Keyifli Hayatın Dergisi

ÖNCESİ VE SONRASIYLA İDEAL BESLENME

SHARE
, / 218 0
   

“En ideal beslenme programı, kişinin en rahat uygulayabildiğidir” görüşüyle beslenme danışmanlığı yapan Yrd. Doç. Dr. Tuba Günebak ile sağlıklı beslenme üzerine, dolu dolu bir röportaj gerçekleştirdik.

Sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanma ve diyet programlarını uygulama sürecini bir tür eğitim olarak tanımlayan Yrd. Doç. Dr. Tuba Günebak, kendisine başvuranları ‘hasta’ yerine ‘danışan’ olarak tanımlamayı tercih ediyor. Günebak, danışanlarıyla geçirdiği bu eğitim sürecini, öncesi ve sonrasıyla anlattı. Sağlıklı ve ideal beslenme konusunda merak ettiklerimizi yanıtlarken, özel tariflerini de bizimle paylaşmayı da ihmal etmedi.

Kendinizden ve mesleki geçmişinizden biraz bahseder misiniz?
1979 yılında Ankara’da doğdum. 2001 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun oldum. Bir yıl özel sektör tecrübesi edindikten sonra mezun olduğum bölümün açtığı yüksek lisans ve araştırma görevliliği sınavlarına başvurdum ve başarıyla geçtim. Bir yandan araştırma görevlisi olarak çalışırken bir yandan da yüksek lisans çalışmamı bitirip, doktora çalışmamın önemli bir bölümünü tamamladım. 2012 yılında özel nedenlerle, araştırma görevliliğinden ayrıldım. Ancak, akademik kariyeri bırakmadım. Doktora çalışmamı tamamladım. 2012 yılı Mart ayında Tuba Günebak Beslenme Danışmanlığı ve Eğitim Merkezi’ni kurdum. O günden bu yana hem bireysel anlamda hem de kurumsal bazda beslenme danışmanlığı hizmetlerini keyifle yürütüyorum. Kendi kliniğimde yürüttüğüm çalışmalarım dışında Lefke Avrupa Üniversitesi’nde de yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çalışmalarıma devam ediyorum.
Sağlıklı yaşam biçimi denilince ilk aklınıza gelenler nelerdir?
Benim sağlıklı yaşam biçiminden anladığım; günlük gereksinimleri karşılayacak miktarda, sağlıklı besinlerin tüketilmesi; gün içinde fiziksel aktiviteye yer verilmesi ve stresten uzak durulmasıdır. Fiziksel aktivite derken; düzenli egzersiz anlaşılabileceği gibi fiziksel aktiviteyi hayata entegre eden, asansör yerine merdiven kullanmak gibi alışkanlıklar da anlaşılabilir. İş veya özel hayat nedeniyle stresten uzak kalınamıyorsa, antioksidan besin ögelerini içeren besinleri daha çok tüketmek gerekiyor. Bu mevsimde antioksidan içerikli besinleri hayatınıza katabilmek için kahvaltıda domates, biber ve koyu yeşil yapraklı sebzelere yer verebilir; ara öğünde bir miktar probiyotik yoğurdun içine yaban mersini, ahududu, böğürtlen veya çilek ekleyebilir; kırmızı üzüm tüketebilir; gün içinde birkaç fincan yeşil çay, kuşburnu çayı içebilir; haftada iki gün somon balığı gibi yağlı, derin su balıklarını tüketebilirsiniz.

   

Size başvuran bir hasta ile ne tür bir süreç izliyorsunuz?
Öncelikle ben ‘hasta’ yerine ‘danışan’ terimini tercih ediyorum. Danışanım ilk başvurduğunda kendisini tanımak adına öncelikle bir sohbet toplantısı gerçekleştiriyorum. Bu toplantıda hem birbirimize kaynaşıyoruz -çünkü biz bir aileyiz- hem de yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, varolan sağlık problemleri, geçmiş beslenme ve diyet öyküsü hakkında bilgi ediniyorum. Akabinde bazı kan tahlilleri yaptırmasını istiyorum. İkinci görüşmemizde daha önce hazırlığını yaptığım beslenme programını danışanım ile beraber planlıyoruz. Kendisinden beni yönlendirmesini, bir arada tüketemeyeceği besinler ya da belirli saatlerde ulaşamayacağı besinler gibi konularda paylaşımda bulunmasını rica ediyorum. Çünkü, en ideal beslenme programı kişinin en rahat uygulayabileceğidir.
İdeal ve sağlıklı bir beslenme programında neler bulunur?
Amaç, her ana öğünde her besin grubundan, kişinin ihtiyacı kadar besini önermektir. Yani, et, süt, tahıl, sebze ve meyve gruplarından birer besin yer alması idealdir. Ancak, burada kişinin hazırlama kolaylığı, vakti, imkanları önem taşımaktadır. Hem sebze yemeği hem eti aynı anda pişirme ya da ulaşma imkanı olmayan bir kişiye daha pratik öneriler geliştirebilmek gerekir. Diyetisyenin bir mahareti de budur. Ayrıca, yasakların etkili olduğuna inanmıyorum. Hiçbir zaman danışanlarıma yasak koymadım, koymam. Bunun yerine telafi yollarını ve planlı olmayı öğretmeye çalışırım. Örneğin, akşam yemeğinde bir davete katılacak ve alkol alma ihtimali var ya da çocuğunun doğum günü ve pastasından tüketmek istiyor diyelim. Danışanım, bu tür durumlarda, gün içinde nasıl bir düzenleme yapacağının ve diyetini bozmadan, günü nasıl tamamlayabileceğinin eğitimini alır. Ayrıca istediği her an bana ulaşıp danışabilir.

Kiloyu stabile etmenin yolları nelerdir?
Kiloyu stabile etmenin yolu davranış değişikliği sağlayabilmekten geçer. Davranış değişikliği işin en önemli anahtarıdır. Bu nedenle, hedefe ulaşan danışanımı hemen mezun etmem. Başarısına istinaden bir yıllık bir koruma dönemine alırım. Bu süreç benim kendisine hediyemdir. Düzenli görüşmelerimiz devam eder, davranış değişikliğinin son tuğlalarını koyarız.

Siz de hamilelik sırasında çok kilo aldınız mı? O süreci anlatır mısınız?
Açıkçası, beslenme konusundaki bilgi ve becerisini kendi hayatına taşıyabilen biriyim. Dolayısıyla, hamilelik sürecinde kendime de bir beslenme programı hazırladım ve uyguladım. Toplam 11,5 kg ağırlık kazandım ve 3,3 kg ağırlığında bir bebek dünyaya getirdim. Yeterli ve dengeli beslenmenin gebelik sürecinde ne kadar önemli olduğunu bilen biri olarak hem gebelik hem de emzirme sürecini çok rahat ve sağlıklı bir şekilde geçirdim.

Özel tarifleriniz var mı?
Aslında çok fazla tarifim var ama bunlardan ikisini sizinle paylaşayım. Birincisi, Yağsız Sebzeli Kurubaklagil Çorbası;
İçindekiler şöyle: 2/3 su bardağı kırmızı mercimek, 1/3 su bardağı yeşil mercimek, 1 orta boy patates, 1 orta boy havuç, 1 küçük boy kuru soğan, 1 diş sarımsak, 1 orta boy kabak, 1 küçük boy kırmızı biber, 2 yemek kaşığı kuinoa, 2 yemek kaşığı kara buğday, 1 çay bardağı süt.
Süt dışındaki tüm malzemeleri yıkayıp, ayıklayıp, soyup, doğrayıp düdüklü tencereye koyuyoruz. Piştikten sonra blendırdan geçiriyoruz ve üzerine belirtilen miktarda sütü ısıtıp ekliyoruz. Çok keyifli, sağlıklı ve kızımın da sevdiği bir çorbadır bu.
Diğeri ise; Somon Balıklı Noodle / Tam Tahıllı Makarna Salatası.
İçindekiler; 100 gr noodle ya da 60 gr tam tahıllı makarna, 15 gr kara buğday, 50 gr kuşkonmaz, 120 gr derisiz somon balığı, 1 küçük boy kırmızı biber, 1 orta boy salatalık, ½ küçük boy avokado, 2 yemek kaşığı yaban mersini, ½ adet limon suyu.
Noodle ya da tam tahıllı makarnayı yumuşayana kadar pişiriyoruz (noodle için yaklaşık 6 dakika, spagetti için yaklaşık 8 dakika yeterlidir). Bir ahşap maşa ile süzgece aktarıyoruz. Kaynayan suya kuşkonmazı ilave edip. “al dente” kıvamına gelene kadar yaklaşık 2 dakika pişiriyoruz. Bir ızgarayı veya yapışmaz tavayı orta ateşte ısıtıyoruz. 5-6 parçaya bölünmüş somonu, ızgarada çevirerek pişiriyoruz. Ve tüm malzemeleri servis kabına aktararak, besleyici, lezzetli ve metabolizma hızlandıran bir salata yapmış oluyoruz.
Bu keyifli sohbet için teşekkür ederim…

İletişim:
Yrd.Doç.Dr.Ç.Tuba Günebak
Turan Güneş Bulvarı Sancak Mah. 509 Sok. 2/6 Yıldız-Çankaya/Ankara
Tel: 0535 790 67 17 – 0312 438 39 99

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN