Keyifli Hayatın Dergisi

Gülsel Ülkü

SHARE
, / 331 0
Gülsel Ülkü
   

İlaç sektöründeki kariyerinde zirveye ulaştıktan sonra radikal bir kararla “İnsan hayallerini gerçekleştirmeden ölmemeli” diyerek modaya adım atan Gülsel Ülkü, idealist bir isim. Başarının asla tesadüf olmadığını söyleyen Ülkü’nün tecrübelerini ve tavsiyelerini paylaştığı bu renkli röportajı mutlaka okumalısınız.

günsel ülkü

Türkiye’de ve bir çok Avrupa ülkesinin seçkin üniversitelerinde aldığı eğitimlerin ardından kariyer basamaklarını hızla çıkan ve “Yılın En Başarılı İş Kadını” seçilen Günsel Ülkü’nün hayat hikayesi tam bir başarı öyküsü. Kariyerinde zirveye ulaştıktan sonra herkesin cesaret edemeyeceği bir kararla, çocukluğundan beri hayalini kurduğu moda sektörüne yönelen Ülkü, geriye dönüp baktığında pişmanlık duymaktan ziyade elde ettiği yeni başarının mutluluğunu yaşıyor.

Röportaj: Özgür KARABULUT

Günsel Ülkü’yü sizden dinleyebilir miyiz?
Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldum. Pazarlama ve finans bölümlerinde çift lisans yaptım. Viyana Üniversitesi’nde Almanca, Paris Sorbonne Üniversitesi’nde Fransızca eğitimi aldım. Uzun yıllar ilaç sektöründe genel müdür ve Doğu Avrupa bölge direktörü olarak kariyer yaptım ve böylece meslek hayatımda birçok ödül alarak başarılarımın ödüllendirilmesi şansına sahip oldum. Genel müdür olduğum ilk yıllarda 30 yaşından genç en başarılı yöneticilerden biri seçildim. Daha sonra Türkiye’nin en başarılı CEO’ları arasına girdim ve “Yılın En Başarılı İş Kadını Ödülü”nü aldım. İş kadını kimliğimin yanı sıra sanata düşkün ve sanatın tasarım, müzik, drama gibi bir çok dalı ile ilgilenen sanatçı bir yönüm de var. İlaç sektöründe kariyerimde istediğim noktaya eriştikten sonra, hayallerimi gerçekleştirmek istedim ve kendi şirketimi kurarak hobim olan modaya yöneldim. Londra’da John Galliano, Alexander Mc Queen gibi dünyanın en ünlü moda tasarımcılarını yetiştiren okul olarak bilinen “Central St.Martins College of Art & Design”da moda tasarımı ve pazarlaması eğitimi aldım. Buradaki bitirme projesi kapsamında hazırladığım koleksiyon çok beğenilince projemi hayata geçirerek ilk koleksiyonumu hazırladım ve ilk koleksiyonum 2009 yılında Paris Moda Haftası’nda Pret-A-Porter fuarında sergilenerek büyük ilgi gördü. Ardından İstanbul Moda Akademisi’nde Moda Tasarımı Bölümü’ne başladım ve bu dönemde kendi şirketimi kurarak “L’Atelier d’Existence” adı altında kendi markamı yarattım. Daha sonra tasarımlarımı hem yurtdışı pazarlarına, hem de iç piyasada satışına başladım. Bugüne kadar yaptığım koleksiyonlar 12 solo defilede, Paris’te ve bir çok yurtdışı fuarında sergilendi. 2012 yılında www.gunselulku.com on-line alışveriş sitesini kurdum. 2013 yılında Nişantaşı showroomu açtım ve şu an hem Türkiye’de hem de Avrupa ve Ortadoğu ülkelerinde ürünlerim satılıyor. Ayrıca firmalara koleksiyon hazırlıyorum ve danışmanlık yapıyorum. Kişilik olarak ise mükemmeliyetçi, hep en yüksek noktayı hedefleyen, çalışmayı çok ama çok seven biriyim. Hırslı ve kendi başarısından motive olan bir yapım var. Elde ettiğim başarılarım bana yüksek doz adrenalin enjekte ediyor ve yaptığım işi severek yapınca enerjim yüksek kalıyor.

İlaç sektöründe kariyerinizin zirvesindeyken moda sektörünü tercih ettiniz. Markanızın kuruluş hikayesini dinleyebilir miyiz?
Çocukluğumdan beri en büyük hayalim kendi markamı yaratarak moda tasarımı yapmaktı. Okul hayatında çok çalışkan ve hırslı bir öğrenciydim, üniversite sınavında Boğaziçi Üniversitesi’ni Türkiye sıralamasında dereceye girerek kazandıktan sonra bu noktada bırakıp tasarım okumaya geçemedim. Okulu bitirdikten sonra da iş hayatında başarılı oldukça ve kariyer basamaklarında daha da üst noktalara çıktıkça başarıyı bırakıp başka bir alana geçmek, ne kadar isteseniz de çok zorlaşıyor. Başarı benim için öyle bir şey ki, bir kere elde ettikten sonra insan hep daha fazlasını istiyor ve başarılı olduğu alanı bırakmak o kadar zorlaşıyor. Benim için karar noktası, yöneticilik kariyerimde genel müdür olarak uzun yıllar çalıştıktan ve yurt dışında da uluslararası kariyerimde erişebileceğim en yüksek noktaya geldiğimi hissettikten sonra oldu. Burada kalmamın benim için artık duraklama olacağını düşündüm. Daha ileriye gidebilmek için farklı bir şeyler yapmam gerekiyordu. Kendi şirketimi kurup markamı yaratarak, moda tasarımı yapmak çocukluğumdan beri en büyük hayalimdi. “İnsan hayallerini gerçekleştirmeden ölmemeli” dedim ve kendime güvenerek radikal bir kararla çok farklı bir sektörde kendi şirketimi kurdum. Geriye dönüp baktığımda şu an geldiğim noktada ne kadar doğru bir karar verdiğimi görüyorum. İlaç sektöründe kariyerimde istediğim noktaya eriştikten sonra, hayallerimi gerçekleştirmek istedim ve kendi şirketimi kurarak hobim olan modaya yöneldim.

Sizce moda nedir? Siz modayı nasıl tanımlarsınız?
Moda benim için hayatın kendisi, yaşanmışlıkların üç boyutlu bir izdüşümü… Yaşamın kendisinden kaynaklanır, insanlarla beslenir ve orada şekil bulur… Moda yaşama yön verir, hayatı eğlenceli ve renkli kılar.

   

Ülkemizde veya yurt dışında takip ettiğiniz modacılar kimler?
Benim beğendiğim tasarımcılar kadına ilk kez pantolon giydirerek modada çığır açan Coco Chanel ile bu markayı yeniden yorumlayıp her sezon yenilikçi bir çizgi getiren Karl Lagerfeld, bir İtalyan efsanesi Valentino ve yıllardır klasik çizgisini koruyan, Amerikan rüyasını podyuma taşıyan Ralph Lauren. Martin Margiela ve Christobal Balenciega sıra dışı tasarımlarıyla sevdiğim tasarımcılar arasında.

Koleksiyonlarınız oluştururken nelere dikkat ediyor ve nelerden besleniyorsunuz?
Markam L’Atelier d’Existence’ın simgelediği kadın, kendine güvenen, güçlü, başarılı, özgür bir kadın. Kıyafetleri ile kendi kişiliğini yansıtıyor, modayı takip etmek yerine modayı kendisi yorumluyor. Şehirli, yenilikçi ve lider ruhlu. Marka felsefesinin en önemli özelliği “ageless” yani zamansız olması, yani tasarımlarımı 25-55 yaş arası herhangi bir kadın giyebilir. Güncel moda trendlerini yansıtan ve aynı zamanda klasik olarak tanımlanabilen bu markanın hedef kitlesi üst düzey yöneticiler, iş sahibi kariyer kadınları ve cemiyet hayatında aktif yer alan ve yoğun sosyal yaşamı olan kadınlar. Silüetler ana hatlarıyla modern, sofistike, elegan çizgilerden oluşuyor. Koleksiyonlarda gündüz kıyafetleri, etek-ceket-elbise kombinasyonları, kokteyl ve gece kıyafetleri yer alıyor. Kullanılan kumaş ve aksesuarlar New York ve Milano’dan ithal, özel üretim ve sınırlı metrajda dokunuyor. Bu lüks kumaşlarda doğal elyaflar dikkat çekiyor. Transparan ve uçuşan hafif dokular, ipek krep, şifon ve payetli kumaşların ağırlıklı kullanıldığı koleksiyon güncel moda trendlerini yansıtırken klasik çizgiden ödün vermiyor ve bu nedenle her kadının gardırobunda temel bir parça olarak yıllarca kullanılabiliyor. Ayrıca vücut kusurlarını kapatacak kalıplar kullanılarak silüetlere estetik kazandırılmış. Koleksiyonun en önemli özelliği her bir modelden sınırlı sayıda üretiliyor olması, böylece davetlerde “pişti” kabusu ortadan kalkıyor. Markanın fiyat politikası ise lüks tasarımı makul fiyatlarda tüketiciye sunmak olarak tanımlanıyor. Markanın hizmet hedefi, müşterisine sadece kıyafet vermek değil günün modasını ona en yakışan şekilde kendisine yorumlamasına yardımcı olmak, bir çeşit stil danışmanlığı ve moda koçluğu hizmetini de beraberinde sunmak. Koleksiyonlarımı hazırlarken hayatın kendisinden, müzikten, resimden, sanattan, yurt dışı seyahatlerimde gözlemlediğim farklı kültürlerden ilham alıyorum.

Moda tasarımcısı olarak gardırobunuzun olmazsa olmaz parçalarını öğrenebilir miyiz?

Benim gardırobum kendi kişiliğimi yansıtıyor, sade, yalın ama çarpıcı parçalardan oluşuyor. Genelde spor ama feminen bir tarzım var; küçük siyah elbiseler, kalem etek, stiletto, jean ve deri ceketler gardırobumun vazgeçilmezleri. Siyah, beyaz ve nude en sevdiğim renkler. Gardırobumda dünya markalarının defile koleksiyonlarından seçili kıyafetlerin yanı sıra vintage parçalar ve kendi koleksiyonumdan ürünler de yer alır. Karıştırarak kendi tarzımı yansıtmayı seven biriyim, örneğin dünya markalarından seçtiğim yeni sezon bir ceketi, basic, markasız bir t-shirt ile kombinleyip altına kendi koleksiyonumdan bir etek giyip vintage bir çanta ile tamamlayabilirim. Tarzımı özellikle genç nesil çok severek takip ediyor. Instagram hesabımda 100 binin üstünde takipçim var ve her gün bir çok pozitif yorum ile karşılaşıyorum, bu da beni çok mutlu ediyor.

Küçük yaşlardan beri müzik ile ilgilendiğinizi biliyoruz. Müziğin hayatınızdaki yeri ve önemi nedir?

Müzik hayatımda gerçekten önemli yer tutuyor. 8 yaşımdan beri gitar çalıyorum. Son bir yıldır elektro-gitar çalmaya başladım, şan derslerine devam ediyorum. Müzik yapmayı, gitar çalmayı, dans etmeyi ve şarkı söylemeyi çok severim. Müzik benim için vazgeçilmezlerim arasındadır.

Enerjinizi yüksek tutmayı ve fit kalmayı nasıl başarıyorsunuz?
Ben spor bağımlısıyım, çocukluğumdan beri çok yoğun spor yapıyorum. 7 yaşında profesyonel yüzme hayatıma başladım. Eski bir milli yüzücüyüm. Yine uzun yıllardır kışın snowboard, yazın sörf yapıyorum. Şimdi ise günde 1 saat cardio ve 30 dakika ağırlık çalışması yapıyorum. Haftada 3 gün pilates yapıyorum, 3 gün yüzüyorum. Yani haftada 6 gün, günde yaklaşık 2,5 saat spor yapıyorum. Son zamanlarda ise kickboxa merak sardım, severek yapıyorum. Spor enerjimi yükseltiyor ve beni fit tutuyor.

Gelecekteki projeleriniz neler?
2016 yılında markam L’Atelier d’Existence’ın uluslararası platformda etkinliğini daha da arttırmak adına yurt dışı çalışmalarına ağırlık vermeyi planlıyoruz. Yeni yurt dışı ve yurt içi satış noktaları için görüşmelerimiz Amerika pazarı başta olmak üzere devam ediyor. Markalara özel koleksiyon tasarlama için bir marka ile projemiz var. Bunun yanı sıra stil danışmanlığı alanında hizmetlerimizi genişletiyoruz. Dizilere kıyafet verme ve styling yapmaya devam ediyoruz.

Son olarak sektöre girmek isteyen genç modacılara tavsiyeleriniz nelerdir?

Genç modacılara tavsiyem, başkalarının ışığını yansıtmak yerine özgün olmalar, kendi çizgilerini yaratmaları ve mutlaka moda eğitimi almaları. Tasarım yapan ve koleksiyon hazırlayan bir çok isim var. Çoğu zevkli güzel koleksiyonlar da hazırlıyorlar. Benim farkım sanırım eğitimim ve alt yapım, yani bu işi el yordamıyla değil okuluna giderek, eğitimini alarak yapmış olmam ve iş hayatıma dayanan bir ticari tecrübemin olması. Bu nedenle sadece koleksiyon yapan biri değil, markalaşarak ülkemizde ve yurt dışında belirli bir noktaya gelmiş biriyim. Gençlere de tavsiyem, eğitim alıp el yordamıyla değil, okuluna giderek bu işi öğrenmeleri ve markalaşmaya yönelik aktiviteler yapmaları. Çünkü başarı asla tesadüf değildir.

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN