Keyifli Hayatın Dergisi

“Bir şeyi çok isterseniz, evrenin bütün imkanları işbirliği yapar”

SHARE
, / 269 0
   

Ünlü iş adamı Hamdi Akın, TÜGİAD Ankara’da MODA derginin sorularını yanıtladı.

Çocukluk yıllarında çekirdek satarak başlayan uzun iş hayatı serüvenini dinlediğimiz Akın, tecrübelerini ve iş adamlarına tavsiyelerini bizimle paylaştı.

Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, TÜGİAD Ankara’da iş adamlarıyla bir araya geldi. Derneğin merkezinde kendi adının verildiği salonun açılışını yapan Akın, programın sonunda gerçekleşen yemekte ise döner keserek renkli görüntülere imza attı. Organizasyonun ardından bir araya geldiğimiz ünlü iş adamı, kendisine yönelttiğimiz soruları samimiyetle cevapladı.

Ticaretle çocukluk yıllarınızda çekirdek satarak tanıştınız. Şimdi ise Türkiye’nin en önde gelen iş adamları arasındasınız. Uzun iş hayatı serüveninizdeki kırılma noktalarını öğrenebilir miyiz?

1960’lı yıllardan bahsediyorsunuz. Henüz ilkokuldayken yaz tatillerinde birçok iş yaptım. O zamanlar yaz tatillerinde eli tutan herkesin ya bir yerlerde çalışması, ailesine yardımcı olması ya da ufak girişimcilik örnekleri göstermesi çok doğaldı. Daha doğrusu bizim mahallemiz öyleydi. Sadece ben değil bütün arkadaşlarım bir şeyler yapardı. Kimi Teksas Tombiks, kimi kader kısmet, kimi de çekirdek-gazoz satardı yazlık sinemalarda. Bütün bunlar uzun bir süreç, hiçbir iş hayatı spontane olaylarla gelişmez. Devamlı oyun masasında oturursunuz, devamlı çalışma masasında oturursunuz. Oturduğunuz süre içerisinde, o maratonda namuslu ve düzgün bir şekilde çalışırsanız ve çevreniz de size o fırsatları verirse piyasa alır sizi bir yerlere taşır. Benim iş hayatımın ilk 30 senesine bakarsanız çok da büyük çıkışların olmadığını görürsünüz ama bu bir tecrübe birikimidir. Fakat son 10 yıla gelindiğinde o tecrübe birikimi bir yerde patlar ve o patlamayı yakalamak için, o sırada enerjinizin ve tecrübenizin uygun olması gerekir. Aldığımız işler itibariyle belli bir tecrübe ve kilometre taşları da var tabi. Mesela 1992’de aldığımız Bursa doğalgaz dağıtımı, kapasitemizin üzerinde ve oldukça önemli bir işti. Sonrasında Atatürk Havalimanı, Mersin limanının özelleştirilmesi, muayene istasyonları gibi aldığımız işler çıkış noktalarımız oldu. İş hayatında geçmiş son derece önemlidir. Geçmiş olmasaydı bunların hiçbiri olmazdı.

İş yaşamınızdaki prensiplerinizi öğrenebilir miyiz?

   

Hisseleri satılabilir noktada olabilecek işler kurmayı hedeflerim. O şirket, mutlaka hisselerinin birgün birileri tarafından alınabileceği bir şirket olmalı. Bu benim en önemli prensibim. Bu yüzden işlerimi; alım garantili, Atatürk Havalimanı’nda oluduğu gibi yolcu garantili ya da fazla rekabete açık olmayan ve piyasa riski taşımayan işlerden seçmeye gayret ediyorum. Böyle olduğu zaman da kadronuzu daha rahat oluşturabiliyor ve daha imtiyazlı bir pozisyona geliyorsunuz. Şüphesiz, rekabet olan işler de var. Örneğin, enerji işinde birçok oyuncu var ama biz daha çok bu işlerimiz içerisinde hidroelektrik santrallerde olduğu gibi alım garantisi olan işleri ve de ürettiğimiz malın satım garantisi olan işleri seçiyoruz. Böyle işleri seçtiğimiz zaman, bu şirketleri yurt dışından veya yurt içinden alabilecek şirketler çıkıyor ve size onun bedelini ödeyip, sizin o işten çıkmanıza yardımcı olabiliyorlar. Çünkü benim prensibime göre hiçbir zaman şirket sahibinin ölene kadar o şirketin sahibi olması gerekmiyor. Eğer öyle bir şey olursa şirketlerin sahipleri öldüğünde, şirketler de ölüyor ya da sürünüyor. İkinci nesil her zaman o işi götürmekle mükellef değil. İşi yürütemeyebilir veya sevmeyebilir. Hatta kişinin çocuğu olmayabilir. Bu yüzden, o şirketin her zaman hisse senetlerinin satılabileceği bir noktada olması lazım. Bu konuda en önemli nokta, o şirketi kurgularken her zaman satılabilecekmiş gibi düzenlemek. Bunun için de uluslararası platformdaki alıcıların dikkat ettiği özelliklere uygun şekilde şirketleri kurmak lazım. Yabancı şirketler sizinle ilgili bir araştırma yapıp bu şirket nasıl yapılanmış diye baktıkları zaman onların alabileceği şekilde yapılandırılmış olması lazım. Örneğin, siz narenciye üretiyorsunuz ve alıcı bekliyorsunuz ama alıcı elma-portakalı o şekilde istemiyor. Belli bir klasifikasyondan geçirilmiş, yıkanmış, temizlenmiş, ambalajlanmış, kutularına konulmuş ve export damgasını yemiş pırıl pırıl bir ürün bekliyor. O ürünü üretmediğiniz sürece yabancı alıcıyı bulamıyorsunuz. Halbuki bizim iç piyasada değil uluslararası piyasada işler üretmemiz lazım. Bunun için, dünya nasıl şirketler ve iş modelleri istiyorsa şirketlerimizin iş modellerinin ona uygun olması lazım.

Ankara’da yeni bir projeye imza atıyorsunuz…

İncek Loft’u başlattık. 1150 konutluk göl manzaralı bir konut projesi, keyifli bir yer. Fenerbahçe tesislerinin hemen arkasında. 2014 senesinde lansmanları başlayacak. Ankara’nın ihtiyaçlarına cevap verecek bir proje olduğunu düşünüyorum. Artık “yap-sat” dediğimiz ufak inşaatların yapıldığı dönem bitti. Bundan sonra büyük, markalı projeler üretiliyor ve insanlar da artık bu şekilde yaşamak istiyor. Biz de bu vagona katıldık diyebilirim.

Fenerbahçe’nin hayatınızdaki yeri nedir?

Fenerbahçe herkes için olduğu gibi bizim için de bir sevda. Futbolun içinde olduğumuz için, gerek yurt içinde gerek yurt dışında her cumartesi-pazar günleri mutlaka bir maç seyrediyoruz. Fenerbahçe ve spor her zaman hayatımızda var.

Şık giyimiyle dikkat eden bir iş adamısınız. Herhangi bir stil danışmanlığı aldınız mı?

Danışmanlık alacak pozisyona henüz gelmedik ama Ankara’da zaten yıllarca takım elbise ile düğmelerimizi ilikleye ilikleye giyinmeyi de öğrenmiş oluyoruz. Genelde takım elbiseyle ve kravatla dolaşıyoruz. İstanbul’a gittiğimde ise bundan biraz da olsa kurtulmaya çalışıyorum. Çünkü spor giyim konusunda biraz fakiriz. Sadece cumartesi ve pazar günleri giyinebiliyoruz. Spor giyim İstanbul’da da biraz daha ön planda. Bu yüzden yurt dışına çıktığımız zaman biraz daha rahatlıyoruz.

Genç girişimcilere ne gibi tavsiyeleriniz olabilir?

O kadar geniş bir yelpaze ki, çok fazla şey söylemek gerekir. En başta genç girişimcilerin hepsinin işlerinden başka bir şey düşünmemeleri gerekir. Şansın ayağına geldiğini fark etmeleri ve onun için de hep çalışma hayatının içinde yer almaları gerekir. Bu son derece önemli. Bir de, motivasyonunu başkasına iliştirerek değil de sadece kendini düşünerek ve sadece kendi yaptığı yanlışları ve doğruları görerek hareket etmesi gerekir. Başkalarının başarılarını eleştirmek ya da kıskanmak yerine kendi doğrularımızı yapmaya devam etmeliyiz ve her zaman çalışmalıyız. İş adamının görevi, çalışmak ve konsantre olmaktır. Eğer bir şeyi çok isterseniz evrenin bütün imkanları o işin olması için işbirliği yapar. Bunun için de namuslu ve dürüst çalışmak lazım.

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN