Keyifli Hayatın Dergisi

Modern, enerjik, deli dolu

SHARE
, / 467 0
Modern, enerjik, deli dolu
   

“HERŞEY MADDİYATLA ELDE EDİLMİYOR, DAHA ÖNEMLİ OLAN GÖRÜNMEYENLERDİR”

Muhteşem manzarasıyla bizleri ağırlayan InterContinental İstanbul Otel’de bir araya geldiğimiz son dönemin top ismi Işıl Reçber, dergimize konuğu oldu. Futbol dünyasının efsane ismi Rüştü Reçber’le evliliğinden çocuklarına, modaya olan tutkusundan spora, yer aldığı yardım derneklerinden ofsayta kadar pek çok konuda bizimle düşüncelerini paylaşan Reçber ile keyifle okuyacağınız bir röportaj gerçekleştirdik.

Türk Milli Takımı’nda en uzun süre görev alan sporcu ünvanına sahip olan Rüştü Reçber’in zarif eşi Işıl Reçber, birbirinden şık kıyafetlerle Moda objektiflerinin karşısına geçti. Kendisini “modern, enerji dolu, kıpır kıpır hatta kimi zaman deli dolu bir kişilik” olarak tanımlayan Reçber, hayatındaki en önemli şeyin maneviyat olduğunun da altını çiziyor.

 


 

Işıl Reçber’i sizden dinleyebilir miyiz?

Çok küçük yaşta hatta üniversite zamanlarında büyük kariyer planları ve hedefleri yaparken, ani bir kararla aşk evliliği yapmış, iyi ki de yapmış, iki tane dünya tatlısı çocuğa sahip, hayatını onlar üzerine kurmuş ama bunun yanında hayatı yakalamayı başaran, sosyal sorumluluk projelerine duyarlı, çocuklar söz konusu olunca dünyası duran, kendisiyle barışık, pozitif, iyi taraftan bakmayı başarabilen mutlu bir kişiliğim. “Make A Wish” yani Bir Dilek Tut derneği ile Çaba (Çağdaş Bağımsız Yardımlaşma) derneklerinde faal olarak görev yapmaktayım.

Rüştü Bey ile nasıl tanıştınız?

Tesadüfi olarak bir arkadaş ortamında tanıştık.

Ailenizin bu evliliğe bakışı nasıldı?

Futbolcu olduğu için ilk başta tedirginlerdi. Yaşım küçüktü ve öğrenciydim. Dolayısıyla karşılarına biz evlenmek istiyoruz diye çıktığımızda şok oldular tabii. Zor bir süreçti. Rüştü’yü hiç tanımıyorlardı ve evin en küçük çocuğu, tek kızı olan ben, çok kıymetliydim ailede. Dönemin Fenerbahçe Başkanı Sevgili Ali Şen, Gaziantep Başkanı Sevgili Celal Doğan ve birçok büyüğümüzün araya girmesiyle ailem ikna oldu ve Rüştü’yü tanıyınca da ön yargıları tamamen değişti.

Futbolcu olmasının sizin üzerinizde etkisi oldu mu?

Benim üzerimde bu tarz bir etkisi olmadı, zaten ilk tanıştığımız sırada da kim olduğunu bilmiyordum. Öğrenince de birşey değişmedi hatta bana yaklaştığını da hissettiğimde ‘olmaz bu iş’ demiştim ve iki sene sonra fikrim değişmişti.

Oğlunuzda da futbol merakı ve yeteneği var mı?

Oğlum inanılmaz seviyor futbolu ve yetenekli bu konuda. Eşim takiplerinde çok yetenekli ve başarılı buluyor Memo’yu. Biz de arkasındayız, destekçiyiz bu konuda, hem oğlumuza hem de kızımıza. Memo bir futbol hocası ile haftada dört gün idman yapıyor. Kızım Tuana, beş yaşından beri tenis oynuyor ve lisanslı. Yine aynı yaşta piyano çalmaya başladı. Her ikisinin de mutlu olduğu işleri yapmasını isteriz. Öncelik şu an okulları tabi ki ama diğer alanlarda da arkalarındayız.

Modanın sizin için bir tutku olduğunu biliyoruz. Moda dünyasına girme planlarınız var mı?

Moda benim için keyifle takip ettiğim bir alan ve kesinlikle bir tutku. Ama klişe olanı yapıp modacı olmayacağım. Uzun vadede bu işi yapmak “tasarımcı”, “modacı” titrini almak bu kadar kolay olmamalı eğitimini almadan. Zaman zaman bana da bu tarz teklifler geliyor. Bir koleksiyonun içinde olmak başka, ben modacıyım demek başka bir şey.

Bu yılki İstanbul Fashion Week’i nasıl buldunuz?

Bu seneki Moda Haftası’ndaki tasarımlar önceki senelerin aksine daha hazır giyime, hemen askılara konmaya ve mağazalara satışa sunmaya yönelikti bence. Sanırım tasarımcılar “Bunlar şov amaçlı, günlük hayatta kim, nerede giyebilirki?” eleştirilerine karşı böyle bir yol izlediler. Halbuki Fashion Week’ler zaten dünyanın her yerinde şovu amaçlar. Ama bu yıl da yine her yıl olduğu gibi keyifli ve yüksek enerjiliydi.

Kızınızda da moda merakı var mıdır?

Tabi ki kızım da meraklı ve çok iyi bir gözü var. Benim en iyi alışveriş arkadaşımdır Tuana. Benim tarzımı çok beğenir ve çok iyi tanır. Gardırobumda gözüne kestirdiği çanta ve ayakkabılarım yok değil. Ama Tuana’nın tarzını sorarsanız daha casual, daha bohem. Henüz küçük tabii, izleyip göreceğiz ileriki yıllarda.

Gardırobunuzun olmazsa olmazları nelerdir?

Gardırobumun olmazsa olmazları; iyi kesim siyah kumaş bir ceket ve pantolon, kalem etekler, jean, deri ceket, ipek gömlekler, stilettolar, postallarım.

   

“Yeni ikoncan” söylemlerinden rahatsız oluyor musunuz?

İkoncan terimi enteresan ve komik geliyor açıkçası bana. Bu sıfatı almak gibi bir çaba sarfetmiyorum nitekim. Tarzımın beğenilmesi ve takipçilerimin olması bunu gerektiriyorsa bilemem. Sosyal medyada, sokakta bana sürekli sorulan sorular var. Bunlar stilimle, giydiklerimle, taktıklarımla, sürdüklerimle, hayat felsefemle, hatta yeyip içtiklerimle alakalı. Ben de tabii ki cevaplandırmaya çalışıyorum. Tarzımın beğenilmesi, takip edilmesi çok güzel ama daha da önemlisi, bu derece söylediklerinize güvenilmesi ve uygulamaları…

Rüştü Bey giydiklerinize karışır mı?

Karışır ama eşimin takıldığı noktalar daha farklı. Kendisi gözüme çok güvenir ve tercihlerimi beğenir.

Siz onun giyimine müdahale eder misiniz?

Benimki müdahaleden çok kendisinin gardırobunu hazırlamak. Tüm sezon alışverişlerini ben yaparım yıllardır. Kimi zaman alışveriş sırasında kendisi dahi olmaz. Neyin yakışacağını, tarzını, fiziksel özelliklerini bildiğim için zor olmuyor benim için.

Her zaman formda görüyoruz sizi. Spor yapıyor musunuz ya da uyguladığınız bir diyet var mı?

Çocuk yaştan beri sporla iç içeyim. Lise ve üniversite yıllarımda da basketbol takımlarındaydım. Dokuz yıldır pilates, cardio, fitness, yürüyüş yapıyorum. En azından mutlaka yürürüm. Son birkaç yıldır, haftada bir uzak doğu sporu olan body combat yapıyorum. Düzenli bir diyet programı uygulamadım hayatım boyunca. Hiçbir zaman diyetisyene gitmedim. Fakat mutlaka bir gün kaçırmışsam diğer gün dengelerim ve az yerim. Her şeyden tadabilirim, aklımda kalacağına midemde kalsın (gülüyor) ama dediğim gibi sadece tadarım. Sağlıklı beslenmek adına çok kitap okur ve araştırma yaparım. Bir diyetisyen kadar bilgim var diyebilirim beslenme, metabolizma, detoks vs adına.

Yardım kuruluşlarıyla çalışıyorsunuz, hatta bir sosyal yardım projesi kapsamında oyuncu olarak sahne aldınız. Türkiye’deki dernekler hakkında ne düşünüyorsunuz? Size göre eksiklikler nelerdir, nelere ağırlık verilmeli?

Bağlı bulunduğum derneklerden biri olan Çaba derneğinde diğer arkadaşlarımla birlikte iki yıl üst üste sahne aldık ve oyun sergiledik. Ciddi anlamda hazırlandık projeye, aylarca yönetmenimiz Ali Sunal ve ekibi ile provalar yaptık ve sonra sahne! Bizler kendi özel hayatımızdan fedakarlıklar yaptık ve geri dönüşleri çok iyi oldu tabii. Her ikisinden de elde edilen gelir ile madde bağımlısı sokak çocukları için iki farklı adreste rehabilitasyon merkezleri yaptırdık. Bir diğer derneğimiz “Bir Dilek Tut” ile hayati tehlikesi olan hastalıklarla mücadele eden çocukların dileklerini gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bazen ufacık bir dilek bile çok büyük yerlere gidebiliyor ve bu çocuklarımızın hastalıklarında iyileşme dahi olabiliyor. Daha büyük bir mutluluk olabilir mi hayatta?

Pek çok kadın ofsaytın ne olduğunu bilmiyor. Ofsaytı biliyor musunuz, bizim için bir kadının anlayabileceği dilde antabilir misiniz?

Ofsaytı en anlaşılır şekilde anlatmaya çalışırsam; topun son oynandığı anda, top atılan futbolcu rakip alanda iken kale çizgisi ile kendisi arasında veya aynı hizada bir başka rakip oyuncu yok ise kaleci hariç pozisyon ofsayttır.

Maçlarda herhangi bir toteminiz ya da uğurunuz var mıydı?

Maçlar öncesi tek olmazsa olmazımız, her ne şartta ve nerede olursam olayım eşimle telefonla konuşmadan maça çıkmamalı. Çünkü bu konuşmamızda belli dualarım vardır, onları yaparım, başarılar ve bol şans dilerim. Sanki yapmazsak bu rutini birşeyler ters gidecekmiş gibi gelir. Bir de maç esnasında mağlup oluyorsak izleyicilerle kendi aramızda mutlaka yer değiştiririz.

Röportajlarınızda muhafazakar olduğunuzu dile getiriyorsunuz. Bunu biraz daha açar mısınız, gelenekselci diyebilir miyiz?

En güzel soruya geldik sanırım. Dışarıdan bakıldığında dış görünüşüm, sosyal yaşantım, paylaşımlarım kısacası hayatım, günümüzün tüm yeniliklerini, her anlamda çok iyi takip edip uygulayan, ortama ayak uydurmakta hiç zorlanmayan, modern, enerji dolu, kıpır kıpır hatta kimi zaman deli dolu bir kişilik olarak yansıyorum. Doğrusu da bu. Ama iç dünyam, ruhum, inandıklarım, değer yargılarım, aileden aldığım kültür ve yetişme şeklimden dolayı daha stabil, daha kuralcı, net ve huzurlu çok şükür. Ben iki çocuk sahibi bir insanım ve hayatta en önemli şey kişinin bir duruşunun, doğrularının, inandıklarının, değer yargılarının olması. Her şey maddiyatla elde edilemiyor veya satın alınamıyor hayatta. Çok daha önemlisi görünmeyenler, maneviyat. Ben de bunu vermeye çalışıyorum çocuklarıma ve özümsediğim gibi bunu yaşıyorum. Dejenere olmak ile modern olmak çok farklı şeyler, bunu ayırt etmek lazım.

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN