Keyifli Hayatın Dergisi

Kürşat Başar’ın Farklı Dünyası

SHARE
, / 288 0
Kürşat Başar’ın Farklı Dünyası
   

Bu ay sizlerle olmaktan büyük mutluluk duyuyorum… Yeni yılda sizlerle buluşurken çok özel bir röportajla bir arada oluyoruz. Yıllardır evlerimize konuk olan, yazıları ile hep ilgimizi çeken, okumaktan hiç vazgeçmediğimiz Kürşat Başar’la geçtiğimiz günlerde bir röportaj yaptım. Yaşamı, yazarlık hayatı, gazeteciliği ve yeni albümü hakkında konuşma fırsatı bulduğumuz Başar, bu keyifli sohbetimizde yeni kitabının da müjdesini verdi.

Ödüllü yazar, gazeteci, programcı ve müzik insanı Kürşat Başar. Gerçekten hepsine nasıl yetişiyorsunuz?
Aslında ben hala biraz tembel hissediyorum kendimi, daha çok şeyler yapabilirmişim gibi geliyor. Çünkü çok küçük yaşta başladım gazeteciliğe ve yazarlığa bununla birlikte radyo programcılığı, televizyon programları, bütün bunlar bir arada, dolayısıyla bu yoğunluğa alışmış durumdayım yani. Bana aslında tüm bunlar çok da çalışmışlık gibi gelmiyor artık, hatta bazen iki gece üst üste çalışmasam bile yine tembelleşmişim demeye başlıyorum.
KÜRSAT BAŞAR

Hayat bir kereye mahsus… Bu kadar dolu dolu yaşamak mutluluk veriyor mu?
Veriyor tabi ki. Benim böyle bir şansım var, doğduğumdan beri hep istediğim şeyleri yapıyorum. Bunlara örnek vermek gerekirse; yazmak ve kitaplar çocukluğumun en önemli kısmını oluşturuyordu. Bir de buna ek yaparsak tabi ki müzik… Onun dışında gazetecilik, televizyon programcılığı, bunlar doğal olarak keyifli işler. Artısı da bir sürü yeni insanla tanışmamı sağladılar.

Peki çok yönlü olmak sizce ego mu yoksa öz güven yüksekliği mi?
İkisi de değil, biraz tesadüf aslında. Dediğim gibi benim çocukluğumdan beri gelen bir durum olduğu için alışkanlık oldu bende. Bir yandan kitapla uğraşırken diğer yandan müzik grubumla provalar yapıyoruz, arada çıkıp televizyona gidip oradaki işimi yapıyorum. Böyle bir hayat…
KÜRŞAT BAŞAR, SERTAÇ DARCAN

Peki sanat camiasına baktığımızda, zaman zaman ego çıkıyor mu?
Evet çıkıyor, bizim yaptığımız işler biraz böyle zaten, o olmazsa da çok da parlak bir şey olmuyor. Sonuçta her sanatçının, müzisyenin, yazarın, ressamın herhangi bir sanatla ilgili mesleği olanların kuvvetli egosu var, kendini ifade etme isteği var. Eğer o istek olmazsa olmuyor. Bu mümkün olduğunca zaman içerisinde geri itmeye çalışılıyor, çünkü ego da çok yukarıda olunca yapmış olduğunuz işin önüne geçer ve bunun olmaması lazım.

Biraz müzik konuşalım. Neden caz? Hayatınıza nasıl girdi?
Caz müzik hayatımda çok eskiye dayanıyor. Çocukluktan bu yana sanata yatkınlığım var. 16 -17 yaşlarımda doğal olarak rock müziğiyle uğraşıyordum, bir arkadaşımın babasından bir sürü plak gelmişti, müziğe bakışım onları dinlerken değişti diyebilirim; çünkü çok farklı bir müzik türüydü caz. O dönemde sonra ise hep caz dinleyerek ve son sekiz yıl TRT’de caz müzik programı yaparak daha da pekiştirdim kendimi.

Sizi tatmin ediyor mu?
Beni çok mutlu ediyor ve çok keyif veriyor açıkçası. Tüm bu zaman zarfında gazetecilik, televizyonculuk, yazarlık yaparken hep içimde kalan bir şeydi müzik. Evde kendim çalıyordum, arkadaşlarımla birlikte çalıyordum. Şimdi ise çok iyi müzisyenlerle çalıştığım için çok mutluyum.

Ülkemize baktığımız zaman cazı nerede görüyorsunuz ve yeterince değerini bliyor muyuz?
Ben ne kadar çok seversem seveyim doğal olarak Türkiye’ye çok yakın bir müzik türü değil caz. Onun için çok geniş kitleler tarafından da dinlenmesini de bekleyemeyiz. Zaman içinde konserler ve festivallerle kitleler arasında dinlenerek yaygınlaşan bir müzik türü. Bu müziği çalabilmeniz için okulunu bitirmek de yetmiyor, cazdan etkilenmeniz lazım. Şimdi yavaş yavaş Türkiye’de festivaller, etkinlikler arttı ve ayrıca Güney’de açılan mekanlarla caza daha fazla ilgi oluştu.

   

KÜRSAT BAŞAR

“Başucumda Müzik”, “Çok Güldük Ağlamayalım” ve “Yaz” ile okuyucularınıza dokundunuz. Bir kitaba başlarken kendi hayatınızdan mı yola çıkıyorsunuz yoksa kendi çevrenizdeki bir hayattan mı ilham alıyorsunuz?
Tabi ki kitaplarımda benim hayatımdan da bölümler az çok var. Yakın çevremdeki insanlar kitaplarıma giriyor ama hiç tanımadığım karakterler de mevcut oluyor. Tamamen sizin hayal gücünüzle ilgili ve irintili aslına bakarsak.

Bir kitaba başlarken ne kadar bir zaman süreci oluyor?
Bir kitap bittikten sonra yenisine başlamak birkaç yıl sürüyor.

Bildiğim kadarıyla da bir aranız oldu ve kitap çıkarmadınız. Bunun bir nedeni var mı ?
Başucumda Müzik’ten sonra bir on yıl kadar çıkaramadım. Gerçi bu ara zarfında farklı kitaplar yazdım ama roman olarak on yıl çok uzun bir ara oldu. O arada hem televizyon programı yoğundu hem gazetecilik, köşe yazarlığı çok ağır basmıştı ve farklı projeler derken müzik başladı, müzikle birlikte yoğun bir dönem geçirdim. Sonunda geçen yaz “Yaz” romanım ile tekrar okuyucularımla buluştum.

“Yaz” romanınızdan nasıl geri dönüşler aldınız ?
Çok güzel yorumlar aldım, okuyucularım yolda, sokakta, caddede soruyorlardı ne zaman çıkıyor yeni kitabınız diye? Aslında bu durumu çok umursamayacağımı düşünüyordum ki sahiden bir baskı da yaratıyormuş, onu da gördüm. Neyse ki televizyon programlarının bitmesiyle birlikte oluşan zaman boşluğunda yoğunlaşarak sonunda Yaz’ı bitirebildim. Önümüzdeki zamanda herhalde yeni bir kitap da geliyor…

Programdan bahsettiniz az önce, uzun soluklu çok güzel bir programınız vardı. Sonrasında ekranlara sanki veda ettiniz. Bunun bir nedeni var mı ?
Ekranlara veda etmedim aslında, zaman zaman çıkıyorum. Birkaç sezon yapıp ara verip, biraz formatı değiştirip zaman zaman dönüyorum televizyona. Biraz da gelen tekliflerle ilgili bu durum. Belki güzel bir teklif alırsam önümüzdeki zamanlarda tekrar ekranlara dönebilirim.

Düşündüğünüz bir format var mı?
Sanırım bu sefer biraz daha müzikli bir format olabilir. Çünkü artık müzik benim hayatıma tamamen girmiş olduğu için o imkanda kullanırız herhalde.

Son zamanlarda ülkemiz farklı bir algıdan geçiyor sizde takdir ederseniz ve insanlar üzerinde olumsuz bir etkisi söz konusu. Bir sanatçı olarak siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu ve sanat gerçekten bir ilaç mı?
İlaç değilse de, insanlar için bence en bunaltıcı, en baskıcı dönemlerde bile bir özgürlük alanı diyebilirim. Belki kendilerine ait bir oda da diyebilirim, aynı zamanda tabi edebiyat için de bunu söyleyebilirim. Bütün dünyadaki birçok şeyi ve yaşanmışlıkları o andaki durumda görmek, o kitaplarda ise bu durumdan nasıl çıkacağımızı görme şansımız oluyor tabi.

Yeni Albümle Çok Yakında Geliyorum…

Tekrar caza dönersek, “Keşke Burada Olsaydın” albümünüzden nasıl tepkiler aldınız ve siz bu albümü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Okuyucum açısından şaşırtıcı oldu diyebilirim. Benden kitap beklerlerken albümle çıktım karşılarına. İçinde İlhan Şeşen, Sezen Aksu,Yeşim Salkım, Levent Yüksel ve Yaşar gibi çok değerli isimlerle şarkılar seslendirdim. Keyifli bir albüm oldu. Çok güzel geri dönüşler aldım. Şimdi ikinci albümün hazırlıkları başladı. 10–15 gündür stüdyodayım ve onu bitirmek için uğraşıyorum. Bu albüme farklı sanatçılar eşlik etti. Küçük tüyolar verecek olursam, Candan Erçetin, Ferhat Göçer, Jale, Ayşen ve Soner Olgun gibi isimler var.
.
Yeni albüm ne zaman dinleyicilerinizle buluşuyor?
2016 Şubat’a yetişeceğini tahmin ediyorum.

Çok Değerli bir kaleminiz var. Şunu sormak istiyorum; evet yeni bir albüm çok yakında çıkıyor ama yazarlıktan bakarsak söz yazmayı düşünüyor musunuz?
Maalesef ben söz yazamıyorum, o alanda yeteneğim yok. Söz yazarlığı başka bir şey, şiir yazmak gibi bir durum. Bana çok eski yıllarda sorarlardı şiir yönünüz var mı? diye, sizin gibi ve ek olarak şiir kitabı düşünüyor musunuz gibi, ben de hep şunu söylerim, o çok farklı bir tarz…

Röportaj: Sertaç Darcan
Twitter: @sertacdarcan
Instagram: Sertac___

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN