Keyifli Hayatın Dergisi

Samimi Başarılı Güçlü

SHARE
, / 408 0
Samimi Başarılı Güçlü
   

Mesleğinde 20 yılı geride bırakan ekranların güler yüzlü, başarılı ve güzel ismi Özlem Yıldız, kendisini Özlem Yıldız yapan kurallarını ve daha birçok bilinmeyeni anlattı. Şöhret olmanın ağır bedelleri olduğunu ifade eden ünlü yıldız, “Artık sadece ailemden değil, sekiz yaşındaki oğlumdan da sorumluyum” dedi.

Üniversiteye hazırlandığı yıllarda televizyon dünyasının renkli hayatıyla tanışarak kendine bu yolda bir rota belirleyen ve 20 tecrübe dolu yılı geride bırakan Özlem Yıldız, Eylül ayında MODA’nın baş konuğu… Bu kez İstanbul ya da Ankara’nın yoğun temposundan çok uzaktayız. Çeşme’de Alaçatı Mercan Köşk’te buluşmak üzere Özlem Hanım ile randevulaştık. Ekibimizi ekranlarda gördüğünüzden daha da samimi haliyle karşılarken bizi çoktan sıcaklığına inandırmıştı bile… Bildiğimiz yıldız kaprislerinden uzak, sevecen halleri ile ekibimizin işini adeta bir eğlenceye dönüştüren Özlem Yıldız, birbiri ardına verdiği samimi pozlarının ardından yine aynı içtenlikle sorularımızı yanıtladı. Kariyeri, hayata bakışı, anneliği ve gelecek planları hakkında samimi itiraflarda bulunan Özlem Hanım, şöhretin hayatına kattığı etkiyi anlattı. Şimdilerde bütün yaşam gayesini oğlu Demir üzerine çizen Özlem Hanım, oğlunun hayallerine ulaşması için de örnek bir ebeveyn olma yolunda ilerliyor.

Özlem Yıldız’ı sizden dinleyebilir miyiz?
Çocukluğumda çok içime kapanıktım. Sessiz, acıksa bile acıktığını söylemeyen, kendi içinde yaşayan bir çocuktum. Televizyonla ilgili teklif geldiğinde, annem bu işin yapabileceğim en son iş olduğunu söylemişti. Ama kader öyle bir ortam hazırladı ki kendimi televizyon dünyasının içerisinde buldum. Teklif geldiği yıl üniversiteye hazırlanıyor, sabahtan öğleye kadar üniversite hazırlık kursuna gidiyordum. Öğleden sonra vapurla karşıya geçip İkitelli’deki çekime yetişiyordum. Üç yıl VJ’lik yaptım. Bu sırada bayağı piştim. Çalıştığım kanaldan Ebru Destan, Okan Bayülgen, Hakan Yılmaz, Şafak Sezer gibi çok önemli isimler başarıya ulaşmıştı. Edindiğim tecrübeler sonrasında başka kanallarda daha büyük işler yaptım. İnsanlar, beni daha fazla tanımaya başladılar.

Televizyon programınız oldukça keyifli görünüyor, programı yaparken siz de eğleniyor musunuz?
Evet, çok eğleniyorum. Sanırım şu dönemde yapabileceğim en güzel, en keyifli iş. Çünkü ben yazın genellikle iş yapmamayı tercih ediyorum. Öyle bir teklif geldi ki; “10 bölüm çekip, yaz öncesi bitireceğiz, sonra sizi tatilde rahat bırakacağız” dediler. Program çok güzel ve keyifli oldu. Kanal, programı devam ettirmek istedi. Neyse ki haftanın beş günü çekim olmuyordu. Genelde iki gün çekim oluyordu. Her pazartesi, Çeşme ya da Bodrum’dan uçakla İstanbul’a gidip, çekimimi yaptıktan sonra salı akşamı dönüyordum. Bütün yaz böyle geçti. Bunu yaparken Çeşme ya da Bodrum’u bırakıp, İstanbul’a giderken söylenmiyordum. Çünkü çok eğleniyordum. Gittiğim yer o kadar eğlenceli ki. Para verip lunaparka gitsem bu kadar eğlenemezdim. Ekip olarak da çok iyi anlaşıyoruz. Bu yüzden 10 bölüm olmasına rağmen 23. bölümü çektik. Henüz programın nasıl olacağı ile ilgili bir karar verilmedi. Yeni sezonda belki de programın formatı değişebilir.

Yaptığınız program dışında yakın zamanda gerçekleştirmeyi planladığınız başka projeler var mı?
Programın formatının değişerek yayına devam etmesinin dışında benim yapmak istediğim bir şeyler var. Onunla ilgili görüşmelerim devam ediyor. Sezon boyunca, Trendyol adlı alışveriş sitesi ile çalışmalarım devam ediyor. Açılışlar, sunuculuklar ekstra işlerim çok fazla oluyor. Bu kış da böyle geçecek sanırım.

İş dışında Özlem Yıldız’ın bir günü nasıl geçiyor?
Hafta içi oğlumu okula göndermek için her sabah 07.00’de kalkıyorum. Onu servisine bindiriyorum. Oğlumu okuluna uğurladıktan sonra eğer işim yoksa bir saat daha uyuyorum. İşim varsa kahvaltımı edip, günlük koşuşturmacama devam ediyorum. Akşam saat 09.00-09.30 Demir’in uyku saatidir. Demir, benimle birlikte uyumaya çok alıştı. Ben de hafta içi çok erken kalktığım için akşamları oğluma eşlik ediyorum. Zaten çok halim olmuyor. Hep onu uyutayım, kalkıp bir dizi izleyeyim desem de başaramıyorum maalesef. Hafta sonu ise Demir babasında kaldığı için benim kendime ayıracak daha çok zamanım kalıyor. Arkadaşlarımla sinemaya gidiyorum, yemeğe çıkıyorum.

Bu yazı nasıl değerlendirdiniz?
Temmuz ayının ilk haftası annemle ve babamla, ailecek 10 gün kadar Bodrum’da geçirdik. Aslında biz bütün yazı Bodrum’da geçirirdik ama Çeşme’yi daha fazla sevmeye başladık. Arkadaşlarımın da daha çok burada olduğunu görünce tatilimin büyük çoğunluğunu burada geçirmeye başladım. Herhalde bir buçuk aydır buradayız.

Yakın zamanda sizi en çok ne mutlu etti?
Son zamanlarda en mutlu olduğum gün doğum günümdü. Arkadaşlarım çok güzel hazırlanmışlar. Zaten bir gün önce de ailemle birlikteydim. Güzel bir doğum günü oldu. Bu da inşallah bana güzel bir yıl olarak geri döner.

Annelikle birlikte nasıl bir değişim geçirdiniz?
Normalde biraz daha fazla kendimi düşünür, önemserdim. Tabii ki sağlığım önemli. Çünkü ben iyi olmalıyım ki çocuğuma da sağlıklı, iyi bir anne olabileyim. Ama kendimden önce düşündüğüm bir varlık olması elbette çok güzel bir şey. Onunla birlikte çocuklara karşı daha farklı bakmaya başladım. Çocukları zaten çok seviyordum ama Demir doğduktan sonra daha farklı bakmaya ve düşünmeye başladım. Zaten hassastım, iyice sulu gözlü oldum (gülüyor) Biraz evhamlı olmaya başladım. Kendimden çok onun geleceği ile ilgili hayaller planlar kuruyorum. Onun adına güzel bir gelecek diliyorum. Bütün emelim şu an o.

Demir’i sizden dinlersek, nasıl bir çocuktur?
Demir, çok duygusal çok da komik bir çocuk. Yaşından olgun espriler yapıyor. Bu yönüyle beni çok güldürür. Bir de gözlemci yanı var. Filmlerden, dizilerden sahneler öğreniyor. Recep İvedik’ten bir sahne yapıyor, gülmekten ölüyorum. Azıcık canımın sıkkın olduğunu fark ettiği anda başlıyor komiklik yapmaya. Son zamanlarda beni kıskanmaya başladı. Sen nereye gidiyorsun, saat kaç oldu, niye geç geldin, kiminle görüşeceksin diye hesap sormaya başladı ama çok hoşuma gidiyor. İyi ki hayatımda o var diyorum.

Nasıl bir annesiniz? Kontrolcü yanınız baskın mıdır?
Babası daha yumuşak ve disiplini biraz gevşek bıraktığı için kontrolcü taraf ben oluyorum. Bu yüzden Demir’in üzerinde benim daha çok sözüm geçiyor. Okul zamanı ödev, tatil zamanı tatil yapılması gerektiğini bir şekilde ona öğrettim. Bunu yaparken biraz zorlansam da, bu disiplini koruduğuma inanıyorum. Annemden gördüğüm gibi; çok iyi arkadaş olup, saygıyı kaybetmeyecek şekilde ilişkimizi korumaya çalışıyorum. Demir’e en yakın arkadaşını sorduğunuz zaman “Annem” der. Benim içinde aynı şekilde en yakın arkadaşım; oğlum. Geçen yıl ilk defa Demir ile baş başa bir yurt dışı tatiline çıktık. İnanılmaz güzel vakit geçirdik ve onun büyüdüğünün farkına o zaman vardım.

Oğlunuz Demir’i televizyon dünyasıyla tanıştırmayı düşünüyor musunuz?
Demir, Döndür Şansını programının çekimlerine geldi. 10 dakika seyredip, kenara geçer diye düşündüm. Bütün program boyunca yanımdaydı. Yarışmadan önce beni öptü, yarışmalarda beni destekledi, yorumlar yaptı. Sonra “Anne benim neden mikrofonum yok?” diye sordu. “Bir daha yarışmaya geldiğimde bana mikrofon taksınlar” dedi. İzleyiciler, Demir’e tezahürat yaptı. Demir, “Onlar da beni tanıyor anne” dedi. Böyle bir havası var, kamerayı, o ışığı seviyor.

Peki bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
Annem ve babam benim için hayal kurarken üzerimde baskıya yer vermediler. Ben de Demir için böyle olmasını istiyorum. Türkiye’de birçok insan sevdiği işi yapamıyor. İnsanlar aile baskısı ya da puanı yetmediği için istemedikleri işi yapıyor. Ben çok şanslıyım ki istediğim işi yapıyorum. Bu benim hayalimde bile olmayan bir işti. Ama hayat öyle kapılar açtı ki bana, kendimi bu işi yaparken buldum. Ben birkaç yıl sürer zannederken bu işte 20 yılı geride bıraktım. Bu yüzden Demir’in istediği mesleği yapması için elimden geleni yapacağım.

   

Televizyon dünyasıyla tanışmasaydınız, meslek seçiminiz ne yönde olurdu?
Çocukları çok sevdiğim için anaokulu öğretmeni olurdum. Bir de küçükken bunu sorduklarında anne olmayı istediğimi söylerdim.

Gülümsemek size çok yakışıyor, pozitif olmayı nasıl başarıyorsunuz?
Aslında çok duygusalım. Modum düştüğünde sahte gülücükler yapmayı pek başaramıyorum. Sanırım televizyonda da bunu yapamıyorum. Profesyonel olmak gerekiyor ama yaratılışım gereği politik olamıyorum. Karşımdaki ona soğuk ya da kırgın olduğumu bir şekilde anlıyor. Benim içim dışım bir. Hayatta çok önemli sınavlardan geçtim. En önemli sınav, sağlık. Demir’in erken doğması ve iki ay yoğun bakımda kalması, bana çok büyük ders oldu. Paranızın önemli olmadığı, sadece dua edebildiğiniz, çocuğunuz hayatta kalsın diye onunla bir bütün olduğunuz bir sınavdı. O zaman her şeyin boş olduğunu görüyorsunuz. Bunlar bana olgunluk kattı. Allah, hep sağlıkla ilgili sınavlardan geçirmesin diye dua ediyorum. Belki bunun dışında yaşıma göre başka ağır sınavlardan da geçtim. Onlar bana çok büyük ders oldu. Hayattaki en büyük zenginliğim oğlum ve ailem. Onların sağlığı yerinde olduktan diğer şeylerin hiçbir önemi yok.

Tarzınızı belirleyen Özlem Yıldız kuralları var mıdır?
Şöhret olmanın da bedelleri var tabii ki. İstediğim şekilde eğlenemiyorum ya da o an sokakta ağlamak istesemde ağlayamıyorum. Hayatta her şey istediğiniz şekilde olmuyor. Bu işi bu kadar seviyorsunuz, iyi paralar kazanıyorsunuz, şöhret güzel bir şey ama bunun da bir takım kuralları ve bedeli var. Bedelini ödemek zorundasınız. Gizliniz, saklınız, özel hayatınız diye bir şey kalmıyor. İnsanlara kolaylıkla güvenemiyorsunuz. Güvendiğiniz insanlar hiç beklemediğiniz zamanlarda sizi sırtınızdan vurabiliyor. Bu hassas bir iş. Bunu kabul etmem zaman aldı. Şimdi ise neyi yapmam neyi yapmamam gerektiği konusunda daha tecrübeliyim. Bir eğlence yerine gittiğim zaman dikkat ediyorum. Hareketlerime, oturuşuma kadar dikkat ediyorum. Artık herkesin elinde bir cep telefonu var. Gazeteci olmasa bile her şeyiniz malzeme olabiliyor. Hayatımı kontrollü yaşıyorum. Gençlik yıllarımda sorumlu olduğum annem ve babam vardı. Şimdi ise sekiz yaşındaki oğluma karşı da sorumluyum. İnternet çağında yaşıyoruz ve her çıkan haberi görebiliyor. Ona karşı sorumluluklarımın farkında olarak çok daha dikkatli hareket ediyorum.

Hayranlarınıza karşı çok sabırlısınız, bunu nasıl başarıyorsunuz?
Çocukken sevdiğim bir sanatçıya gidip sarıldığımda onun bana karşı davranışı çok önemliydi. Çünkü hayallerinde canlandırdığınız bir kişi var ve siz onu her zaman göremiyorsunuz. Gördüğünüz zaman da bir güler yüz bekliyorsunuz. Kendimi başkalarının yerine koyarım. Bana yapılmasını istemediğimi karşımdakine asla yapmam. Bazen plajda zor oluyor tabii. Tekrar tekrar üstüme bir şey giymek durumunda kalıyorum ama olsun. Sevilmek güzel bir şey. Bu düşünceyle güler yüzlü olmaya çalışıyorum.

Kendinize yakıştırdığınız ve giymekten zevk aldığınız parçalar neler?
Tatilde rahat olmayı ön planda tutuyorum. Topuklu ayakkabıları çok seviyorum ama Bodrum ve Çeşme’de topuklu ayakkabı giymek biraz zor oluyor. Dolgu topuklu ayakkabılarla idare ediyorum. Akşamları genelde sandalet tercih ediyorum. Makyajda ise dudak parlatıcısı ve rimel ile bütün yazı geçirebilirim. Saçıma fön çekmiyorum, bakımla idare ediyorum. Yaz aylarını dinlenmeye ayırıyorum. Yazın pantolon ve uzun kollu sevmiyorum, çoğunlukla şort giyiyorum. Genelde vücuda oturan, şık kıyafetleri seviyorum. Topuklu ayakkabı ve ceketim gece çıkarken eksik etmediğim parçalar. Bu konuda net bir tarzım var diyebilirim.

Nasıl bir alışveriş kadınısınız? Planlı alışverişi mi yoksa anlık alışverişi mi tercih edersiniz?
Alışverişe planlı çıktığım zamanlar da oluyor, anlık verdiğim kararlar da olabiliyor. Alışverişimi sıklıkla yaptığım mağazalara yeni ürünler geldiğinde haberim oluyor. Gidip aralarından seçebiliyorum ya da hiç aklımda yokken girdiğim mağazalardan bir şeyler aldığım da oluyor. Alışveriş yapmayı seviyorum.

Özellikle tercih ettiğiniz bir marka veya tasarımcı var mı?
Günlük kıyafetlerimin çoğunu Zara ve BCBGMAXAZRIA markaları oluşturuyor. Günlük kıyafetlere para harcamaktansa gece kıyafetlerine para harcamayı tercih ediyorum. Artık en az 10 yıl kullanacağım ayakkabı ve çantaya yatırım yapıyorum. Eskiden aldığım, modası geçen bir çok ayakkabıyı ikinci el mağazalarına verdim. Kıyafet konusunda çok takıntım yok. Bir giydiğimi bir daha giymem demiyorum. “Başka kıyafetin yok mu hep bunu giyiyorsun?” eleştirisinden nefret ederim. Çok titizimdir, bütün ayakkabılarım kutularındadır. Saat kaç olursa olsun ayakkabılarımı temizler kutularına öyle koyarım. Mevsimlerine göre kıyafetleri kaldırırım. Bana ait eşyalar kıymetlidir. Para konusunda elim açıktır fakat eşyalarıma çok özen gösteririm. Akşam yemekte kıyafetim leke olursa o kıyafetle oturamam. Mutlaka gidip değiştiririm. Titizlik takıntım var. Tam bir Başak burcuyum.

Gardırobunuzun olmazsa olmaz parçaları neler?
Herve Leger tarzı bandaj elbiseler, benim kurtarıcı elbiselerim. Yaz-kış kullanıldığı için en sevdiğim kıyafetlerim arasında yer alıyorlar. Kış aylarında pantolon giymeyi daha çok tercih ederim. İspanyol paça pantolonlar, bacakları hem ince hem de uzun gösteriyor. Onları çok kullanıyorum. Ceketler vazgeçilmezimdir. Elbise ve pantolonları ceketle kullanmayı severim. Alışveriş merkezlerindeki işlerimde ve ekstra işlerimde kullandığım diz boyunda elbiseler de mutlaka dolabımda bulunur.

Kadınlar için hayata dair tek bir tavsiyede bulunsanız ne söylerdiniz?
Kendilerini önemsesinler, kendilerine baksınlar. Hayat koşuşturmacayla geçiyor ama aynaya baktıklarında iyi hissetmek için bakımlı olsunlar. Kendilerini bırakmasınlar. Biraz da spor yapmalarını tavsiye edebilirim.

Sizi hep formda görüyoruz, bunun sırrını bizimle paylaşır mısınız? Özel bir diyet uyguluyor musunuz?
Bu yaz biraz kilo aldım aslında. Kışın düzenli spor yapıyordum. Biraz genetik ama yaş ilerledikçe yedikleriniz yaramaya başlıyor. Mesela annem 38 beden. Doğumda sekiz kilo almış, ben neredeyse beş kilo doğmuşum. Ailemizde kilo problemi yok. Bunun da etkisi var. Tabii kilo olmasa bile dinç olmak için spor yapmak gerekiyor. Diyet yapmıyorum ama bir gün abarttıysam ertesi gün az yiyerek dengelerim. Onun dışında aylarca diyet yapmışlığım yok.

Evde uyguladığınız, güzellik, bakım ritüelleriniz var mı?
Kan dolaşımını hızlandırmak için kabak lifiyle bacaklarıma masaj yaparım. Badem yağı ve gül suyunu çok kullanırım. Televizyon makyajını tonikle temizliyorum ama gündelik makyajımı hep gül suyuyla temizlerim.

Sizce şık görünmenin yeri ve zamanı var mıdır?
Tabii gece giyeceğiniz kıyafeti gündüz giyip komik olmak yerine, zamanına ve mevsimine göre giyinmek daha doğru. Eğer koşuşturmam çok fazlaysa topuklu ayakkabı yerine rahat bir şey seçerim. Genelde özenerek giyinirim. Ben çocukken de böyleydim. Markete giderken bile saçımı tarayıp, kokumu sıkıp öyle giderdim. Sadece bu işi yaptığım için değil, hep böyleyim. Bizim ailenin süslüsü benimdir. Üç gün çıkacağım tatil valizi ile üç ay çıkacağım tatil valizinin arasında az bir fark vardır. Benim bakım ürünlerim bile kimi zaman bir valiz edebiliyor.

Özlem Yıldız’ın rengi nedir?
Mor rengi çok seviyorum. Üzerimde mor renk bir şey olunca kendimi iyi hissediyorum.

Kendinizde sevmediğiniz bir özelliğiniz var mı?
Çabuk affediyorum. Belki iyi bir şey ama faydadan çok zarar getirdiğini görüyorum. İnsanlara verdiğim kadar almayı öğrenmem gerek. Ben hep insanlara koşulsuz güvendiğim, öyle değildir dediğim ve çok fazla inandığım için bu anlamda kendimi biraz törpülemek zorundayım.

Gelecekle ilgili planlarınız var mı?
Eskiden hayallerim hep kendi başımaydı. Şimdi ise artık Demir de var. Oğlumla birlikte 20 gün kadar uzun bir dünya turuna çıkmak istiyorum. Demir ile baş başa bütün uzak ülkeleri gezmeyi istiyorum. Ayrıca Demir’in iyi bir eğitim almasını istiyorum.

Röportaj: Nida Yağmur Yalçın
Styling: Büşra Demirel, Burcu Öztürk
Fotoğraf: Coşkun Turğut
Make-up: Emre Turhal
Saç: Ömer Abuşka- Instyle Kuaför Ankara

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN