Keyifli Hayatın Dergisi

The Sisters

SHARE
, / 332 0
The Sisters
   

‘The Sisters’ adlı reality şovlarıyla izlenme rekoru kıran, yaşayış biçimleri ve giyim tarzlarıyla Ortadoğu’nun Kardashian ailesi olarak gösterilen Nadine, Alice ve Farah Abdel Aziz kardeşler ile MODA’nın 4. yılına özel bir röportaj gerçekleştirdik.

_MG_3903 1

Lübnan’ın en çok konuşulan isimleri Nadine, Alice ve Farah Abdel Aziz kardeşler ile çok özel bir röportaja imza attık. Haklarında merak ettiğimiz sorulara samimi cevaplar veren üç güzel, ünlü moda fotoğrafçısı Charbel Msallem’in objektifinden ilk kez göreceğiniz fotoğraflarla karşınızda.

DSC_4623_pp

Sizi tanıyabilir miyiz?
Nadine: 24 yaşındayım ve işletme yönetimi mezunuyum. 16 yaşımdan beri modellik tutkum var ve şu anda profesyonel olarak modellik yapıyorum. Benim en iyi arkadaşlarım; tabi ki onlarsız yaşayamayacağım kız kardeşlerim.
Farah: 22 yaşındayım. Ben de Nadine gibi işletme yönetimi diplomasına sahibim. Eğlenmekten zevk alıyorum ve gülmeyi severim. Arkadaşlarım da beni çok eğlenceli bulurlar. Hayatı ve farklı kültürleri keşfetmeyi seviyorum ve her seyahatimde yeni bir tecrübe kazanıyorum.
Alice : 27 yaşındayım, tutkulu bir girişimciyim ve Beyrut’taki Lübnan Amerikan Üniversitesi Pazarlama Bölümü’nden mezunum.

DSC_4873_pp

Dünya çapında tanınıyorsunuz. Sosyal medyada nasıl fenomen oldunuz?
Nadine : Medya fenomeni olmak hiçbir zaman planlarımız arasında yoktu. Modaya olan sevgimiz, benzersiz tarzımız ve reality şovumuz ile uluslararası kamuoyunun dikkatini çektiğimizi düşünüyorum.
Farah : Sosyal medyada ki aktivitelerimiz ve tarzlı yaşam şeklimiz, hiç fark edileceğini düşünmediğimiz Güney Amerika ve Afrika dahil olmak üzere tüm dünyadan ve şehirlerden takipçi kazandırdı. Bence günümüzde sosyal medya kültürler arası köprü olma ve boşlukları doldurma konusunda büyük bir role sahip. Bu sebepten dolayı dünya çapında tanınıyoruz.
Alice : Moda ve yaşam tarzı ile ilgili tüm dünyanın sokak ve moda stillerine yoğunlaşan arap dünyasının ilk Instagram moda sayfalarından biri olan “StyleInBeirut” sayfamı iki yıl önce açtım. Bu sayfada yayınladığım fotoğraflar sayesinde dikkatleri üzerime çektim. Tüm dünyadan bir çok takipçi ve uluslararası bloglar benim tarzım ve moda düşüncelerim hakkında yazmaya başladılar.

IMG

‘The Sisters’ isimli reality şovla Ortadoğu’da izlenme rekoru kırıyorsunuz. Bu program hakkında detaylı bilgi verebilir misiniz?
Nadine: Reality Show bizim yaşam tarzımız etrafında dönmekte. Ailemizle ve arkadaşlarımızla olan ilişkilerimiz, günlük rutinlerimiz kısacası gün içinde yaşadıklarımız tüm dünyaya yayınlanıyor.
Farah : “The Sisters” bizim bebek projemiz. Sıkıcı günlük yaşantıları ve kız kardeşlerimle paylaştığım güçlü bağlarımızı gösterir. Bizim gerçekten çok güçlü bir ilişkimiz var. Kız kardeşiz ama ayrıca birbirimizin en iyi arkadaşı ve destekçisiyiz.
Alice : Ortadoğu’da kendi türünde ilk program olan “The Sisters”, uluslararası düzeyde benzeri görülmemiş bir uğultu başlattı. “The Sisters” bizim günlük yaşantımızı normal yollardan insanlara yansıtan, bu sebeple bütün dünyadan izleyici kitlesi olan bir program. Neredeyse her gün dünya çapındaki izleyicilerimizden “Anlamıyoruz, biraz İngilizce konuşun ya da lütfen programa İngilizce altyazı ekleyin gibi istekler alıyoruz.

Size Lübnanlı Kardashian kardeşler diyorlar. Neden? Bu sizi rahatsız ediyor mu?
Nadine: Doğru, onlarla karşılaştırılıyoruz ve bu bizi hiçbir şekilde rahatsız etmiyor. Ancak inanıyoruz ki onlarla olan tek benzerliğimiz kendi reality showları olan kız kardeşleriz.
Farah: İnsanların neden onlarla bizi karşılaştırdıklarını anlayabiliyorum. Biz de kardeşiz, ileri seviyede moda duygumuz, yaşam tarzımız ve kırılamayacak bir bağımız var. Fakat itiraf etmeliyim ki Kardashians kardeşlerden farklıyız. Biz ve onlar kesinlikle farklı karakter ve kişiliklere sahibiz.
Alice: Kız kardeş olmamız ve bir reality show’umuzun olması bizi doğrudan Kardashians kardeşlere yöneltiyor. Bunlara ek olarak paylaştığımız bazı özelliklerin aynı olması da var. Onlarla karşılaştırılmak bizi rahatsız etmiyor ve insanların bu karşılaştırmayı neden yaptıklarını anlıyoruz.

   

Kendinizi Kardashian’lara rakip olarak görüyor musunuz?
Nadine : Kardashian kardeşler ve bizim aramızda rekabete yer yok, biz farklı bir ülkede yaşıyoruz ve farklı kültürlere sahibiz. Ancak bir kadın olarak onları, geldikleri bu noktadan ve kendi başlarına kurdukları bu imparatorluktan dolayı tebrik edebiliriz. Umarız bu şekilde devam ederler.
Farah : Biz sadece kendimizle rekabet içerisinde olabileceğimize inanıyoruz ve aslında bu bizi yapabileceğimizin en iyisini yapmamız, kişisel ve profesyonel seviyelerde daha iyi bir insan olmamız için bizi her zaman itiyor.
Alice : Onlarla bir rekabet içerisinde değiliz.Tabi ki anlayabiliyoruz, bizden çok önce show’larına başladılar ve daha geniş kitlelere erişime sahipler. Çünkü Amerika’nın merkezindeler. Her halükarda başarılı ve girişimci oldukları için onları takdir ediyoruz. Bütün bu rekabet ve kıyaslama, medya tarafından başlatıldı ve gerçekten birçok açıdan farklı olduğumuza inanıyoruz.

Günlük hayatınızda neler yapmayı seviyorsunuz? Tutkunu olduğunuz hobileriniz var mı?
Nadine: Profesyonel olarak yaptığım modellik en büyük hobim. Podyum dışında, özel eğitmenimle birlikte haftanın üç günü boks yapmayı seviyorum. Ayrıca günlük hayatımda kardeşlerimle birlikte organize ettiğimiz yeni moda hattımız, “The Sisters Runway” için yaptığımız günlük aktiviteler, toplantılar, fotoğraf çekimleri ve moda oturumları bütün günümüzü alıyor diyebilirim.
Farah: Arkadaşlarım ve ailem hayatımın en büyük parçaları oldukları için günümün büyük kısmını onlarla geçiriyorum. Ayrıca spor yapmayı çok seviyorum. Düzenli olarak hergün spor salonuna gitmek bana büyük bir keyif veriyor. Bir de Türk dizileri günlük yaşantımın bir parçası oldu. Takip ettiğim birçok Türk dizisi var.
Alice : Günlük yaşantımın büyük bir bölümü, kız kardeşlerim ve çalışma ekibimizle iş planlarını takip etmekle geçiyor. Ayrıca yeni vizyona girmiş filmleri izlemeyi ve vücudu çalıştırmak için kusursuz bir yöntem olduğunu düşündüğüm yakın zamanda başladığım dans derslerim günlük hayatımın önemli bir kısmını oluşturuyor.

Türkiye’ye her fırsatta geldiğinizi biliyoruz. Türkiye hakkında düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? Türkiye’ye geldiğinizde en çok ne yapmayı seviyorsunuz?
Nadine: Türkiye’yi çok seviyorum. Geldiğimde kendimi evimde gibi hissediyorum. Gerçekten bizim ülkemizle birçok benzerliği paylaşıyor Türkiye. İnsanlar çok misafirperver ve sıcak, yemekler bir harika tabi ki alışveriş imkânları da kusursuz.
Farah : Türkiye’yi çok seviyorum. İstanbul’dan çok keyif alıyorum. İnsanların sıcaklığı, kusursuz yemekler ve bunlara ek olarak zengin tarihi ve kültürü Türkiye’yi bizim için en iyi seyahat hedefi haline getiriyor. Bu nedenle; ne zaman birkaç boş gün bulsak Türkiye’ye kaçmaktan ve ülkenin tadını çıkarmaktan büyük keyif alıyoruz.
Alice: Türkiye’nin sahilleri ve otellerinden keyif alıyorum. Bence sahil ve otelleriniz coğrafyanın en iyileri. Yöresel yemekler bir harika, ülkenizdeyken kendimi yemekler konusunda şımartıyorum. Türkiye’de alışverişi yapmayı çok seviyorum. Çünkü beğendiğim ve favorilerim olan markaları rahatlıkla bulabiliyorum. Bir de kusursuz moda çizgileri olan yetenekli yerel moda tasarımcılarınızı da unutmamak lazım.

Türkiye’den gelen bir şov programı veya başka bir proje olsa değerlendirir misiniz?
Nadine: Türkiye çok sanatsal bir ülke. Yapımcılık ve televizyon sektörü, çok ileri düzeyde. Bu yüzden önümüze güzel bir fırsat gelirse düşünebiliriz.
Farah: Eğer güzel ve bize değer katacak bir fırsat gelirse bir anlaşma düşünebiliriz.
Alice: Tabi ki kariyerimize ekleyebileceğimiz her türlü fırsata açığız.

Bize Lübnan’daki moda akımından bahseder misiniz? Türkiye’deki moda akımı ile benzer yada zıt yanları var mı?
Nadine, Farah, Alice : Daha önce belirttiğimiz gibi ülkelerimiz bir çok benzerliği paylaşıyor. En büyük benzerliği de ortak moda çizgilerimiz oluşturuyor. Moda akımlarımız bile birbirine çok yakın. Bu sene benim de model olarak çıktığım “Dosso Dosi” moda show’daki stil duygunuz ve moda çizgileriniz, büyük bir takdiri hak ediyor.

Son olarak… Türkiye’deki okuyucularımız için Lübnan’da nereleri gezmelerini, alışveriş yapmalarını ve yemek yemelerini tavsiye edersiniz?
Nadine: Lübnan, Türk insanlarının her detayından keyif alacağı kusursuz bir ülkedir. Başkentimiz Beyrut, mutlaka görülmesi gereken bir şehrimizdir. Alışveriş mekanlarıyla bilinen bir şehirdir. Lezzetli yemekler yiyebileceğiniz lüks restoranlar ve inanılmaz gece hayatını da unutmayalım.
Farah: Lübnan, tarih ve kültür açısından çok zengin. Neredeyse bin yaşında olan birçok şehiri barındırıyor. Okuyucularınıza Batroun, Jbeil, Baalbek, Tyre, Anjar şehirlerini ziyaret etmelerini kesinlikle tavsiye ederim.
Alice: Lübnan, zengin ve güzel doğası olan keyifli bir ülkedir. Şehirler dışında, yöresel köylerimizi, kışın kayak merkezlerimizi, yaz boyunca güzel sahillerimizi tecrübe etmenizi tavsiye ederim.

Röportaj: Gökhan Renklioğlu
Fotoğraf: Charbel Msallem

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN