Keyifli Hayatın Dergisi

İŞ DÜNYASINDA GÜÇLÜ BİR DURUŞ, ZEYNEP KARAMANCI

SHARE
, / 983 0
   

Her hafta trafiğe farklı bir klasik araba ile çıkan Zeynep Karamancı, kariyerini ve zengin koleksiyonunu anlattı.

Opan Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Karamancı, rahmetli babası Şaban Karamancı’dan kendisine devrolan maddi, manevi tüm mirasa gözü gibi bakıyor. Evin tek çocuğu olarak büyüyen Zeynep Hanım, aile yadigari her şeyin sorumluluğunu tek başına üstlenmiş. Babasının çalışma masasında duran, dokunmaya kıyamadığı objelerden, klasik araba koleksiyonuna kadar her şey çok özel onun için. Zeynep Hanım ile erkek egemen sektörler olarak bilinen, otomotiv ve inşaat alanında başarıyla sürdürdüğü kariyeri üzerine sohbet ettik. Ama en çok Elvis Presley gibi özel isimlerin kullandığı araçların da arasında olduğu klasik araba koleksiyonunu merak ediyorduk tabi. Zeynep Karamancı’nın kariyerine ve koleksiyonuna dair her şey bu röportajda.

Zeynep Hanım öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz?

Aslen Kayserili’yim ama doğma büyüme Ankaralı’yım. TED Ankara Koleji’nden mezun olduktan sonra ABD’de American University’de okudum. İki ayrı branşta eğitimimi tamamladım. Sosyoloji ve antropoloji alanından sonra iç dekorasyon ve renk dizaynı okudum. Sonra Türkiye’ye döndüm ve babamın yanında otomotiv ve inşaat sektörlerinde çalışmaya başladım. İki çocuğum var. İkisi de yurt dışında. Eğitimlerini bitirip döndüklerinde, ben de bayrağı onlara teslim edeceğim.

Çocuklarınız ne üzerine eğitim görüyorlar?

Kızım ilüstrasyon okudu. Şimdi Newyork’da bir tekstil firmasının NewYork ofisini yönetiyor. Oğlum üniversiteye yeni başladı. O da finans üzerine eğitim görüyor.

Aile mirası bir şirketin sorumluluğunu üstlenmek, nelerden fedakarlık gerektiriyor?

Ben tek çocuktum. Bayrağı devredecek ya da paylaşacak kimse yoktu. Tabiki her insan gibi benim de yapmak isteyip, yapamadığım şeyler oldu ama ‘keşke’ diyerek bakmadım hayata. Hep ticaretle uğraşan bir ailenin içinde büyüdüm. Aynı yolda devam ettim. Misyonum bunu gerektiriyordu. Rahmetli babamı kaybedeli 23 ay oldu. 12 yıl birlikte çalıştık. Son zamanlarda rahatsızlığından dolayı işleri rölantiye almıştı, daha az çalışıyordu ama derler ya gölgesi bile yetiyordu. Onsuz yürümek çok zor oldu fakat hayat devam ediyor. Benden sonrakiler için çalışıyorum. Çok şeyden feragat etmedim. Feragat ettiklerimle, kazandıklarım arasında hep bir denge oldu. Pozitif bakmaya çalışıyorum.

İş yaşamında kadın olmak ve erkek egemen bir sektörde yöneticilik yapmak üzerine neler söylersiniz?

Bence insanın başına ne geldiği değil, nasıl tepki verdiği hayatı yönlendiriyor. Fiziksel olarak olmasa da ruhsal olarak kadınlar, erkeklerden daha güçlü. Daha çok şeye maruz kaldıkları için daha güçlü. Biz iş yerimizde tüm ekibimizle bir aile gibiyizdir. 120 kişiyle çalışıyoruz, onlar benim yol arkadaşım. Onlar olmasa ne bir araba satabilirim ne tamir edebilirim ne de servis hizmeti verebilirim. Bu yolda beraber yürüyoruz. Kadın olmanın hiçbir dezavantajıyla karşılaşmadım. Aslında pek çok avantajı da var diyebilirim. Sizin yanınızda çok kavga çıkmıyor, lisanlar bozulmuyor. Ben bu işi yaparken otomotivde, kadın olarak tek başımaydım. Ancak son yıllarda pek çok kadın bu sektörde yer almaya başladı ki bu çok güzel bir gelişme… Benden sonra yeni jenerasyondan, eğitimini tamamlayıp, babasının ailesinin işine sahip çıkan pek çok kadın oldu.

Önümüzdeki dönemler için yeni projeleriniz var mı?

Yakın zamanda rahmetli babamdan bize miras kalan araba koleksiyonunu geliştirmek adına çalışmalar yapacağız. Bunun dışında inşaat alanındaki çalışmalarımızda bir iş merkezi projesi var. İleriye dönük projem ise bu işi çocuklarıma devrettikten sonra tarımla ilgili bir şeyler yapmak. Büyükşehirde yaşamayı sevmiyorum ve Ankara’dan uzaklaşmak istiyorum. Bir çiftlik hayatı kurmayı planlıyorum.

   

Seyahat etmeyi sever miniz? Ne tür rotalar belirliyorsunuz?

Avrupa ülkelerini çocukluğumuzdan beri pek çok sebep ile gördük. İş için gittik, geldik. Her zaman da görme fırsatımız olacaktır. Ne kadar uzağa ve ne kadar zorlu seyahatlere gidersem o kadar iyi diye düşünüyorum. Bu sıralar yurtdışında Uzakdoğu, yurtiçinde de Karadeniz bölgesini rota olarak belirledim. Sosyal antropoloji okudum. Bu yüzden aşina olmadığımız kültürleri keşfetmek benim için çok ilgi çekici. Farklı kültürlerden insanlarla bir arada olmayı seviyorum.

Türkiye’de az sayıda bulunan özel bir koleksiyona sahipsiniz. Biraz anlatır mısınız?

Rahmetli babam çocukluğundan beri otomobile çok meraklıymış. Bu yüzden çocukluk ve gençlik yıllarında çok sevdiği araçları toplamaya başlamıştı. Elvis Presley, Süleyman Demirel gibi isimlere ait arabaların da arasında olduğu özel bir koleksiyonumuz var. Ayrıca New York Müzesi’nden 1931 model Ford var ki çalışan en eski araçlardan biridir. Bunlar birkaç defa sergilendi. Büyük ilgi topladı. Aslında bir müze yapmak istiyorum. Ama bu proje bazı kanuni gerekliliklerden dolayı devlet desteği olmadan olmuyor. Koleksiyonumuzun şöyle bir önemli özelliği var. Yüzde yüzü orijinal; kapı kolundan radyosuna, hatta lastiklerine kadar. Hepsi ABD’de hurdalıklardan ve koleksiyonerlerden toplanıyor ya da koleksiyonerlerle takas ediliyor. Ayrıca tamamı muayeneden geçmiş, plakalı araçlar ve trafiğe çıkıyorlar.

Günlük hayatınızda bu arabalardan kullandığınız oluyor mu?

Hava şartları uygun olduğu sürece her hafta birisi trafiğe çıkar. Hepsini yolda görebilirsiniz. Bu babamın adetiydi. Araçların çalışmadan muhafaza edilmesi, içindeki parçalara çok zarar verdiği için kullanılması gerektiğini söylerdi. Biz de onun tembih ettiği şekilde hepisini çıkarıyoruz. Hepsiyle geziyoruz. Bu hafta beyaz bir Cadillac kullanıyorum.

Koleksiyona sizin de eklediğiniz modeller oldu mu?

Koleksiyonu geliştirmek istiyorum. Geçen sene o konu üzerine çok çalışma yapamadık. Ama bu sene böyle bir karar aldım. Koleksiyonu büyütmek istiyorum. Şu an varolan 42 modele 3 araba daha yapılarak, eklenecek.

Peki en beğendiğiniz model hangisi?

Daytona yarışlarında kullanılmış bir Corvette’miz var. Bu araçlardan sadece 3 tanesi, yarışlardan sağlam çıkabilmiş ve 2 tanesi şu an kullanılamaz durumda. Dünyada tek kullanılabilen, çalışır durumda olan, bizim Corvette’miz. Koleksiyonun çok önemli bir parçası olunca, ben de istedim ki özel bir farklılığı olsun. Rahmetli babam “N’apacağız yani altın mı kaplayacağız” dedi. ‘Neden olmasın…’ diyerek, boyasına 22 ayar altın tozu eklettik. Favorim bu Corvette.

Yani kendi yorumunuzu katıyor musunuz bu arabalara?

Hayır biz hep orijinaline sadık kalıyoruz. O sadece bir tanesi için yapılmış özel bir dokunuştu. Yoksa hepsi orijinali korunarak, en doğru şekliyle düzenleniyor. Zaten renk skalaları belli. Bunlar ruhsatlarına da işlenmiş olduğu için çok değişiklik yapılamaz. Biz de orijinalliğini koruyacak, özel bir boya miksi buluyoruz.

Sizin arabalara özel bir merakınız var mıydı?

Hayır hiç yoktu. Ata binmeyi ya da doğa ile iç içe olmayı tercih ederim.

Ofisinizde de çok fazla at formunda aksesuar var. Atlara düşkün müsünüz?

Ofise gelen konuklar da görünce “Demokrat Parti ile mi ilgili?” diye soruyorlar ama hiç ilgisi yok. Rahmetli babam atlara çok düşkündü. Ben de çok severim. Sirklerde eziyet çeken ponyleri toplamak üzerine çalışmalar bile yaptık. 12 adet ponyi sirklerden toplayarak, askeri rehabilitasyon ve bakım merkezleri gibi çeşitli rehabilitasyon merkezlerine bağışladık.

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN