Keyifli Hayatın Dergisi

BABADAN OĞULA…

SHARE
, / 597 0
   

30 yıllık çalışma hayatında elde ettiği başarı dolu öyküsünü ailesinde çizdiği güçlü baba profili ile pekiştiren BVS Cranes Yönetim Kurulu Başkanı Makine Mühendisi Önder Bülbüloğlu oğlu Berker Bülbüloğlu ile MODA Dergi’nin konuğu oldu.

Baba oğul arasınaki güçlü iletişime tanıklık edeceğiniz röportajımızda azimle var edilmiş başarının bir sonraki nesile nasıl aktarıldığını da öğrenebilirsiniz.

BVS Cranes Yönetim Kurulu Başkanı Makine Mühendisi Önder Bülbüloğlu ve oğlu Berker Bülbüloğlu Babalar Günü’ne özel olarak hazırladığımız özel röportaj sayfamızın konuğu oldu. Ankara sosyal yaşamının seçkin simalarından olan baba-oğul, samimi bir sohbet eşliğinde merak edilenleri yanıtladı.

İlk çocuğunuzu kucağınıza aldığınızda neler hissettiniz?

Önder Bülbüloğlu:İlk çocuğum Berker idi. Büyük bir heyecana sahip olmakla birlikte doğumu biraz sıkıntılı olmuştu, hiç unutmuyorum. Ciddi bir koşuşturmaca içerisinde kan aramıştım. Döndüğümde onu yatakta gördüğümde kendimi görür gibi olmuştum. Hiç unutmadığım bir andı benim için. Bu arada bu söylediklerim de 27 yıl önce bugün yaşanmıştı.

Yaşamınızı baba olmadan önce ve baba olduktan sonra diye ayırırsak hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu?

Ö.B.:Aslında erken baba oldum. Evliliğimizin ikinci yılında Berker doğdu. Üç çocuğum var. İki çocuğumun büyüme sürecinde çok yoğun bir çalışma tempom vardı. Dolayısı ile çok değişen bir şey yoktu benim hayatımda. Daha çok annenin üzerindeydi bütün yük. Üçüncü çocuk daha farklı. Ona daha fazla vakit ayırıp, daha fazla ilgilenebiliyorum. İkinci çocuğumdan 15 yıl sonra doğunca onunla ikinci baharı yaşıyoruz da diyebilirim.

Oğlunuzla arkadaş gibi misiniz yoksa disiplinli otoriter bir baba mısınız?

Ö.B.:İkisinin arasında bir yapım olduğunu söyleyebilirim. İşle ilgili olarak oldukça otoriter ve sinirliyimdir. Ama iş dışında çok sevecen, çok şey konuşabilen bir bağımız var Berker’le. Belki Berker’e iş konusunda haksızlık yapıyor olabilirim. Amerika’da okuyup gelir gelmez onu işin içine gömdüm adeta. Bu noktada sert ve otoriter davrandığımı zannediyorum. Berker’i bunalttığımı düşünüyordum ama şimdi alıştı. İşleri kovalamaya devam ediyor.

Adım adım başarıya yükselişiniz oğlunuz üzerinde de etkili bir girişimcilik ruhu oluşturuyor mu?

Ö.B.:Önünde örnek bir baba var. Bugüne kadar hep bunu gördü. Kendi iş yaşamıma başlamadaki tecrübelerimi onun yaşamaması için direkt işin içine attım diyebilirim. Berker bir yerde çalışıp, birikim elde edip işini kurmuş bir genç değil. Ben de Berker gibi üniversiteyi bitirir bitirmez iş yaşantısına başladım. Zorlukları, bilmediklerimi ve her şeyi yaşayarak öğrendim. İnşaat şirketimizin ve otelimizin sorumluluğu Berker’dedir. Onun işine karışmadan ama her şeyi de öğrensin diye işin içerisine bıraktık.

Babanızın size öğrettiği en büyük hayat felsefesi nedir?

Ö.B.:Babamdan bize kalmış en büyük miras; dürüstlük ve sözün önemidir. Kağıt üzerindeki sözleşme işin teferruatıdır. Öncelik ağzınızdan çıkan sözdür. Babam da titiz bir insandı. Ödemeler, devlete karşı olan sorumluluklar konusunda çok titiz bir insandı. Bu yeteneğimi ondan aldığımı düşünüyorum. 30 yıllık sanayiciyim daha hiçbir gecikmiş ödememiz olmamıştır.

Sizin çocuklarınıza bırakacağınız en büyük manevi mirasınız ne olurdu?

Ö.B.:Benim çocuklarımın benden daha şanslı oldukları kesin. Bu yaşta oldukça iyi imkanlara sahipler. Berker 18 yaşına girdiği günkü doğum gününde kendisine bir mektup yazmıştım. O mektupta ona önünde uzun bir yol olduğunu ve bu yolda ona ilk bırakacağım öğütün de dürüstlük ve ailesine bağlılık olacağını belirtmiştim. Berker ve kardeşlerinden de ömür boyu birbirlerine bağlı olmaları ve destek olmalarını isterim. Kardeş insan için büyük bir nimet çünkü. Ben de çünkü kardeşlerime çok bağlıyım, onların da bana çok büyük destekleri oldu. Bu çok önemli. Dünyada her şey değişiyor ama bu değerlerin yitirilmemesi gerekiyor.

Küçük bir atölyeden bugünlere gelirken çocuklarınıza zaman ayırma konusunda ne gibi sorunlar yaşadınız?

Ö.B.:Elimden geldiği kadar hepsine zaman ayırmaya çalıştım ve eğitimlerinin iyi olması için çaba sarf ettim. Her zaman söylerim eşim küçük kızımızı servise bırakmayacak kadar titizlenen bir anne oldu. Ama bunları söylerken de iş dünyasındaki birçok arkadaşıma göre daha şanslıyım. İşim gereği hiçbir zaman şantiyelerde evden uzak kalan bir insan olmadım. Çünkü ben hep bir şeyleri imal ettiğim için işlerim fabrika düzeyinde gelişti. İşimin dışında çok uzun yıllar sosyal sorumluluklarım oldu. Sanayi Odası Başkan Vekilliği, Ankara Koleji’nde başkanlıklar, OSİAD’a başkanlık yaptım bir dönem. Ama yinede baktığımda evden çok uzun süre ayrı kaldığım olmadı.

   

Genç girişimcilerin örnek aldığı isimlerdensiniz. Neler tavsiye edersiniz?

Ö.B.:Müteşebbis bir insandım ama bu benim ruhumda vardı. Zaman zaman üniversitelerde bu yönlerimizi öğrencilerle paylaşıyoruz. Kendi hayatımızdan bu yönleri sunumlarla anlatarak müteşebbislik yönlerinin gelişmesini sağlamaya çalışıyoruz. Ben üniversitede okurken hiçbir zaman bir kurumda işe girip çalışma isteğim olmamıştı. O dönemlerde hep yapacağım imalat ve üretimleri düşünüyordum. Herkes hayal kurduğumu söylerdi. Ama her şey hayal etmekle başlar. Ben o hayalin peşinden düzgün adımlarla gitmek gerektiğine inanıyorum. Çok çalışmak, çok önemli. Bu da işinizi sevdiğiniz zaman oluyor. Bunun yanında mutlaka şans faktörü ve diğer etkenler de katkı sağlıyor. Bunların hepsini bir araya getirebildiğimiz zaman da başarı geliyor. Sabit olmak lazım, azimli olmak lazım, anlık heveslerle değil, uzun vadeli planlar yapmak lazım, korkmamak lazım, çok araştırmak lazım.

Hayatta çocuklarınızdan istediğiniz en önemli şey nedir?

Ö.B.:Benim ilkelerime göre; bazı şeyler zaten başarıyı getiriyor. O prensipler dışında gelen başarıların geçici olduğunu düşünüyorum. Çünkü ben 30 yıllık iş hayatımda çok şey gördüm. Kalıcı olan şeyin arkasında mutlaka benim gibi çok çalışmak, işini sevmek, dürüst olmak, verdiği sözü tutmak olduğunu zannediyorum. Tabii çocuklarımın sosyal olmasını da çok istedim. Çünkü bu da başarının bence diğer bir tarafı. Tek başına eğitimle iyi notlar alıp, çok başarılı akademik kariyer çizmenin normal hayata geçişte bir bacağının eksik kaldığına inanan biriyim. Yıllardır eğitimin de içerisindeyim. Ankara Koleji yönetim kurulunda hizmet verdim. Ve hep o bacağın da olması için gayret ettim. Onların bağımsızlıklarını, kendi karar verebilme yeteneklerini kendi hayatımdan da biçerek nereden geçtiğini tahmin ettim. Mesela çocuklarımın hiçbir zaman dışarıda okumalarına karşı çıkmadım. Kızım hala Koç Üniversitesi’nde okuyor. O ve Berker’in dışarıda okumasının kendilerine ayrı bir güç verdiğine inanıyorum. Çünkü bana vermişti. Bende dışarıda okudum. Benim yanımda kalıp, benim koruma kalkanım altında olmamalılardı.

Oğlunuz Berker Bey’in kendinize benzettiğiniz yönleri var mı?

Ö.B.:Var tabii ki, pek çok yönümüz benziyor. Çok saygılı bir çocuktur. Sakindir ama benim gibi çabuk parlar ve parlaması çabuk geçer. Gerçekten dürüst, düzgün, efendi, saygılı bir yapıdadır.

Babalar Günü sizin için ne ifade ediyor?

Ö.B.:Benim bu özel günlere karşı alerjim vardır. Anneler Günü dışındaki günlerin sunni bir şekilde yaratıldığını düşünürüm. Babalar Günü beni hiç heyecanlandırmaz. Zaten ailemin de heyecanlandırdığını söyleyemem. Anneler Günü’nde heyecan vardır bizde. En büyüğümüzden en küçüğümüze harçlıklarla hediyeler alınır, Babalar Günü de unutulur gider (gülüyor) Ben her ne kadar heyecansız görsem de bu günü belki de bu günü çocuklarından ayrı olup da bekleyen binlerce baba var. Belki senede bir kere bu gün vasıtasıyla çocuklarıyla bir araya gelen ya da hatırlanan babalar için çok şey ifade ediyordur mutlaka. Anneler kadar olmasa da babalar da ailedi önemli faktörlerdir ve hergün hatırlanmaları lazım.

“BABAM AİLEMİZİ BİR ARADA TUTANDIR”

Önder Bülbüloğlu’nun ardından sözü Berker Bülbüloğlu’na bıraktık. Doğum gününde, hasta hasta, yoğun iş temposu arasında bizlere vakit ayırmayı ihmal etmeyen Berber Bey’e bir kez daha teşekkür ederek mutlu, sağlıklı bir ömür diliyoruz.

Babanızı sizin yorumlarınızdan dinleyebilir miyiz?

Berker Bülbüloğlu:Babam, çok çalışkandır. Sabah erkenden uyanıp işini düşünür. Çok yoğun çalışır. Biz çocuklarını çok sever.

Birbirine bağlı bir aile olduğunuzu biliyoruz. Bunu neye borçlusunuz?

B.B.:Bunu anneme ve babama borçluyuz. Bizi böyle yetiştirdiler. Babannem ve dedem de birbirlerine bağlı insanlardı.

Babanızla kardeşler arasında iletişimi en kuvvetli olan kimdir?

B.B.:Ben daha çok iletişim kurarım. İlk çocuk olmamın da bununla ilgisi olduğunu düşünüyorum. Kız kardeşlerimle de bayağı iyidir iletişimleri ama en çok derseniz benimle iletişim kurar.

Babalar Günü sizin için ne ifade ediyor?

B.B.:Babamla bir arada olmak, hediye almak ve onu mutlu etmektir; Babalar Günü.

Babanız sizin için ne ifade ediyor?

B.B.:Aileyi bir arada tutan, koruyan kollayan, her şeyimize yardımcı olan, bizi düşünen biridir.

Baba olduğunuzda “babam gibi yapmam” diyeceğiniz şey ne olurdu?

B.B.:Babamın her hareketini beğendiğim için öyle bir şey demem. İş dünyasında bazı anlaşmazlıklarımız oluyor. Ama bu da benim rahat oluşum babamın ise disiplinli oluşundan kaynaklanabiliyor.

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN