Keyifli Hayatın Dergisi

Uzman Diyetisyen Banu Topalakçı ile Sağlıklı Beslenme Üzerine

SHARE
, / 358 0
   

“Kendinize Takılıp Düşmeyiniz”

Yaz etkisini hissettirmeye başlayınca, sağlıklı beslenme ve ideal kiloya ulaşma üzerine daha fazla düşünülüyor. İdeal olana ulaşmak için tercih edilen yöntemler ne yazık ki her zaman sağlıklı olmuyor. Uzman Diyetisyen Banu Topalakçı’dan sağlıklı beslenme ve ideal kiloyu kalıcı hale getirme üzerine çok özel tavsiyeler dinledik.

Kariyer geçmişinizden bahseder misiniz?

1998 yılında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden mezun oldum. Mezuniyetin ardından çeşitli gıda firmalarında danışman olarak çalıştım. 2007 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde gıda güvenliği üzerine hazırladığım tezimi tamamlayarak bilim uzmanlığımı aldım. 2001-2010 yılları arasında Ankara’da özel bir hastanede, beslenme bölümünün kuruculuğunu ve yöneticiliğini yaptım. Mevcut hastanede 2002 yılında “Erişkin Hasta Diyet Polikliniği” ile “Obesite ve Zayıflama Merkezi”ni ve “Beslenme Destek Ünitesi”ni kurdum. 2004 yılında bebek ve çocuk beslenmesine ilişkin takip ve tedavilerin düzenli olarak yapıldığı “Pediatri Diyet Polikliniği”ni kurarak, “Pediatri Diyetisyeni” kavramını yerleştirdim. 2010 haziranından itibaren kurucusu olduğum İdeal Beslenme Eğitim ve Danışmanlık Merkezi’nde uzman diyetisyen olarak, 2013 yılından bu yana da Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde misafir öğretim görevlisi olarak çalışmalarıma devam ediyorum. Aynı zamanda pek çok firmanın, kurumsal sağlık danışmanlığını yürütüyorum.

Uzman diyetisyen ve eğitmen olarak, ne tür eğitimlere katılıyorsunuz?

Düzenli olarak 2010 yılından bu yana Amerika Harvard Tıp Fakültesi’nde Obesite Tedavisi üzerine eğitimler almaktayım. Şuan en önemli eğitim önceliğim bu.

Sağlıklı beslenmek nasıl yaşam biçimi haline getirilebilir?

‘Hayat..gerektiği gibi gerektiği kadar’, derim her zaman. Sağlıklı ve dengeli yaşam tarzını ömür boyu benimseyebilmek, hepimizin en çok arzu ettiği şey. Aslında hepimiz; sağlıklı yaşam seçeneklerinin neler olduğunu, sporun önemini, daha az alkol tüketmemiz, sigarayı bırakmamız ve zayıflamamız gerektiğini çok iyi biliyoruz. Ancak bütün bunları biliyor olmakla; harekete geçmek ve yaşam tarzı haline getirmek arasında çok fark var. Hayatımızda pozitif yaşam değişiklikleri yapmak kolay değildir. Yapılan değişiklikleri kalıcı hale getirmek ise daha da zordur. Kolay olsaydı, moda diyetler, spor merkezlerine yapılan üyelikler, yaşam koçlukları ve medyanın konuya ilgisi her geçen gün artıyor olmazdı. Yaşamımızda gerçekleştirmeyi planladığımız her türlü olumlu değişiklik, kişinin kendini rahat ve güvende hissetmesiyle daha kolay yapılır. Dolayısıyla kişinin seçimlerinin kendisini mutlu ediyor olması, başarıyı beraberinde getirir. Aç kalarak, etrafımızı yasaklarla çevirerek, günün 3-4 saatini spor merkezlerinde geçirerek, ne mutlu ne de başarılı olabiliriz. Yeterli ve dengeli beslenme; aşırıya kaçmadan, vücudun gereksinimine yetecek kadar besin alınmasıdır. Bu yüzden, her çeşit besini tüketin! Hiçbir besin tek başına ihtiyacımız olanı karşılamaz.

   

Size başvuran hastalarınızla nasıl bir yol haritası belirliyorsunuz?

Diyet, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılmasını ve kazanılan alışkanlıkların sürdürülmesini sağlar. Amaç ‘diyet yapmak’, ‘diyete girmek’ değil sağlıklı beslenmek, kilo alımına neden olan beslenmeyle ilişkili davranışlardan vazgeçmek olmalıdır. Kalıcı kilo kaybı sağlamak ve ulaşılan vücut ağırlığını korumak sağlığı korur ve kronik hastalıkların gelişmesini önler. Ben de tüm bu sebeplerden ötürü, danışanlarıma öncelikle beslenmeyi öğretiyorum.

İdeal kiloya ulaşıldığında, korumak için neler yapmak gerekir?

İdeal kiloya inip, orada kalmak için sağlıklı bir hayat tarzı benimsemekten başka yol yok. Bu hayat tarzının herkes için ortak bazı prensipleri olsa da her birimiz kendimize uygun tarzı bulup benimsemek zorundayız. Benim 12 yıldır takip ettiğim danışanlarım var. İdeal kiloya geldikten sonra onu korumak için yılda 2-3 kez mutlaka görüşüyoruz. Böylece proaktif davranarak kilo almanın önüne geçiyoruz.

Son dönemlerde çok popüler olan ‘Dukan’ gibi diyet kitapları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Popülerizme hizmet eden kitaplar olduğunu düşünüyorum. Bilimsel alt yapısı olmayan, insanların dikkatini çekecek iyi bir algı yönetimi yaklayan kitaplar bunlar. Maalesef oldukça ilgi görüyorlar ve doğurdukları sakıncaları yine bizler düzeltiyoruz. Bu kitaplarda yer alan programlarla verilen kilolar, başarı öyküsü gibi görülse de işin gerçeği hiç öyle değil. Kontrolsüz olarak uygulan bu programlar pek çok hastalığa zemin hazırlıyor.

Oldukça sağlıklı ve fit görünüyorsunuz. Sizin kilolu olduğunuz dönemler oldu mu hiç?

Olmaz mı, oğlumun doğumuna 91 kilo ile girdim. Yaklaşık 34 kilo almıştım. Ama hamileliğim süresince bildiğiniz yedim… Hayatımın en kötü beslendiğim dönemiydi. Doğum sonrası gerçek yaşama döndüm ve acı gerçeklerle dolu bir süreç içinde buldum kendimi. Yaklaşık 3 yılda eski kiloma döndüm ama bu işin ne kadar zor olduğunu ve işin psikolojik yanını da bizzat öğrenmiş oldum. Bu da tek kazanımdı benim için. Dolayısıyla danışanlarımın içinde bulunduğu süreci çok iyi biliyor, gerçek anlamda empati kurabiliyorum.

Yemekten her zaman kaçınırım dediğiniz yiyecekler var mı?

Yok aslında. “Toksik olan dozdur..” felsefesinin takipçisiyim..

İŞTAHINIZI BASKILAR

Tatlı Krizlerinde Vitamin Smoothie

Portakal + limon suyu + taze nane + greyfurt + 1 çay kaşığı pekmez + 1 top vanilyalı light dondurma

METEBOLİZMA HIZLANDIRIR

Omega Smoothie

Çilek + nar suyu + yabanmersini + antep fıstığı + keten tohumu + ceviz + fındık + tarçın + 100 ml soya sütü, blenderize edilerek içilir.

İlgili Haberler

YORUM YAPIN

Your email address will not be published.

PASSWORD RESET

LOG IN