyleri yazabilirsiniz.

O sırada Saruhan Tan içeri giriyor ve röportajımız çok eğlenceli bir hal alıyor, adeta sohbete dönüşüyor.

A.G.: Saruhan Bey hakkında ne düşünüyorsunuz? (üç isim birden gülüyor)

E.P.: Saruhan abi benden daha şık giyiniyor, kıskanıyorum. (gülüyor) İnanılmaz bir adam. Ara sıra burada çekim yaparken sohbetler ediyoruz. Başarısının yanında gerçekten çok iyi bir arkadaş. Mesela gece yarısı arasam, bir derdim var desem koşup gelebilecek karakterde bir dost. Çok da kibar, beyefendi ve entellektüel bir insan.

A.G.: Hazır buradayken Saruhan Bey’e de birkaç soru soralım.

E.P.: Biliyor musunuz, Saruhan Bey çok iyi bir Offshore yarışçısı.

A.G.: Offshore’a olan tutkunuz nereden kaynaklanıyor?

Saruhan Tan: Deniz ve sürate olan tutkumdan.

A.G.: Deniz tuksunu çok iyi bilirim. Ailemden geliyor. Adımın anlamı balık.

S.T.: Bizimkisi denizle adrenalinin birleşiminden oluşuyor. Ben zaten sürat teknesi kullanıyorum. Sizin isminizin hikayesi de çok enteresan.

A.G.:Bu röportaj için alanında başarılı iki isme de teşekkür ediyorum. Artık ses kaydını kapatıyoruz ve kendi aramızda keyifli sohbete devam ediyoruz.

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN