Keyifli Hayatın Dergisi

Ünlü Küratör Çöğendez yeni projelerini anlattı

SHARE
, / 288 0
   

ANKARA’DA SANATIN KALBİNİN ATTIĞI BİLKENT SANAT SOKAĞI’NIN HİKAYESİ, KURULUŞ AMACI VE PROJELERİNİ, SANAT SOKAĞININ KURUCUSU RAHMİ ÇÖĞENDEZ’DEN DİNLEDİK. SANATIN ÖNEMİ, SANAT SEVGİSİ GİBİ KONULARA DEĞİNDİĞİMİZ RÖPORTAJIMIZDA ÇÖĞENDEZ, ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA HAYATA GEÇİRMEYİ PLANLADIĞI ONLINE SATIŞ PROJESİNİ DE ANLATTI.

Ankara’nın en başaralı resim sergilerini gerçekleştiren Rc Art Galeri’nin sahibi Küratör Rahmi Çöğendez, sanat sokağının kuruşun amacını, “Sanatı ve insanları yakınlaştırmak, insanları sanatla buluşmaları için bir alan yaratmak, bir market arabasıyla dolaşırken dahi bir resmi seyredebilmek için insanlara bir ortam hazırlamak istedik. Önümüzdeki günlerde hayata geçirmeyi planladığımız online satış projemizle de daha geniş kitlelere ulaşacağımızı düşünüyorum. Bunun için çok emek ve zaman harcadık” diye açıkladı.

Bilkent sanat sokağının kuruluş hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?

Bilkent Sanat Sokağı kuruluşu, işletmedeki yönetimin beni keşfetmesiyle gerçekleşti. Ankara Sheraton Otel’de sergiler yaparken aynı olayın kendilerinde de yapılıp yapılamayacağını sordular ve böylece projeye başladık. 2007 yıllında “Bir Zamanlar” isimle bir sulu boya projesi ile başlayan proje çok beğenildi. Bu sırada da Bilkent Center AVM’de yenileme çalışması yapılıyordu. O zamanın işletme müdürü bana alt katı gösterdi ve burda neler yapılabilir diyince, “Londra’da çok sevdiğim bir alışveriş merkezinin bir sanat sokağı var, yalnızca resim değil aklınıza gelen tüm sanatlarla ilgili herşey var. Orası çok hoşuma gitmişti Bilkent’in yapısınada çok uygun olur” diye düşünüp bir öneri getirdim ve kabul ettiler. Sanata kurum olarak da çok yakınlar. Sanatı seven bir aile oldukları için 2008 yıllında başladık ve şuanda yaşayan haline getirdik.

Kuruluş amacınız neydi?

Bilkent Center AVM yönetimi, kurum olarak sanata çok yakınlar. Sanatı seven bir aile oldukları için fikirlerime çok sıcak baktılar. Amacımız; sanatı ve insanları yakınlaştırmak, insanlara sanatla buluşmaları için bir alan yaratmaktı. Bir market arabasıyla dolaşırken dahi bir resmi seyredebilmesi için insanlara ortamlar hazırlamak istedik. Almaları önemli değil, insanların burada gönül gezdirmeye gelmesini istedik . Bugüne kadar 1000’e yakın sanatçı geçti buradan. Ankara’ya yılda üçyüz bine yakın diplomatik giriş çıkış oluyor. Onlarla yakın temas kurmaya çalışıp Türk sanatçısını onlara tanıtmak istedik.

Bilkent sanat sokağında verilen hizmetlerden bahser misiniz?

   

Çocuklar için pastel galeriler kurduk. Çocukların boyuna göre sergiler yaptık. Küçük müzadeyeler yapmaya başladık. Pandomim sanatçısı getirdik, canlı müzik yaptırdık. Canlı performanslarımız oldu. Bazı sosyal yaralara parmak bastık. Mesela kadına uygulanan şiddet konusunda yüz tane kadın ressamı aynı anda çalıştırarak bu eserleri müzadeye yolluyla satarak tüm gelirini şiddete uğrayan kadınlara bağışladık. Bu sene yine Soma’yla ilgili bir projemiz oldu. Sosyal sorumluluk projelerine çok önem veriyoruz. Özellikle sanatçılar bu konuda çok duyarlı. Keşke sanatçının topluma duyduğu saygı ve ilgi kadar, toplum da santçıya aynı ilgiyi ve saygıyı gösterse. Uluslar Arası Suluboya Derneği’nin yaptığı kataloğun anasponsoru bizdik. Bu kataloğu 240 sanatçıya dağıttığımız gibi dünyada yaklaşık 100’e yakın müzeye de verdik. Koleksiyoner olmanın ne demek olduğunu, bunun yalnızca bir hobi değil bir prestijde olduğunu, bir eser sahibi olmanın gelecek nesle de bırakılacak güzel bir miras olduğunu anlatmaya çalıştık. “Her duvar bir orjinali hak eder” sloganıyla biz bir yola çıktık, “ufacık da olsa orjinal bir eser alın” dedik. ”Sizin İçin Sanat” diye bir proje yaptık. Unicef’le iş birliği yaptığımız üç yıllık bir projeydi bu. Eserleri internet ortamında satışa sunduk. Bu projede on bine yakın eser sahiplerini buldu ve insanlar ufacık orjinal eserlerle bir koleksiyon sahibi olmaya çalıştı. Ben burada, emekli yaşlı bir beyefendinin torunu için her ay maşından 50 TL verip eser aldığını biliyorum. Şimdi bu sisteme yakın bir sistemi online olarak daha geniş bir yelpazede yapacağız. İki büyük projemiz daha var. Bir tanesi Bilkent Sanat Festivali. Buna çok güzel bir sanatçı grubuyla başladık ve ilk araştırmamız da “Yapılan sanat festivalleri niye devamlı olmamış. Ankara’da nerede hata yapılmış”ı araştırarak oldu. 2015 Ekim ayında Bilkent Uluslararası Sanat Festivali adı altında bu projeyi gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. En büyük hayalim, eğer uygun bir yer bulabilirsek Bilken’te Bilkent Modern’i de yapmak.

Online satış projenizden biraz bahseder misiniz?

Bilkent Sanat Sokağı’nın bir özelliği var. Biz sanatçılardan konsinye eser alıp satmıyoruz, eserlerini satın alıyoruz. Böylelikle elimizde çok büyük bir portföy oluştu. Birde şöyle bir özelliğimiz var; bizim rakamlarımız çok reeldir. Piyasada gerçek rakamlarla, gerçek kaliteyi sunan bir firmayız. Bu nedenle daha da yaygınlaştırmak ve sanat sokağına gelemeyenlere de ulaşabilmek için böyle bir online satış sistemi kurmak istedik ve bunu çok profösyonelce yapmak istiyoruz.

Ankara’da müzadeyelere ilgi nasıl?

Dünyanın neresinde iş yaparsanız yapın sabırlı olmanız lazım. Birinci müzayedemde biraz sakinlik vardı. İkinci, üçüncü müzayedeme kimse gelmedi. Beşincisinde dört beş bayrak verince müzadeyeyi iptal etmeyi düşündüm fakat işime olan saygım buna engel oldu. Yedincisine aynı şevkle başladım, daha sonrasında biyerlerden davet geldi, müşteri sayım fazlalaştı. Bugün 50. müzadeyedede yaklaşık 45 bayrak sayım var. Bu önemli birşey tabiki. 51. müzayedeyi İstanbul’da yapacağım.

Türkiye’de sanata olan ilgi maalesef Avrupa’daki gibi değil. Sanat sevgisi küçük yaşlardan mı edilmesi gereken bir alışkanlık?

Tabi bir çocuğun odasında bir resim bulundurması belki çocuğun sanat sevgisinin başlaması demek. İlkokularda buna yatkın öğrencilerin keşfedilip galerileri ve bizim tarzımızdaki kuruluşların buna destek vermesi lazım. Mesela, ben biraz büyükten başladım, okulların son sınıf talebeleri arasında resim yarışması yaptık. Kazananın ismine galeri açtık. Geleceğin Picasso’ları, Dali’leri burdan geçecek. Çocuklara gelecek olursak tekrar, Pastel Galeri fikri zaten bir çocuğun babasıyla sergi dolaşırken “babacım bakmaktan boynum ağrıdı” demesiyle çıkan bir projeydi. 5-9 yaş arasındaki çocuklar için 140 cm boyunda standlar yaptırdım. Eserleri onların seyredebileceği seviyeye getirdim ve onların sevecegi şekilde resimler yaptırdım. İsmini Pastel Galeri koyduk. İsim annesi kızımdır. Bu galeri çok sevildi ve anaokullarından randevuyla gelmeye başladılar. Basında da geniş yer aldı. Sergileri gezen çocukların hepsine boya kitabı hediye ettik. “Bir galeri nasıl gezilir, bir galeride sorular ne olmalıdır” gibi küçük küçük öğretilerde bulunduk. Pastel galeriyi gerçek bir küçük galeri boyutunda, kapalı bir alanda yapmayı düsünüyoruz sokağımızda.

RÖPORTAJ Esin KORUCU

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN