Keyifli Hayatın Dergisi

GÜZELLİK KRALİÇESİNİN MODA TUTKUSU

SHARE
, / 287 0
   

Eşsiz güzelliği ile Pınar TEZCAN ÖZÇAPKIN, hayatındaki gelişmeleri MODA Dergi ile paylaştı.

UZUN YILLAR SÜRDÜRDÜĞÜ MANKENLİK KARİYERİNİ VE EŞSİZ GÜZELLİĞİYLE ELDE ETTİĞİ TACINI AİLESİ İÇİN GERİDE BIRAKAN PODYUMLARIN DENEYİMLİ İSMİ PINAR TEZCAN ÖZÇAPKIN, SEKTÖRDE YAKALADIĞI BAŞARIYI TASARIMCILIK ALANINA TAŞIDI. BAŞARILI BİR ANNE, İYİ BİR EŞ OLMASININ YANINDA MODA SEVDASINDAN DA VAZGEÇMEDİĞİNİ GÖSTEREN PINAR HANIM, HAYATINDAKİ GELİŞMELERİ BİZİMLE PAYLAŞTI.

1996 YILINDA TÜRKİYE GÜZELİ OLAN PINAR TEZCAN ÖZÇAPKIN, DAHA SONRA KARİYERİNE VE AİLE HAYATINA NASIL YÖN VERDİĞİNİ, TASARIM MERAKININ NASIL BAŞLADIĞINI VE GELECEK PLANLARINI MODA DERGİ KAPAK RÖPORTAJINDA SORULARIMIZA VERDİĞİ SAMİMİ CEVAPLARLA ANLATTI.

1996 yılında Miss Turkey yarışmasında birinci oldunuz. Televizyon dünyası ve mankenliğe olan ilginiz nasıl başladı?
Lise son sınıftayken hafta sonları sürekli, o zamanın en ünlü mankenlerinin olduğu (Deniz Pulaş, Merve İldeniz, Esin Moralioğlu, Begüm Özbek) defile programını beklerdim. Sonra Başak Gürsoy Ajansı’na başvurdum. Böylece mankenlik hayatım başladı. Bir sene sonra yarışmaya katıldım ve Türkiye güzeli seçildim. Sonra hızlı bir çalışma temposu başladı. Podyum, çekimler, TV…

Sizin mankenlik yaptığınız dönem ve şimdiki dönem arasında ne gibi farklar görüyorsunuz?
Bizim zamanımızda neredeyse her gün defile yapılırdı. Ben iki işe gittiğim günleri bilirim. Zamanla azalmaya başladı. Yerini tanıtımlar aldı. Dergi çekimlerinde artış oldu. Şimdi çok az defile yapılıyor.

Aile kurmak, iş ve sosyal hayatınızı ne yönde etkiledi?
Evlenene kadar çalıştım. Hamile olduğum için ara vermek zorunda kaldım. Bu üç sene sürdü, çünkü iki hamileliğim arasında çok kısa zaman var. Şimdi iki çocuğum da büyüdü ve bende tekrar çalışma hayatıma geri döndüm. Ama farklı bir şekilde. Sosyal hayatımda hiçbir zaman eksilme olmadı, tam tersi artış oldu.

Aile hayatınızı her şeyin üzerinde tuttuyorsunuz, aileniz sizin için ne ifade ediyor?
Aile kavramı gerçekten çok önemli. Özellikle anne olmak çok mucizevi bir duygu. O yüzden önce aile, sonra iş. Eşim çok yoğun çalışıyor. Bende aynı tempoda olsam bir aile düzenimiz olmazdı. Bu yüzden ben de daha rahat çalışabileceğim, ailemin zamanından çalmadan yapabileceğim bir işi seçtim.

Anne olmak nasıl bir duygu? İlk çocuğunuzu kucağınıza aldığınızda neler hissettiniz?
Anne olmak tarifsiz bir duygu. Annem hep derdi; “Sen de bir gün anne olunca anlarsın” diye. Çok haklıymış. Derin’e hamile olduğumu öğrendiğimde çok heyecanlandım. Sonra karnım büyüdükçe şaşkınlık ve heyecan daha da arttı. Doğduğu zaman şaşkınlık, mutluluk aslında biraz korku ile karışık duygulardı. Aslında en ilginç olanı eve gelip başbaşa kalmak oldu. Ama daha önce hamilelik kursuna gittiğim için bu konuda biraz hazırlıklıydım. Her şeyin tecrübesi Derin’le oldu.

Nasıl bir annesiniz? Dominant, panik, otoriter…
Ben Derin’de aşırı korumacı ve fazla bağımlı bir anne oldum. Kendim, tek başıma büyüttüm. Tabii ki zor oldu. Sonra Duru doğdu ama ben bütün o duygularımı ve korumacılığımı bastırdığım için çok rahat büyüdü. Ben çok rahat ama çizgileri olan bir anneyim. Çocuklarım da bunu biliyor.

   

Anne olmadan önceki Pınar Tezcan ile şimdiki Pınar Tezcan arasında ne gibi farklar var? Kızlarınıza vakit ayırabiliyor musunuz?
Annelik büyük sorumluluk. Önceden sadece kendim vardı, şimdi kızlarım ve eşim var. Yani işim ve düşünmem gereken detayım çok fazla arttı. Kızlarım okula gidiyor. Okuldan sonra evde faaliyetler yapıyorum. Havalar daha iyi olduğunda okuldan sonra parka gidiyoruz. Haftasonları tiyatro ve sinemaya gitmeye gayret gösteriyoruz. Zaten genelde arkadaşlarının doğum günü partileri oluyor, onlara katılıyoruz.

İki doğum yapmış bir kadın olarak formunuzu nasıl korudunuz?
Her zaman sağlıklı beslenen biri olarak bunu devam ettiriyorum. Özellikle yaptığım bir rejim yok. Daha çok sebze, et ve balık ağırlıklı besleniyorum. Tabii ki bol bol su içmeyi ihmal etmiyorum.

Tasarım merakınız nasıl başladı, bu becerinizi nasıl keşfettiniz?
Kızlar okula başlayınca bana da fazlasıyla zaman kaldı. Ben de tekrar çalışmaya başladım ve ayakkabı projemi hayata geçirdim. Bunu da marka işbirliği içinde adL firmasıyla yaptık. Biz adLL Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Tasarım Direktörü Zehra Işık ile iki-üç senedir tanışıyoruz. Sonunda beraber bir şey yapalım dedik ve bu projede buluştuk. Harika ayakkabılar ortaya çıktı. Çok heyecanlıyım çünkü çok emek harcadım ve özendim.

İlk defa adL markası için ayakkabı tasarladınız. Tanıtımdan sonra aldığınız yorumlar hangi yönde oldu?
Çok güzel tepkiler aldım. Kendi tarzım olan ayakkabılar tasarladım. Herkesin kendisinden bir parça bulabileceği bir koleksiyon oldu. İster spor, ister abiye kıyafetlerle rahat kombin edilebilecek ayakkabılar ortaya çıktı.

Ayakkabının dışında başka tasarımlara imza atmayı planlıyor musunuz?
Daha yeni bir koleksiyon hazırladım. Şu anda buna konsantre oldum. Her kadın gibi ben de ayakkabıyı çok seviyorum ve ayakkabı hakim olduğum bir konu. Başka sevdiğim ve hakim olduğum bir konu olursa neden olmasın.

Dünya çapında ya da Türkiye’de örnek aldığınız veya yakından takip ettiğiniz tasarımcılar var mı?
Celine, Zadig&Voltaire, Saint Lauren, Beymen Academia.

Moda sizin için ne ifade ediyor? Stilinizi oluştururken profesyonel destek alır mısınız?
Her zaman söylediğim gibi moda, insanın kendine yakıştırdığıdır. Özellikle modayı takip etmiyorum. Bir tarzım var ve ona uyan parçaları alıyorum. Marka olsun ya da olmasın bana uyan bir parça ise alırım. Genelde spor ayakkabı, kot ve gömlek giymeyi seviyorum.

İş kadını olmanın getirdiği sorumluluklar neler? Bunun hayatınıza ne gibi etkileri oldu?
İş kadını olmak çok güzel, daha doğrusu üretmek… Ben çok uzun seneler çalıştığım için hamilelik döneminde dinlenmek iyi gelmişti. Tekrar tam zamanında çalışmaya başladığımı düşünüyorum. Bu da beni mutlu ediyor. Çalışma saatlerim çok yoğun değil ve her şey eve göre ayarlı.

İstanbul denilince neler söylersiniz? İstanbul’un en sevdiğiniz ve sevmediğiniz yönleri nelerdir?
İstanbul benim için her zaman çok güzel ve özeldir. İstanbul’un tek sıkıntısı trafik.

İstanbul’da en çok vakit geçirmeyi sevdiğiniz yer/mekan neresi?
Lucca, Happly Ever After, Delicatessen, Papermoon, Serefina

KÜNYE
Röportaj:Özgür Karabulut
Fotoğraflar:Cengiz Dikbaş
Saç:Santana Kuaför (Ankara) Mehmet Yalçın
Make-Up:Emre Turhal
Kıyafetler: Harvey Nichols(Ankara Next Level)
Vakko(Ankara Kavaklıdere)
Brandroom(Ankara Panora)

Ayakkabı: adL markasın için Pınar Tezcan Özçapkın’ın tasarladığı koleksiyon.
Mekan:W Hotel İstanbul

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN