Keyifli Hayatın Dergisi

“Keşfedilmeyen yönlerimle ayaktayım”

SHARE
, / 165 0
   

Sesi, oyunculuğu ve güven veren duruşu ile adından sıkça söz ettiren güzel sanatçı Yeşim Salkım, kendisini ayakta tutan şeyin keşfedilemeyen yönleri olduğunu söylüyor. Kariyerinde müzik dolu 25 yılı geride bırakan Salkım, başarısını işine duyduğu aşka bağlıyor.

Müzisyen ve oyuncu kimliğinin altında bambaşka bir kadını barındıran Yeşim Salkım, Ekim sayımızın baş konuğu… Steigenberger Hotel Maslak İstanbul’da bir araya geldiğimiz salkım, MODA’ya özel büyüleyici fotoğraf karelerine imza atarken, hayatına dair samimi açıklamalarda bulundu. Hayatının sınırlarını annelik bilinciyle çizen başarılı sanatçı, iş hayatından arta kalan bütün zamanını çocuklarıyla geçiriyor. Ünlü ismin en büyük hayali ise Avustralya’ya gidip Aborjinler’i görmek ve yaşlandığında tüm dünyayı gezmek.

Herkes sizi başarılı bir müzisyen ve oyuncu olarak tanıyor. Bunun dışında Yeşim Salkım kimdir?
Müzisyen ve oyuncu Yeşim Salkım kimliğimin yanı sıra ben bir anneyim. Tipik “Türk annesi” olduğumu söyleyebilirim. Her şeyden önce ailesine önem veren ve yaşamının sınırlarını annelik bilinciyle çizen bir anneyim. Yeşim Salkım markası ile ilgili çalışmalarımından arta kalan zamanı evimde ve çocuklarımla birlikte geçirmeyi tercih ediyorum. Her konuda çocuklarımla paylaşımda bulunmanın ve mutluluğun tadını çıkartıyorum.

Müzik hayatınız ne zaman başladı?
Müzik hayatım 1994 yılında başladı. İzmir benim hayatımda dönüm noktası oldu. İzmir’de ilk kez Akrep Nalan ile birlikte Küfe Bar’da sahne almaya başladım. Daha sonra Çeşme’de 9,5 isimli mekanda sahneye çıktım. Kader insanı mutlu olacağı ve severek icra etmek istediği meslek ile buluşturuyor. Sadece kalpten istemek gerekiyor.

Şarkıcı olmanızı babanız mı istemişti?
Aslında babam benim şarkıcı olmamı hiç istemedi. Çocukluğumda babam çok çalıştığı için ben anneannem ve dedemle birlikte büyüdüm. Annemle ve babamla çok zaman geçiremedim. Ama çok sevgi dolu bir ailede büyüdüğümü söylemeliyim. Müzik sektörüne girerken babam, “Duygusal bir yapıya sahipsin, bu yüzden ileride çok üzüleceksin” dedi. Ben konservatuar sınavlarına girerken bile babam yanımda olmadı.

Müzik hayatınızda 25 yılı geride bıraktınız. Bu başarının sırrı nedir?
Başarımın, işimi çok sevmemle ve işime çok bağlı olmamla ilgisi olduğunu düşünüyorum. Şartlar ne olursa olsun şarkı söylemekten vazgeçmeyi asla düşünmedim. Bana göre başarının sırrı işine aşık olmaktan geçiyor.

Oyunculuk yönünüz de var. Diziler çok mesai alıyor. Müziğe haksızlık ettiğinizi düşünüyor musunuz?
Evet müziğe haksızlık ettim. Müzik ve şarkı söylemek çok keyifli bir iş. Ama diğer yandan da ben bir oyuncuyum. Rol aldığım dizi üç sezondur ekranlarda ve hala devam ediyor. Tabii ki diziler çok zaman alıyor. Haftanın dört gününü sette geçiriyorum. Çekimlerden fırsat buldukça da konsere gidiyorum. Aslında kendimden çalıyorum. Hem sette çalışmak hem konser vermek beni yoruyor. Müziği de oyunculuğu da severek yaptığım için hiçbirini kenara koyamıyorum. Sevdiğim işi yapıyor olmak bu yorgunluğa değiyor.

Ama ister istemez biri diğerinin önüne geçiyor…
Evet geçiyor. Aslında şarkı söylemiyor değilim. Sadece ayda yirmi, otuz konser vermeyi düşünen biri değilim. Gece kulüplerinde ve barlarda şarkı söylemeyi tercih etmiyorum. Halk konserlerinde yer almak daha çok hoşuma gidiyor. Bir yanda beni takip eden ve kopmamam gereken bir kitle var. Sesimle ve müziğimle de var olmam gerekiyor. Rol aldığım dizi bittiğinde oyunculuğa bir süre ara vermeyi düşünüyorum. Sadece müzikle ilgileneceğim.

Peki günümüz müziğindeki tekdüzeliğin ve tıkanıklığın sebebi nedir sizce?
Müzik sektöründe bir düzen kurulmuş durumda. Bir takım isimler ve aranjörler belli başlı isimlerle çalışıp belli başlı şarkıları hem televizyonlarda hem radyolarda, hem de sosyal medyacılar bulup sosyal medyada tanıtmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla dinleyici, bu eserler seviliyor ve satıyor sanıyor. Radyolarda ve televizyonlarda hep aynı şarkılar çalıyor. Dinleyici, ister istemez bunlara alışıyor ve çok iyi olduğuna inanmaya başlıyor.

   

Yeşim Salkım tuttuğunu koparan bir kadın olarak biliniyor. Gerçekten böyle mi?
Çok iddialı ve inatçı görünüyorum ama değilim. Mesela ben huysuz bir kadın da değilim. Böyle görünmeyi seviyorum. Çünkü keşfedilemeyen insanlar merak uyandırır. Bir insanda her şeyi keşfettiğinde o insanın önemi kalmadığını düşünüyorum. Belki de beni, bende keşfedilemeyen şeylerin olması ayakta tutuyor.

İlk çocuğunuzu çok genç yaşta dünyaya getirdiniz, yıllar sonra tekrar anne olacağınızı öğrendiğinizde nasıl hissettiniz?
Çok güzel ve çok özel bir duyguydu. İyi ki genç bir anne olmuşum. Şimdi genç anne olmanın avantajlarını yaşıyorum.

Yeşim Salkım nasıl bir anne?
Kendime göre iyi bir anne olduğumu düşünüyorum. Elimden geldiğince çocuklarımla ilgilenirim. Çocuklarımın yemeklerini, alışverişlerini ben yaparım. Onları ben yıkarım. Hâlâ büyük kızımı da küçük kızımı da ben uyuturum. Evimde misafir ağırlamayı çok severim. Küçük kızım Ada ile oyun oynarım. Ben pedagoji üzerine psikoloji mastırı yaptım. İnsanlar mutlu olmak istiyorsa çocukları izlesin. Çünkü çocuklar anda kalmayı başarırlar. Anda kalabildiğiniz zaman hayatta başarılı olursunuz.

Ada ile ablası Gizem’in araları nasıl?
Gizem öncelikle çok iyi bir abla. Ayrıca çok iyi bir oyun arkadaşıdır. Aralarında güçlü bir bağ var. İkisi birbirini çok seviyor.

Hayata karşı hep dimdik durmayı başarmış bir kadın olarak kadınlara tavsiye edeceğiniz en önemli şey nedir?
Sadece kendilerine güvenmeleri ve asla pes etmemeleri.

Bir röportajınızda kitap yazdığınızı ve kızınıza “bana bir şey olunca çıkarırsın” diye vasiyet ettiğinizi söylemiştiniz. Bu kararınız hala geçerli mi?
Evet kararım hala geçerli.

“Kocamın Ailesi” dizisinde yeni sezonda izleyicileri neler bekliyor? Biraz ipucu verebilir misiniz?
Yeni sezonda izleyicilerimize birçok sürprizimiz var. Bizi seyretmeye devam etsinler.

Dizide canlandırdığınız “Şeniz” karakterinin kendinize benzettiğiniz yönleri var mı?
Güçlü kadın gibi görünmek her zaman aşkta kazanacağınız anlamına gelmez. Orda da güçlü bir kadını oynuyorum fakat konu aşk olduğunda kuralların dışına çıkabilen bir kadını canlandırıyorum.

İleriye dönük hayalleriniz neler?
Ben ayakları yere basan bir insanım. Hayalperest değilim. Ama herkese hayal kurmayı tavsiye ediyorum. Hayal kurunca insan çok daha yaratıcı oluyor, güne çok daha mutlu uyanıyor. Benim hayallerim ruh halime göre değişiyor. En büyük hayalim; Avustralya’ya gidip, Aborjinler’i görmek. Ayrıca yaşlandığımda tüm dünyayı gezmek gibi bir hayalim var.

Moda ile aranız nasıl? Alışveriş yapmayı seviyor musunuz?
Modayı takip ediyorum ama kendime yakışan parçaları alıyorum. Özellikle tercih ettiğim markalar var. Yabancı markalardan Cavalli’nin tasarımlarını seviyorum. Türk moda markalarından giyinmeyi de çok seviyorum. Zaman içinde Türk tekstili çok gelişti. Yurtdışında bulunan bütün markaları artık ülkemizde bulmak mümkün.

Geçen yıllara rağmen güzelliğinizi koruyorsunuz. İyi yaş alma sırrınızı öğrenebilir miyiz?
Öncelikle çok teşekkür ederim. Aslında insan mutlu olmayı hep bilmeli. Güzelliğin mutlulukla ilgisi olduğunu düşünüyorum ve tabiki sağlıklı beslenmeye dikkat ediyorum.

Yakın zamanda gerçekleştirmeyi düşündüğünüz projeleriniz var mı?
Yakın zamanda yayınlanacak bir single çalışması ile sevenlerime sürprizlerim var.

Röportaj: Nida Yağmur Yalçın
Fotoğraf: Cengiz Dikbaş
Styling: Burcu Öztürk
Makyaj: Emre Turhal
Saç: Ömer Abuşka – Instyle Kuaför Ankara
Mekan: Steigenberger Hotel Maslak İstanbul
Katkılarında dolayı Batuhan Zümrüt’e teşekkürler…

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN