MODA

Keyifli Hayatın Dergisi

Salı

15

Ocak 2013

0

YORUM

Tuğba Deveci

Yazar: , Kategori: KAPAK, RÖPORTAJ

tugba-anasayfa

Future Akademi’nin kurucusu ünlü iş kadını Tuğba Deveci, mesleki hayatındaki başarı öyküsünü Moda’ya anlattı. Limak Ambassadore Boutique Hotel’de bir araya geldiğimiz Tuğba Hanım, ayrıca rengarek fotoğraf karelerine imza attı.

Doğru seçim sizi doğru yola götürür, Tuğba Deveci

Fotoğraflar: Yusuf Emre TURAN
Röportaj: Çiğdem KOYUNCU

Tuğba Deveci yıllar önce kurduğu Future Akademi’nin 10. yılında Moda objektiflerinin karşına geçti. Firmasının başarı öyküsünden sosyal yaşamına birçok sorumuzu yanıtlayan Tuğba Hanım, hayattaki en büyük amacının bir yardım vakfı kurmak olduğunu söyledi. Mükemmeliyetçi biri olduğunu ve hayatı hiçbir zaman akışına bırakmadığını dile getiren Deveci, başarısının sırrını “Doğru seçim sizi doğru yola götürür” sözüyle açıkladı.

Kendinizden bahsedebilir misiniz?

Ondokuz Mayıs Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunuyum. Uzun yıllar ilaç sektöründe hizmet verdim. 2003’den bu yana da kurduğum firmayla yine sağlık alanında güzellik sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Bu sene 10. yılımız. Faaliyet alanlarımız içerisinde güzellik uzmanlığı okulumuz, hastane bünyesinde yer alan kozmotoloji merkezlerimiz ve güzellik salonlarımız var. Merkezimiz, 2003 yılında ilk olarak küçük bir güzellik salonu olarak Bahçelievler’de kuruldu. O zamanlar güzellik salonu ve güzellik merkezi diye iki ayrı kavram vardı. Bünyesinde doktor bulunduran yerlere güzellik merkezi denirdi. İlk olarak güzellik salonu olarak başladık. Çok kısa bir süre sonra bünyemize bir dermatolog aldık. Böylelikle de güzellik merkezi adını aldık. Bu sadece bir ad değişikliği değildi aslında. Güzellik merkezi adını almanın dışında faaliyet alanı da değişiyordu. Yani bir doktorun yapabileceği her tür enjeksiyon, lazer epilasyon gibi yöntemleri bünyemize katmış olduk. 2010’da bu yönetmelikler tamamen değişti. Güzellik merkezi diye bir kavram kalmadı. Bu tip işlemlerin güzellik salonlarında ve güzellik merkezlerinde yapılması yasaklandı. O zamandan beri bir arayış içerisindeydim. Sonrasında bu arayış bir üniversite hastanesi ile birlikte son buldu. Şimdi onların bünyesinde kozmotoloji merkezi açtık. Bu arada faaliyet alanlarımız içine eğitim kurumunu da ekleyerek bu sektöre güzellik uzmanı yetiştirmeye başladık. Tabiki süreç içerisinde kozmotoloji merkezlerimiz ve eğitim kurumlarımızın sayısı arttı. Şu anda sektöre üç kozmotoloji merkezimiz ve iki güzellik uzmanlığı okulumuz ile hizmet veriyoruz.

Eğitim kurumunuzdan bahsedebilir misiniz?

Eğitim kurumumuzun adı Tuğba Deveci Güzellik Uzmanlığı Kursu. Her ikisinin lokasyonuda Tunalı Hilmi Caddesi. Bu sektöre güzellik uzmanı yetiştiriyoruz ve geçen sene itibariyle meslek hayatımda manevi anlamda en tatmin olduğum dönemi yaşıyorum. Çünkü İşkur ile birlikte sektöre dair büyük bir proje yürütüyoruz. Bu, sektörümüzde kaliteli iş gücünü arttırmaya yönelik hazırlanan İşkur tarafından yürütülen ve denetlenen bir proje. İşkur, meslek edinmek isteyen ve çalışmak isteyen insanları bize yönlendiriyor. Biz o insanlara eğitim veriyoruz, mezun ediyoruz ve işe yerleştiriyoruz. Eğitimin bütün ücretlerini İşkur karşılıyor. Aynı zamanda bu insanlara geliş-gidiş ve yeme ihtiyaçlarının karşılanması için cep harçlığı da veriliyor. Projede İşkur, gelenlerin belli bir yüzdesini işe yerleştirme zorunluluğu getiriyor. Çok şükür geçen sene biz bunu yerine getirdik. 36 öğrenciyi mezun edip, işe yerleştirdik. Bu yıl da yaklaşık 50 öğrenci aldık.

İnsanlar bu projeye nasıl başvuruyorlar?

Öncelikle İşkur’a başvurmaları gerekiyor. Bize de başvurabilirler. Biz onları nasıl bir prosedürden geçmeleri gerektiği konusunda yönlendiriyoruz. Ama İşkur’da bir işsizlik kayıtlarının mutlaka olması gerekiyor. Bu mesleğimin en keyif aldığım yönüydü benim için. Altı ay süren sıkı, doyurucu bir eğitim veriyoruz . Bu sektörde eğitime çok önem veriyoruz. Çünkü ciddi anlamda eğitim eksiği var. Birçok sektörde aynı sorun var ama bizim sektörümüzde bu konuya önem verilmediğinde daha ciddi sıkıntılar yaşanabiliyor. Bu işin şöyle bir yönü de var ki, çok sıkı yatırım gerektiriyor. Kullandığımız teknolojiler çok pahalı. Dolayısıyla o insanların, bu teknolojiler üzerinde eğitim almaları her şirketin yapabileceği birşey değil.

Hangi dallarda eğitim veriliyor?

Güzelliği ilgilendiren birçok alanda eğitim veriliyor. Makyajdan epilasyona, masaj tekniklerinden vücut bakımlarına kadar. Tabi en temeli cilt bakımı. Her eğitimin temelinde olması gereken konudur. Bünyemizde anatomi ve masaj dersi veren beden eğitimi öğretmeni de var. Onun dışında iki güzellik uzmanı eğitmeni var. Bunlar Avrupa Birliği’nde bir çok projede yer almış ve bu eğitimi de tüm Avrupa ülkelerinde verebilecek yeterlilikte öğretmenler. Mezun olan öğrencilerimiz Eğitim Uzmanı ve Estetisyen titrini alıyor. Zaten bu sertifikalara sahip olmadıkları takdirde bizim alanımızda çalışmaları imkansız. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir kurumuz. Ben de kendi okullarımda kişisel eğitimlere giriyorum. Kişisel eğitime çok önem veriyorum. Çünkü hangi sektörde olursanız olun iletişimi doğru kullanmak ve her şeyden önce iyi insan olabilmek çok önemli. Aynı zamanda da yeni teknolojiler konusunda bir eğitim veriyorum. Merkezlerimiz Türkiye’deki en büyük teknolojik parkura sahip merkezler. Bu alanda birçok teknoloji var ve çok hızlı yenileniyor. Altını çizmek isterim ki; her cihaz ve her teknoloji, her insanda aynı sonucu vermez. Elinizde var olan herhangi bir teknoloji ile her şeyi yapamazsınız ya da o insana uygun olmayabilir. O insanın altında yatan hastalıklar, yaşam tarzı gibi bir çok faktör kullanacağınız cihazı değiştirir. O yüzden mümkün olduğu kadar fazla alternatif bulunduruyoruz. Birçok merkez elindeki bir cihazla harikalar yaratabilir ve her şeyi çözümleyebilir(!). Vücudu gençleştirir, selüliti yok eder, zayıflatır… Aslında bu doğru değildir. Doğru seçim, sizi doğru sonuca götürür. İnsan bildiği kadardır. Dolayısıyla çok araştırmak, çok teknoloji bilmek gerekiyor. Deneyiminizin de bu doğrultuda olması gerekiyor ki, doğru konumlandırmayı yapabilin. Bunu yapabilmeniz için de elinizde bu teknolojik parkurun bulunması gerekir. Biz bu konuya çok önem veriyoruz.

Okullarınız Ankara dışında da olacak mı?

Açıkcası çok teklif var. Özellikle mezun olan öğrencilerimizden isim hakkı isteyenler ve bu anlamda danışmanlık isteyenler oluyor. Bir işi doğru yaptığınızda çok talep olur. Ortaklık teklifleri gibi, isim hakkı teklifleri gibi. Ben bir takım ortaklıklar yaptım geçmişte. Ortak bir işi yürütmek çok zor bir şey. Çünkü ortaklık yürütebilmeniz için her iki tarafında donanımının aynı olması ve aynı enerjiyi sarf etmesi gerekiyor. Ama maalesef bunu yapmak çok zor. Ben artık karşımda kurumsal bir kimlik olmadığı sürece bir ortaklık düşünmüyorum. Kozmotoloji merkezlerimizdeki ortaklıklar, kurumsal ortaklıklar. İsim hakkı vermek de çok riskli. Çünkü bu donanımı oluşturabilmek, maddi bir alt yapı gerektiriyor ama bu da yeterli değil. Deneyim ve bilgi birikimi de çok önemli. Bir tarafı yaptığınızda, bir tarafı eksik kalabiliyor. Sonuçta ben bu riski alamadım. Şu anda sıcak baktığım bir proje var. Beni çok heyecanlandırıyor. Yurt dışından bir teklif var. Sağlık turizmi üzerine kurulacak bir yapı. Bununla ilgileniyorum. Bu teklif bürokratik bir kanalla geldi. Görüşmelerimiz yakın bir zamanda başlayacak. Benim için en önemlisi, bu teklifin bize gelmiş olması. Bu tabi ki kurumum adına beni onurlandırıyor. Tüm bu gelişmeler bir şekilde işimizi doğru yaptığımızın da önemli bir göstergesi.

2013’te yeni projeleriniz var mı?

Son iki yıldır zaten çok ciddi bir gelişim gösterdik. Yapı olarak çok enerjik bir insanım. Bütün hayatım çok hızlı geçiyor ama bu bir miktar ürkütücü (gülüyor). Yeniliğe çok açığız ve biz istemesek de bizi bir şekilde ona kanalize ediyor. Yenilik anlamında zaten yeni bir özel hastanemiz var. Onun yapılanması söz konusu. Bu yılı onlarla geçireceğiz.

İktisat mezunusunuz. Güzelliğe geçişiniz nasıl oldu?

Gençliğimden beri özellikle cilt bakımlarına çok meraklıydım. Ailemizde hiç ticaretle uğraşan yok. Babam şeker sanayiinde yöneticiydi. Bütün aile bürokrasiden geliyor. Ben evlendiğimde eşim ticaretle uğraşıyordu. Ben de o zamanlar ilaç firmasında çalışıyordum. Benim de senin gibi bir işim olsa diye özenirdim eşime. O zamanlar çok sık seyahat ederdim. Neredeyse evde hiç yoktum. O kadar sık seyahat ederdim ki, ben gelmeden bir sonraki seyahatimin uçak biletleri gelirdi eve. Zaten evlilikle böyle bir işi yürütmek çok zor. Ben güzelliğe dair işleri sevince olay kendiliğinden gelişti. Eşimle gidip bir yer kiraladık. Yerin sahibi de aksi mi aksi bir adam çıktı. Adamı bir şey sormak için arıyorum, sesiniz gelmiyor deyip telefonu suratıma kapatıyor. Bu işlerin çok zor olduğunu düşündüm. Daha önce hiç böyle şeyler görmemiştim. Tabi böyle olaylar başıma gelince de şaşırdım. Makam arabaları ile büyüdüm, her şey hazır. Hiçbir zaman bir şeyin eksikliğini gidermek gibi bir sorunum olmadı. Çalıştığım ilaç firmaları da standartların çok yüksek olduğu yerlerdi. Araba benzinini düşünmezsin, yemek yiyeceğin yeri düşünmezsin, her şey senin adına zaten halledilir. Bir de belli bir kesimle muhattapsınız. Doktorlarla, uluslararası bir firmada çalışıyorsunuz ve ekip arkadaşlarınız var. Bu bir miktar iyi, bir miktar da kötü. Çünkü hayatta başka şeyler de var. Kiralık yerden vazgeçip, Bahçelievler’de küçük bir daire satın aldık ve bu dairede ben bu işe başladım. Çok kısa bir süre kaldık o dairede. Hemen büyüttük. Tunalı Hilmi’ye geçtik. 2005’ten beri de Tunalı Hilmi Caddesi’ndeyiz. Sektöre çok bilinçli olarak girmedim, ama şöyle bir şey var ki; ben hayatımda hiçbir işi baştan savma yapmadım. Ne evliliğimi, ne anneliği, ne ev kadınlığını… Belki bunun geri dönüşleri bunlar. Çok sahiplenerek, çok büyük enerji sarf ederek yapıyorum işimi. İş gücü anlamındaki enerjiden bahsetmiyorum. Konsantrasyondan söz ediyorum. Konsantrasyonum bozulmaz. Ben işten eve geldiğimde işteki her şeyi unutabilirim, evden işe gittiğimde de aynı şekilde evi unutabilirim.

Bu sizi yormuyor mu peki?

Kesinlikle yormuyor. Yorsaydı emin olun bırakırdım. Hayatımda bir şeyi sonlandırmak istiyorsam anında sonlandırırım. Radikal kararlarım vardır. Yorulduğumu hissettiğim an, o iş bitmiştir zaten.

Bu kadar yoğun iş temposu dışında sosyal yaşama nasıl vakit ayırıyorsunuz, her işiniz planlı mıdır?

Kesinlikle çok planlıyımdır. Geçen yıl Ekim ayından önümüzdeki Kasım’a kadar her şey planlıdır. Bütün tatillerim, seyahatlerim… Uçak biletlerim bile hazır. Eşim bazen biraz fazla bulabiliyor planlı olmamı. Ama ben rahat edemiyorum. Eşimle tanıştığımda nerede evleneceğime, nasıl gelinlik giyeceğime kadar her şeyi planlamıştım.

Plan yapılmadığı zaman panik yapıyor musunuz?

Panik olmaktan ziyade rahatsız oluyorum. Bu huyum ilaç firmasındaki çalışma yıllarımdan kalmış olabilir. Orada bütün bir yılı baştan planlardık. O disiplin devam ediyor olabilir. Eşim bazen “biz senin personelin değiliz” diyor. Biraz gevşetmeye çalışıyorum o zaman ama yapı işte. Ben böyle mutluyum. Bu beni boğsaydı bunu değiştirirdim. Değişime de açık bir insanım çünkü.

İş yerinizde nasılsınız?

Genel koordinatörlerimiz var. Onlar olmasa çok zor olurdu. Kozmotoloji merkezlerimizde, güzellik merkezlerimizde, okullarımızda alt birim koordinatörleri var; epilasyon birimi, zayıflama birimi gibi. Herhalde bu sektörde de bu kadar kurumsal çalışan nadir yerlerden biriyiz. Yaklaşık 50 tane çalışanımız var. Kursiyerlerimizi de hesaba katarsak 100-150 kişi demek bu. Bu kadar kurumsal ve planlı olmazsanız işin içinden çıkamazsınız. Mükemmeliyetçi bir yanım var. Bazen, ‘yaşam bitecek bir gün, neden bu kadar abartıyorum’ diyorum. Ama böyle mutluyum ben. Hayatı hiçbir zaman akışına bırakamıyorum. Bazen hayatta sizin planlarınızın dışında giden, müdahale edemediğiniz şeyler oluyor. O zaman da kabul edemiyorsunuz. Ben çok zor çocuk sahibi oldum. Çok şükür Allah’a bir tane oğlum var. Yaşamınızda müdahale edemediğiniz durumlarda yine kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz. O anlamda bazen sıkıntı yaşayabiliyorum ama planlı gitmenin de çoğu zaman büyük faydaları oluyor.

Hayat felsefeniz nedir?

Bir işin gerçek amacının dışına çıkmasından hoşlanmıyorum. Seyahatte iseniz onun gerektirdiklerini yapmalısınız. İşte iseniz de onu. Her ne konuda olursa olsun, amacınız neyse sadece onun ortaya konmasından yanayım. İnsanlarla amacım dışında hiçbir zaman bir ilişki kurmadım. Amacım neyse, o amacı çok net ifade ederek ya da belli ederek yaklaştım. Güzellik, çirkinlik, paylaşımcı olmak, bencil olmak, bunlar herkeste değişebilir kavramlar. Ama bir insanın çizgisi varsa, bu herkes tarafından net algılanır. Ben öyle olduğumu düşünüyorum. Net bir insanımdır ve böyle insanlardan hoşlanıyorum. Bir şeyi net ifade ettiğiniz zaman her insan bunu kaldıramayabiliyor. Ben özeleştiriyi çok rahat kaldırabiliyorum. Küsmem, kırılmam. Empati yeteneğim çok gelişmiştir. Varsa ders çıkartılması gereken bir şey de çıkartırım. Ama birçok insan bunu yapamayabilir. Dediğim gibi en önemlisi bir insanın çizgisinin olması. Çizgisi olan bir insana siz de nasıl yaklaşmanız gerektiğini bilirsiniz. Onunla nasıl bir iletişim kurmanız gerektiğini anlarsınız. Çizgisi olmayan bir insanı analiz de edemezsiniz. Bu tip insanlarla iletişime giremem. Hayatımda var olan insanlar da, personelim de hep çizgisi olan insanlardır.

Tuğba Deveci nasıl bir annedir?

Oğlumla yaşadığım her gün benim için bir şölen tadındadır. Onu gördüğüm ilk gün ona aşık oldum ve hala da ilk günkü gibi aşığım. Adı Oğul. Sevginin çok ön planda olduğu ve çok belli edildiği bir iletişimimiz var. En önem verdiğim şey bu. Onu çok sevdiğimi hissetmesini istiyorum. Tecrübesiz olabilirim, birçok hata yapıyor ya da abartıyor olabilirim ama net bildiğim bir şey var ki, oğlum benim sevgimden çok emin, ben de onda bunu görebiliyorum. Şu kavramları birbirine karıştırmaması gerektiğini ona anlatmaya çalışıyorum; biz insan olarak birbirimize kızabiliriz, kırılabiliriz, üzülebiliriz ama bu bizim sevgimizi etkileyen bir şey değil. Kızmamız, nefret etmemizi gerektirmez. Bunu çok net anlatmaya çalışıyorum oğluma. Ona çok kızdığım zamanlarda da onu çok sevdiğimi ifade ediyorum. Onun da anladığına inanıyorum. Ailece zaman geçirmeyi çok seviyoruz.

Oğul hanginize daha düşkündür?

Erkek çocuklar anneye daha düşkün diye bilinir ama öyle bir ayrımı yok. Arada ben de bencillik yapıp soruyorum “hangimizi daha çok seviyorsun” diye ama bir kere bile seni ya da babamı demedi. Küçükken birlikte çok oyun oynuyorduk. Geçen sene ilk defa kaymaya gittik ama çok hoşlanmadı. Bu sene belki bir daha deneyeceğiz. Beraber seyahatlere de çıkarız. İkimizde seyahati çok seviyoruz. Herkes beni çok işkolik olarak algılıyor ama ben işlerime ara vermeyi çok seviyorum. Çünkü aynı konsantrasyonu sağlayabilmeniz için mutlaka tatil yapmanız lazım. Kesinlikle ruhen beslenme dönemine çekilmeniz gerek. Performansınızı düzenli harcamalısınız. Çünkü kısa vadeli iş yapmıyoruz. İşimizi uzun vadeli sürdürebilmemiz için de dinlenmeye ve kendimize zaman ayırmaya ihtiyacımız var.

Daha çok nerelere gidersiniz?

Bodrum tabiki. Oraya gitmeden tatil yapmış gibi hissetmiyorum. Bodrum’a her yaz giderim. Bir yazlığa ya da aynı otele iki kere gitmem. Her gidişimde Bodrum’un farklı bir köşesini keşfetmeyi seviyorum. Haziran ve Eylül’de ise Antalya bölgesini seviyorum.

Yurt dışında nerelere gidersiniz?

Benim ciddi bir yemek sorunum var. Çok seçiciyim. Her yerde yemek yiyemiyorum. Bu da beni oldukça zorluyor. Biraz önce anlattığım benle çok ters olmasına rağmen engel olamadığım bir konu maalesef. Bu sene İtalya ya da Macaristan programı yapmaya çalışıyoruz. Yemek konusu yurt içinde bile sıkıntı oluyor benim için. Otel yemekleri bana göre değil. Gittiğim restoranları pek değiştiremiyorum ama otelimi sürekli değiştiririm. Herkes kilo almış olarak döner tatilden, ben zayıflamış olarak dönüyorum (gülüyor). O yüzden benim için tam bir tatil oluyor.

Merkezleriniz de öne çıkmış ya da daha sık tercih edilen yöntemler hangileri?

Zayıflama teknolojimiz çok gelişmiş. Zayıflamada gerçekten öne çıkmış bir merkeziz. Çoğu danışanımız merkezimizden mutlu ayrılır.

Sizin favoriniz hangisi?

Radyodalgaları ile zayıflama. Son yıllarda geliştirilmiş en iyi teknoloji bence.

Ankaralı kadınların güzelliğe bakışı nasıl sizce?

Ankaralı kadınların daha bilinçli ve daha entelektüel olduğunu düşünüyorum. Her konuda daha titiz ve daha bilgililer. Daha araştırmacı olduklarını söyleyebilirim. Bize başvuran birçok kişi de konulara hakim ve araştırma yaparak geliyorlar. Sizin de onlara cevap verebilmeniz için bu donanıma sahip olmanız ve konulara hakim olmanız gerekiyor. Bu anlamda zorlanmadığımızı düşünüyorum. Onun dışında bizim elimizde sihirli değnek yok. Zayıflama alanında baktığımızda belli bir emek isteyen ve biraz zamana ihtiyaç duyulan bir konu. Ankaralı kadınlar için değil ama genel olarak konuşursak, kadınlar biraz sabırsızdır. Her şeyin çok kısa zamanda sonuçlanacağını düşünüyorlar.

Başkent sosyal yaşamını nasıl buluyorsunuz?

Ben daha çok yardım amaçlı olan toplantılara ve davetlere katılmaya çalışıyorum. Çünkü bunu doğru buluyorum. O anda birlikte olmanın, keyif almak dışında bir de amacı olmalı diye düşünüyorum. Sosyal sorumluluk projelerini çok seviyorum. Hayallerimin en önemlisi kendi başıma yönetebildiğim bir vakıf kurmak.