Keyifli Hayatın Dergisi

Moda Dünyasının Ezber Bozan İsmi

SHARE
, / 466 0
   

Ünlü moda tasarımcısı Hatice Gökçe, yeni koleksiyonuyla sayfalarımıza konuk oldu. Birleşmiş Milletler’in desteklediği sosyal sorumluluk projesi Argande’nin marka koordinatörlüğünü yürüten Gökçe, özellikle GAP Bölgesindeki kadınlara sağladığı istihdam olanağı ile dikkat çeken projenin detaylarını da bizimle paylaştı.

 
Röportaj: Emre KARACA
Fotoğraf: Jerry STOLWIJK

Kurcusu olduğu Moda Tasarımcıları Derneği ve kendi adını taşıyan erkek giyim markasıyla tanıdığımız Hatice Gökçe, bu kez kadınlar için tasarladığı rengarenk bir koleksiyonla karşımıza çıktı. 1999 yılında Japonya’da Unique Design (Özgün Tasarım) ödülünü, 1998 yılında Türkiye’de katıldığı yarışmada erkekler için hazırladığı koleksiyonu ile En İyi Tasarım ödülünü alan Gökçe; “Işığa Övgü”, “Authorize”, “Invincible”, “The Other” “Karakarga” “Jön Türkler” “Gılman” “Trans” “Seyyah” gibi bir çok defileye imza attı. Deneysel çalışmayı benimseyen ve yenilikçi kumaşlar kullanmayı tercih eden Gökçe, kadınlar için Zehra Zülfikar ile birlikte hazırladığı Takdim SS16 isimli koleksiyonu ile sayfalarımıza konuk oldu. Argande markasının ve Takdim koleksiyonunun yüzü ise Sema Şimşek oldu. Şimşek, Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde ünlü fotoğraf sanatçısı Jerry Stolwijk’de verdiği pozlarla adeta büyüledi.

Hatice Gökçe
HATİCE GÖKÇE

Sizi yeni tanıyacak okurlarımız için kendinizden bahseder misiniz?
Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü’nde okudum. On altı yıldır bir tasarım ofisim var ve yaklaşık on dokuz yıldır moda sektöründeyim. Mezun olur olmaz iş dünyasında çalışmaktansa kendi oyun alanımı genişletmek adına, kendime bir atölye kurmaya karar verdim. Profesyonel olarak on altı yıldır erkek giyim tasarımcısı olarak Türk moda sektöründe varlık gösteriyorum. Sosyal baskıyla şekillenmiş erkek giyimine alternatif olmak adına tasarım yapıyorum. Kendi moda tarihim içerisinde irdelediğim beden, kimlik ve teslimiyet gibi kavramları araştırmaya devam ediyorum. Moda dünyasının hızlı öğüten sistemi içerisinde direnç gösterebilmek için sistem dışında kendine özgü bir dil ve dünya inşa etmek güdüsü ile hareket etmeyi tercih ediyorum. Moda Tasarımcıları Derneği’nin (MTD) kurucusu ve üyesiyim ve ayrıca sivil toplum projelerinde aktif olarak yer alıyorum. 2008 yılından beri Birleşmiş Milletler’in desteklediği sosyal sorumluluk projesi olan Argande’nin marka koordinatörlüğünü yapıyorum.

unnamed

Modayı nasıl yorumladığınızı ve tasarımlarınızı oluştururken nelerden beslendiğinizi öğrenebilir miyiz?
Benim önceliğim; hayal ettiğim ve düşündüğüm şeyleri gerçekleştirmek. Türkiye’de bu kadar sosyal baskı ile şekillenmiş bir erkek giyimine alternatif sunmak bile zaten yeterince zorken, ben on beş yıldır erkek giyimi tasarlıyorum ve son dört, beş yıldır gerçekten ektiğimi biçiyorum. Türkiye’de erkek giyimi ile ilgili bir arşiv bile yok, birkaç yıldır Mimar Sinan Üniversitesi’nde 19.yy’dan günümüze erkek profilini yaratmak üzere bir tez hazırlıyorum. Amacım Türk erkek profilini çizmek ve böylece kendi alanımı da genişletebilmek. Son üç yıldır yeni yeni erkek giyimi tasarlayan arkadaşlarımız sektöre girmeye başladı, bu durum tasarım sektöründeki yerimizi biraz daha kuvvetlendiren, bize dikkat çeken bir durum. Sektörün rekabet ortamı olmadan gelişebilmesi çok imkansız, tek olmak avantaj gibi görünür ama asla öyle değildir aslında. Klasik giyim algısı kırılamadığı için, erkekler için yapılan yeni her şey feminenmiş gibi algılanıyor. Biraz renkli, desenli ve çizgilerin dışında detaylar kullanıldığında direkt feminen tanımı yapılıyordu. Dünya modasını yakından izleyen ve karşılaştırma yapabilen bir nesil var artık, bu klişeler yıkılıyor.

   


 
Tasarımlarınızda olduğu gibi seçtiğiniz kumaşlarda da yenilikçi olmayı tercih ediyorsunuz. Yeni nesil kumaşlar nasıl bir dönüşüme öncülük edecek?
Teknolojinin büyük desteğiyle moda dünyası daha kolay hareket ediyor. 3D basılmış kumaşlar moda dünyasına adım attı ve yaygınlaşmak için moda tasarımcılarını bekliyor. Şu an bu alanda yapılan her şey öncü klasmanında ama yaygınlaştıkça modanın evrildiği bir döneme gireceğiz.

2016 koleksiyonunuzun isim ve oluşum hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?
Dünya genelinde her yıl 1,7 milyon kadına meme kanseri tanısı koyuluyor. Meme kanseri genel olarak erken evrede teşhis edilmekle birlikte; tanı anında hastaların %9’u metastatik evrede oluyor, yani hastalık diğer organlara yayılmaya başlamış oluyor. Meme kanserine yakalanan kadınlara destek olmayı hedefleyen bu projeye dair fikir ilk defa ortaya atıldığında, bu kadar çok kadını ve milyonlarca hayatı etkileyen bir hastalığa karşı ufak da olsa bir şeyler yapabilmek çok anlamlı geldi bana. Böylece Pfizer ile bir işbirliği yapma imkanı doğdu. Pfizer Onkoloji’yle birlikte yürüttüğümüz metastatik (ileri evre) meme kanseri farkındalık projesi kapsamında hazırladığım koleksiyonun adı “Yeni Hikayeler”. Bildiğiniz gibi aslında erkek giyimine yönelik tasarımlar yapıyorum genelde ve antrasit ve siyah tonları kullanıyorum. Ancak bu koleksiyonla ben de biraz sınırlarımı zorladım ve pembe renkle özdeşleşen ileri evre meme kanseri ile mücadelede farkındalığı artırmak ve meme kanseri hastalarına umut vermek için kiraz çiçeklerinden ilham aldım. Pfizer Onkoloji’yle böyle bir işbirliği yapma olanağı ortaya çıkınca, bu güzel amaç için alıştığım renklerin dışında renkler kullanarak, kadınlara yönelik tasarım yapma fikri çok hoşuma gitti. Proje tasarlanırken de erkeklere yönelik kıyafetler tasarlayan birinin, kadınlar için koleksiyon hazırlamasının hoş bir kontrast yaratacağı düşünülmüş. Bu projede özellikle ileri evre meme kanseri hastası kadınlara umut vermeyi ve meme kanserine yönelik toplumsal farkındalığı arttırmayı amaçladık. Bunun için kiraz çiçeği konseptini seçtik ve kiraz çiçeği tonlarıyla umudu temsil etmeye çalıştık. “Yeni Hikayeler” pembe ve beyaz rengin hakimiyetinde, hem erkek hem kadın tasarımlarından oluşan 45 parçalık bir ilkbahar-yaz koleksiyonu. Kiraz çiçeği renk paletinin kullanıldığı koleksiyon, baharı en umut veren yanıyla kucaklıyor. Tasarımlarda kullanılan çiçek motifleri hayattaki dönüşme potansiyeline vurgu yaparken, aynalar ise hayattaki bu umut ışığının ve dönüşme potansiyelinin bir yansıtıcısı olarak kurgulanmış. Koleksiyonun vazgeçilmez parçaları arasında yağmurluklar ve uzun ceketler var. Etnik desenlerin illüzyonla birleştiği; enerji, coşku ve tazelenme hissine vurgu yapan ve ışığın aynalarla güçlendirildiği bu koleksiyonla yaşamın umut verici ve dönüştürücü etkisini açığa çıkarmayı hedefliyoruz. Umarım “Yeni Hikayeler” koleksiyonundaki enerji, coşku ve tazelenme hissi, meme kanseri hastalarının ihtiyacı olan mutluluk, direnç ve huzur ile birleşerek kendilerine ulaşır.


 
Bir modacı olarak sosyal sorumluluk projelerinde de aktif rol alıyorsunuz. Bunlardan biri de Argande projesi. Marka koordinatörlüğünü yürüttüğünüz bu projeyi sizden dinleyebilir miyiz?
Argande projesi 2008 yılından beri devam ediyor. Bu projeye başlamadan önce bölgede çeşitli workshoplara katılmıştım, bu sırada bölgedeki kadınları yakından tanıma fırsatım oldu. Orada çok amaçlı toplum merkezleri var (ÇATOM) ve kadınlar bu toplum merkezlerinde devamlı bir şeyler öğreniyorlar ancak yaptıkları şeylerin satışıyla ilgili süreklilik arz edecek bir girişimde bulunamıyorlar. Bir meslek sahibi oluyorlar fakat bir gelir elde edemiyorlar. Birleşmiş Milletler Türkiye’den Gönül Sulargil bölgedeki kadınların istihdamını sağlamaya yönelik bir proje hazırladı, projenin bir de markaya dönüşmesi gerekiyordu. Ancak bu şekilde proje sürdürülebilirlik kazanabilirdi. O yüzden ben gönüllü olarak bu projenin tasarım koordinatörü olmak istedim ve 2008 yılından beri projenin tüm aşamalarında yer alıyorum. Yaklaşık on sezon geçirdik birlikte, Türk tasarımcılardan tasarımlar alarak Batman’daki atölyemizde bölgedeki kadınlar üretimlerini gerçekleştirdiler. Bu üretimler Mudo’nun on yedi mağazasında satışa sunuluyor ve bütün gelir de kadınlara gidiyor. Proje İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle gerçekleşiyor. Argande ürünleri hem Türk tasarımcıların özel tasarımlarını uygun fiyata sunmalarına yardımcı oluyor, hem de GAP bölgesindeki kadınlara sürdürülebilir bir proje aracılığıyla yaşam kalitelerini güçlendirme şansı veriyor. Böylece Argande bu anlamda modanın son zamanlarda aradığı ikinci ve üçüncü faydayı gerçekten sağlıyor. Bu ürünleri satın alarak hem hayatlara dokunuyorsunuz hem de başarılı Türk tasarımcıların özel tasarımlarına sahip oluyorsunuz. Aynı zamanda hikayesi olan tasarımlar giyiyorsunuz.


 

Yeni sezonda bize hangi renkler göz kırpacak?
Bu sezon pembenin en açık tonlarının sezonu desek yanlış olmaz.

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN