Keyifli Hayatın Dergisi

DOĞANIN DOĞRU ENERJİSİNİ YAKALAYAN, RENKLİ BİR KADIN

SHARE
, / 330 0
   

“Hayat, eğer izin verirsen zaten çok monoton. Ben de bu durumu kırarak, hayatımdaki her şeyi özel yapmaya çalışıyorum.”

Deedra Aynaz Özlen Özkaşıkçı, ABD’li bir anne ile Türk bir babanın çocuğu. Ankara cemiyet hayatının en güzel ve en enerjik isimlerinden birisi. Çıktığı tatillerden, katıldığı davetlere kadar her ortamda verdiği renkli pozlar uzun süre konuşuluyor. Hayatın enerjisine inanan, her anı dolu dolu ve en özel haliyle yaşamaya çalışan Aynaz Özkaşıkçı ile hayvanlar arasında da özel bir dostluk var. Aynaz Hanım, kariyerinde yer alan projeleri, çocukları ile arasındaki özel bağı, tarifini kelimelere sığdıramadığı hayvan sevgisini ve Antalya’da atlarla gerçekleştirdiği fotoğraf çekimini anlattı, bize de sadece keyifle dinlemek kaldı.

Objektiflere her zaman çok renkli ve pozitif yansıyorsunuz. Özel hayatınızda da böyle misiniz?
Ben çok yüksek enerjili bir insanım. Kolay yorulmam. Etrafımdaki insanları mutlu etmek hayat sebebimdir diyebilirim. Bu yüzden pozitif olduğumu düşünüyorum. Hayat, eğer izin verirsen zaten çok monoton. Ben de bu durumu kırarak, hayatımdaki her şeyi özel yapmaya çalışıyorum. Fotoğraflarıma da bu durum yansıyor sanırım. Rahat bir insanım. Kompleksilerim yok. Kötü mü görünüyorum, şişman mı çıktım gibi kaygılarım olmuyor kamera karşısında. Benim kötü fotoğraflarım da basılıyor, hiç haberim yokken bikinili fotoğraflarım da kullanılıyor. Kendi çevremin verdiğim pozlarla dalga geçtiği bile oluyor ama kızmıyorum. Çünkü ben buyum, olduğum gibiyim. Ruh halim neyse o çıkıyor. Ankara’da dergi sektörünün önem kazanmasından sonra fotoğraflanan insanlar da daha rahat poz vermeye başladı. Eski görüntüler daha standarttı. Gülümsemeyen çok ciddi ifadeler görürdük hep. Şimdi insanlar çok daha rahat. Yani bu sadece benim için geçerli değil. Daha renkli kareler çıkıyor artık ortaya.

Big Bubble Bags gibi markaları Ankara’ya getirdiniz. Bu projeden biraz bahseder misiniz?
Akya (Gençler) ile benim çok eskiye dayanan, 18 senelik bir arkadaşlığımız var. İlk tanıştığımız günden beri birbirimize çok bağlıyız. Hiç bir zaman kafamda onunla ilgili bir soru işareti olmadı. Sanırım ben de onun için öyleyim. İkimiz birlikte bir şeyler yapmayı hep istemiştik. Tabi hayatta bazı dönemler çok zorlu geçiyor. Özellikle de biz kadınlar için bu durum böyle. Evleniyorsun, çocuk sahibi oluyorsun, pek çok sorumluluk alıyorsun. Bunlar gibi sebeplerden bir türlü fırsat bulamamıştık. Bir yaz akşamı teknede oturup, sohbet ederken; “Biz artık birlikte bir şeyler yapmalıyız” dedik. Ben de o sene Napoli’de çocuklarımla yaptığım bir seyahat sırasında Bubble Bags’i keşfetmiştim. Akya da bayılmıştı, almak istemişti ama internet üzerinden getirtememişti. Biz de aniden Bubble Bags’in distribitörlüğünü almaya karar verdik. Uğraşalım bakalım ne olacak derken her şey kendiliğinden gelişti. “Bir şirket kuralım. Adı A2 olsun çünkü 2 A’yız” derken bir de baktık eylül ayında distribitörlük almak için İtalya’dayız. Ben doğru enerjinin gücüne inanıyorum. Önemli olan doğru zamanda, doğru işi yapmak. Bir şeyleri zorluyorsan, orada bir yanlışlık oluyor. Zorlamamıza gerek kalmadan, kendi kendine gelişti bu proje ve bize işten, arkadaşlıktan, kendimize duyduğumuz güvene kadar pek çok şey öğretti. Profesyonelliğe, organizasyona dair ikimizin de çok fazla bilgisi yoktu. Evet biz zevkli insanlarız ama bir malı pazarlamak, fiyatlandırma yapmak, ithalat-ihracat gibi konular profesyonellik gerektiriyor. Bunların hepsini toparlayıp, öğrenmek kolay olmadı.
Özverili bir şekilde çalıştık çok da keyif aldık. Şirketimiz hala çalışmaya devam ediyor ama bu sıralar fazla yoğunlaşamadık. Ben yeni bir eve taşındım, inşaatla ilgili işlerim çoktu. Akya da aynı şekilde bu sıralar taşındı. Hayatın getirdiklerine uyum sağlamak gerekiyor. Bu dönem ağırlık veremedik ama seneye çok farklı çalışmalar ortaya çıkacak.

Alışveriş için özel seyahatler planlıyor musunuz ya da “A2” için keşif amaçlı yurtdışına çıktığınız oluyor mu?
Biz modaya meraklıyız. Moda demek çok da doğru olmaz aslında estetiğe meraklıyız. Bir mekan dizaynından, kıyafet tasarımına kadar her şeyde ortaya çıkan güzelliğe çok değer veriyoruz. Akya ve benim bakış açılarımız bu noktada kesişiyor. Her zaman en iyisini ve en güzelini bulmaya çalışıyoruz. Alışveriş konusunda da öyle. İstediğimiz bir şeyi burada bulamayınca, temin etmek adına uğraş veriyoruz. Bazen yeni markaları keşfetmek için seyahat ediyoruz.

[RoyalSlider Error] No post attachments found.

Türkiye’de de mutlaka satışta olmalı dediğiniz başka markalar var mı?
Tabi, sürekli oluyor. Her seyahatte yeni şeyler keşfediyorum ama söylemeyeceğim, önümüzdeki çalışmalarda ortaya çıkacak, sürpriz olsun.
Türkiye’den ve dünyadan moda haftalarını takip ediyor musunuz?
Evet tabi takip ediyoruz. Türkiye’de düzenlenenler de çok başarılı gerçekten. Bu sene gidemedik ama son iki yıldır katılmıştık. Modanın Türkiye’deki ilerleyişi çok güzel. Defileler de çok keyifli geçiyor İstanbul’da. Eskiden bu kadar güçlü değildi moda haftaları. Belki de yeterli materyal yoktu. Ama son zamanlarda hem işçilik hem de kullanılan materyaller çok başarılı.

Gelecek dönemler için farklı projeleriniz, planlarınız var mı?
Gelecek için de çok büyük bir projem var. Bu kişisel bir çalışma olacak. Tarihi tam belli değil ama seneye ocak ayı gibi gerçekleşebilir. Şu an henüz gelişme evresinde olduğu için açıklamam doğru olmaz. O da sürpriz olsun.

“STİLİM BENCE BİR TARAFTAN ÖZGÜVEN SAHİBİ, BİR TARAFTAN DA SEKSAPELİ VAR”

Kendi stilinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
İddialıyım, aslında her konuda iddialıym. Sıradan bir insan olmak istemedim hiçbir zaman. Stilim bence bir taraftan özgüven sahibi, bir taraftan da seksapeli var. Seksapel derken, çok açık saçık giyinmeyi sevmiyorum ama bir kadının feminenliğini ortaya çıkaran küçük ayrıntılar her zaman olmalı. Büyüdüğüm yerin de stilimde çok fazla etkisi oluyor. Ben Florida plajlarında büyüdüm. Okula bikiniyle gittiğimiz zamanlar oluyordu. Güzelliğe ve modaya bakış açım da Türk toplumuna göre biraz iddialı kalıyor tabi. Neyse ki benim eşim de tarzımı seviyor. Bazı erkekler kadınları kısıtlar, eşim pek öyle değildir. Çok absürd bir şey giydiğimde bunu gerçekten giyecek misin dediği olur ama karışmaz.

   

Anne olmak hayatınızda neleri değiştirdi?
Anne olmak benim bu hayattaki en önemli görevim, zevkim. Çocuklarım benim için muhteşem iki insan. Kendimi çok şanslı hissediyorum. Her gün onlarla hayatın anlamını ve güzelliğini fark ediyorum. Onlarla birlikte çok şey öğrendim, hayattan çok ders aldım. Oğlum şimdi 13 yaşında, benden uzun. Ne zaman, nasıl oldu bu diye hayretle bakıyorum. 4 sene sonra üniversiteye gidecek. Mahvolacağım.

Anneler günü yaklaşıyor. Unutamadığınız bir anneler günü anınız var mı?
Ben sürpriz yapmayı seviyorum. ABD’ye annemin yanına çat kapı gittiğim çok oldu. Ama değerli anları ‘anneler günü’ diye bir güne sıkıştırmak saçma ve klişe. Çocuklarımın bana herkesin kutladığı bir günde hediye almasına gerek yok. Onlar zaten en büyük hediye. Bazen benim için bir resim yapıyorlar o bile kadar değerli oluyor ki. O yüzden anneler günü gibi günleri de çok anlamlı bulmuyorum. Bir tek doğumgünleri benim için çok özeldir. Çünkü bir insanın varlığını kutlamak, hayatımda iyi ki varsın demek önemlidir.

“TEKSAS’DAKİ AKARABALARIMIZ KEMERLİ, ŞAPKALI, ÇİZMELİ GEZİYORLAR. O YÜZDEN BEN DE HEP DALGA GEÇERİM KENDİMLE. NEREDEN GELDİM, NEREDE YAŞIYORUM, NASIL BİR HAYATIM VAR DİYE DÜŞÜNÜYORUM ZAMAN ZAMAN”

Yaz tatili için program yaptınız mı? Tatil için önerileriniz neler?
Bu yazla ilgili çok güzel bir planımız var. Bir tekne turu yapacağız arkadaşlar ve çocuklarla. Sonra da ABD’ye gidiyoruz. Akya, ben ve çocuklarımız 1 ay doğu kıyısı turu yapacağız.
Akya ile ABD hakkında konuşunca hep derdim ki; “Kızım sen ABD’yi tanımıyorsun. New York’a giderek, ABD’ye gitmiş olmuyorsun. Güneyi görmeden, ABD’yi gördüm diyemezsin.” Çünkü ben oralarda büyüdüm. Ailem şiveli konuşacak kadar güneylidir. Teksas’daki akrabalarımız kemerli, şapkalı, çizmeli geziyorlar. O yüzden ben de hep dalga geçerim kendimle. Nereden geldim, nerede yaşıyorum, nasıl bir hayatım var diye düşünüyorum zaman zaman. Akya’ya da “Sizi gerçek ABD’de gezdirmem gerek” derken, “Hadi, yapalım bu sene o zaman” dedi. Biz de yaz için böyle bir plan yaptık. Çocuklarımın ABD tarihini bilmelerini ve yakından tanımalarını istiyorum. Hem iç savaşın olduğu yerleri ziyaret edeceğiz hem de doğayla vakit geçireceğiz. 2-3 günde bir yer değiştireceğimiz dolu dolu bir tatil plandık. Tatillerimizin biraz tarihi ve kültürel bir yanının da bulunması önemli. Çocuklarım gittikleri yerlerden birikimlerle, anılarla dönsünler, dünyayı tanısınlar istiyorum. Her topluma, her dine, her ırka saygı duymalılar ve dünya vatandaşı bireyler olarak yetişmeliler.

Hayatınızın bir dönemini ABD’de geçirdikten sonra Ankara’ya yerleşmişsiniz. Ankara’yı sizin için değerli kılan neydi?
Benim babam Türk ve çok büyük bir ailem var burada. Konya’dan Ankara’ya gelip yerleşmişler. 300 kuzen olduğumuzu söylüyorlar. Nereye gitsem 3-4 akrabamla karşılaşıyorum. Ailemin burada olmasının getirdiği çok büyük bir destek var. Zaten eşim de buralı. Ayrıca Ankara’da yaşam gerçekten çok rahat. Çocuklarımın gittiği okulu çok seviyorum, çok memnumum. İstediğim gibi bir eğitim alıyorlar. Büyük şehrin getirdiği kolaylıklar var. Ankara’da kaliteli, düzgün ve değerli pek çok insan var. Türkiye’deki aile kavramına ne ABD’de ne de Avrupa’da rastlanıyor. Çocuklarım burada güvenle büyüdüğü için çok mutluyum. ABD’de yaşasam bu kadar rahat olamazdım. Küçük yaşta çok kötü şeyler yapılıyor. Bir kere 16 yaşında araba kullanıyorlar, ben oğlumun 2 sene sonra araba kullandığını düşünemiyorum. 16 senedir tam olarak Ankara’da yaşıyorum ondan önce de gidip geliyordum. Öyle olunca hayatımdaki önemli pek çok şey ve arkadaşlıklarım da burada şekillendi tabi. Şimdi benim için burada eksik olan tek şey deniz. Ama biz zaten çok seyahat ediyoruz. Yazlarımı çoğunlukla ABD’de geçiriyorum. Kendimi bir yere değil birkaç yere ait hissediyorum.

Hayvanlarla aranızdaki bu özel bağ nasıl oluştu?
Kendimi hayvansever diye tanımlayamam, hayvanlara aşık bir insanım. Hepsini çok seviyorum ama benim için içlerinde birincisi köpek ikincisi de at. Köpeksiz bir gün bile yaşamadım, yaşayamam da. Kendimi en kötü hissettiğim anlarda onlara sarılırım. Varlıkları canlılık veriyor, hayata renk katıyor, ölümü öğretiyor. Köpekler çok özeller. Türkiye’de sokaktaki köpeklerin durumlarına çok üzülüyorum. Burada insanlar köpekleri saldırgan canlılar olarak görüyor. Ne kadar özel olduklarını anlamıyorlar. Oysaki onların sevgisi karşılıksızdır. Sevgi bile beklemeden, sadece sevmek istiyorlar.

“HAYATIN ENERJİSİNE İNANMAK VE ELE GEÇEN FIRSATLARI DEĞERLENDİRMEK ÇOK
ÖNEMLİ”

Atlarla sahilde gerçekleştirdiğiniz fotoğraf çekimi nasıl ortaya çıktı?
Atlar da benim için köpekler kadar önemli. Annemin ve babamın tanışma sebebi attır. Ailenin iki tarafı da binici olunca hep atların bulunduğu ortamlarda büyüdüm. Çocukluğum atlı sporda geçti. ABD’de çiftliklerimiz, atlarımız vardı. Kız kardeşimle kızılderililer gibi gezerdik ortalıkta. Şimdi de Atlı Spor Kulubü’nde onlarla vakit geçiriyorum. Ama oradaki küçük arazi yetmiyor tabi. Doğada daha özgürce vakit geçirebilmeyi çok isterdim. Deniz kıyısında, sahilde ata binmek en büyük hayalimdi.
Geçenlerde ailemle Antalya tatilindeyken, sahile atlarla gelen binicileri gördüm. Ben de bineceğim diye tutturdum tabi. O gün tesadüfen fotoğrafçılar da oradaydı bizim otelden. Onlarla bir ayarlama yaparak, bu çekimi gerçekleştirdik. Bunları bir aile albümü haline getirmek çok keyifli oldu. 10 dakikada karar verildi ama iyi ki o fotoğraflar çekilmiş. Bir daha böyle bir fırsat çıkmayabilir çünkü. İstediğin kadar plaja git . Atlar, fotoğrafçı, sahil, ışığın en güzel olduğu saatler… Bunların hepsi o an’a özeldi. Sadece bir fotoğraf çekimi de olsa hayatın enerjisine inanmak ve ele geçen fırsatları değerlendirmek çok önemli.

Röportaj:Buket Kıcıman

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN