Keyifli Hayatın Dergisi

ÖSKİPER VE GİRİTLİ TASARIM FELSEFELERİNİ ANLATTI

SHARE
, / 301 0
   

TABOURET DESIGN MİMARLIĞIN KURUCULARI LALE ÇINAR ÖSKİPER VE ANIL GİRİTLİ, TASARIM FELSEFELERİ VE PROJELERİNİ ANLATTI.

Mimarlığa henüz çocuk yaşlarda ilgi duymaya başlayan Lale Çınar Öskiper ve Anıl Giritli, Tabouret Design’ın kuruluş öyküsünü, mesleki tecrübelerini ve mimarlık hakkında merak edilenleri sorularımıza verdikleri cevaplarla anlattı.

-Kendinizden bahseder misiniz?
Lale Çınar Öskiper: İnşaat yüksek mühendisi bir babanın kızıyım. İzmir’de doğdum. Sanatsal kabiliyetimi ilk keşfeden babam oldu ve küçüklüğümde beni hep sanata yönlendirdi. Karakteristik olarak yalnızca sevdiğim işi yapabileceğimi biliyordum. Bu yüzden Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü ilk tercihim oldu. Mezun olduktan sonra meslek hayatına Ankara’da atıldı. Mesleğimi çok seviyorum ve sevdiğim işi yaptığım için de kendimi çok şanslı hissediyorum.
Anıl Giritli: Tekirdağ’da doğdum. Eğitimci bir babanın tek kızıyım. Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık bölümü mezunuyum. Mezun olduktan sonra iş hayatım aileme yakın olmasından dolayı İstanbul’da başladı. Yaklaşık üç sene süren İstanbul serüvenim bu mesleği neden sevdiğimi daha iyi anlamama yardımcı oldu. Evlilik sebebiyle yerleştiğim Ankara’da beş yıldır sevdiğim işi yapmaktan mutluluk duyuyorum.

-Tabouret Design’ın kuruluş hikayesi bize anlatabilir misiniz?
İki ortak olarak uzun süre aynı firma çatısı altında uluslararası projelerde çalışıyorduk. Yıllar içinde önce dostluğumuz gelişti daha sonra mevcut tecrübelerimizi kendi firmamız çatısı altında değerlendirmek istedik. Kendi firmamızı kurmanın zorluklarını ve bizi bekleyen tehlikeleri hızlıca değerlendirdik. Hayatımızda elbet zorluklar olacaktı, farklı sorumluluklar yüklenmemiz gerekecekti ama bunlar bizi korkutmadı. Kısa bir değerlendirmenin ardından bizi gerçekten mutlu edeceğine emin olduğumuz Tabouret Tasarımı kurmaya karar verdik.

-Genellikle hangi tür projelerde yer alıyorsunuz?
Aslında yurt içi ve yurt dışında birçok projede yer aldık. Bu işler kimi zaman küçük, kimi zaman orta, kimi zaman da büyük ölçekli projeler oldu. Biz aslında projelerin büyüklüğünden çok, beraber uyumlu çalışabileceğimiz değerli iş ortaklarını tercih ettik. Amacımız; büyük küçük ayırt etmeden projelerimizle insanların hayatlarına değer katmak oldu.

– Genellikle iç mimarlık, mimarlık ile karıştırılıyor. Mimarlık ile iç mimarlık arasında ne gibi farklar var?
İç mimarlık ile mimarlık arasında gelen ilk ve en temel fark ölçek farkı diyebiliriz. Mimar bir yapıyı çevresiyle beraber, yapıya ait mekanların birbiriyle ilişkisini de düşünerek genel kullanım odaklı kullanırken, iç mimar mekanın işlev ve kurgusunu özel kullanım odaklı ve kullanıcının ihtiyacı doğrultusunda, estetiği de göz ardı etmeden daha detaylı olarak tasarlar.

   

-İmza attığınız Uluslararası projelerden bahseder misiniz?
Yurt dışında projelerimiz ağırlıklı olarak Moskova’da gerçekleşti. Buna ek olarak Kuzey Irak, Libya ve Slovakya’da da çeşitli projeler gerçekleştirdik. Bunlar arasında en önemlileri “Forbes Dünyanın En Güçlü İnsanları” listesine giren “Alsher Usmanov” için Moskova’da tasarladığımız ofislerdir. Buna ek olarak Moskova’da lüks segment’te konut ve villa tasarımları da gerçekleştirdik. Ankara’da olmasına rağmen boyutu ve projenin sahibi Dia Holding düşünüldüğünde, uluslararası ölçekli ve halen yürütmekte olduğumuz Bilkent Entegre Sağlık Kampüsü projemiz de var. Şu an için bu proje bizim göz bebeğimiz. Bu projenin içinde olduğumuz için kendimizi şanslı hissediyoruz.

-Yurt dışından gelen proje talepleri ile Türkiye’den gelen talepler arasında fark var mı?
Aslında bakarsanız biz tasarım aşamasında yurt içi, yurt dışı olarak ayıramıyoruz. Çünkü yaptığımız işin gereği olarak kişiye özel tasarımlar yapıyoruz, bu da her projeyi kullanıcı talepleri, yaşam tarzı ve kullanıcı ihtiyaçları bakımından ayrı kılıyor.

-Projelere yaklaşımınız, tasarım felsefeniz ve tasarım sürecinizden bahseder misiniz?
Tabouret Tasarım olarak biz, çalışmalarımızda klasik tarzın vazgeçilmez öğelerini, modern ve keskin hatlı geometrik formları bir arada kullanmayı seviyoruz. Bunu yaparken. hem kendi tarzıma sadık kalmayı, hem de müşterilerimizin taleplerini, kişilik özelliklerini tasarımlarımıza yansıtmaya çalışıyoruz. Genellikle tasarımlarımızda farklı malzemeleri bir araya getirmeyi seviyoruz. Parlak yüzeyleri sevmemizden dolayı ayna vazgeçilmezlerimiz arasında.

-Yaratıcılık mimarlık mesleğinin olmazsa olmazı mıdır?
Yaratıcılık elbette iç mimarlığın olmazsa olmazlarından. Fakat tek başına yaratıcılık iç mimar olmak için yeterli değil. Yaratıcılığın yanında, üzerinde çalıştığınız mekanı iyi analiz etmek, kullanıcıyı anlamak, projeyi hem estetik hem de işlevsellik açısından bir bütün olarak ele almak gerekmektedir.

-Son dönemde gerçekleştirdiğiniz projeler ve gelecek dönem projeleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Daha önce de bahsettiğimiz gibi şu sıralar yoğun bir tempoyla Dia İnşaat ile beraber Bilkent Entegre Sağlık Kampüsü Projesini sürdürmekteyiz. Bizim için bir ilk olan bu sağlık projesinde çalışmaktan büyük keyif alıyoruz. Tasarımın farklı boyutlarını deneyimlediğimiz bu projede Dia İnşaat gibi öncü bir firmayla çalışıyor olmak da ayrı bir heyecan. Bu arada yine aynı kampüste bulunan sağlık bakanlığı hizmet binasının iç mimari projelerini üstlenmiş bulunmaktayız. Ayrıca yine öncü firmalardan biriyle yurt dışında iç mimari projelerini beraber yürüttüğümüz otel projemiz devam ediyor. Konsept ve proje işlerimiz yanında, uygulama işlerimiz de devam ediyor. Yakın bir zamanda şantiyesini bitireceğimiz kuaför ve konut projemiz mevcut.

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN