Keyifli Hayatın Dergisi

Gamze Önsoy Güngör evninin kapılarını MODA’ya açtı

SHARE
, / 317 0
   

“Biz nasıl yaşamak istiyoruz” sorusundan yola çıkarak planladıkları projenin sonucunda; Güngör ailesi, kurduğu hayalin içinde yaşıyor.

Röportaj: Buket Kıcıman

Aloha Evleri’nde yaşayan Gamze Önsoy Güngör’ün hikayeler ve yaşanmışlıklarla dekore ettiği evine konuk olduk. Her penceresinden doğa ile buluşan bu keyifli evde Güngör çiftinin hayata geçirdiği Aloha Evleri Projesi ve Gamze Hanım’ın dekorasyon tercihleri üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Gamze Hanım öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz?

Tüm ailem Kayserili. Ben Ankara’da doğdum ve okudum. Tabii çocukken yaz tatillerini Kayseri’deki bağımızda ve Kuşadası’ndaki yazlığımızda geçirirdik. Çocuk olarak o yılların tüm nimetlerinden faydalandığımı söyleyebilirim. Lise ve üniversite yıllarından itibaren hep ticaret yapmak istedim.
1983 yılında kurulan şirketimizde eşim ile birlikte inşaat ve turizm sektörlerinde faaliyet göstermekteyiz ve bu yıl ticari hayatımızın otuzuncu yılını kutlayacağız.
Seyahat, Trekking ve Scuba Diving özel olarak ilgilendiğim ve keyif aldığım uğraşlarımdır. Bahçemizden topladığım meyvelerimizle reçel yapmayı ve onları güzelce ambalajlayıp sevdiklerimle paylaşmayı çok severim, aileme ve dostlarıma kahvaltıda ikram etmek benim için çok kıymetlidir.

Doğa dostu, kompleks bir yaşam alanı olan Aloha Projesi nasıl gelişti?
Aloha Evleri, hikayesi olan bir yaşam projesidir. Çevremizdeki yüzlerce alternatiften biri olmak yerine; şehrin merkezinde, otel konforunda, yemyeşil ve kocaman bahçesiyle, yüksek standartta kaliteli bir yaşam alanı hazırlamak istedik.
Biz çocukken evlerimiz bahçeliydi. Ağaçlardan meyveler toplar ve onların altında oynardık. İstedik ki; çocuklarımız da böyle büyüsün, ağaçlardan meyveler toplasın ve güvenle oynasınlar.
Ne kadar çok daire o kadar çok insan değil, ne kadar çok ağaç o kadar çok yaşam diyerek yola çıktık. Oluşturduğumuz doğanın yanı sıra sağlıklı yaşamı destekleyen alanlar tasarladık.

Aloha Evleri’nin diğer mimari anlayışlardan farkı nedir?
Aloha Evleri, Gaziosmanpaşa’da şehir yaşamının merkezinde olmasına karşın sanki bir tatil beldesi gibidir. Mimari olarak göze çarpan şaşalı bir tasarım anlayışı yok aslına bakarsanız. Biz en başından beri sade, modern ve yaşayan bir yer olmasını hayal etmiştik. Öyle de oldu. Bugün birçok yeni yapılan lüks konut projelerinde her şey var fakat, sıcaklık yani ev hissi yok gibi geliyor bana.
Profit İç Mimarlık ve ekibi ile çok çalıştık. Spor salonumuz, masaj odamız, saunamız, cafe’miz var demek için yapmadık bunları, sanki her dairenin içinde bir yer oldu sosyal alanlarımız. Burada yaşayanlar istedikleri anda evlerinden mayolarıyla çıkıp, özel bir asansörle SPA, spor ve sağlık kulübü olan Oksijen Club’a direkt olarak ulaşabiliyorlar. Ayrıca Oksijen Club’da, Cafe House, Red&White Kuaför ve güzellik salonu da mevcut.

Siz ne kadar süredir burada yaşıyorsunuz?
Galiba biz en son taşınanlardanız, 2 yıldır burada yaşıyoruz.

Planlama sürecinde yer aldığınız bir projede şu an yaşıyor olmak nasıl bir duygu?
İnsanın hayal ettiği şeyi başarması her zaman mümkün olamayabilir. Ancak biz bu projede hayalimizi gerçekleştirdik. “Biz nasıl yaşamak istiyoruz” dan yola çıkarak planladığımız bir projenin içindeyiz şimdi ve çok mutluyuz.
Peyzaj mimarımız ve arkadaşım Belemir Dalokay bir keresinde şöyle demişti;
Evimiz, postacıya verdiğimiz adreslerden ve davetler verdiğimiz mekanlardan çok daha fazlasıdır. Hayatımızın şekillendiği ve birçok ortak anılarımızın biriktiği yerdir. Umarım Aloha Evleri de en güzel anılara, en unutulmaz anlara ev sahipliği yapıyor ve her yaşama mutluluk katıyordur.

   

Evinizin dekorasyon aşamasında kimlerden destek aldınız?
Biz Aloha Evleri projesinde tanıştıktan sonra, evimiz için de şimdi çok yakın dost olduğumuz Neşet Güne ve ekibinden Esin Cankılıç ile çalıştık. Yani bir Profit İç Mimarlık projesidir bu ev. Çok uzun zamandan beri tanışıp görüştüğümüz için bizi iyi tanıyorlar, doğru elektrik yakaladık ve keyifle çalıştık. Hatta zaman zaman hadi yeni bir proje daha yapalım da, yine güzel bir şeyler çıksın diye konuşuyoruz. Burası tam da istediğimiz gibi oldu; sıcak, bizi yansıtan, her mekanını ayrı ayrı kullanıp keyif aldığımız bir ev.

Evinizde farklı kültürlerden pek çok eşya var. Sık sık seyahate çıkıyor musunuz?
Evet hem de çok. Ben ve eşim doğa sporlarını çok severiz ve iyi bir seyahat arkadaşıyızdır. Hem bu sporları yapabilmek için hem de değişik kültürlerle tanışmak istediğimiz için Afrika ve Asya ülkelerini daha çok tercih ederiz. Hatta bir seferinde eşimi sürpriz bir seyahat ile Japonya’ya götürmüştüm. Nereye gideceğimizi havalimanında uçağa binerken öğrenmişti. Kısmet olursa Haziran ayında da Taipe-Kamboçya-Vietnam turu yapacağız.

Uğurlu olduğuna inandığınız, özel objeleriniz var mı?
Evimizdeki her objenin ayrı bir özelliği var. Hepsi zaman içinde toplanmış ya da ailemizden kalmış, anıları ve yaşanmışlığı olan şeyler. Babamın üniversite yıllarında kullandığı şu an bizde olan hala çalışan radyosu ve eşimle birlikte Salzburg’dan aldığımız ve kucağımızda taşıyarak getirdiğimiz guguklu saatimiz en özelleridir.

Aynalı büfelerdeki aksesuarlar çok dikkat çekici. Koleksiyonlarınız mı?
Porselen kahve fincanı ve porselen biblo koleksiyonum var. Biblolarım; müzisyen balerinler, melekler ve doğa temalıdır.

Mobilya alışverişinde nereleri tercih ediyorsunuz?
Mobilya konusunda genelde İstanbul’dan alışveriş yapmayı tercih ediyorum. Ralph Lauren ve Roche Bobois bu evde en çok kullandığımız markalar oldu. Aksesuar olarak da Ralph Lauren favori markalarımın başında geliyor. Onun dışında yine İstanbul’da keşfettiğim küçük butik mağazalar da var. Eski evimizden getirdiğimiz ve Beymen Home’dan aldığımız bir iki parçayı çok sevdiğim için; bu evde bir odada kullandık. Ankara’da Strongbow’u seviyorum, bir odamız da oradan döşendi. Mudo Consept ve Zara Home acil durumlarda kurtarıcı yerler.

Eviniz yaşam tarzınızı yansıtıyor. Peki evin stil çizgisini nasıl tanımlarsınız?
Evin stili için genel olarak Art Deco diyebiliriz. Özellikle üst kat salon, yatak odamız ve banyolarda bu çizgiyi koruduk. Profit’e gittiğimizde Neşet Bey ile birlikte buna karar verdik. Hayal ettiğimiz gibi de oldu. Fazla gösterişli, varaklı, süslü ya da ultra modern, sıkıcı bir yer istemedik. Öyle insanlar da değiliz zaten. Kaliteli, sade, sıcak ama şık bir evdi istediğimiz.
Bazı odalarda bu tarzın dışına çıktık. Konuk odamız, turkuaz duvar kağıdı ve eskitme boyalı ahşap mobilyaları ile çok romantik ve feminen oldu.
Alt kattaki salonumuzda daha sıcak bir ambians tercih ettik. Özellikle pano duvar kağıdını çok sevdik.

Evin en çok hangi bölümünde vakit geçiriyorsunuz?
Evde oturduğumuz zamanlar, bütün vaktimizi alt kattaki samimi salonumuzda geçiriyoruz diyebilirim. Hatta yakın dostlarımızla bile burada oturuyoruz.

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN